Derleyen : Mehmet ALBAYRAK Dünya’ya mağrur kişi Tövbeye gel tövbeye Uçmadan ömrün kuşu Tövbeye gel tövbeye Ey halk içinde ulu Olmuş nefsinin kulu İşit hey yaman havli Tövbeye gel tövbeye Sakalına baka bak Kara iken oldu ak Dünya sana kurdu fak Tövbeye gel tövbeye Ulu kıyamet kopa Düz ola dere tepe Niceler yoldan sapa Tövbeye gel tövbeye Kaça gide can kuşu Kuru kala ten dahi Yunus Emre sen dahi Tövbeye gel tövbeye * * * Hep fesad işlerime, Estağfirullah tövbe Yaman teşvişlerime, Estağfirullah tövbe Gözümün baktığına, Gönlümün aktığına Kulağım duyduğuna, Estağfirullah tövbe Dilimin gıybetine, Nefsimin lezzetine Hep azam lezzetine, Estağfirullah tövbe Bildim suçumu bildim, Döndüm Çalabım tuttum Geldim kapına geldim, Estağfirullah tövbe Benden suçumu sorma, Ayıbım yüzüme vurma Mahrum beni döndürme, Estağfirullah tövbe Settarul Uyup sensin, Gaffaruz Zunup sensin Fettahul Gulup sensin, Estağfirullah tövbe Gerçi kim günahım çok, Rahmetin dahi artık Asına kapım açık, Estağfirullah tövbe Nefs bendine tutuldum, Şeytana esir oldum Her hata ki ben kıldım, Estağfirullah tövbe Eşrefoğlu Rumi’nin, Şol çok günahlarının Kefaretidir anın, Estağfirullah tövbe Tövbeyi Tacil edin, Gelin cennete gidin Ey müminler siz idin, Estağfirullah tövbe Arzu yılanlarının, Canları soktuğunun Tiryaki ol avunun, Estağfirullah tövbe İlacı ol avunun, Estağfirullah tövbe * * * Ey hevasına tapan, Tövbeye gel tövbeye Hak’ka tap Hak’tan utan, Tövbeye gel tövbeye Nice nefse uyasın, Nice dünya kovasın Vakt ola usanasın, Tövbeye gel tövbeye Nice beslersin teni, Yılan çiyan yer anı Ko teni besle canı, Tövbeye gel tövbeye Sen teni sandın seni, Bilmedin senden teni Odlara yaktın canı, Tövbeye gel tövbeye Sen dünya-perest oldun, Nefsin ile dost oldun Sanma dirisin öldün, Tövbeye gel tövbeye Gör bu müekkilleri, Yazarlar hayr-u şerri Günahdan olgıl beri, Tövbeye gel tövbeye Ey miskin âdemoğlu, Usan tutma âlemi Esmeden ölüm yeli, Tövbeye gel tövbeye Ölüm gelecek naçar, Dilin tanını şaşar Erken işini başar, Tövbeye gel tövbeye Göçer bu dünya kalmaz, Ömür payidar olmaz Son pişmaz assı kılmaz, Tövbeye gel tövbeye Tövbe suyuyla arın, Dimegil bugün yarın Göresin Hak didarın, Tövbeye gel tövbeye Eşrefoğlu Rumi sen, Tövbe kıl erken uyan Olma yolunda yalan, Tövbeye gel tövbeye * * * Seherde açılan güller hürmetine Zikrinle dönen diller hürmetine Rükuya bükülen beller hürmetine Hacalet narına yakma ya Rabbi! Yolunda kaim kullara bağışla Rızana giden yollara bağışla Arşına açılan ellere bağışla Cahimin içine sokma ya Rabbi! Secdeye kapanan başlar hürmetine Aşkınla sızlayan döşler hürmetine Gecelerde dökülen yaşlar hürmetine Gazabınla bize bakma ya Rabbi! Uhud’da yarılan yüze bağışla Mirac’da gören göze bağışla O anda geçen söze bağışla Sırat’tan aşağı dökme ya Rabbi! Cemi peygamberlerin canı hürmetine Ciharı yar-ı Güzin’in dini hürmetine Uhud şehitlerinin kanı hürmetine Suçlarımızı başa kakma ya Rabbi! Muhammed Mustafa’nın (SAV) özüne bağışla Fatımatüz Zehra adlı kızına bağışla Yetim yetemanın yüzüne bağışla Huzurunda boynumuzu bükme ya Rabbi! Kuranı kerimde geçen kelam hürmetine Mekke Medine’deki âlem hürmetine Arş kürs levhü kalem hürmetine Sualde fazla sıkma ya Rabbi! İsmi isminle bir yazılana bağışla Din uğrunda kan döken gazilere bağışla Kerbelada can veren kuzulara bağışla Dinsizlerle nara sokma ya Rabbi! * * * Ey rahmeti bol pâdişâh Cürmüm ile geldim sana Ben eyledim hadsiz günah Cürmüm ile geldim sana Hadden tecâvüz eyledim Deryâ-yı zenbi boyladım Ma’lûm sana ben neyledim Cürmüm ile geldim sana Senden utanmadım hemân Ettim hatâ gizli a’yân Vurma yüzüme el-amân Cürmüm ile geldim sana Aslım çün bir katre meni Halk eyledin andan beni Aslım deni, fer’im deni Cürmüm ile geldim sana Gerçi kesen fıskü fücur Aybü zelel çok her kusur Lakin senin adın Gafur Cürmüm ile geldim sana Zenbim ile doldu cihan Sana ayan zahir nihan Ey lütfu bihat müsteban Cürmüm ile geldim sana Adın senin Gaffâr iken Ayb örtücü Settâr iken Kime gidem sen var iken Cürmüm ile geldim sana Hiç sana kulluk etmedim Rah-ı rızana gitmedim Hem buyruğunu tutmadım, Cürmüm ile geldim sana Bin kere bin ey Padişah Etsem dahi böyle günah La taknatu bana Penah Cürmüm ile geldim sana İsyanda Kuddûsî şedîd Kullukta bir battal pelîd Der kesmezem senden ümîd Cürmüm ile geldim sana * * * Salihlerin yoldaşı, La ilahe illallah Âşıkların haldaşı, La ilahe illallah Mü’mine veren iman, İmanda sabit kılan Günahlarını yuyan, La ilahe illallah Belaları def eden, Masivadan kad eden Hicapları ref eden, La ilahe illallah Cehennemden kurtaran, Cennette sefa süren Hak cemalini gören, La ilahe illallah Endişesi Hak ola, Gönlü nur ile dola Mahşerde diye gele, La ilahe illallah Şol demki göçe canı, Lagaf durur nişanı Çürümeye hiç teni, La ilahe illallah Abdulkadir sultana, Yapış inan Kur-an’a Yetiştirir yezdana, La ilahe illallah Ey Fuadı fikreyle, Bu niğmete şükreyle Daim Hak’kı zikreyle, La ilahe illallah * * * Taştı rahmet deryası Gark oldu cümle ası Dört kitabın manası La ilahe illallah Kitaplarda yazılıdır Gönüllerde gizlidir Söylenecek söz budur La ilahe illallah Cennet’ten çıktı Adem Dünyaya bastı kadem Bunu der idi her dem La ilahe illallah Erenlerin kılıcı Arşa çıkar bir ucu Her dertlerin ilacı La ilahe illallah Budur esmanın hası Siler kalplerden pası İsmi azam duası La ilahe illallah Gönüllere yol eder Dağı taşı kül eder Sultanları kul eder La ilahe illallah Güneş burcundan doğar Aleme rahmet yağar Hak’kın birliğin över La ilahe illallah Yunus da bunu dedi Yanar yürek aşk odu Mevlanın güzel adı La ilahe illallah * * * Ey derde derman isteyen Gel halkayı tevhide gir Sıdkıyle canan isteyen Gel halkayı tevhide gir Bu halkada hazır olan Mağfir oliser bi güman Hak dostlarıdır zakiran Gel halkayı tevhide gir Zikir ile sen hemdem ol Dahletme bize matesem ol Esrarı Zikre mahrem ol Gel halkayı tevhide gir Yâd eyle dostun adını Bulasın aşkın tadını Kesbeyle gel bul tadını Gel halkayı tevhide gir Dahletme bize vaiza Çün ederiz Zikri Hüda Maksut ise ancak rıza Gel halkayı tevhide gir Ko gafleti Kuddusiya Zikri Hüda et daima İster isen vaslı lika Gel halkayı tevhide gir Hak’kın Habibi Mustafa Der Ravzayı Cennet Ana İblise uyma ey hüma Gel halkayı tevhide gir İnkârı ko ikrara gel Ağyarı terket yâre gel Bülbül gibi gülzara gel Gel halkayı tevhide gir Aşıkta ar olmaz şaha Zahit eder kibri riya Talibi Hak isen beya Gel halkayı tevhide gir Bu halkada iş tez biter Giren murada tez yeter Bu pendimi tut ey püser Gel halkayı tevhide gir Dur olmagıl bu halkadan Dersem bulayım dostu ben Guş eyle bu sözüme sen Gel halkayı tevhide gir Bulur alil bunda şifa Bunda celis olur Hüda Zakirlere eyler ata Gel halkayı tevhide gir Mümin olan tevhid eder İmanını tecdit eder Gönüldeki teşviş gider Gel halkayı tevhide gir * * * Semadan sırrı tevhidi Duyan gelsin bu meydane Derun içre bu gün Allah Diyen gelsin bu meydane Görenler Nûr-u Gaffârı Duyanlar sırrı Settarı Cihanda şişeyi arı Kıran gelsin bu meydane Seladır ehli irfana Getirsin canı kurbana Başı canı Hak yoluna Koyan gelsin bu meydane Cümlenin Halıkı birdir Niçin bazısı gafildir Bu ne hikmet bu ne sırdır Bilen gelsin bu meydane Geçip bu ab ile gülden Dahi cümle kal-u kıldan Bu dünya nakşini dilden Yuyan (silen) gelsin bu meydane Gönül maksudunu buldu Cihan envar ile doldu Bugün Nuri imam oldu Uyan gelsin bu meydane Bu gün şeyhim imam oldu Uyan gelsin bu meydane * * * Her kim der ise daim La ilahe illallah Gönlünde dura kaim La ilahe illallah Endişesi Hak ola Gönlü Nur ile dola Mahşerde diye gele La ilahe illallah Şol demki göçe canı La Havfun ola şanı Çürümeye hiç teni La ilahe illallah Aldatmaya şeytan Mınisi ola Rahman Hem kurtariser iman La ilahe illallah Ol gün ki kara yüzler Hem söylemeye sözler Hoş hüccet olup söyler La ilahe illallah Var Eşrefoğlu Rumi Tarh edegör gönülden Tevhide canu dilden La ilahe illallah Cehd eyle masivayı Tarh edegör gönülden Tevhide canu dilden La ilahe illallah * * * Her imkânda bu kelam Devam et sabah akşam Eder sana da selam La ilahe illallah Elbet lütfeder Çalap Günahlar olur sevap Durma ihvan tevhid yap La ilahe illallah Gönülleri pak eden Her müşkili halleden Kulu Hak’ka er gören La ilahe illallah Hz. Muhammed’in Cümle Nebi Mürselin Ettiler bunu telkin La ilahe illallah Bütün Ashab-ı Resul Bununla etti vüsul Rahman’a en yakın yol La ilahe illallah İster isen halasın Dâhil ol kurtar canın Kalasıdır Hüda’nın La ilahe illallah Her aşıkın Matlubu Her sadıkın arzusu Hak dostlarının yolu La ilahe illallah Abdulkadir sultanım Hayri Baba’dır Şahım Affet beni Allah’ım La ilahe illallah Mehmet Albayrak söyler Halikını zikreyler Aşk ile bunu derler La ilahe illallah * * * Hak’ka aşık olanların Daim işi tevhid olur Terki siva kılanların Daim işi tevhid olur Mevlasına eyler firar Zikrin eder leylü nehar Hep kari edip ihtiyar Daim işi tevhid olur Cismi olur insan ile Kalbi olur yezdan ile Kah gizli kah ihvan ile Daim işi tevhid olur Aşkı eder ruha gıda Zikir eder kalbi cila Tevhide buluben safa Daim işi tevhid olur Vahşi olup uzlet eden Halktan hemen nefret eden Mevlası ile sohpet eden Daim işi tevhid olur Fakriyle eder iftihar Aşk oduna daim yanar Bilmez nedir namusu ar Daim işi tevhid olur Kuddusinin getti sana Zikri Hüda dır daima Âşıkların subhu mesa Daim işi tevhid olur * * * Görerek dost cemalini, Göçer illallah diyenler Kalbine tevhid nuru Saçar illallah diyenler Hak kulların hepisini Fazl ile yapmış yapısını Sekiz cennetin kapısını Açar illallah diyenler Günahı çirkinden yuyup Yüzü bedir aya dönüp Kanatlı burağa binip Uçar illallah diyenler Gündüzü döndürür şebi Ümmetim der ona nebi Sıratı yıldırım gibi Geçer illallah diyenler Düzelt gönül harabını Ko bu dünyanın şarabını Dosttan aşkın şarabını İçer illallah diyenler Yunus cihan değil baki Mağrur olup olma şaki Batılın içinden Hak’kı Seçer illallah diyenler * * * Allah’ımın adıdır illallah Sancağında asılıdır illallah O Rab’bimin adıdır illallah Mühüründe basılıdır illallah Okuyalım kuranı illallah Bir olan adını illallah Kıymetini bilelim illallah Yüce Resulullahı HAY Alim olsun haberim illallah Kur’an olsun rehberim illallah Ne büyük bir mucize illallah Bu Kur’an peygamberim HAY Daim durma zikreyle illallah Kuran ile gir kabre illallah Herkes cevap verecek illallah Münkir ile Nekir’e HAY Her an düşünüyorum illallah Sırat’ın korkusunu illallah Kur-an’dan alıyorum illallah Cennet’in kokusunu HAY * * * Aşkınla çak olsa bu ten Yine ben illallah direm Yansa kül olsa bu beden Yine ben illallah direm Eğer beni yandırsalar Külüm göğe savursalar Her azamı ayırsalar Yine ben illallah direm Bağrımda bitse başlarım Çeşmimde aksa yaşlarım Ahü zar olsa işlerim Yine ben illallah direm Seyyid Nizam oğlu bile Ceddiyle haşrolsa bile Mümin muvahhidler ile Yine ben illallah direm * * * Allah diye diye deryaya daldım Aradım deryayı kalbimde buldum Çok günah işledim ben pişman oldum Gel Allah’a yürü yol kapanmadan Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan Allah diye diye kalbini coştur Allah demek kardeş ne güzel, hoştur Aldanma dünyaya hepsi de boştur Gel Allah’a yürü yol kapanmadan Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan Allah diye diye yanıyor içim Gençlik elden gitti ağardı saçım Çok günah işledim bağışla suçum Gel Allah’a yürü yol kapanmadan Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan Neyi aldın neye güvendin? Şeytana uydun geride kaldın Güzel Allah’tan ne tez usandın? Gel Allah’a yürü yol kapanmadan Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan Yüce Hak’ka karşı olur mu böyle? Geride kalmışsın doğruyu söyle Gel mü’min kardeşim tövbeler eyle Gel Allah’a yürü yol kapanmadan Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan * * * Mevlam bana ver aşkını Hayranın olayım senin Bülbül gibi gülşeninde Nalanın olayım senin Yandır beni yandır beni Aşk meyinden kandır beni Sarhoş edip döndür beni Mestanın olayım senin Yar eyle beni yarına Koyma bugünü yarına Yak beni aşkın narına Pervanen olayım senin (Suzanın olayım senin) Gönül kuşun sana uçur Aşk meyinden daim içir Bu tacı hırkadan geçir Üryanın olayım senin Seyyid Nizamoğlu Hoca Ayırma kendinden yüce Gerek gündüz gerek gece Mihmanın olayım senin * * * Aşkınla yak kül et beni Tek bulayım Mevlam seni Çiğnet yüzüm yol et beni Tek bulayım Mevlam seni Nuh gibi dövdür ellere Emreyle sövdür dillere Düşürüp uzak yollara Tek bulayım Mevlam seni İbrahim’im nar et yerim Musa gibi Tur et yerim İsa gibi dar et yerim Tek bulayım Mevlam seni Yusuf gibi caha düşür Yakup gibi ağlat taşır Aşkını başımdan aşır Tek bulayım Mevlam seni Biçtir beni Çerciş gibi Yutsun balık Yunus gibi Ahınla yak Koknus gibi Tek bulayım Mevlam seni İki cihanın güneşi Bağladı bağrına taşı Akıtıp gözünden yaşı Tek bulayım Mevlam seni Seyyid Nizamoğlu medet Lütfuna hiç yoktur adet Dile şifa ver dile dert Tek bulayım mevlam seni * * * Affet isyanım benim, Halim yaman Allah’ım Ref et nisyanım benim Medet aman Allah’ım Halim yaman Sultanım Defterim dolu siyah Amelim tekmil günah Sensin kuluna penah Medet aman Allah’ım Halim yaman Sultanım Affına güvenirim Kapında dilenirim Kovsan yine gitmezem Medet aman Allah’ım Halim yaman Sultanım Ben bir yüzü karayım Sana nasıl varayım Ya kime yalvarayım Medet aman Allah’ım Halim yaman Sultanım Ömrümü ettim heder Mücrimim halim beter Bana kulum de yeter Medet aman Allah’ım Halim yaman Sultanım Ümmet et Habibine Gönüller tabibine Rehmeyle garibine Medet aman Allah’ım Halim yaman Sultanım LA TAKNATU buyurdun Rahmetinle doyurdun Kullarına duyurdun Medet aman Allah’ım Halim yaman Sultanım Aşki’yi azad eyle Cemalinle şad eyle Kulum diye yad eyle Medet aman Allah’ım Halim yaman Sultanım * * * Aşıkı yezdan, der Allah Allah Talibi irfan der Allah Allah İnsi Cin daim, kullukta kaim Vahşi behayim, der Allah Allah Nemlu Tüyur hem, zikreder Hudem Natıkı ebsem, der Allah Allah Yerler felekler, cümle melekler Suda samekler, der Allah Allah Ziruh cemadat, eyler ibadat Cümle mahlukat, der Allah Allah Allah di ey yar, her zaman her yar Müştaki didar, der Allah Allah Her derde derman, zikri hak ey can İsteyen Rıdvan, der Allah Allah İt hemen tekrar, bu ismi ey yar Saliki Cabbar, der Allah Allah Zikreyle Aşık, ol vasla layık Talibi sadık, der Allah Allah Gel yan bu nara, git gir digare Arayan çare, der Allah Allah Olma Kuddusi, bu ismi nasi Hak aşinası der Allah Allah. * * * Aşıkı didar, Allah Allah de Dağılsın keder, Allah Allah de Dünyaya dalma, Ölmüyom sanma Gece uyuma, Allah Allah de Dağ ile taşta, Kuru ile yaşta Çağır her işte, Hemen Allah de Artır vermeni, Söyle derdini Terket yurdunu, Güven Allah de Haksızlık etme, Kem yola gitme Allah’ı unutma, Güven Allah de Dilin durmadan, Rab’bin sormadan Kabre girmeden, İnan, Allah de. * * * Bihamdilillah derim Allah Alup aklımı fikrullah Hamdilillah derem Allah Alup aklımı fikrullah Salâtullah, selâmullah Aleyke ya Resulullah Dilimde zatın esması Bana üns oldu zikrullah Salâtullah, selâmullah Aleyke ya Resulullah Ben ol pervaneyim Cemalin şemine yandım Yanuben küllü kül oldum Beni mahvetti aşkullah Salâtullah, selâmullah Aleyke ya Resulullah Bu tevhidden murad ancak Cemali zata ermektir Görünen kendi zatıdır Değildir sanmaki gayrullah Salâtullah, selâmullah Aleyke ya Resulullah Gönül ayinesin sofi Eğer kılar isen safi Açılır sana bir kapı Ayan olur cemalullah Salâtullah, selâmullah Aleyke ya Resulullah Şemsi Tebriz bunu bilir Ehad kalmaz fena bulur Bu alem küllü mahvolur Hemen baki kalır Allah Salâtullah, selâmullah Aleyke ya Resulullah * * * Şol Cennetin ırmakları Akar Allah deyu deyu Çıkmış İslam bülbülleri Öter Allah deyu deyu Salınır Tuba dalları Kuran okur hem dilleri Cennet bağının gülleri Kokar Allah deyu deyu Kimler yiyip kimler içer Hep melekler rahmet saçar İdris nebi hulle biçer Subhan Allah deyu deyu Ol Allahın melekleri Daim tesbihte dilleri Cennet bağı çiçekleri Kokar Allah deyu deyu Altındandır direkleri Gümüştendir yaprakları Uzandıkça budakları Biter Allah deyu deyu Aydan aydındır yüzleri Şekerden tatlı sözleri Cennet’te huri kızları Gezer Allah deyu deyu Hakka aşık olan kişi Akar gözlerinin yaşı Pür nur olur içi dışı Söyler Allah deyu deyu Ne dilersen Hak’tan dile Kılavuzla gir bu yola Bülbül aşık olmuş güle Öter Allah deyu deyu Açıldı gökler kapısı Rahmetle dolu hepisi Sekiz Cennet’in kapısı Açar Allah deyu deyu Yunus Emre var yarına Koma bu günü yarına Yarın Hak’kın divanına Varam Allah deyu deyu * * * Ey Allah’ım beni senden ayırma Beni senin didarından ayırma Seni sevmek benim dinim imanım İlahi dini imandan ayırma Sararıben solup döndüm hazana İlahi hazanımı daldan ayırma Şeyhim güldür ben anın yaprağıyam İlahi yaprağı gülden ayırma Ben ol dost bahçesinin bülbülüyem İlahi bülbülü gülden ayırma Balığın canı suda dediler İlahi balığı gölden ayırma Eşrefoğlu senin kemter kulundur İlahi kulunu Sen’den ayırma * * * Ezelden aşkınla Allah Ben yane geldim Cemalin şem’ine Allah Pervane geldim Koy beni yatayım Allah Şeyh eşiğinde Şu tatlı canımı Allah Kurbane geldim Nefsin kal’asını Allah Tevhiddir yıkan Esma kuvveti ile Allah Meydane geldim Aşıkların didarın Allah Gördüm düşümde Kalmadı takadım Allah Divane geldim Şemsi Tebrizinin Allah Tablın kurmuşlar Şeyhim himmetiyle Allah Meydane geldim * * * Allah diyelim daim Mevlam görelim neyler Yolda duralım daim Mevlam görelim neyler Sen sanmadığın yerde Şayet açıla perde Derman erişe derde Mevlam görelim neyler Gündüz olalım saim Gece olalım kaim Allah diyelim daim Mevlam görelim neyler Netti bu Yunus netti Bir doğru yola gitti Bir şeyh eteğin tuttu Mevlam görelim neyler * * * Ne zaman anarsam seni Kararım kalmaz Allah’ım. Senden gayrı gözüm yaşın Kimseler silmez Allah’ım. Sen yarattın cismü canı Sen yarattın bu cihanı Mülk senindir kerem kânı Kimsenin olmaz Allah’ım Açılır bağı bostanın Okunur dilden destanın Senin baktığın gülistanın Gülleri solmaz Allah’ım Sensin ismi Bâkî olan Sensin dillerde okunan Senin aşkına dokunan Kendini bilmez Allah’ım. Aşkın bahrına dalmayan Canını feda kılmayan Senin cemalin görmeyen Ebedi gülmez Allah’ım Zar olur aşıkın işi Durmaz akar gözü yaşı Senden ayrı düşen kişi Didarı görmez Allah’ım Âşık Yunus seni ister Lutfeyle cemalin göster Cemalin gören âşıklar Ebedi ölmez Allah’ım. * * * Cana cefa kıl ya vefa, Kahrın da hoş, lutfun da hoş Ya derd gönder ya deva, Kahrında hoş, lutfun da hoş. Hoştur bana senden gelen Ya gonca gül yahut diken Ya bir hilal yahut kefen Lutfun da hoş, kahrın da hoş! Gelse cemalinden vefa Yahut celalinden cefa İkisi de cana safa Lutfun da hoş, kahrın da hoş! Ger bağ-u ger bostan ola. Ger bendü ger zindan ola, Ger vasl-ü ger hicran ola, Kahrın da hoş, lutfun da hoş. Gerek ağlat gerek güldür Gerek yaşat gerek öldür Aşık Yunus sana kuldur Lutfun da hoş, kahrın da hoş! Ey padişah-ı lemyezel Ey kadir ü Hayyü ezel Ey lutfu çok, kahrı güzel Lutfun da hoş, kahrın da hoş! Ağlatırsın zarı zarı Eğer göstermezsen yarı Layık görür isen narı Narın da hoş, nurun da hoş! * * * Alma tenden canımı Aman Allah’ım aman Görmeden cananımı Aman Allah’ım aman Bir kez yüzün göreyim Payine yüz süreyim Canım anda vereyim Aman Allah’ım aman Ahım göğe çıkmasın Felekleri yıkmasın Melekleri yakmasın Aman Allah’ım aman Zar eyleme işimi Zehreyleme aşımı Dökme kanlı yaşımı Aman Allah’ım aman Aşıkım Muhammed’e Ol Resüli emcede Koyma beni hasrete Aman Allah’ım aman Yunus canın şükrane Kurban etsin canane Atma daim hicrane Aman Allah’ım aman * * * Yandım Yakıldım ben nar-ı aşka, Andelib oldum gülzarı aşka Allah-u Allah Allah-u Allah Allah-u Allah Allah-u Allah Bezmi elesten mest olup geldim Ben bende doldum hünkara geldim. Hizmeti şeyhe kulluk ede gör Mahrem olursun esrarı aşka Evvel aldandım pek kolay sandım Yandıkça yandım men narı aşka Enel hak sırrın çün bildim ayan Mansur olursun perdarı aşka Nice Süleyman geldi cihane Ben Süleymanım serdarı aşka. * * * Hannan Allah Mennan Allah, Her dertlere derman Allah Salatullah Selamullah Aleyke Ya Rasulallah Ey Allah’ım sana sundum elimi Bizi ol dost Muhammed’den ayırma Gayrı kime arz edeyim halimi Bizi ol dost Muhammed’den ayırma Evliya Enbiya çıkar köşküne Mest olurlar amberine miskine İmam-ı Hüsey’nin demi aşkına Bizi ol dost Muhammed’den ayırma Hannan Allah Mennan Allah Her dertlere derman Allah Salatullah selamullah Aleyke Ya Rasulallah * * * Can-ü gönülden seversen, Yalvar kul Allah’a yalvar. Maksuda ermek istersen, Yalvar kul Allah’a yalvar Yalvara gör hep yalvara, Varmayasın yüzü kara, Ümmet isen Peygamber’e, Yalvar kul Allah’a yalvar. Geceler uykudan uyan, Gizli sırlar olsun ayan. Mahrum olmaz Allah diyen, Yalvar kul Allah’a yalvar. Tanı sen kendini tanı, Niçün yarattı Hak seni, Düşünüben hatimeni, Yalvar kul Allah’a yalvar. Yunus zikredip Hak deyü Yürü maksudun dileyu, İnileyu, hem ağlayu, Yalvar kul Allah’a yalvar * * * Bunca yıldır bir hiçliğe Gittim sana geliyorum Yeter artık döne döne Bıktım sana geliyorum Durdum ve düşündüm hemin Baktım bu yol daha emin Ayrılmamaya bin yemin Ettim sana geliyorum Gözüm yaşlı gönlüm garip Yalvarayım dedim varıp Benliği benden çıkarıp Attım sana geliyorum Aşk tokmağı değdi örse Durmam gayri dünya dursa Dünden kalma neyim varsa Sattım sana geliyorum Bıraktım öfkeyi kini Oldum bir rahmet ekini Seni sevmenin zevkini Tattım sana geliyorum * * * Mevlam sana ersem diye, Aşka düşen pervaneyim Cemalini görsem diye Aşka düşen pervaneyim Derdinle ağlar inlerim Aşka düşer hep inlerim Bülbül şakır ben dinlerim Aşka düşen pervaneyim Gözyaşlarım durmaz akar Seller gibi ağlar coşar Vuslat ümidiyle yaşar Aşka düşen pervaneyim Kevni temaşa eylerim Nevayı aşkı söylerim Sensiz cihanı neylerim Aşka düşen pervaneyim * * * Durmaz yanar vücudum Allah, Bizleri de mahrum eyleme Allah Sensin benim maksudum Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Gül bülbülün ormanı Allah Ver derdime dermanı Allah Şükür erdik bugüne Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Halas eyle narından Allah Ayırma didarından Allah Cennet’te cemalinden Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Kandiller yana yana Allah Dervişler döne döne Allah Son nefeste imanından Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah * * * Gelin Allah Diyelim, Kalpten pası silelim Alemler seyredelim Allah Allah dedikçe Nerde tehvid çekilir Melekler saf saf gelir Hepsi tekbir getirir Allah Allah dedikçe Zikr-i Hak’ka başlandı İsm-i Celal hızlandı Arş-ı ala sallandı Allah Allah dedikçe Gönüller şadan olur Kaygudan azad olur Can mülke abad olur Allah Allah dedikçe Bağlı kapı açılır Hak batıldan seçilir Gizli sırlar açılır Allah Allah dedikçe. Gafil olma Naciya Hak’kı zikret daima, Seni zikreder Hüda, Allah Allah dedikçe. * * * Bilirim bende sensin Allah’ım, Can ile tende sensin Allah’ım Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan Geç günahımdan aman Allah’ım Bulmuşum Canan, olmuşum şâdan Ben derim her an, sensin Allah’ım Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan Geç günahımdan aman Allah’ım Mahvedip teni, bulmuşum seni Demezem kani, Ey Gani Sübhan Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan Geç günahımdan aman Allah’ım Terk edip varı buldum didarı Bes budur karı, sensin Allah’ım Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan Geç günahımdan aman Allah’ım Sezai’den bak, zahir oldu Hak Söz budur el Hak, sensin Allah’ım Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan Geç günahımdan aman Allah’ım * * * Sarıçiçek hazan olur, Allah! diyen güzel olur Aşk ile Allah! diyenin Günahları gazel olur. Aman Hay! demeye geldim Hu! deyip dönmeye geldim Meramımda Hu! demek var Cemalin görmeye geldim. Meramımda Hu! demek var Şeyhimi görmeye geldim. Sular Allah! diye akar Aşık olan ona bakar Melekler hep yıkar yapar Sabahın seher vaktinde. Odasında nurdan divan O divana olsam revan Üstündeki şeyhim sultan Allah Hu! demeye geldim Sofraları ıldır ışık Ellerinde nurdan kaşık Ben olmuşum Hak’ka aşık Allah Hu! demeye geldim Akan sular durulur mu? Allah! diyen yorulur mu? Yara Muhammed yarası Buna merhem vurulur mu? * * * Dağlar ile taşlar ile Çağırayım Mevlam seni Seherlerde kuşlar ile Çağırayım Mevlam seni Su dibinde mahi ile Sahralarda ahu ile Abdal olup Ya Hu! ile Çağırayım Mevlam seni Gökyüzünde İsa ile Tur Dağı’nda Musa ile Elindeki asa ile Çağırayım Mevlam seni Derdi büyük Eyyüb ile Gözü yaşlı Yakub ile Ol Muhammed mahbub ile Çağırayım Mevlam seni Bilmişim dünya halini Terk ettim kıylü kalini Baş açık ayak yalını Çağırayım Mevlam seni Yunus okur diller ile Kumrular bülbüller ile Hak’kı seven kullar ile Çağırayım Mevlam seni * * * Ömrün bitirmiş viranemiyem Aklın yitirmiş divanemiyem Allahu Allah Allahu Allah Allahu Allah Allahu Allah Kanat vururum, döner dururum Yanar kururum, pervanemiyem Yaşlı gözlerim, tutmaz dizlerim Yolun izlerim, mestanemiyem Aşkınla yanan, kalbi tutuşan Yoluna koşan Geylanemiyem Fırında pişen, piştikçe coşan Aşka kavuşan, Mevlanemiyem Aşkî can feda, olsa ne fayda Aşk oku yayda, kemanemiyem * * * Aşık oldum ben Allah’ın adına Doyamadım lezzetine tadına Şimdi girdim erenler meydanına Bana Allah gerek cihan karetmez Benim gönlüm didar ister, eylenmez Derviş oldum gezdim dağ ile taşı Irmak oldu aktı gözümün yaşı Terk eyledim anne, baba, kardaşı, Bana Allah gerek cihan karetmez Benim gönlüm didar ister, eylenmez Allah Allah deyup her dem yanarım Allah’ı andıkça kalmaz kararım Bir oda düşmüşüm daim yanarım Bana Allah gerek cihan karetmez Benim gönlüm didar ister, eylenmez Bilmez misin Yunus Emre halini Gece gündüz zikreyler cemalini Görebilsem Allah’ın didarını Bana Allah gerek cihan karetmez Benim gönlüm didar ister, eylenmez * * * Cümle âlemi yaradan Kaldır perdeyi aradan Binbir ismin hürmetine Göster cemalin yaradan İzin ver biz de uçalım Fani dünyadan göçelim Cennet’te cemal görelim Kaldır perdeyi aradan Göster cemalin yaradan Estir bizi yeller gibi Coştur akan seller gibi Azat olmuş kullar gibi Göster didarın yaradan Kaldır perdeyi aradan Sensin evvel sensin ahir Aşkın bize oldu zahir Ya lütfeyle ya da öldür Kaldır perdeyi aradan Ya lütfeyle ya da öldür Göster cemalin yaradan * * * Ya Rab haberin nerden alayım, Bir kamil mürşide varayım Hak’kın yoluna kurban olayım Bir anda sabah olmaz ebeda Gözüme uyku girmez ebeda Gönlüm tesseli bulmaz ebeda Gönül kuşunu eyleyemedim Dünya’ya mesken bağlayamadım Yandı yüreğim ağlayamadım Bir anda sabah olmaz ebeda Gözüme uyku girnez ebeda Gönlüm tesseli bulmaz ebeda Tazedir solmaz Hak’kın gülleri Mestane gezer saadet kulları Gayet incedir Hak’kın yolları Bir anda sabah olmaz ebeda Gözüme uyku girmez ebeda Gönlüm tesseli bulmaz ebeda Ya Rab Errahim Ey lütfü Kerim Yoluna kurban canım var benim Ya Rab sen varken kime gideyim Bir anda sabah olmaz ebeda Gözüme uyku girmez ebeda Gönlüm tesseli bulmaz ebeda * * * Tecelli-i cemal ister, Gönül eğlenmez aldanmaz, Teselli-yi visal ister, Gönül eğlenmez aldanmaz. Siva savmunu kim tuttu, Visalin aydına yetti, Cemalin vasfını eşitti, Gönül eğlenmez aldanmaz. Cihanı gezsem sert eser, Görünmez anda bahr-i ber, Meğer ya Rab seni özler Gönül eğlenmez aldanmaz. Ne dünyada, ne ukbada, Gönül bir özge sevdada, Dem be dem fikri Mevla’da, Gönül eğlenmez aldanmaz. * * * Sabahtan yüzümü yere, Sürem Allah Allah deyu El bağlayıp divanına Duram Allah Allah deyu Aksın gözlerimin yaşı Çalayım bağrıma taşı Postumu kıbleye karşı Serem Allah Allah deyu Yine dilim bülbül olmuş Yine dağlar sümbül olmuş Aşk ile yanıp kül olmuş Kerem Allah Allah deyu Sakla Ya Rab imanımı Okusunlar divanımı Son nefeste bu canımı Verem Allah Allah deyu Aşıkların yollarını Severem hep dillerini Aşk bağının güllerini Derem Allah Allah deyu Nazarımız Yusuf ola Ey ruhsati gir bu yola İnşallah kendini bile Görem Allah Allah deyu * * * Hemen Allah diyor âşık kulların, Gayet ince gider senin yolların Kırıldı kanadım kaldı kollarım İlle cemalini göster ya Rabbi Aman cemalini göster Allah’ım Bülbüle baktım da dertlice öter Bu aşkın tütünü tepemde tüter Coşkun sular gibi çağlattın yeter Günahıma baktım da ben de yoruldum Coşkun sular gibi aktım duruldum Rahat döşeğime ben de koyuldum Günahıma baktım da yüceden yüce Ne gündüzüm belli ne gecem gece Binbir ayak bir araya gelince Teneşirde yıkanıyor bu tenim Yakasız gömleği giydi bedenim Tükendi kuvvetim bu çarelerim Tabutum giderken dostlarım ağlar Ayrılık hasreti ciğerim dağlar Sana âşık olan dünyayı neyler Allah Allah diye diye ağlarım Aşk ateşiyle ciğerim dağlarım Cennet bir boş evdir anı neylerim Üzerime sapmaları dizerler Başucuma baş taşımı dikerler Kabrimin üstüne suyu serperler İlle cemalini göster Ya Rabbi Aman cemalini göster Allah’ım * * * Güller sünbüller Yanık gönüller Divane diller Mevlayı özler Hu diyen canlar Canda cananlar Aşkla yananlar Mevlayı özler. Pervane nare Deme ağyare Mest olan yare Mevlayı özler Emin ver bana Niyazım sana Yüreğim yana Mevlayı özler Zikreden zakir Şükreden şakir Aşkı bu fakir Mevlayı özler * * * Deyyan Allah!, Mennan Allah! Settar Allah!, Gaffar Allah! Allah Allah!, Halim Allah! Affeyle Ya Kerim Allah! El açanlar mahrum kalmaz Kerem eyle Kerim Allah! Sığınanlar mahzun olmaz Rahmeyle Ya Rahim Allah! Anımayan günahkârım Cürmü hata oldu karım Bağışlar elbet hünkârım Affıyla Ya Halim Allah! Kum dayanmaz gazabına Sabredemez azabına Dehanet eyler bağıma Affeyle Ya Halim Allah! Zatındadır bütün kemal Hüküm senin Ya Zel Celal! Tüm tecelli göster cemal Vasfeyle Ya Hâkim Allah! Âşık kulun boynun büker Huzurunda yaşlar döker Dergâhına gözün döker Rahmeyle Ya Kerim Allah! * * * Bu aklı fikriyle Mevla bulunmaz Bu ne yâredir ki merhem bulunmaz Kamunun derdine derman bulunur Şu benim derdime derman bulunmaz Aşkın pazarında canlar satılır Satarım canımı alan bulunmaz Deryalar içinde susuz gezerim Beni kandıracak umman bulunmaz Yusuf’um kayboldu Kenan ilinde Yusuf’um bulundu Kenan bulunmaz Yunus öldü deyu sala verirler Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez * * * Kulların oda yakma, Kerem eyle Ya Mevla! Noksanımıza bakma, Kerem eyle Ya Mevla! Bizler taksirli kuldur, İhsanın ile doldur Senin rahmetin boldur, Kerem eyle Ya Mevla! Yoluna Tevfik eyle, Fazlını refik eyle Rahmete garkeyle, Kerem eyle Ya Mevla! Çünkü insan eyledin, Ehli iman eyledin Bunca ihsan eyledin, Kerem eyle Ya Mevla! Dertli aşıklar için, Yolda sadıklar için Bağrı yanıklar için, Kerem eyle Ya Mevla! Kutbu evliya için, Sadrı esfiya için Fahri enbiya için, Kerem eyle Ya Mevla! Daim sebatın için, Bunca sıfatın için Şol güzel zatın için, Kerem eyle Ya Mevla! Hâlimize alimsin, Avf edersin ekremsin Anamızdan ehramsın, Kerem eyle yâ Mevlâ Tutalım kul leîmdir Efendisi kerimdir Adın rahmân rahimdir Kerem eyle yâ Mevlâ İhsânını tesnîm et Gufranını ta’mîm et Yollarını ta’lim et Kerem eyle yâ Mevlâ Hüdai’ye ihsan et, Rahmet ile gufran et Her işini asan et, Kerem eyle Ya Mevla! * * * İlahi cennet evine Girenlerden eyle bizi Yarın anda cemalini Görenlerden eyle bizi Mahşerde halk ola hayran, Çok yürekler ola püryan, Arşın gölgesinde seyran, Edenlerden eyle bizi. Bu dünyanın bekası yok Ya aç olmuş, ya da tok; Terazide sevabı çok, Gelenlerden eyle bizi. Bakma dünyanın varına, Sarfet varın Hak yoluna, Beratını sağ eline Alanlardan eyle bizi. Ya Vahidü ferd-üs Samed, İhsanına yoktur aded Firedevs bahçesinde ebed Kalanlardan eyle bizi Emanetler aman ile Kalır gider zaman ile Ahir demde iman ile Gidenlerden eyle bizi. Şu dünyanın cefası çok, Kimi aç gezer, kimi tok Ol mizanda sevabı çok Gelenlerde eyle bizi Müminlere rahmet ola, Münafıklar mahrum kala Yunus der ki doğru yola Gidenlerden eyle bizi * * * Al bak sana bir dua Oku soluk soluğa Doysun kalbin huzura Daim Allah de Allah Okurken ve yazarken Sağa sola bakarken Güzel ömür akarken Daim Allah de Allah Bu dünyanın sonu yok Şu kafana iyi sok Sabah akşam hem de çok Daim Allah de Allah Ağla hergün zari zar Sanki başka neyin var Edeceksin küllü kar Daim Allah de Allah Gönüllere bir ışık Gece gündüz karışık Dilin olsun alışık Daim Allah de Allah Allah diyen yorulmaz Çürüyüp toprak olmaz Bu iş ihmale gelmez Daim Allah de Allah Ahmetsani Allah de Gecede ve gündüzde Kış, bahar, yaz ve güzde Daim Allah de Allah * * * Seher vakti bülbüller Ne de güzel öterler Açınca tüm çiçekler Birlikte zikrederler Aman Allah illallah Dertlere derman Allah Gönüle şifa veren Lâ ilâhe illallah Akşam olur giderler Boyun büker çiçekler Kim bilir ne söylerler Feryat eder bülbüller Onlarda bütün dertler Yine de şükrederler Salât selâm söylerler Hep menzile ererler Sen Allah’ı seversen Allah seni sevmez mi Emrince hizmet etsen Hak ecrini vermez mi Sen rıza kapısında Aman Allah’ım dersen O âlemler sultanı Lebbeyk kulum demez mi Âşık Yûnus ne söyler Söyler de kim dinler Bu yollar Hak’ka gider Gidenler rahat eder * * * Ey âşık-ı sadıklar Gelin Allah diyelim Bezm-i Hak’ka layıklar Gelin Allah diyelim. Subhanallah, sultân Allah Her dertlere derman Allah Varalım doğru râha Yüz sürelim dergâha Yalvaralım Allah’a Gelin Allah diyelim Subhanallah, sultân Allah Her dertlere derman Allah Yolunda can verelim Lutfu Hak’ka erelim Cemâlini görelim Gelin Allah diyelim Subhanallah, sultân Allah Her dertlere derman Allah Bu gözlere nur verir Gönüle sürür verir Ne dilersen er görür Gelin Allah diyelim Subhanallah, sultân Allah Her dertlere derman Allah Dinle derviş hikmeti Tutun farzı sünneti Ey Muhammed ümmeti Gelin Allah diyelim. * * * Ey aşıkı dildade Gel nuş edelim bade Bir bade gerek amma Kim içile me’ vade Can Allah Canan Allah Canlar sana kurban Allah Hay kalbim zikrullah La ilahe illallah Muhammedur-Resulullah Sakisi ola Mevla Ak dahi anın esma Bir kez nüş eden kat-a Gam görmeye dünyada Bir kez içen aşıktır Aşkında ol sadıktır Aşk ona hem layıktır Mecnun ile Ferhad’a Ol came olan talip Can ile ola ragıp Nefsine ola galip Dil bağlaya üstade Nuş eyleyen ol camdan Subhu ne bile şamdan Talimi cünün eyler Mecnun ile Ferhad’a İşit bu Sezai’den Ne gördü fenaiden Dost vechini gösterdi Mir’at-ı mücellada * * * Maksut cihana gelmekten Kişi rabbin bilmek imiş Rabbini bilmekten murat Evliyasın bulmak imiş Onun ile olur devlet Onu beyan kılar ayet Hak’ka yalvarmaktan murat Gerçeğe yol varmak imiş Bulmak değil imiş bilmek, Bilmek değil imiş, bulmak Evliyaya gönül vermek Rengine boyanmak imiş Bunlardır Hak’kı bilen Gayrısı yalandır yalan Dervişlikten murat olan Külliyen yok olmak imiş Kaygusuz aşk pervanesi Oldu Hak’kın divanesi Ehl’i aşkın sermayesi Aşk od-una yanmak imiş * * * Neyleyeyim dünyayı, Bana Allah’ım gerek, Gerekmez masivayı, Bana Allah’ım gerek, Ehli dünya dünyada, Ehl-i ukba ukbada, Her biri bir sevdada, Bana Allah’ım gerek, Dertli dermanın ister, Kullar, sultanın ister, Aşık cananın ister, Bana Allah’ım gerek, Fani devlet gerekmez Dürr ü ziynet gerekmez Haksız cennet gerekmez Bana Allah’ım gerek, Mecnun ister Leyla’yı Vamık özler Azra’yı Nidem gayrı sevdayı Bana Allah’ım gerek, Bülbül güle karşı zar, Pervaneyi yakmış nar, Her kulun bir derdi var, Bana Allah’ım gerek, Beyhude hevayı ko, Hak’kı bulagör Ya Hu! Hudai’nin sözü bu, Bana Allah’ım gerek. * * * Gönül birden karar etmez, Mevlamı arar gezerim Ona teselli kar etmez Mevlamı arar gezerim Yeni düştüm ben bu derde Sevda yeli eser serde Gezip oturduğum yerde Mevlamı arar gezerim Seherlerde esen yelde Hem sahrada hem çölde İhvanda şeyhimde pirimde Mevlamı arar gezerim Seherlerde esen yelde Zar eden şol bülbüllerde Elvan çeşit açan gülde Mevlamı arar gezerim Hem yazlarda hem kışlarda Hem dağlarda hem taşlarda Zikredip öten kuşlarda Mevlamı arar gezerim Poyrazoğlu acı esme Hüsrandasın bu gidişte Rahmetinden ümit kesme Mevlamı arar gezerim * * * Allah emrin tutalım Rahmetine batalım Bülbül gibi ötelim Allah Allah Kerim Allah Rahim Allah Aman Allah Diyelim Ya Hu Allah adın uludur Emrin tutan kuludur Müminlerin yoludur Allah Allah Kerim Allah Rahim Allah Aman Allah Diyelim Ya Hu Allah adı dillerde Sevgisi gönüllerde Şol korkulu yerlerde Allah Allah Kerim Allah Rahim Allah Aman Allah Diyelim Ya Hu Ölüp kabre varınca Münkir Nekir gelince Rabbin kimdir diyince Allah Allah Kerim Allah Rahim Allah Aman Allah Diyelim Ya Hu Yunus söyler sözünü Hak’ka bağlar özünü Görmek ister yüzünü Allah Allah Kerim Allah Rahim Allah Aman Allah Diyelim Ya Hu * * * Hu diye Hu diye içtim şerbeti, Hiç bir tatda bilmem böyle lezzeti Hu diyen kullara verir cenneti Ne güzel makamdır HU’nun makamı Ne güzel safadır HU’nun safası. Hu diye Hu diye döner dervişler Varalım bakalım neye ermişler Cenneti alaya bir köşk yapmışlar Ne güzel makamdır HU’nun makamı Ne güzel safadır HU’nun safası. Hu diye Hu diye dönesim geldi Hu’nun yollarında ölesim geldi Cenneti alaya giresim geldi Ne güzel makamdır HU’nun makamı Ne güzel safadır HU’nun safası. Hu diye Hu diye şeyhim geliyor Şeyhimin yolları nura batıyor Cenneti alâ’da bir gül kokuyor Ne güzel makamdır HU’nun makamı Ne güzel safadır HU’nun safası. Hu diye Hu diye şeyhim bakıyor Şeyhim dervişlere nazar ediyor Alemi Lahuttan rahmet yağıyor Ne güzel makamdır HU’nun makamı Ne güzel safadır HU’nun safası. * * * Mesti hayranım, Zâri giryanım Her dem lisanım, Hu demek ister Gözümden yaşlar, Akmaya başlar Cümle kurt kuşlar, Hu demek ister Pendimi tut gel, Bir ere ver el Ölmezden evvel, Hu demek ister Gece ol kaim, Gündüz ol saim Ehli Hak daim, Hu demek ister Gezme yabanda, Böyle zamanda Olmaya ben de, Hu demek ister İrfan isteyen, İhsan isteyen Canan isteyen, Hu demek ister İnsu melekler, Yerler felekler Suda samekler, Hu demek ister Gayriyi koyan, Kalbini yuyan Aşıkım diyen, Hu demek ister Terket sivayı, Olma mürayi Seven Hüda’yı, Hu demek ister Ol nefse malik, Olma gıl halık Sıdkıyla salik, Hu demek ister. Hu ismi azam, Hu Hu de hocam Kuddusî her dem, Hu demek ister * * * Gelin ey âşıklar gelin, Hu Mevlam Hu! Bu menzil bir uzağa benzer, Hu Mevlam Hu! Nazar kıldım şu dünyaya, Hu Mevlam Hu! Sanki bir tuzağa benzer, Hu Mevlam Hu! Bir Pirin eteğin tuttum, Hu Mevlam Hu! Ana beli deyu gittim, Hu Mevlam Hu! Nice yüzbin günah ettim, Hu Mevlam Hu! Her biri bir dağa benzer, Hu Mevlam Hu! Pirim diyemedim hele, Hu Mevlam Hu! Varamadım doğru yola, Hu Mevlam Hu! Günahım çok yüzüm kara, Hu Mevlam Hu! Eller yüzü ağa benzer, Hu Mevlam Hu! Günahım çok başum kaygu, Hu Mevlam Hu! Terkedemem fena huyu, Hu Mevlam Hu! Cümle âlem benden eyu, Hu Mevlam Hu! Benden kemter yoğa benzer, Hu Mevlam Hu! Ağlarsan kendine ağla, Hu Mevlam Hu! Elden fayda yoğa benzer, Hu Mevlam Hu! Çağla derviş Yunus çağla, Hu Mevlam Hu! Sen özünü Hak’ka bağla, Hu Mevlam Hu! * * * Gir sema’a zikrile gel Yana yane Hu deyu Er safaya aşka Hak’la Yana yane Hu deyu Hep erenler öyle Kaldırdılar can perdesin Açtılar gözlerin andan Yana yane Hu deyu Gördüler Hu kaplamış Hep onsekiz bin âlemi Feyz alırlar cümle Hu’dan Yana yane Hu deyu Zatı Hak’kı buldular Buluştular Hu ile Dost göründü her tarafta Yana yane Hu deyu Ey Niyazı gönlüne Aşıkların hikmet dolar Küntü Kenzin haznesinden Yana yane Hu deyu * * * Göster cemalin şem-ini Yansın oda pervaneler Devlet değil mi aşığa Şem-ine karşı yaneler (Hu Can Allah, Hu Can Allah Canlar sana kurban Allah) Mescid ile medreseyi Ismarladık zahidlere Hak’ka ibadet etmeye Yeter bize viraneler Ey hali pek Rana güzel Yağmaladın dil mülkini Pek bağla aşk zincirini Boşalmasın divaneler Biz meye tövbe etmişiz Ağyar elinden içmeye Kudret yedinle sun bize Dolu dolu peymaneler Cevri cefa etmeğile Şemsi seni terkeylemez Seni seven aşıkların Haşa senden usaneler Derviş olan neyler silah Hemen daim der zikrullah Nerde akşam orda sabah Ya Hay! Ya Hu! der gezerim Daldı gönül bahri gamım Dembe dem artar kederim Elde teber başta külah Nefsim ile cenk ederim * * * Ben bu meclislerde hayretler gördüm, Uyudum uyandım hep ayan gördüm Habib’in nurunu yanarken gördüm Ben Hu! demeyince, eylenemem Hu Hu Allah! demeyince, sabredemem Hu Semada melekler Hu diye döner El ele vermişler Hak’ka giderler Habibin nurunu tavaf ederler Ben Hu! demeyince, eylenemem Hu Hu Allah! demeyince, sabredemem Hu Bir çeşme yaptırdım mermer taşından Suyunu akıttım gözüm yaşından Hiç fayda görmedim dünya işinden Ben Hu! demeyince, eylenemem Hu Hu Allah! demeyince, sabredemem Hu Erenlerin piri Veysel Karani Ebubekir Ömer Osman Hazreti Ali Onlar peygamberin sevgilileri Ben Hu demeyince, eylenemem Hu Hu Allah! demeyince, sabredemem Hu * * * Bağı cemale çün erem Vuslat gülün anda derem Hak’kın tecellisin görem Ben Hu derim Ya Hu derim Gecede de gündüzde de Kasrette de vahdette de Mahşerde de cennette de Ben Hu derim Ya Hu derim Cümle vücudun bu mu Hu ile dolmuştur kamu Mülk oldu bize çünkü Hu Ben Hu derim Ya Hu derim Ayrılsa bu cismimden can Yıkılsa bu kevni mekan Münkir olursa cihan Ben Hu derim Ya Hu derim Aşıklar içre olsa sûr Bu Nuri’ye olsa sürur Hak’tan tecelli etse nur Ben Hu derim Ya Hu derim * * * Tende canım Canda cananımdır, Allah Hu diyen Dilde sırrım serde subhanımdır, Allah Hu diyen Desti kudretle yazılmış yüzüne, Ayatı hak Gönlümün tahtında sultanımdır, Allah Hu diyen Cümle azadan gelir zikri, Enel Hak narası Cismiçinde zari efkanımdır, Allah Hu diyen Geceler ta subh olunca inletir, Bu dert beni Derdimin içinde dermanımdır, Allah Hu diyen Yere göğe sığmayan bir mü’minin, Kalbindedir Katremin içinde ummanımdır, Allah Hu diyen Kisveyi tenden muarra seyreder, Bu gökleri Çark uran abdalı üryanımdır, Allah Hu diyen Her kişeye kendinden akrep, Olan dost zatıdır Ey niyazi dilde mihmanımdır, Allah Hu diyen * * * Gece gündüz döne döne İstediğim Hak’tır benim Allah deyup yane yane İstediğim Hak’tır benim Yoluna terk edip canı Akıtıp gözümden kanı Ah eyleyip dünü günü İstediğim Hak’tır benim Münkirler aşk halin bilmez Münafıklar yola gelmez Ağlar bu gözlerim gülmez İstediğim Hak’tır benim Ko yanayım kül olayım Taşkın akan sel olayım Çiğneneyim yol olayım İstediğim Hak’tır benim Seyyid Nizamoğlu yürü Bulagör kendinde yari İnleyi ben zari zari İstediğim Hak’tır benim * * * Be hey kardaş Hak’kı bulam mı dersin, Hak’ka yarar amel işlemeyince Tarikat sırrına erem mi dersin, Kamil mürşid sana söylemeyince. Özenirsen gardaş, tevhide özen. Tevhiddir nefsinin kal’asın bozan Hiç kendi kendine kaynar mı kazan Çevre yanın ateş eylemeyince. Değme kişi gönül evin düzemez Hak’kın takdirini kimse bozamaz. Tarikat ummandır dalıp yüzemez, Aşkın deryasını boylamayınca. Gönül kuşun uçar gider dolunmaz Başlı suların ayağı bulunmaz Elekten eleğe konup elenmez Değirmene varıp un olmayınca Aşkım galip geldi yüreğim harlar Aşık olan arı namusu neyler Behey Yunus sana söyleme derler Ya ben öleyim mi söylemeyince * * * Bilmem nideyim, Allah! Allah! Aşkın elinden, Hay! Hay! Kande gideyim, aşkın elinden. Sallallahu alâ Muhammed! Sallallahu aleyke Ahmed! Dinle zarımı, Allah! Allah! Koydum arımı, Hay! Hay! Verdim serimi, aşkın elinden Sallallahu alâ Muhammed! Sallallahu aleyke Ahmed! Meskenim dağlar, Allah! Allah! Gözyaşım çağlar, Hay! Hay! Durmaz kan ağlar, aşkın-elinden. Sallallahu alâ Muhammed! Sallallahu aleyke Ahmed! Varım vereyim, Allah! Allah! Kadre ereyim, Hay! Hay! Üryan olayım, aşkın elinden. Sallallahu alâ Muhammed! Sallallahu aleyke Ahmed! Kaddim yay oldu, Allah! Allah! Bağrım nay oldu, Hay! Hay! İşim zar oldu, aşkın elinden Sallallahu alâ Muhammed! Sallallahu aleyke Ahmed! Yunus’un sözü, Allah! Allah! Kül olmuş özü, Hay! Hay! Kan ağlar gözü, aşkın elinden. Sallallahu alâ Muhammed! Sallallahu aleyke Ahmed! * * * Bağrımdaki biten başlar Muhammed’in aşkındandır Bu gözümden akan yaşlar Muhammed’in aşkındandır Her şamu seher yandığım Alemlerden usandığım Çark orup sema döndüğüm Muhammed’in aşkındandır Ciğerim dağladıklarım Su gibi çağladıklarım Her seher ağladıklarım Muhammed’in aşkındandır Dahledenler devranıma Ermediler seyranıma Kıydığım kendi canıma Muhammed’in aşkındandır Çün oldum ol şahin kulu Neylerim bu mülkü malı Halk bana dedi deli Muhammed’in aşkındandır Aşkın narıyla piştiğim Deryalar gibi coştuğum Bir şeyh elin yapıştığım Muhammed’in aşkındandır Görün Seyfullah’ın kastın Sever ol Allah’ın dostun Sorarlarsa niçin mestsin Muhammed’in aşkındandır * * * Ey benim fahri cihanım Kıblegahım Mustafa Alem içre pek güzelsin Padişahım Mustafa Ol yüzü kara rakipler Sana neler dediler Vallahi yoktu haberim İftiradır Mustafa Vardım Halil’in köyüne Hacılar tavaf eder Kabeye kurban dediler İşte canım Mustafa Vardım Lokman hekime O da derman vermedi Ben bu derdi senden aldım Hani derman Mustafa O biçare Aşık Ömer Gülmeyü hep ağladı Senden şefaat bekleriz Huzurdayız Mustafa. * * * Ey enbiyalar serveri Ey evliyalar rehberi Ey insucan peygamberi Ehlen ve sehlen merhaba Ya Mustafa! Ya Mücteba! Ehlen ve Sehlen merhaba Ahmet Muhammed Mustafa Ehlen ve Sehlen Merhaba Sen canların cananısın Dertlilerin dermanısın Alemlerin sultanısın Ehlen ve sehlen merhaba Allahü Ekber şanehu Sultanehu Subhanehu Kad caena burhanehu Ehlen ve sehlen merhaba Sensin ol mahbubu Hüda Kılma şefaatten cüda Ahmet Muhammed Mustafa Ehlen ve sehlen merhaba Cümle nebiler geldiler Payine yüzler sürdüler Yoluna canlar verdiler Ehlen ve sehlen merhaba Derviş Yunus söyler sözü Dergâhına tutar özü Severler mahşerde bizi Ehlen ve sehlen merhaba * * * Gül yüzünü rüyamızda Görelim Ya Resulallah Gül bahçene dünyamızda Girelim Ya Resulallah Sensin gönüller sultanı Getirdin yüce Kur’anı Uğruna tendeki canı Verelim Ya Resulallah Aşkınla yaşarır gözler Hasretinle yanar özler Mübarek ravzana yüzler Sürelim Ya Resulallah Veda edip masivaya Yalvarıp yüce Mevlaya Şefaat ı Mustafa’ya Erelim Ya Resulallah Levleke dedi sana Hak Bağışla yüzümüze bak Huzurullaha yüzü ak Varalım Ya Resulallah Hacı derki kardeşlere Çok selavat ver Resule Gül yüzünü göre göre Ölelim Ya Resulallah * * * Ey Hüda’dan lûtfu ihsan isteyen Mevlidi paki Resulullah’a gel Cennet içre Huri Gılman isteyen Mevlidi paki Resulullah’a gel Ol Resulun doğduğu Şebbi-güman Leyleyi kadre müşabihtir heman Bulmak istersen Cehennem’den aman Mevlidi paki Resulullah’a gel Zatı paki canı dilden dinlesen Mahzı nuri Hak’tır ol zatı hasen Olduğunca dünya sağu esen Mevlidi paki Resulullah’a gel Meclisi mevlidde ey vali müdan Ol resule kıl salât ile selam Cenneti alada istersen makam Mevlidi paki Resulullah’a gel Fikredip dünyadan elbet göçmeği Cennete ahir sırattan geçmeği Havzı kevserden dilersen içmeği Mevlidi paki Resulullah’a gel * * * Ezelden aşkına canım Yanıp büryana gelmiştir Nebiler şahı sultanım Sana kurbana gelmiştir Cemalin arzular her can Bu canım yoluna kurban Cemalin şemine pervan Edip cevlana gelmiştir Nazirin var mı alemde Kamu alem sana bende Senin zatın bu alemde Hemen bir tana gelmiştir Bi Hak’kı Sureyi TaHa Erişti ulu dergaha Nebiler şahı ol şaha Ulu sultana gelmiştir Senin vasfında bütün insan Oldular cümle sergerdan Meğer senden ola derman Bu gün lokmana gelmiştir Davet etti seni Allah Ayan oldu cemalullah Şefaat Ya Resulallah Sana dermana gelmiştir * * * Babu Selam’dan gireyim Ravzana yüzüm süreyim İste canımı vereyim Ben Muhammed’i arıyom Ebubekir var sağ yanında Bülbüller öter bağında Güzel Arafat dağında Ben Muhammed’i arıyom Ebubekir aslan Ali Hep gittiler dünya fani Şanı yüce Sevir dağı Ben Muhammed’i arıyom Çariyari Ömer Osman Gönül ayrılmıyor dosttan Ne güzeldir Arabistan Ben Muhammed’i arıyom Aciz kulun düştü derde Kalksın ara yerden perde Kur-an’ın indiği yerde Ben Muhammed’i arıyom Her dağlarda vardır izi Anadan sürmeli gözü Baldan tatlı anın sözü Ben Muhammed’i arıyom Ne yorganım ne hasırım Nefs elinde ben esirim Sekiz on gün misafirim Ben Muhammed’i arıyom Doğduğu evine vardım Eşiğine yüzüm sürdüm Çok şükür nurunu gördüm Sonsuz selam Hazretine * * * Varıp dergâhına selam vereyim Kabul eder ise ben de gireyim Manevi murada anda ereyim Varıp dergâhına olayım direk Aşk-ı peyman edip ikrarın verek Şu benim derdime sultanım gerek Varıp dergâhına olayım maşa Dilerim mevladan uzunca yaşa Himmetini kesme ihvan kardaşa Varıp dergâhına edeyim hizmet Sohbeti himmettir, himmeti izzet Cümle alemlere ola kim rahmet Varıp dergâhına yüzler süreyim Perdesin kaldırsa nurun göreyim Şehadet şerbetin anda içeyim Varıp dergâhına dönsem pervane Pervane gibi ben de yansam yare Ya Rab koma bizi dareynde nare Varıp dergâhına olayım türab Ayrı düşenlerin halleri harab Ayırma bizleri o dosttan Ya Rab Varıp dergâhına olsam bülbülü Gönüller bağının gülüsün gülü Mevlam uzun etsin senin ömrünü Varıp dergâhına eyleyin ahid Halimize cümle melekler şahid Şu benim derdimin dermanı Zahid Dergâhın uludur Mevla katında Âlemlere rahmet yazar tacında Bu fakir dervişler cümle yanında Sultanlar sultanı benim efendim Gidemem gayriye bağlandı bendim * * * Esti yine dost yelleri İhya etti gönülleri Taze açılmış gülleri Canım Muhammed Mustafa (S.A.V.) (Olsun sana canlar feda) Ta ezellerden berisin Resullerin serverisin Dehşet günün seyyidisin Ruhum Muhammed Mustafa (S.A.V.) (Olsun sana canlar feda) Kerem kıl iltifat eyle Ümmetliğe kabul eyle Günahkarım affım dile Ahmet Muhammed Mustafa (S.A.V.) (Olsun sana canlar feda) Sonsuz selam hazretine Hem evladı ashabına Bağışla bizi bunlara Aman Muhammed Mustafa (S.A.V.) (Olsun sana canlar feda) Allah’ın habibi Ahmed Yolundur elbet selamet Şefaatini bekler Mehmet Mahmud Muhammed Mustafa (S.A.V.) (Şefaatin bekler bizler Mahmud Muhammed Mustafa (S.A.V.) Olsun sana canlar feda) * * * Muhammed’in sağ yanında yarenler El kavuşup huzurunda duranlar Muhammed’i ravzasında görenler Muhammed’in o gözleri sürmeli Aşık olan rüyasında görmeli Ebu Bekir sağ yanında oturur, Aslan Ali sancağını götürür, Ümmet olanların işin bitirir, Muhammed’in o gözleri sürmeli Aşık olan rüyasında görmeli. Muhammed’in kaşları var yay gibi. Ağzındaki sözleri var bal gibi. İki yanda iki yanak nur gibi, Muhammed’in o gözleri sürmeli Aşık olan rüyasında görmeli Örümcekler ağlarını ördüler, Güvercinler yuvasını kurdular, Mağarada onlar lütfa erdiler, Muhammed’in o gözleri sürmeli Aşık olan rüyasında görmeli Ravzasında beyaz beyaz direkler Saçağında sıra sıra melekler, Kabul olur orda olan dilekler Muhammed’in o gözleri sürmeli Aşık olan rüyasında görmeli. * * * Canı dilden aşık oldum, Muhammed’e Muhammed’e Mevlam ümmet eyle bizi Muhammed’e Muhammed’e Hak dergahına girelim Biz de murada erelim Her dem salavat verelim Muhammed’e Muhammed’e Murada eriştir bizi Rüyada görüştür bizi Mevlam sen kavuştur bizi Muhammed’e Muhammed’e Aklı olan irfan olsun Ciğer yansın püryan olsun Bir canım var kurban olsun Muhammed’e Muhammed’e Gökten burak inmedi mi Taç başına konmadı mı Mevlam dostum demedi mi Muhammed’e Muhammed’e Ebu Bekir sağ yanında Hazreti Ömer sol yanında Osman Ali divanında Muhammed’in Muhammed’in Hak’kın emrin tutmadı mı? Muradına yetmedi mi? Kabe secde etmedi mi Muhammed’e Muhammed’e Kırka sancak gelmedi mi Hak’ka vasıl olmadı mı Hak habibim demedi mi Muhammed’e Muhammed’e * * * Canım kurban olsun senin yoluna Adı güzel kendi güzel Muhammed Gel şefaat eyle kemter kuluna Adı güzel kendi güzel Muhammed Mümin olanların çoktur cefası Ahiret’te olur zevki sefası On sekiz bin alemin Mustafa’sı Adı güzel kendi güzel Muhammed Yedi kat gökleri seyran eyleyen Kürsünün üstünde cevlan eyleyen Miraçta ümmetin Hak’tan dileyen Adı güzel kendi güzel Muhammed Ol çâriyâr anın gökler yâridir, Anı seven günahlardan beridir, On sekiz bin âlemin serveridir, Adı güzel, kendi güzel Muhammed Yunus neyler iki cihanı sensiz Sen hak peygambersin şeksiz gümansız Sana uymayanlar gider imansız Adı güzel kendi güzel Muhammed * * * Halimiz nola mahşerde, Cümle alem düşer derde, O dar günde seni nerde Bulayım Ya Resulallah (Bulayım Ya Habiballah) Sana geldim ey Ya Sultan Lütfeyle gönlüme derman Uğruna canımı kurban Vereyim Ya Resulallah (Vereyim Ya Habiballah) Sana geldim yas içinde Bu gönlüm kir pas içinde Bu ömrüm iflas içinde Ne olayım Ya Resulallah (Ne olayım Ya Habiballah) Rahmeyle gel şefaat kıl Ümmetliğe eyle kabul Efendimden uzak nasıl Kalayım ya Resulallah (Kalayım Ya Habiballah) Miskin Ahmed boynun eğer Seni görmek ister meğer Uğruna ölmeğe değer Öleyim ya Resulallah (Öleyim Ya Habiballah) Salatullah Selamullah Aleyka Ya Resulallah Salatullah Selamullah Aleyka Ya Habiballah * * * Yüzdört kitapta zikretmiş, Hay! Muhammed Mustafa’yı Tüm peygamberler fikretmiş, Hay Muhammed Mustafa’yı Bak şu mualla taşına Miraçta düşmüş peşine Sevgilerin üst başına Koy Muhammed Mustafa’yı Ahmed’dir Mahmud’dur adı Şekerden şirindir tadı Girdi koynuna okşadı Ay Muhammed Mustafa’yı Nurundan yarattı Ezel Habibim dedi Lem Yezel Cümle kainata bedel Say Muhammed Mustafa’yı Alnı şerifin yardılar Mübarek dişin kırdılar Uhud cenginde yordular Can Muhammed Mustafa’yı Kul Hamid’im vara idim Yüzüm gözüm süre idim Mahşer günü göre idim Can Muhammed Mustafa’yı * * * Seyrettim Muhammed’i Doğmuş nurlar içinde Yerle gök ruşen olmuş Söyler kundak içinde Doğuran ana hayran Melekler eder bayram Hak’kın didarın seyran Eder kundak içinde Bağlamışlar elini Kimse bilmez halini Zikre vermiş dilini Söyler kundak içinde Adın koymuşlar Ahmed Ezeldendir Muhammed Ümmeti için minnet Eyler kundak içinde Sürmelemiş gözünü Hak’ka vermiş özünü Muhammed’in yüzünü Göster mahşer yerinde Yunus söyler Kureyşi Akar durmaz gözyaşı Peygamberlerin başı Bakar kundak içinde * * * İlham ile dün gece Seyrettim Muhammed’i Aineyi kalbimde Seyrettim Muhammed’i Amamesi başında Yeşil hulle eğninde Dört yanında yariyle Seyrettim Muhammed’i Pervaneyim şemine Şeyhim azizim bile Cümle aşıklar ile Seyrettim Muhammed’i Katreyim umman buldum Derdime derman buldum Dün gece kadre erdim Seyrettim Muhammed’i Cür’a sundu Muhammed Mest etti beni gayet Hak’tan erdi inayet Seyrettim Muhammed’i Yunus murada erdi Zevk ile sefa sürdü Aşık maşukun buldu Seyrettim Muhammed’i * * * Kudümün Rahmeti zevki Safadır Ya Resulallah Zuhurun derdi Uşşaka Devadır ya Resulallah Seninle erdiler zate Dahi envai lezzate İşin erbabı hacate Atadır Ya Resulallah Kemali zümreyi kümmel Senin nurunla bulmuştur Vücudun mazharı tammı Hüda’dır Ya Resulallah Nebi idin dahi adem Mâ u tıyn icre İmamul enbiya olsan Revadır Ya Resulallah Hüdai’ye şefat kıl Eğer zahir eğer batın Kapına intisap etmiş Gedadır Ya Resulallah * * * Arayı arayı bulsam izini İzinin tozuna sürsem yüzümü Hak nasib eylese görsem yüzünü Ya Muhammed canım arzular seni Bir mübarek sefer olsa da gitsem Kabe yollarında kumlara batsam Hub cemalin birkez düşte seyretsem Ya Muhammed canım arzular seni Zerrece kalmadı kalbimde hile Sıdk ile girmişem ben bu Hak yola Ebu Bekir, Ömer, Osman’da bile Ya Muhammed canım arzular seni Ali ile Hasan, Hüseyin anda Sevdası gönüllerde muhabbet canda Yarın mahşer günü Hak divanda Ya Muhammed canım arzular seni Arafat dağıdır bizim dağımız Onda kabul olur bizim duamız Medine’de yatar peygamberimiz Ya Muhammed canım arzular seni Yunus metheyledi seni dillerde Dillerde dillerde hem gönüllerde Ağlayı ağlayı gurbet illerde Ya Muhammed canım arzular seni * * * Talea’l-Bedru Aleyna Min seniyyat’il-veda Vecebeş şükrü aleyna Ma dea lillahi de’a Ente şemsün ente bedrun Ente nurun ala nur Ente burhanus Süreyya Ente misbahus Süreyya Merhaban ya hayra da Kad lebisne sevbe izzin Ba’de esvabir rika Ve rada’na sedye mecdin Ba de eyyamid daya Eyyühel mebusü fiyna Ci’te bil emril muta Ci’te şerraftel Medine Merhaban ya hayra da Kalet ehmarüd deyaci Kul li erbabil islam Küllü men yetba Muhammed Yenbeğiy ella yüdam Ve teahedna cemian Yevme aksemmel yemin Len nehunel abde yevmen Vet tehazna sıdka din Lestü vallahi neziyyen Ma yükasihil ibad Meşheden ya necme emnin Zü ve bain ve vidad Sallalahu ala Muhammed Sallalahu aleyhi vesselem * * * Hey arifler hey sadıklar Gel Muhammed’i bulalım Ey dost yolunda sadıklar Gel Muhammed’i bulalım Doludur aleme nuru İki cihanın serveri Kanda ise anın nuru Gel Muhammed’i bulalım Muhammed diridir ölmez Taze güldür herkiz solmaz Anı seven gafil olmaz Gel Muhammed’i bulalım Gel kalma dünya elinde Cihanın mülkü malında Muhammed’in evladında Gel Muhammed’i bulalım Muhammed alemden gitmez Bir güneştir herkiz batmaz İsteyenler gafil yatmaz Gel Muhammed’i bulalım Seyid Nizamoğlu yürü İnleyu ben zari zari Hangi kandildeyse nuru Gel Muhammed’i bulalım. * * * Aç gözünü gafil insan Muhammed meclise geldi O sultan devrana geldi O sultan devrana geldi Selam verdi sağa sola Kıyam etti güle güle Cümle ashabı ile bile Muhammed meclise geldi Siyah nurdandır saçları Kabi Kavseyndir kaşları Görmek ister aşıkları Muhammed meclise geldi O sultan devrana geldi * * * Senin aşkın kamu derde Devadır Ya Resulallah Senin yanında hacetler Revadır Ya Resulallah Yüzünden şad olur kullar Terinden açılır güler Seninle dertli gönüller Şifadır Ya Resulallah Senin yüzün gören gözler Ne ay görür ne yıldızlar Seninle gece gündüzler Ziyadır Ya Resulallah Sultansın cümle şahlara Muzaffersin sabahlara Şefaatin günahlara Şifadır Ya Resulallah Ezeldendir sana izzet Mevladan hem devlet Sana bu fethiyle nusret Atadır Ya Resulallah Magazal basar çeşmisin Yüzün vedduhadır Cemalin ay güneşten Ziyadır Ya Resulallah Kabilendir Beni Haşim Neslin Hazreti İbrahim Seni sevmez ise her kim Hatadır Ya Resulallah Sana aşık olup eflak Okundu şanına levlak Fedadır yoluna emlak Hebadır Ya Resulallah * * * Gafil uyan aç gözünü, Muhammed geldi meclise Allah’ın nuruna dalan Can Ahmed geldi meclise Sancağı şerif elinde Hak’kın ismi var dilinde Cümle ashabı yanında Muhammed geldi meclise Beyti şerif karşımızda Yeşil nur var başında Altından taç var başında Muhammed geldi meclise Güzeldir hilal kaşları Nurdan örülmüş saçları Görmek ister devişleri Muhammed geldi meclise Hilal kaşın nameleri Nurdan çekilmiş sürmeleri Yoluna kurban olmalı Muhammed geldi meclise Geldi girdi evimize Hayat verdi cümlemize Müjdeler olsun sizlere Muhammed geldi meclise * * * Ay ve güneş kıskanır Nurunu Muhammed’in Hiç bir şeker andırmaz Tadını Muhammed’in Doğdu ‘ümmetim’ dedi Ümmetin kaydın yedi Çalap ziyaret kodu Sinini Muhammed’in Çulhalar dokumadı Terziler biçemedi Kimseler dikemedi Donunu Muhammed’in Evliyalar geldiler Saf saf olup durdular Canlar feda kıldılar Yoluna Muhammed’in Muhammed bir denizdir Cümle yerleri tutmuş Evliyalar ördeği Gölünde muhammed’in Yetmiş bin hacı gider Malı mülkü terk eder Varır ziyaret eder Kabrini Muhammed’in * * * Ne derviş, ne de pirim, Ne vezir, ne emirim Kapısında kıtmirim, Billahi Muhammed’in Nur-i çeşmi Ahmed’in Onun kıtmiri oldum, Devleti O’nda buldum Hak didarını gördüm, Yüzünde Muhammed’in Nur-i çeşmi Ahmed’in Kıtmiri olmak bence, Şahlıktan daha yüce Beklerim gündüz gece, Yolunu Muhammed’in Nur-i çeşmi Ahmed’in Bassın geçsin üstüme, Can fedadır dostuna Berat verdi destime, Kuluyum Muhmmed’in Nur-i çeşmi Ahmed’in Bir kez baksa yüzüme, Nur dolardı özüme Sürme çektim gözüme, Tozunu Muhammed’in Nur-i çeşmi Ahmed’in Layık mı böyle demek, Kıtmir olup beklemek Cebrail gibi melek, Emrinde Muhammedin Nur-i çeşmi Ahmed’in Cebrail kanat serdi, Bassın diye yol verdi Gök ehli selam durdu, Önünde Muhammed’in Nur-i çeşmi Ahmed’in Arş-ı Rahman müştehir, Kademiyle müftehir Aşki lütfa muntazır, Ümmeti Muhammedin Nur-i çeşmi Ahmed’in * * * Aşkın ile aşıklar Yansın ya Rasûlallah İçip aşkın şerabın Kansın ya Rasûlallah Şol seni seven kişi Verir yoluna başı İki cihan güneşi Sensin ya Rasûlallah Şol seni sevenlere Kıl şefaat onlara Mümin olan tenlere Cansın Ya Resulallah Aşık oldum dildare Bülbülüm şol gülzare Seni sevmeyen nare Yansın Ya Resulallah Şol seni seven Sübhan Oldu kamuya sultan Canım yoluna kurban Olsun Ya Resulallah Aşık Yunus’un canı İlm ü şefaat kânı Alemlerin sultanı Sensin ya Rasûlallah! * * * Alemler nura gark oldu Muhammed doğduğu gece Mü’min münafık fark oldu Muhammed doğduğu gece Ananın rahmine düştü Kafirlerin aklı şaştı Bin kilise yere geçti Muhammed doğduğu gece Arşın nuru yere indi Suyun rengi nura döndü Hep susuzlar suya kandı Muhammed doğduğu gece Doğuran ana sevindi Ağlayan oğul avundu Hiç sönmeyen ateş söndü Muhammed doğduğu gece Huri kızlar geldiler Kundağın bile sardılar Muhammed’e yüz sürdüler Muhammed doğduğu gece Gökten yere nur atıldı Yediler kırka katıldı Keşişler dili tutuldu Muhammed doğduğu gece Yunus derki, ey kardeşler Şad olsun cümle dervişler Secde etti dağlar taşlar Muhammed doğduğu gece * * * Ali almış sancağını eline, Çekilip giderler mahşer yerine Hasan’la Hüseyin’i almış yanına Ah ümmetim deyü ağlar Muhammed Kıyâmet kopacak cânlar uyanır Kâmil derviş mürşide dayanır Yüzün yere koymuş Hak’ka yalvarır Ah ümmetim deyü ağlar Muhammed Üryân olmuş yatar ol zaîf tenler Sararmış benizler söylemez diller Mahşer yerine cem olmuş erenler Ah ümmetim deyü ağlar Muhammed Yunûs eydür gelin kadrin bilelim Fırsat elde iken tevhîd edelim Rûhu için çok salâvât verelim Ah ümmetim deyü ağlar Muhammed * * * Cebrail’im selam söyle dostuma Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im Söyle gelsin çıksın arşım üstüne Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im Arşımı donattım gelsin göreyim Kullarım halinden haber sorayım O gelsin ben ona cevap vereyim Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im Oncileyin hiç bir kul yaratmadım Onun bir sözünü iki etmedim Ümmetini cehennemde yakmadım Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im O benimdir Ben onunum Cebrail Aramızda nesne yoktur böyle bil Onun hürmetine durur cümle kul Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im Arşımın üstünde seyran eyleyen Kürsüm üzerinde cevlan eyleyen Mirac’da ümmetin Hak’tan dileyen Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im Yunus dedi severim Muhammed’i Bizler deriz severiz Muhammed’i Her andıkça verelim salavatı Kerim Allah ona Mahbubum dedi Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im * * * Muhammed dünyaya geldi, Melekler tebliğe indi, Cihan muradına erdi, Can Muhammed nurdan Ahmet Muhammed anneden doğdu, Yeryüzü nura garkoldu, Gönüller şaduman oldu, Can Muhammed nurdan Ahmet Gördüm göbeği kesilmis, Sünnet olmuş tuz ekilmis, Nurdan kundağa sarılmış, Can Muhammed nurdan Ahmet Abdülmüttalip dedesi, Hem Abdullah’tır babası, Amine hatun annesi, Can Muhammed nurdan Ahmet Anneden doğdu Muhammed, Yerüzüne indi rahmet, İki cihanda selamet, Can Muhammed nurdan Ahmet Kırk yaşına girdi Ahmet, Peygamber oldu Muhammed, Umarız senden şefaat, Can Muhammed nurdan Ahmet * * * Ruhum sana aşık, sana hayrandır Efendim, Bir ben değil alem sana kurbandır Efendim Ecramü felek,Levhü Kalem,mest-i nigahım Didarına aşık Ulu Yezdân’dır Efendim. Mahşerde nebiler bile senden meded ister. Rahmet diyen alemlere Rahman’dır Efendim Kıtmiriniz Ey Şah-ı Resül kovma kapından Asilere lütfun yüce fermandır Efendim. Tâ Arşa çıkar her gece âşıkların âhı, Medheyleyen ahlakını Kur-an’dır Efendim Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim, Sensiz bana cennet bile hicrandır Efendim. Doğ kalbime bir lahzacık, Ey Nur-i dilara, Nurun ki gönül derdime dermandır Efendim Ulvi de senin bağrı yanık aşık-ı zarın, Feryadı bütün, ateş-i süzandır Efendim. * * * Sevdim seni Mabuduma, canan diye sevdim Bir ben değil alem sana, hayran diye sevdim Evlad-u iyalden geçerek ben Ravza’na geldim, Ahlakını meth etmede Kuran diye sevdim Kurbanın olam şah-ı Resul, Kovma kapından, Didarına muştak olan Yezdan diye geldim Mahşerde nebiler bile, Senden medet ister, Gülyüzlü melekler sana, hayran diye sevdim. Ya Rasulallah! Sevdim seni hep canlara canan diye sevdim, Bir ben değil, alem sana hayran, sana kurban diye sevdim. * * * Sadrı cem-i mürseliyn, Sensin Ya Resulullah, Bedri eflaki yakiyn Sensin Ya Resulullah, Nurun siracı vehhac Alemler sana muhtaç Sahibi tacü mirac Sensin Ya Rasulallah, Ayinei Rahmani Nuri paki sübhani, Sırrı seb ül mesani Sensin Ya Resulullah, Açan rahi tevhidi Bulan sırrı tevhidi Hüdai’nin ümidi Sensin Ya Resulullah, * * * Medine yoluna vardım, Can Muhammed’i aradım Ona varmakmış muradım Medine’nin yollarında Yollarında yollarında Güller açmış ravzasında Medine bakar Mekke’ye Gönül onun sevdasında Bu yol Medine’ye gider Gönülleri bir hoş eder Ne dert kalır ne de keder Can Ahmed’in huzurunda Resulullah çağırıyor Gönül sanki çıldırıyor Bastığım toprak yanıyor Medine’nin yollarında Gelir resulün kokusu Kaybolur ölüm korkusu Gelmiyor gaflet uykusu Medine’nin yollarında Yeşil kubbe görünüyor Kervan nura bürünüyor İçimde hasret bitiyor Can Ahmed’in huzurunda * * * Ey ihvanlar ey kardeşler, Yol Muhammed’in yoludur. On parmağı pınar olan El Muhammed’in elidir. Kuru çeşme suyun akmaz Günahlara kimse bakmaz Her bahçenin gülü kokmaz Gül Muhammed’in gülüdür Hani annen hani baban Aynı yere sen de varan Gece gündüz zikreden Dil Muhammed’in dilidir. El üstüme toprak yığar Başım sapıtmağa değer Sarılmak istersen eğer Dal Muhammed’in dalıdır. Var mıdır bu dünyada kalan Malın mülkün olur talan Çekip Cehennem’den alan El Muhammed’in elidir Seller gibi çağlıyorum Dosta meyil bağlıyorum Seherlerde ağlıyorum Aşk Muhammed’in aşkıdır. (S.A.V.) * * * Muhammed’im hoş geldin Can Ahmed’im hoş geldin Aşık idim yüzüne Muhammed’im hoş geldin Can Ahmed’im hoş geldin Yükseldikçe yükseldin Gabi kavseyne kadar Bu yüceye ermedi Senden evvel gelenler Muhammed’im hoş geldin Can Ahmed’im hoş geldin Aşık idim yüzüne Muhammed’im hoş geldin Can Ahmed’im hoş geldin Yoluma önderimsin, Hasta kalbime şifa, Huzursuz gönle deva, Kur’an ile hoş geldin. Muhammed’im hoş geldin, * * * Bütün emraz bulur şifa Onu seven görmez cefa Sen de Muhammed Mustafa Düştü arzum Medine’ye Görürsen gam yeme heman Senin vasfın durur beyan Sendedir sahib-i Kur’an Düştü arzum Medine’ye Gözüm bir görse de ölsem Resulullah’ı hep görsem Ravza’da canımı versem Düştü arzum Medine’ye * * * Seyreyleyip yandım mah cemaline Nur kundak içinde yatar Muhammed Mis kokusu benzer Cennet gülüne Nur kundak içinde yatar Muhammed Canımın cananısın Ya Muhammed Kevser dudakların bilmem ne söyler Hulusi kalbiyle Hak’kı zikreyler Daha tıfıl iken ümmetin diler Nur kundak içinde yatar Muhammed Canımın cananısın Ya Muhammed Bildim O’dur iki cihan serveri Allah’ın Habibi, son peygamberi O’dur yerin göğün şemsi kameri Nur kundak içinde yatar Muhammed Canımın cananısın Ya Muhammed Fehmi der ki candan cananımız var Peygamberi ahir zamanımız var Yürekler derdine dermanımız var Nur kundak içinde yatar Muhammed Canımın cananısın Ya Muhammed * * * Yalvarırız Muhammed Bir gün kopar kıyamet Kabul et bizi ümmet Şefaat Ya Muhammed Enbiyalar cümlesi Diyecek nefsi nefsi Enbiyalar reisi Şefaat Ya Muhammed Mahşer yeri çok sıcak Herşeyden sorulacak Müminler kurtulacak Şefaat Ya Muhammed Cehennem kaynayacak Yerinden oynayacak Halimiz ne olacak Şefaat Ya Muhammed * * * Hak yarattı alemi Aşkına Muhammed’in Ay ve günü yarattı Şevkine Muhammed’in Ol dedi oldu alem Yazıldı levh ü kalem Okundu hatm-ı kelam Şanına Muhammed’in Hep erenler geldiler Dergaha yüz sürdüler Zikir tevhid ettiler Nurunu Muhammed’in Havada uçan kuşlar Yeşerip dağ ve taşlar Yemiş verip ağaçlar Aşkına Muhammed’in İmansızlar geldiler Ondan iman aldılar Beş vakit namaz kıldılar Aşkına Muhammed’in Yunus kime ede methi Över Kur’an ayeti An, vergil salatı Aşkına Muhammed’in * * * Ya Resulallah seni çok özledim Bunca yıldır senden haber bekledim Gelir diye günü güne ekledim Gelmek istiyorum medet Ya Nebi Seni her an her nefeste anarım Ya Nebi hasretin ile yanarım Gelmek istiyorum medet Ya Nebi Senin için dağı taşı delerim Bu canımı sana feda ederim Sana ereceğim günü beklerim Gelmek istiyorum medet Ya Nebi Medine denince sızlar yüreğim İnşaallah bir gün sana geleceğim Gelip toprağına yüz süreceğim Gelmek istiyorum medet Ya Nebi Sana gelen şifa bulur Rab’binden Gönül aşık olmuş sana ezelden Bizi mahrum etme şefaatinden Gelmek istiyorum medet Ya Nebi * * * Uçun kuşlar Medine’ye, Ya Muhammed diye diye Selam götürün hediye Ya Muhammed diye diye Yürü gönlüm güle güle Sen orda şeyda bülbüle Getir aşkını sen dile Ya Muhammed diye diye Bulut geçer katar katar İçerinde gözyaşım var Varıp Medine’ye ağlar Ya Muhammed diye diye Kanadını açmış rüzgâr Içinde hasret ahım var Varıp Medine’ye yalvar Ya Muhammed diye diye Gönlüm Medine’ye gider Gözüm buradan seyreder Kandil mumum erir biter Ya Muhammed diye diye * * * Peygamberim uludur, Abdullah’ın oğludur, Güzel adı, Muhammed, Yolu, Allah yoludur. Annesidir Âmine, Nur yağdı çok evine, Gördü tatlı rüyalar, İmrendi gök zemine, Doğdu Hak’kın güneşi, Doğmadı hiçbir eşi, Beş yüz yetmiş bir yılı, Söndü şirkin ateşi. Bastı altı yaşına, Kaldı bir tek başına, İnci gibi, annesi, Üzüntüler, boşuna. Hak dindirir her yaşı, Dedesiyle amcası, Hemen kanat gerdiler, Büyüdü gül goncası. Kırk yaşına gelince, Peygamberlik verildi, Allah birdir, deyince, Putlar yere serildi. Herkes kördü sağırdı, Gelin, diye bağırdı, Hak’kın doğru yoluna, İnsanları çağırdı. Sürü sürü günaha, Karşı duran O oldu, İnsanları felaha, Kavuşturan O oldu. Yirmi üç yıl didindi, Taşı, yastık edindi, Aydınlattı cihanı, Getirdiği Hak dindi. Altmış üç yıl yaşadı, Alnı açık, yüzü ak, Anıldıkça pak adı, Selamlanıp duracak. * * * Dün gece kardeşler bana düşümde, Bir yeşil sancaklı sultan göründü. Gözümün gördüğünü söylerim size, Bir yeşil sancaklı sultan göründü. Sancağını açtı şöyle yürüdü, Yüreğimin yağı içimde eridi, Muhammed’in nuru arşı bürüdü, Bir yeşil sancaklı sultan göründü. Sancağı ak idi döndü yeşile, Uyandım kendimi dövdüm taş ile, Ey Allah’ım bir daha göster düş ile, Bir yeşil sancaklı sultan göründü. Sancağını açtı düzüldü yola, Nice bin hüccacı yanında bile, Gel günahkar kul sen affını dile, Bir yeşil sancaklı sultan göründü. Âşık Yunus sana sıdk ile tapar, Tapmayanlar doğru yoldan sapar, Ey Allah’ım bizi onlardan kopar, Bir yeşil sancaklı sultan göründü. * * * Ravzanın önünde bir yeşil türbe Otursam önüne eylesem tövbe Allah tövbemizi sen kabul eyle Aç Muhammed ravzanı Ben sana geldim Boynumu büküp de Niyaza geldim Ravzanın üstünde kandiller yanar Kandilin şavgına güvercin konar Ümmetin gelmiş etrafında döner Kapında bekleyen Halil’in kızı Şeyhim himmet eyler söylerim sözü Allah’ın aşkına yaktık bu özü Bitmeyen işimi bu gün bitirdim Saya saya günlerimi yitirdim Ümmetinden sana selam getirdim Senin için düştüm uzak yollara Geceli gündüzlü ıssız çöllerde Allah’ın adını aldık dillere * * * Muhammed’im Muhammed’im Sana layık ümmet miyim? İçtim aşkın şarabını Ne gecem var ne gündüzüm Hasretim ben Muhammed’e Doyamadım efendime Alın beni de götürün O Muhammed’in iline Gözlerim uykuya hasret Hacılar ediyor hicret Kalbimde yatar Muhammed Allah’ım bize nasip et Kaşlarının karasına Gözlerinin sürmesine O Muhammed’in sözüne Doyamadım cemaline * * * Senin bir ismin de Ta Ha Yalvarıyorum Allah’a Çağır bizi Beytullah’a Çağır ya Muhammed çağır Sen çağır biz de varalım El pençe divan duralım Mübarek ravzan görelim Çağır ya Muhammed çağır Ne goncayım ne de gülüm Çile çeken bir bülbülüm Sen peygamber bense kulum Çağır ya Muhammed çağır Hasretin haddi aştı Kervanı görenler şaştı Muhammed gönlüme düştü Çağır ya Muhammed çağır Hacının bayrağı aldır Senden ayrılması zordur Hacı zemzem suyu doldur Çağır ya Muhammed çağır * * * Ya Muhammed ben seni Seni göresim geldi Bir canım var yoluna Hemen veresim geldi Ya Muhammed tut elimi Sana aç benim yolumu Sensin kanadım kolum Seni göresim geldi Aşkın ateşten beter Sevgin gönlümde tüter Rüyamda görsem yeter Seni göresim geldi Medine iline varsam Varıp ravzasını görsem Orada canımı versem Seni göresim geldi Bir canım var yoluna Hemen veresim geldi * * * Kadir mevlam gel eyledi Geliyoruz ya Muhammed Aşkın beni kül eyledi Geliyoruz ya Muhammed Hak’kı söyler kelam ile Ay yıldızlı kalem ile Kucak dolu selam ile Geliyoruz ya Muhammed Burada koydum dünya malı Mevlam bağışlasın kulu Baş açık ayak yalını Geliyoruz ya Muhammed Bu dünyaya geldim boşa Ben yoruldum koşa koşa Vücut yandı baştanbaşa Geliyoruz ya Muhammed * * * Kâh ağlarım acı acı Var mı derdimin ilacı Söyle bana canım bacı Muhammed’i arar gezerim Ay’a sordum suya sordum Dağa sordum taşa sordum Meleyen kuzuya sordum Muhammed’i arar gezerim Bir ateş düştü özüme Uyku girmiyor gözüme Bülbül ağlıyor gülüne Muhammed’i arar gezerim Kâh ağlarım Leyla gibi Kay söylerim Veysel gibi Geziyorum Yunus gibi Muhammed’i arar gezerim Resulümü arar gezerim (S.A.V.) * * * Aşkın sardı ben neyleyim, Bu sırrı kime söyleyim İçimdeki bu yarayı Muhammed’e arzedeyim Muhammed’e Muhammed’e Canlar kurban can Ahmed’e Bırak kardeş bu illeri Ötüşmüyor bülbülleri Muhammed’e gitmek için Öğrendim arap dilleri Nideceğim nideceğim Bu illerden gideceğim Kalbimdeki bu yarayı Muhammed’e diyeceğim Taktım boynuma fermanı Basmam ben hakkı dermanı Haber verin Muhammed’e Oldum ben onun hayranı * * * Ağlayalım hep kardeşler, Muhammed gitti Dünya’dan Akıtalım kanlı yaşlar Muhammed gitti Dünya’dan Ayşe anne saçın çözer Mecnun gibi olmuş gezer Bu acılar bağrım ezer Muhammed gitti Dünya’dan İmam oldu Ebu Bekir Kuran okur eder zikir Allah Baki edip fikir Muhammed gitti Dünya’dan Ömer bir aba buldu Mübarek eynine aldı Gülmek bize haram oldu Muhammed gitti Dünya’dan Osman der ki olmayaydık Bu ölümü görmeyeydik Ne ola yerine biz öleydik Muhammed gitti Dünya’dan Ali der ki emir haktır Cümle mahlûk ölecektir Ya Fatıma çare yoktur Muhammed gitti Dünya’dan Bilal çıktı sala verdi Medineye gamlar geldi Cümle mümin mahsun oldu Muhammed gitti Dünya’dan * * * Yaklaştıkça yeşil kubbe görünür, Kubbeyi görenler yere sürünür Çağrışarak salât selam verilir Merhem sürülmedi kardeş yaram sızılar Hasta gönlüm Muhammed’i arzular Bu gün hüccac Medine’ye derilir Hacı beratları ele verilir Ravzayı Muhammed şimdi görünür Serbaniy karuban çek yar eline Bülbül veş kondurmuş gonca gülüne Yar Muhammed’e giden nice yorula Âşıklara Bağdat uzak olur mu? Hayır kervanına tuzak olur mu? Duyulur da gayrı durmak olur mu? Neyim, nerden geldim, neyi ararım? Nere gideceğimi, kime sorarım? Bu aşkın yolunda ben bir kararım Ey saruban yeter yolları bitir Şeyda gönülleri ravzaya götür Yanan bu ruhları mahbuba yetir * * * Medine’ye varamadım Gül kokusun alamadım Ben Resul’e doyamadım Yaralıyam yaralıyam yaralı Kâbe’nin örtüsü kara Açtı yüreğimde yara Bulunmaz derdime çare Yaralıyam yaralıyam yaralı Hacerül Esvedin taşı Akıttı gözümden yaşı Bulunmaz Resul’ün eşi Yaralıyam yaralıyam yaralı Elimden tut kaldır beni Ya vuslata erdir beni Çok ağlattın güldür beni Yaralıyam yaralıyam yaralı Şeyhim giyer allar beyaz Hak’ka karşı eyler niyaz Şeyhim beni deftere yaz Yaralıyam yaralıyam yaralı Seviyorum Rab’bim seni Beytullah’a çağır beni Zemzemine daldır beni Yaralıyam yaralıyam yaralı Nurdandır şeyhimin dili Sevdim seni oldum deli Kabe diye deli gibi Yanıyorum yanıyorum yaralı Medine’nin yollarına Aşık oldum Ravzasına Muhammed’in makamına Doyamadım doyamadım yaralı * * * Ben Resulden çok memnunum O da benden memnun mu ki Tekrar nasip eyle Ya Rab Ben Resule doyamadım ki. Doyulur mu Muhammed’e, (Nakarat 1) Doyulur mu O Mahmud’a Dünya bile doymamış ki Nasıl doyam Muhammed’e Camisi sıra direkler Mü’minler şefaat bekler Nöbet tutuyor melekler Ben Resule doyamadım ki. Doyulur mu ravzasına, (Nakarat 2) Doyulur mu türbesine Doyulurmu can Ahmed’e Bir daha gösterir mi ki Müslüman Mekke’ye koşar Muhammed aşkıyla coşar Bilmeyenler boşa yaşar Ben Resule doyamadım ki. Doyamadım Beytullah’a, (Nakarat 3) Doyamadım Resulullah’a Yalvarırım ben Allah’a Bir daha çağırır mı ki Bütün alem tesbih eder Aşık olan hemen gider Malın mülkün gitme kal der Ben Habib’e doyamadım ki (Nakarat 1) Gözyaşımla Safa’ya düştüm Yalınayak Merve’ye koştum Zemzeminden aşkla içtim İçtim ama doyamadım ki (Nakarat 2) Arafat’tan Vakfeye çıktım Tövbeyle günahım yıktım Nur denizinde aktım Aktım ama doyamadım ki (Nakarat 3) Hacerül evsedi öptüm Makamı İbrahim’e gittim Beytullah’ı tavaf ettim Ettim ama doyamadım ki (Nakarat 1) Biraz Nur Dağı’nda kaldık Mahşeri bir kalabalık Pırıl pırıl altın oluk Gördüm ama doyamadım ki (Nakarat 2) Ümmetin son sözü size Ya Muhammed acı bize Şefaat et cümlemize Ah ben sana doyamadım ki (Nakarat 3) * * * Açan çiçeklere meyva, Verilmiyor Muhammed’siz Hak’tan gelen derde deva Bulunmuyor Muhammed’siz Uzak Cennetin yolları Girer muttaki kulları Cennet’te tuğba dalları Sallanmıyor Muhammed’siz Çok meşgul ol Kuran ile Seherlerde figan ile Son nefeste iman ile Ölünmüyor Muhammed’siz Fakir kulun sana asi Silinmez gönlünden pası Gönüllere Allah aşkı Verilmiyor Muhammed’siz Son ikramdır Cemalullah Ağlayanlar görür vallah Çünkü böyle diyor Allah Görülmüyor Muhammed’siz * * * Topladın gülleri düştün yollara Yolun yine uzar patikalara Bizi de yanında götür Sultanım O yüce Resul’e sen gidiyorsun Açılsın da yollar sana geleyim Öyle özledim seni Ey Resul Yoruldu bedenim dert çeke çeke Kurudu gözlerim yaş döke döke Yollarına güller eke eke O yüce Resule sen gidiyorsun Bu yolun sonunda Medine vardır Hasreti gönlümde yanar yıllardır Her mevsimi güldür, yeşil bahardır O yüce Resule sen gidiyorsun * * * Ona âşık olan yanar kül olur Deryasına dalan erir kaybolur Muhammed’e giden Mevla’yı bulur Özledim Rasulü gönül yanıyor Nur cemali benzer Güneş’e Ay’a Gidip varamadım Yeşil Ravza’ya Doyulur mu Muhammed Mustafa’ya Özledim Rasulü gönül yanıyor Medine’de dolu gül bahçeleri Nasıl da cezbediyor bülbülleri Aşkı kar ediyor bu gönülleri Özledim Rasulü gönül yanıyor Şefaat istiyor günahkâr ümmet Nerede canların canı can Ahmet Allah’ın Habibi Nebi Muhammed Özledim Rasulü gönül yanıyor Yalın ayak düştüm çöl yallarına Elimi uzattım gül dallarına Ya Rabbi merhamet et Sen kullarına Özledim Rasulü gönül yanıyor * * * Muhammed’dir canlar canı, İki cihanın sultanı Hem âşıkların lokmanı Benim arzum Muhammed’dir Benim arzum can Ahmed’dir Muhammed’im can Ahmed’im Peygamberim tek rehberim Peygamberim tek önderim Muhammed’dir özüm sözüm Kan ağlıyor iki gözüm Görse cemâlini gözüm Ağlar sana ağlar dağlar Ağlar sana Mekke diyar Her kulun bir arzusu var Yücedir kadrin yüce Kuran’ın tefsiri ince Manasını verir hoca Mekke dağlarını aştım Sandım ki Cennet’e düştüm Rab’bimle tenha buluştum Âşık der ki günahım çok Hak’ka yarar amelim yok Senden başka tutarım yok * * * Dün gece seyrim içinde Ben dedem Ali’yi gördüm Eğildim niyaz eyledim Düldül’ün nalını gördüm Kanber’i durur sağında Salınır Cennet bağında Ali, Musa Tur Dağı’nda Ben dedem Ali’yi gördüm Üç çerağ yanar şişede Arslanlar gizli meşede Yedi iklim dört köşede Ben dedem Ali’yi gördüm Yüce dağlar boran coşkun Kul Himmet aşkına düşkün Cümle meleklerden üstün Ben dedem Ali’yi gördüm * * * Bana himmet eyle ya pirim Ali Sen sultansın beni kul kabul eyle Ne yalan söylerim ne de mürai Sen dünyasın beni yer kabul eyle Sen öğrettin bize Hak âdemdedir Âdem olmayanlar Hak’kı ne bilir Mümin’in süreği bir doğru yoldur Sen o yolsun beni kul kabul eyle Ben de bu âleme ne için geldim Ne aradım bu âlemde ne buldum Gerçek idin bana bir dolu sundun Sen dolusun beni al kabul eyle İsterim efendim senden icazet O lezzete o şekere beni kat Bütün kötülüğü kalbimden sil at Türbene de beni çul kabul eyle Adil Ali Hak’kı bilenler ölmez Hak’kı bilen hakikatten ayrılmaz Çok küçüğüm bir katreden sayılmaz Sen deryasın beni göl kabul eyle * * * Şehitlerin ser çeşmesi Enbiyanın bağrı başı Evliyanın gözü yaşı, Hasan ile Hüseyin’dir. Hazreti Ali babaları Muhammed’dir dedeleri Arşın çifte küpeleri Hasan ile Hüseyin’dir. Dedesiyle bile varan Kevser ırmağında duran Susuz ümmete su veren Hasan ile Hüseyin’dir. Kerbelanın yazıları Şehit düşmüş gazileri Fatma Ana kuzuları Hasan ile Hüseyin’dir. Kerbelanın ta içinde Nur parlar siyah saçından Yatar alkanlar içinde Hasan ile Hüseyin’dir. Yunus der ki dünya fani Bizden evvel gelen hani İki cihanın sultanı Hasan ile Hüseyin’dir. * * * Kerbela çölüne gelip de duran Toprağı koklayıp çadırın kuran İnsanlık uğruna serini veren Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin Yetmiş iki pare er şehit veren Abbas’ın kolların kalemdir diyen Ali Ekber’in şehadetin gören Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin Şehzade Kasım’ı yanında bulan Kolundaki pazubendi okuyan Vasiyet üzere kızını veren Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin İnsanlık uğruna meydana gelen Hak için serini sertacın veren Kerbela çölüne mekanın kuran Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin Adil Ali böyle söyler gezersin Hak uğruna kalem tutmuş yazarsın Şah Hüseyin yüreğimi ezersin Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin * * * Matem ayı geldi canlar Matem tutalım, tutalım Kerbela’da aktı kanlar Matem tutalım, tutalım Muharremin tam onunda Abbas’la Kasım yanında Şehit oldu göz önünde Matem tutalım, tutalım Ümmügülsüm ah, Eyledi Ali Ekber su, söyledi Kasım murada ermedi Matem tutalım, tutalım Hüseyn’imin başın kesti Çadır yandı duman esti Bu idi Merva’nın kastı Matem tutalım, tutalım Adil Ali matem ayı Hiç unutma Kerbela’yı Yezit kaldırdı hayâyı Matem tutalım, tutalım * * * Matem ayı geldi çattı İmam Hüseyin, Hüseyin Seni seven matem tuttu İmam Hüseyin, Hüseyin Seni sevmek bize yeter Sevmeyenler olsun beter Kerbela çölünde yatar İmam Hüseyin, Hüseyin Şimir melun ikrar verdi Çör çöp için geri döndü Zulmü sana reva gördü İmam Hüseyin, Hüseyin Su vermediler içesin Âleme rahmet saçarsın Cennet kapusun açarsın İmam Hüseyin, Hüseyin Adil Ali benim adım Seni sevmektir muradım Bize yetişe imdadın İmam Hüseyin, Hüseyin * * * Aklımı başımdan alıp götüren Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt Gönlümün köşküne varıp oturan Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt Adem ata ile Cennet’te olan Fatıma’sız Zehra geldi nurunan Her Nebi’de her Veli’de bulunan Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt Sevenlere Kevser suyunu veren Çağırmadan duyan bakmadan gören Adil Ali kula bade içiren Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt * * * Bağdat illerinde bir gül açılmış Bakın burcu burcu kokar Geylani Basamak basamak sır yolu açmış Yürür gider mevlasına Geylani Maşuk isen sevdir gül ağasını Aşık isen ara bul maşuğunu Tarikat yolunda din ışığında Aşıklar gönlünde yatar Geylani Türbesi muhteşem parlıyor nuru Mevlanın has kulu Habib’in yari Allah için ağlar hep zari zari Coşmuş nehir gibi akar Geylani Evliyalar başı tarikat piri Zahirde ölüdür batında diri Yarın kurulunca şol mahşer yeri Yeşil sancağıyla gelir Geylani Şeyhim der ki sağlam dala sarıldım Bir garip bülbülem güle sarıldım Beni kurtaracak ele sarıldım Sarılan müride bakar Geylani * * * Kutbullahul ekberdir Gavsullahul azamdır Sultan Sultan Şeyh Abdulkadir Medet Himmet Ya Sultan Abdulkadir Medet Himmet Ya Sultan Hayri Baba Geylan’dan gelir aslı Ebul Kasım’ın nesli Allah Muhammed dostu Aşık olan üftade Durmaz gider Bağdad’a Ol dem erer murada Devlet istersen devlet İzzet istersen izzet Kapısında kıl hizmet Müridinin her biri İrşad eder münkiri Daim budur hüneri İnkâr eden ol eri Mürşid eder Şeytan’ı Var seyreyle sultanı Bil Muhammed alidir Cezbe ile doludur Dervişleri uludur Eşrefoğlu Rumi der Dervişler mahremidir Şüphemiz yok velidir * * * Mevlamızın has kulu Tutmuş güzel bir yolu Ululardan bir ulu Abdulkadir Geylani Estirir sevgi yeli Akıtır feyiz seli Muhammed’in (S.A.V.) has gülü Abdulkadir Geylani Ona beli diyenler Tarikına girenler Ne bahtiyar kişiler Abdulkadir Geylani Sönmeyen bir güneşsin Pek hayırlı bir eşsin Çağıralım yetişsin Abdulkadir Geylani Hizmetin yüce devlet Himmetin büyük servet Sevgili Pirim himmet Abdulkadir Geylani Hak yolda rehberimiz Feda olsun serimiz Dahilek Ya Pirimiz Abdulkadir Geylani Sağlam dala sarılak Zikrullaha çağırak Bu fakirin Albayrak Abdulkadir Geylani * * * Cem olmuş dervişleri Sultan Abdulkadir’in Yolunda sadıkları Sultan Abdulkadir’in Elim verdim eline Kurban oldum yoluna Canım feda yoluna Pirim Abdulkadir’in Kutbu âlem ol veli Sırrı Mürteza Ali, Ceddi Hak’kın Habibi Pirim Abdulkadir’in Evliyalar geldiler, Payine yüz sürdüler, Hep semi’na dediler Pirim Abdulkadir’in Evliyalar rehberi Hak sırrının mazharı Ehl-i tarik serveri Pirim Abdulkadir’in Arısının balıyım Bahçesinin gülüyüm Bağının bülbülüyüm Pirim Abdulkadir’in Sana derim ey kişi Çıkar kalpten teşvişi Oda yanmaz dervişi Pirim Abdulkadir’in İnkar eden ol eri Mürşid sürer Şeytanı Aslı durur Geylani Pirim Abdulkadir’in Hak katında uludur İki cihan doludur Eşrefoğlu kuludur Pirim Abdulkadir’in * * * Ali Abadır ceddin Hem Hasani-Hüseyin Bazul eşhep Muhyiddin Abdulkadir Geylani Doğarken veli doğan Ruhî bedevi döven Hem annesin kurtaran Abdulkadir Geylani Ahdimi bozmam diyen Yalan söz hiç bilmeyen Eşkiya irşad eden Abdulkadir Geylani Varıp Bağdat’a yeten Çok ilim tahsil eden Dini ihya eyleyen Abdulkadir Geylani Ümmeti Muhammed’den Ben de bir ferdim diyen Ölüleri dirilten Abdulkadir Geylani Allah’tan vaat alan Hem Malik’le konuşan Dervişleri koruyan Abdulkadir Geylani Benden aciz Mehmed’in Yükseltiver himmetin Çok durur kerametin Abdulkadir Geylani Evlatların çok seven Çağırana tez yeten Ağlayanı güldüren Abdulkadir Geylani Cümle pire baş olan Hükmünü daim kılan Evliyalara imam Abdulkadir Geylani Muinin senin Rahman Hem tarıkın çok âsân Himmetin ola heran Abdulkadir Geylani * * * Cemalin seyredip ismin andığım Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir Aşkın ile gönlüm pasın sildiğim Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir Senin sözün hem vücudun mutlaktır Ol gül yüzün iki cihanda aktır Yeryüzünde halifelerin çoktur Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir Müritleri hatalardan saklarsın Münkirleri sır okuyla oklarsın Kutbuzzaman dört köşeyi beklersin Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir Naiplerin sancağını götürür Nice münkirleri yola getirir Halifelerin hem yanında oturur Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir Eşrefoğlu eydür aşkın elinde Kimse mahrum kalmaz senin yolunda Gerek burda gerek Bağdat elinde Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir * * * Bir güzeldir yatıyor Bağdat’ın illerinde Sönmeyen nur yanıyor Bağdat’ın illerinde Geylani’dir Geylani Âşıkların seyrani Evliyalar sultanı Abdulkadir Geylani Büyüktür akıl ermez Feyizin sonu gelmez Bir benzeri görülmez Bağdat’ın illerinde Mis yayıyor türbesi Aşk kokuyor yöresi Duyuluyor nefesi (Görünüyor himmeti) Bağdat’ın illerinde * * * Hiç bulunmaz akranı Mahzı lütfi yezdani Gavsul Azam Geylani Sultan Abdulkadir’in Kutuplar hep hadimi Yerde gökte var namı Pek büyüktür makamı Sultan Abdulkadir’in Evliya derbanidir Asfiya hayranıdır Arşı kürs meydanıdır Sultan Abdulkadir’in Dergâhında himmet var, Devranında hikmet var, Kapısında rahmet var, Sultan Abdulkadir’in Talibi matlub olur Matlubu mahbub olur Dervişi meczub olur Sultan Abdulkadir’in Bahçesinde gül olsam Ocağında kül olsam Kapusunda kul olsam Sultan Abdulkadir’in Bağdat yolun gözlerim Geylani’yi özlerim Himmetidir sözlerim Sultan Abdulkadir’in Hüsnü terket teşvişi Hakka bırak her işi Dervişi ol dervişi Sultan Abdulkadir’in * * * Seyyah olup şol alemi ararsan Abdulkadir gibi bir er bulunmaz Ceddi Muhammeddir eğer sorarsan Abdulkadir gibi bir er bulunmaz (Benim şeyhim gibi kamil bulunmaz Hayri Baba gibi Sultan bulunmaz) Cuşa gelir dervişleri dirilir Ayet ile ihyaları görülür Kudretinden kısmetleri verilir Abdulkadir gibi bir er bulunmaz Hak Teala yeri göğü düzeli Hoş nazar eylemiş ona ezeli Evliyalar serçeşmesi güzeli Abdulkadir gibi bir er bulunmaz Benim şeyhim beni Hakka götürür Nice müşküllerim anda bitirir Muhammedin sancağını götürür Abdulkadir gibi bir er bulunmaz Giderler gazaya çalarlar satır Daima yaparlar hoş gönül hatır Bağdat’ta türbesi nur olmuş yatır Abdulkadir gibi bir er bulunmaz Cümle evladına yeşil yaraşır Aşkı gelir bu canlara dolaşır Ana derviş olan Hak’ka ulaşır Abdulkadir gibi bir er bulunmaz Aşığın yüreği yanar tutuşur Çiğlerin var ise var anda pişir Nerede çağırsam anda yetişir Abdulkadir gibi bir er bulunmaz Derviş Yunus biz çekelim zahmeti Üstümüzde hazır durur himmeti Oğlum demiş ana Resul Hazreti Abdulkadir gibi bir er bulunmaz * * * Düştüm aşkın seline Vardım Bağdat iline Meftun oldum gülüne Pirim Abdulkadir’in Beli dedim sözüne Bel bağladım özüne Aşık oldum yüzüne Pirim Abdulkadir’in Kıyamında Hu dedim Aşk lokmasından yedim Ezkarını belledim Pirim Abdulkadir’in Gülünü taç eyledim Derde ilaç eyledim Sırrın ihrac eyledim Pirim Abdulkadir’in Ehlullah durur saf saf Rükuya varır etraf Ederler beytin tavaf Pirim Abdulkadir’in Bülbülü bağı Resul Eyledi Hak’ka vüsul Niyazı buldu husül Pirim Abdulkadir’in Bizlere himmet eyle Himmetinle şad eyle Vasfını inşâd eyle Pirim Abdulkadir’in Muhammed’in torunu Arşa salmış nurunu Seyrettim zuhurunu Pirim Abdulkadir’in Aşki’ye imdad eyle Himmetinle şad eyle Vasfını inşâd eyle Pirim Abdulkadir’in * * * Aşk ile oldum kulu Sultan Abdulkadir’in Hak’ka doğrudur yolu Sultan Abdulkadir’in Hak’kın sâdık velisi Evliyalar ulusu Bendesidir cümlesi Sultan Abdulkadir’in Üçler, kırklar, yediler Cümle saddak dediler Payine baş eğdiler Sultan Abdulkadir’in Ve hüvel kahır dedi Kur-an’da zikreyledi Methini Hak söyledi Sultan Abdulkadir’in Başımızda gülüdür Rahımız Hak yoludur Arif dahi kuludur Sultan Abdulkadir’in * * * Nigara milki cismim kenzi aşkın için harap ettim Anı canım yerine kalpden naip menabettim Deruni sinemi pak eyledim ağyarın nakşinden Gönül kâşanesin aşkı ruhun için mestetabettim Beyabani talepte pertevi hüsnün şuasından Tenim baştanbaşa Cevvaleyi mevci serabettim Beni ol zümreyi mestanede mecbur tut zahit Ki ben meyhanede piri mugane intisabettim Cihanın gülşenine gelmemiş hüsnün gibi bir gül Anın için alem içre aşkı hüsnün intihabettim. Cenabı sekfi gerdune erişse himmetim nola Ki ömrüm Sarfı rahi bir şehi Ali cenabettim Medaris içre Halis görmedim ben aşkı sevdasın Anın için ilmimi meyhane rehni şerabettim. ( Mugane’den kasıt Pirimiz Gavsul Azam Abdulkadir Geylani Hz.leridir. ) * * * Şahi iklimi velayettir güruhu kadiri Rahi aşka Zülkeramettir güruhu kadiri Cümle erbabı tarikatı bülbülü şuradedir Anlara bağı letafettir güruhu kadiri Damenin tutmuş bunlar Sultan Abdulkadir’in Mazhari Lütfi Hidayettir güruhu kadiri Gavsi Muhyiddin ihya eylemiş dini Nebi Revne-i Dini risalettir güruhu kadiri Küntü Kenzim kapısını menarif miftahiyle Fetheden Şahi Vilayettir güruhu kadiri Dâhil ol varol guruha bitemmül Halisa Sahibi emrü ve emanettir güruhu kadiri * * * Yaktı beni bacım Kadiri kolu, Değmeyin acize içerim dolu Yolumu sorarsan Muhammed yolu Abdulkadir gibi pirim var benim Mehmet Baba gibi şeyhim var benim Çağırdılar beni şöyle bir baktım Yaktın Mevlam beni ciğerden yaktın Darda kalmış idim yoluma çıktın Abdulkadir gibi pirim var benim Mehmet Baba gibi şeyhim var benim Resulullah demiş manen evladım Ayşe anne demiş benim sultanım Her zaman kurban bu benim canım Abdulkadir gibi pirim var benim Mehmet Baba gibi şeyhim var benim Her an darda kalsam tutar elimden Kimse bilmez bu acizin halinden Koklamak istersen Cennet gülünden Abdulkadir gibi pirim var benim Mehmet Baba gibi şeyhim var benim Her nereye gitsem seni ararım Her aşık kulundan seni sorarım Tutmazsan elimden nara yanarım Abdulkadir gibi pirim var benim Mehmet Baba gibi şeyhim var benim Ben acizim böyle söylüyor dilim Tutmazsan elimden ne olur halim Bağdat’ta yatıyor ol yüce pirim Abdulkadir gibi pirim var benim Hayri Baba gibi şeyhim var benim Mehmet Baba gibi şeyhim var benim * * * Abdulkadir cezbelendi Arşı ala titredi Hep müminler dinledi Ya sakinel Bağdadi Abdulkadir yürüdü, Nur alemi bürüdü Benim şeyhim Pir idi Ya sakinel Bağdadi Halkayı dolandırır Cezbeyi bollandırır Benim bir mürşidim Kalpleri uyandırır Tekkemiz ziynetlidir Pirimiz kuvvetlidir Çalışalım kardeşler Şeyhimiz himmetlidir Bağdat yolunu gözlerim Geylani’yi özlerim Himmetidir sözlerim Ya sakinel Bağdadi Halkaları pek güzel İçinde melekler gezer Şeytanın bağrın ezer Ya sakinel Bağdadi Hey Geylani Geylani Cümle canların canı Evliyalar sultanı Abdulkadir Geylani * * * Meded Ya Gavsul azam Pir sultan Abdulkadir Mevhibei muazzam Pir sultan Abdulkadir Nesli paki Mustafa Hanedanı ba safa Dürrü yektai vefa Pir sultan Abdulkadir Ol sultanül evliya Nüktedanül asfiya Hem bürhanül etkiya Pir sultan Abdulkadir Mazharı sırrı Hüda Meşheri feyzi ata Meşarı puşi hata Pir sultan Abdulkadir İnsü cin oldu hayran Melekler kıldı devran Arşı eyledi seyran Pir sultan Abdulkadir Bergüzarı mürteza Rehgüzarı mücteba Gülzarı ali aba Pir sultan Abdulkadir Aşki kurban yoluna Dergâhında buluna Himmet eyle kuluna Pir sultan Abdulkadir * * * Sen Bağdat’ın gülüsün Yarı Geylani Geylani Gözlerimin nurusun Şahı Geylani Geylani Nazın geçer Mevlaya El kaldırıp duaya Cümle ümmete (ihvana) devaya Yarı (Şahı) Geylani Geylani Mesteyledin kalpleri Cümle ihvan erleri Hak’ka verdin özleri Yarı (Şahı) Geylani Geylani Daldın ilim irfana Canlar geldi kurbana Bizi anda seyrana Yarı (Şahı) Geylani Geylani Karaları silersin Nazar ile süzersin Gönüllerde gezersin Yarı (Şahı) Geylani Geylani Canımın cananesi Bitmez feyizin çeşmesi Evliyalar gözdesi (sultanı) Yarı (Şahı) Geylani Geylani Gör künahkar Ayazı (bizleri) Ağlar eyler niyazı Görünüyor beyazı (himmeti) Yarı (Şahı) Geylani Geylani * * * Yedi iklimde sürülür, İşit erkanı Geylani Kamu buldanda kurulur, Hemin meydani Geylani Ulaşır edene feryad, Eder muzdarlara himmet Olur ona uyanlar şad, Seri dermanı Geylani Tarıkına giren anın, Düşer aşkına mevlanın Olanı kul ol sultanın, Sever yezdanı Geylani Eder irşad müridin ol, Olalım biz ol şaha kul Hüda indinde makbul, Ki dervişanı Geylani Düşenin destini tutar, Yakın ırak demez yeter Tarıkına girip ol er, Yücedir şanı Geylani Müridime cefa eden, Kefen hazırlasın erken İnan bu sözlerime sen, Açık bürhanı Geylani Çağırsan ana sıdk ile, Yetişir ol silah ile Muradın ne ise dile, Ki bol ihsanı Geylani Ki tablım çalınır her an, Yeri göktedir ol sultan İşit bu sırrı et izan, Ki ol cananı Geylani Müridim tablı varsam der, Kasidesinde hem ol pir Seni tablım uyandırır, Budur fermanı Geylani Müridim korkma der asla, Nasırımdır benim Mevla Size düşman olan zira, Olur düşmanı Geylani Demiş hem Hak’ka et ikbal, Teganni ile çağır al Tarab et bahri aşka dal, Kerim hannanı Geylani Anın dervişi Kuddusi, Olalı arttı sevdası Deyip teşvik eder nası, Olun yaranı Geylani * * * Mualla gavsi sübhani Mukaddes kutbi rabbani Emin-i sırrı yezdani Abdülkadir-i Geylani Alelya lel ya seyyide ayni Alel ya lel ya seyyide ruhi Zehi simai nurani Zehi ferhunde pişani Kemal-i hüsnü insani Abdülkadir-i Geylani Safa bahşı muhibbani Ata bahşı fakirani Hata puşi müridani Abdülkadir-i Geylani Bi-ma’na berkenani Bi-sureti Yusuf sinani Bi-behçeti şah merdani Abdülkadir-i Geylani Cihan sohbet-i bevet-bani Her an ma’na bi-kurbani Kerameş feyzi Rabbani Abdülkadir-i Geylani Medet ya şeyh-i Geylani Kerem ya kutbu rabbani Ki mahrumum ne gerdani Tu muhyiddin-i Geylani Beved birdir ki hendani Bahaeddindir bani Ya kutbuddini hakani Abdülkadir-i Geylani * * * Resul "Bizim Hayri" demiş Şahi merdanda pek sevmiş Ceddi Ali Aba imiş Sultan Hayri Baba’nın Geylaninin temsilcisi Asrının büyük velisi Zikri cehrinin önderi Sultan Hayri Baba imiş Tarıkına girmek gerek Yoluna ser vermek gerek Hizmetinde olmak gerek Sultan Hayri Baba’nın Eğer matlubun hak ise Gelin kulak verin söze Düşün gidin siz bu ize Sultan Hayri Baba’nın Hak deyip halka kurarlar Tevhid demini sürerler Allah’ını zikrederler İhvanı Hayri Baba’nın Harıl harıl feyizleri Gelip mesteder bizleri Ne alidir himmetleri Sultan Hayri Baba’nın Uzun söyleme Albayrak İhlas ile bağlanarak Sözünde yüzünde Hak Seyret Hayri Baba’nın * * * Sana uyan Hak’ka gider Hem masivayı terkeder Budur şeyhi muteber Esseyyid Hayri Baba Gündüzlere şems olan Gecelere mah olan İşi gücü Hak olan Esseyyid Hayri Baba Sırrı Hak’ka aşina Söz konuşmaz başuna Akıl ermez işine Esseyyid Hayri Baba Bilmek gerek kıymetin Cana minnet hizmetin Esti yine himmetin Esseyyid Hayri Baba Durmaz Hak’kı anarsın Ateşiyle yanarsın Yaklaşanı yakarsın Esseyyid Hayri Baba Hacı Muhammed Baba Çok rahmet olsun ona Halini vermiş sana Esseyyid Hayri Baba Teşrifinde var hikmet Bu ümmete bir rahmet Nazarın bize yönelt Esseyyid Hayri Baba Mehmed’in ister medet Aman canım himmet et Ulu bir kişi gayet Esseyyid Hayri Baba * * * Etrafa nurlar saçan Hak’kı batıldan seçen Aşk yollarını açan Mustafa Hayri Baba İhvanı aydınlatan Aşkı Hak’la yandıran Derya gibi çağlatan Mustafa Hayri Baba Ahmed’le sohbet eden Hak ile ülfet eden Talipleri kenz eden Mustafa Hayri Baba Kadiriyi derya eden Kalpleri gülşen eden Hak cemalini gören Mustafa Hayri Baba Seyreden ve ettiren Hem eren hem erdiren Sırla gören, gördüren Mustafa Hayri Baba Mehmed Albayrak uyan Dostum rengine boyan Budur sahibüzzaman Mustafa Hayri Baba * * * Usül erkânın döner Yönelip Allah’a gider Hak katında sözün geçer Selam sana Hayri Baba Dervişlerin halka halka Gönül bağlamışlar Hak’ka Ağyarın şerrinden sakla Selam sana Hayri Baba Uzak yakın demez gelir İhvanlara feyiz verir Hem gafletimiz giderir Selam sana Hayri Baba Nazarların nurlar saçar Neşe denizini açar Salihlerin hemen coşar Selam sana Hayri Baba Bağlamış Hak’ka kalbini Hem ederdi çok zikrini Analım güzel ismini Selam sana Hayri Baba Gel girelim bahçesine Yapışalım pekçesine Kulak ver güzel sözüne Selam sana Hayri Baba Ölü değil hay duruyor Gelen ihvanı görüyor Tasarrufun sürdürüyor Selam sana Hayri Baba Bu fakir Mehmed’in neyler Durmayıp aczini söyler Daima yardımın gözler Selam sana Hayri Baba * * * Sultan şeyhim Hayri Baba Çok rahmetler olsun sana Kavuşmak için Allah’a Uçup gittin aramızdan İnan çok severim seni Sevdiğine sevdir beni Bu hasretin ne merhemi Uçup gittin aramızdan Sohbetinden mahrum kaldık Ne büyük gaflete daldık Hizmetinden geri kaldık Uçup gittin aramızdan Bu aleme gelmiş idin Hep doğruyu bilmiş idin Hak’ka gönül vermiş idin Uçup gittin aramızdan Dönermiydin acep geri Allah emri dönmez geri Gel gir gönlümüze bari Uçup gittin aramızdan Hizmetini göremedik Esrarına eremedik Kıymetini bilemedik Uçup gittin aramızdan Mehmet Albayrak neylesin Halini kime söylesin Rabıtaya gönül versin Uçup gittin aramızdan * * * Sen Rab’bine kul olmuşsun Habibine yar olmuşsun İçerine kor doldurup Yana yana kül olmuşsun Yandır bizi yanalım Ateşine kanalım Hak cemalin bulalım Sultan şeyhim geldik sana Hayri Baba geldik sana Sen canların cananısın Dertlilerin dermanısın İhvanların seyre dalsın Sultan şeyhim geldik sana Hayri Baba geldik sana Canlar arar canı sende Nazarınla himmet eyle Gönül durmaz gayrı bizde Sultan şeyhim geldik sana Hayri Baba geldik sana Gel virane gönlümüze Taht kurmuşsun kalbimize Sevgin dolmuş içimize Sultan şeyhim geldik sana Hayri Baba geldik sana Bizler birer garip kuluz Ne ararız ne buluruz Himmetinle var oluruz Sultan şeyhim geldik sana Hayri Baba geldik sana * * * Ben bu aşkın mecnunuyum Hay benim baba sultanım Mah cemaline hayranım Hay benim baba sultanım Sözlerin hep hakikattir Tarıkın hak şeriattır Bilenlere ne devlettir Hay benim baba sultanım Resulün aşkına yandım Aşkın şarabına kandım Şemi pervaneye döndüm Hay benim baba sultanım Hak’tan oldu bize nimet Her insana olmaz kısmet Kadiri’ye candan hizmet Hay benim baba sultanım Geylani’ye candan hizmet Hay benim baba sultanım Hak’kın ismi cemalinden Feyz dökülür kemalinden Hak görünür nur yüzünden Hay benim baba sultanım Âşıklar hiç ziyan etmez Gözlerinden yaşlar bitmez Bu yolda yanmayan bilmez Hay benim baba sultanım Hay benim pirim sultanım * * * Mevlâmızın rahmet eli, Sözlerinde hikmet seli Kutb-u cihan Mehmet Veli Sevenin olmak ne hoş Rasulullâh’ın varisi Mürşitlerin en halisi Terk ettik senden gayrisi Seninle olmak ne hoş Geylâni’den almış destur Hayri Baba’yla can dosttur Pirliğine şüphe yoktur İhvânın olmak ne hoş Dağıtırsın aşkı feyzi Gözetirsin daim bizi Hâk’ka verdin gönlümüzü Evlâdın olmak ne hoş Dertlilerin ilacısın Dervişler başın tacısın Bu ümmetin muhtacısın Bendesi olmak ne hoş Zikrullâhdır her bir sözün Ateş ile yanar özün Kabul görür senin nazın Gedâyin olmak ne hoş Sevmekten başka kârım yok Affeyle kusurum pek çok Şanın yüce reddin hiç yok Turâbın olmak ne hoş * * * Babaların babası Evliyaların hası Tarikatın ustası Sevgili Mehmet Baba İlmi Ledün ustası Sevgili Mehmet Baba Bu dünyanın kutbudur Resul’den de muştudur Hak’kın bize lütfudur Sevgili Mehmet Baba Tarıkına girenler Seni birden sevenler Ne bahtiyar kişiler Sevgili Mehmet Baba Sevenler beri gelsin Hemen murada ersin Hep himmetin varolsun Sevgili Mehmet Baba Senin peşinden koşan Ervahla doldu cihan Bu ne şeref bu ne şan Sevgili Mehmet Baba Senin ile coşarız Dağı taşı aşarız Hep Allah’a koşarız Sevgili Mehmet Baba Ahmetsani uyan Seni adama koyan Uyan ey gönül uyan Seni adama koyan Merhametkânı Sultan Sevgili Mehmet Baba * * * Bazen Hayri Baba’yı Bazen Ali Aba’yı Görmek istersen eğer Seyret Mehmet Baba’yı O yüce Halisa’yı Hem güneşi hem ayı Muhammed Mustafa’yı Seyret Mehmet Baba’yı Ona verip özünü Kaçırmadan sözünü Ayırmadan gözünü Seyret Mehmet Baba’yı Hele gönülden bir bak Göreceksin sen mutlak İşte Mugan işte Hak Seyret Mehmet Baba’yı Bakın bakın Silsile Oturmuş Resul ile Gülümsüyor bizlere Seyret Mehmet Baba’yı Cemalinde Cemali Yüce Hak’kın her hali Görünür O’nda hemen Seyret Mehmet Baba’yı Ahmetsani ayyaşsın Farkına da varmazsın Gönül sen ne ayyaşsın Farkına da varmazsın Seyret seyret doymazsın Canım Mehmet Baba’yı Seyret seyret doymazsın Canım Mehmet Baba’yı * * * Arayıp da zor bulduğum Aşkından feyiz aldığım Himmetiyle var olduğum Benim şeyhim gülüm var ya Gezer gönül deryasında Elinden tesbih aldığım Gönlümü ona saldığım Aşk deryasına daldığım Benim şeyhim gülüm var ya Gezer gönül deryasında Canıma canan bildiğim Aşkı ile eridiğim Nefsimden fazla sevdiğim Benim şeyhim gülüm var ya Gezer gönül deryasında Aşkıyla serden geçtiğim Gönlüme sultan seçtiğim Has çorbasından içtiğim Benim şeyhim gülüm var ya Gezer gönül deryasında * * * Evliyaya eğri bakma Kevni mekân elindedir Mülke hüküm süren odur İki cihan elindedir Hak anı bunda gönderdi Kullarını irşad için Kime diler iman verir Kahrü ihsan elindedir Sen anı şöyle sanırsın Sencileyin bir âdemdir Evliyanın sırrı vardır Gizli ayan elindedir Hak zatıyla sıfatıyla Tecelli eyledi anda Varlığı Hak varlığıdır Emri Sübhan elindedir Kaygusuz eder bu ilmi Okudum öğrendim bildim Bütün alemlerin hükmü Kamil insan elindedir * * * Şeyhimin illeri, Uzaktır yolları Açılmış gülleri Dermeye kim gelir Ya Hu! Ahd ile vefalar Zevk ile sefalar Bu yolda cefalar Çekmeğe kim gelir! Ya Hu! Şeyhimin özünü Severim sözünü Mübarek yüzünü Görmeye kim gelir! Ya Hu! Şeyhimin ilinde Asası elinde Şeyhimin yolunda Ölmeğe kim gelir! Ya Hu! Şeyhimin ilini Sorarım yolunu Mübarek elini Öpmeğe kim gelir Ya Hu! Şeyhimin şemine Bu canım pervane Saladır âşıklar Yanmağa kim gelir Ya Hu! Ah ile gözyaşı, Yunus’un haldaşı Zehr ile şol aşı Yemeğe kim gelir! Ya Hu! * * * Yanında kalmaya geldim Eylenip durmaya geldim Sen doktorsun bense hasta Tedavi olmaya geldim Gele gele yollar aştım Bu nefsin elinden şaştım Bir iyi olmaz derde düştüm Dert için dermana geldim Bunca gönüller yapmışsın Şimdi menzile ermişsin Muhammed’e yar olmuşsun Bir haber sormaya geldim Mürşid olup seçilmişsin Bade olup içilmişsin Tomurcukken açılmışsın Seni koklamaya geldim Sen habibsin bense garip Her derdime derman verip Aşkın ile zikir edip Bir haber sormaya geldim Abdulkadir olmuş veli Boşa sarfeylemez dili Hak’ka giden doğru yolu Arayıp bulmaya geldim * * * Seherlerde çıktım yola Hem rabıta ala ala Cemali boyanmış nura Şeyhim Mehmet Babamın da Boyu Resulullaha benzer Daim Allah diye gezer İsmi Beytullah’ta yazar Şeyhim Mehmet Babamın da Cümle velilerin başı Hak’kı zikretmektir işi Düşünmeden ol dervişi Şeyhim Mehmet Babamın da Kolu Mürteza Ali’dir Piri Gavsul Geylani’dir Mürşidi Hayri Baba’dır Şeyhim Mehmet Babamın da Ne güzel bir makamı var Dillerinden feyiz akar Muhammed’e olmuştur yar Şeyhim Mehmet Babamın da Bağlum’da gülleri açmış Etrafına nurlar saçmış Mevlam bizi evlat etmiş Şeyhim Mehmet Babama da Sultan Mehmet Babama da * * * Edelim cevlan Kılalım seyran Mest olup hayran Şeyh eşiğinde Aldım himmeti Geçtim zulmatı Buldum hayatı Şeyh eşiğinde Bıraktım arı İstemem yari Kestim zünnarı Şeyh eşiğinde Aşıkım Allah Müştakım billah Olmuşum vallah Şeyh eşiğinde Nice bir ülfet Edelim uzlet Çekelim halvet Şeyh eşiğinde Yunusum Elhak Didarı müştak Aşığım Uşşak Şeyh eşiğinde * * * Erenlerin sohbeti Ele giresi değil İkrar ile gelenler Mahrum kalası değil İkrar gerek bir ere Göz açıp didar göre Sarraf gerek gevhere Nadan bilesi değil Bir pınarın başına Bir testiyi koysalar Kırk yıl anda durursa Kendi dolası değil Ümmi Sinan yol ayan Oluptur belli beyan Dervişlik yolu heman Tacı hırkası değil * * * Geçtiğiniz yollara Bizden selam götürün Hak dost diyen dillere Bizden selam götürün Kutlu Hicaz çölüne Hak’kın solmaz gülüne O Müminler seline Bizden selam götürün Girenler dostun bağına Düşmez küfrün ağına Mübarek Nur dağına Bizden selam götürün Yağan nuru Hüda’ya Merve ile Safa’ya Muhammed Mustafa’ya Bizden selam götürün Yalvarıp Rab’bimize Dualar edin bize Muazzam Kabe’mize Bizden Selam götürün Her yönelen Allah’a Çıkar nurlu sabaha Âl-i Rasülullah’a Bizden selam götürün Girersiniz ihrama El sürmeden harama Sahabe-i Kiram’a Bizden selam götürün Lebbeyk deyip boyuna Koşun zemzem suyuna Beni Haşim soyuna Bizden selam götürün Mekke ile Medine İki eşsiz hazine Cihar yari güzine Bizden selam götürün Kavrulan açık başa Öpülen siyah taşa Gözlerden akan yaşa Bizden selam götürün Yetişir Cemal gayri Çok sözün yoktur hayrı Hüccaca ayrı ayrı Bizden selam götürün * * * Kâbe’nin yolları bölük bölüktür Benim ciğerlerim delik deliktir Dünya dedikleri bir gölgeliktir Aman Kâbem varsam sana Yüzüm gözüm sürsem sana Eşim dostum yüklesinler yükümü Komşularım helâl etsin hakkını Görmez oldum ırak ile yakını Aman Kâbem varsam sana Yüzüm gözüm sürsem sana Altından oluklar yaptırmışlar Gümüşten kemerlerin kuşatmışlar Ak mermerlerden anı döşetmişler Aman Kâbem varsam sana Yüzüm gözüm sürsem sana Kâbe’nin dibinde dört ırmak akar Zeyn olmuş hûriler seyrana çıkar Ah bu Kâbe derler misk anber kokar Aman Kâbem varsam sana Yüzüm gözüm sürsem sana * * * Ağlayı ağlayı yollara düştüm Şükür olsun sevdiğime kavuştum Medine göründü yandım tutuştum Ölüm ver Allah’ım verme ayrılık Yeşil kubbe görününce gözüme Boynum büküp elim koydum dizime Uyandım ki su serperler yüzüme Aklımı başımdan aldı ayrılık Yana yana ciğerleri kavrulan Bir can ile sevdiğine sarılan Hiç güler mi Medine’den ayrılan Merhametin yok mu zalim ayrılık Ferhat gibi canım yandı kavruldu Şirin gibi ciğerimden vuruldum Ölmedim de Medine’den ayrıldım Bir derdimi yüz bin ettin ayrılık * * * Yurdumdan çıktım yürüdüm Mum oldum sanki eridim Beytullah’a yüzüm sürdüm Iraktır Kabe yolları Ne güzel Mekke illeri Develer katar katarlar Kum deryasına batarlar Şeytanı taşa tutarlar Medine’de üç gün Pazar Hacılar armağan düzer Melekler sevabın yazar Emiri hac kafile başı Uzun olsun ömür yaşı Gitmesin akçesiz kişi * * * Arafat dağı da bir yüce dağdır İnanın Muhammed ölmedi sağdır Ravzasına vardım gülistan bağdır Seni ziyarete geldim efendim Bir feyiz almaya geldim efendim Sana gelir iken beni görmüşler Yolumun üstüne pusu kurmuşlar Hain nefsim can evimden vurmuşlar Bu nefsin elinden bıktım efendim Seni ziyarete geldim efendim Bir feyiz almaya geldim efendim Sana gelirken yolum kuruldu Çok ağladım gözüm yaşı sel oldu Hain nefsim Şeytan ile bir oldu Vurdu can evimden medet efendim Seni ziyarete geldim efendim Bir feyiz almaya geldim efendim Çok nasihat ettin sözün tutmadık Bize gösterilen yoldan gitmedik Bülbül olup dost bağında ötmedik Seni ziyarete geldim efendim Bir feyiz almaya geldim efendim * * * Gani Mevlâm nasip etse Varsam ağlayı ağlayı Medine de Muhammed’i Görsem ağlayı ağlayı Delil yapışsa elime Lebbeyk öğretse dilime İhram bezini belime Sarsam ağlayı ağlayı Sana altın oluk sana Varan canlar kılar tana Kara donlu Kâbe sana Varsam ağlayı ağlayı Çevre yanı kesme kaya El kaldırıp âmin diye Arafat’taki vakfeye Dursam ağlayı ağlayı Hüccac döner yana yana Ciğerim döndü büryana Şol zemzemden kana kana İçsem ağlayı ağlayı Akıtırlar hayvan kanı Esirgemez kimse canı Şol meydanda koç kurbanı Kessem ağlayı ağlayı Derviş Yunus der can ile Kul olmuşum iman ile Dilim zikri Kur’an ile Varsam ağlayı ağlayı. * * * Başım açık yalın ayak Düştüm Kabe yollarına Günahıma ağlayarak Düştüm Kabe yollarına. Dost ahbapla vedalaşıp Nice sarp dağları aşıp Halilullaha ulaşıp Düştüm Kabe yollarına. Musul, Bağdat ve Kerbela Nurlar yağar her gün hâlâ Hoştur deyip kaza bela Düştüm Kabe yollarına. Bazen açık bazen susuz Bazen yorgun, ve uykusuz Sabır isteyerek sonsuz Düştüm Kabe yollarına. Beytullah’ı görem diye Taşına yüz sürem diye Yoluna can verem diye Düştüm Kabe yollarına. * * * Çıkıp hüccac ile gitmek, Ne güzeldir, ne güzeldir Yolunda canı terk etmek Ne güzeldir, ne güzeldir O yolların riyâzâtı Eritir hep hatiatı Visâlin haccı lezzâtı Ne güzeldir ne güzeldir O yolların muğeylânı Âşıkların gülistânı Hicazın yolu kârbânı Ne güzeldir ne güzeldir Medine şehrine varsam Habibin Ravzasın görsem Eşiğine yüzüm sürsem Ne güzeldir ne güzeldir Geçip ol yüce yerleri Çıkarsak başa yolları Görünse kabe illeri Ne güzeldir ne güzeldir Nebilerin nazargahı Velilerin karargahı Görürsem Kabetullah’ı Ne güzeldir ne güzeldir Niyazi’ye nasip olsa Varıp maksudunu bulsa Safa ve zevk ile dolsa Ne güzeldir ne güzeldir * * * Ravzanın önünde büküldü belim Sordular suali tutuldu dilim Evvel böyle değildim doğruldu yolum Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor Bizi böyle görenler deli sanıyor Ravza’nın önünde büyük çeşme Çevirin önünü münkir içmesin Rab’bim bizi bu sürüden seçmesin Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor Bizi böyle görenler deli sanıyor Ravza’nın içinde nurdan direkler Direklere müştak olmuş melekler O esnada kabul olur dilekler Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor Bizi böyle görenler deli sanıyor Akar gözüm yaşı döner bir sele Bülbülün hasreti sadece güle Aşktan anlamayan bizi ne bile Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor Bizi böyle görenler deli sanıyor Açılıyor bu ravzanın kapısı Nurlarla bezenmiş sanki yapısı Aşktan anlar ihvanların hepsi Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor Bizi böyle görenler deli sanıyor. * * * Ravzaya bakmaya gözler mi doyar Aşkın şarabını içen böyle mi yanar Ebubekir Ömer Osman Ali de var Açın şu ravzayı Habibim de var Benim dertlerimin tabibi de var Aç Muhammed ravzanı biz de varalım Mübarek ravzana yüzler sürelim Kimler yapmış bu ravzanın yapısın Melekler açmış tavaf kapısını Hacerül evsedin güzel kokusu Ravzaya indim de ettim kıyamı Ortaya saçmışlar gülü reyhanı Günahtan kurtarır cümle alemi Çıkardım dağlara Habib’im derdim Ben Allah’a arzuhalimi verdim Çok şükür Mevlaya murada erdim İçerim yanıyor gözlerim ağlar Yüreğim tutuşur ciğerim yanar Gözden nihan oldu o güzel yerler Osman’a verdiler zinnureyn adı Melekler eyledi gökte feryadı Ben senin aşkından olmuşam şadı Ravzanın içinde arifler durur Günahım sorarsan defterler dolu Mevlam göndermiş bu kadar kulu * * * Zikrullah gökleri geçer Lahun tellerine göçer Vuslat kapıların açar Yanalım zikrullah ile Ölelim zikrullah ile. Zikrullah canlara candır Hem dertlilere dermandır Allah’tan bize ihsandır Yanalım zikrullah ile Ölelim zikrullah ile Zikrullah elde sermaye Hem yareli kalplere şifa Ulaştırır ol Mevla’ya Yanalım zikrullah ile Ölelim zikrullah ile Zikrullah Kur-an’ın sırrı Sen sanma Kur-an’dan ayrı Yok hidayet ondan gayri Yanalım zikrullah ile Ölelim zikrullah ile Bilişelim görüşelim Söyleşelim Allah ile Allah ile Mevla ile * * * Dil beytini pak eden Dervişi anka eden Âlemi Lâhuta giden Mevla zikridir zikri Zikirden halet olan Aşinayı ruh olmaz Ukbada devlet bulan Mevla zikridir zikri Terk ehline karışan Hem zevkine erişen Bahri Ledünle görüşen Mevla zikridir zikri Aşıkların zikri Hu Zikri Hu’dur fikri Hu Vecde gelip diye Hu Mevla zikridir zikri Nureddini diri kılan Tevhidle çerağı yanan Bi hamdilillah tevfik olan Mevla zikridir zikri * * * Canu dili pak eden Mevla zikridir zikri Aşk ile Pazar eden Mevla zikridir zikri Şeriattır kapısı Tarikattır yapısı Hakikattır binası Mevla zikridir zikri Düşmüşleri kaldıran Aşk bahrine daldıran Maksuduna erdiren Mevla zikridir zikri Erenlerin yolunu Sürerler hep demini Dervişlerin muini Mevla zikridir zikri Şeyh yedini kim tutar Ref’i hicap ol eder Canan iline gider Mevla zikridir zikri Veliyüddin sen sözün Zikrile pak et özün Dostuna tutar yüzün Mevla zikridir zikri * * * Hak’ka aşık olanlar Zikrullah’tan kaçar mı? Arif olan, cevherin Boş yerlere saçar mı? Gelsin marifet olan Yoktur sözümde yalan Emmareye kul olan Hayrü şerri seçer mi? Gerçek bu söz yarenler Gördüm demez görenler Keramete erenler Gizli sırrın açar mı? Sen bir koğuk selvisin Hemen şöyle durursun Sen bir palaz yavrusun Kuş kanatsız uçar mı Üftade yanıp tüter Bülbüller gibi öter, Dervişlere taş atan Îmân ile göçer mi? * * * Daldım derin fikire, Hamdeyledim şüküre Aşk ile feyiz ile Başlayalım zikire Vur kalbe Allah desin İnim inim inlesin Kalbimin şu sesini Cümle alem dinlesin Kabenin örtüsü kara Bülbülüm düştüm zara Doktor tabib gerekmez Bendeki başka yara Kâbe’de yeşil yazı Allah Muhammed sözü Pirim aklıma düştü İçimde ince sızı Yürü Hak’kın yolundan Tut mürşidin elinden Aşık olan anlasın Bizim şeyhin dilinden Kalbimin içi cami Pirim kaptan ben gemi Bu dergah aşk dergahı Semai dön Geylani * * * Dilhanesi pür nur olur, Envarı zikrullah ile İklimi dil mamur olur Mimarı zikrullah ile Her müşkil iş âsân olur Derdi dile dermân olur Canım içinde cân olur Esrarı zikrullah ile Gamgin gönüller şad olur Dembesteler azad olur Gümgeşteler irşad olur Asar-ı zikrullah ile Zikreyle Hak’kı her nefes Allah bes, Bâki heves Bes gayriden ümidi kes Tekrarı zikrullah ile Gör ehli halin fırkasın Çaketti Ceybi hırkasın Devreyle zikrin halkasın Pergari zikrullah ile Terket cihan arayışın Nefsin gider alayışın Bul canı dil asayışın Efkarı zikrullah ile Ahmet seni ikrar eder Hem zikrin tekrar eder İhlasını iş ar eder. Eş’arı zikrullah ile * * * Bu dünyaya verme gönül Dünya sana kalır değil Dünya seven dost katına Yüz akıyla varır değil Bu dünyanın muhabbeti Şol ağulu bal gibidir Ağusun bilen ol bala Parmağını banar değil Bu dünyanın zehri katı Cana ere mazarratı Zehrini bilmeyen bunun Kendüyü sakınır değil Bu dünyayı derip yığma Ahir koyup gitsen gerek Koyup gideceğin sanan Dünyayı devşirir değil Âşıkların gönül kuşu Düşmez dünya tuzağına Gerçek eren bu dünyayı Hiç muhale alır değil Eşrefoğlu Rumi sen de Eğer şaha mahrem isen Himmetin gözüne kevneyn Zerre denlü gelir değil * * * Bu dünyaya gelen canlar Gedai bayı Sultanlar Turab oldu bütün onlar Gelin zikredelim Ya Hu Bu dünyaya gelen gitmiş Kamu varını terketmiş Bu gün nöbet bize yetmiş Gelin zikredelim Ya Hu Bu dünya bir tımarhane Gidenleri düşünsene Gönül verme bu külhane Gelin zikredelim Ya Hu Meyil verme bu dünyaya Ayal evlat ahibbaya Düşersin sonra cezaya Gelin zikredelim Ya Hu Etme sivaya iltifat Dilersen gamdan necat Ver Muhammed’e salavat Gelin zikredelim Ya Hu Olma zahidi guşk ile Koma masivayı dile Mücadele et nefsinle Gelin zikredelim Ya Hu Bu simü zeri derme gel İnkârı koy ikrara gel Bülbül gibi gülzara gel Gelin zikredelim Ya Hu Elinde var iken fırsat Zikri Hüda’ya et dikkat Tutup durmaz seni sıhhat Gelin zikredelim Ya Hu Zikre meşgul ol sen heman Kalbe dolâ nuru iman Zikri Hüda et her zaman Gelin zikredelim Ya Hu (Hüdai) Eyledi pendi Çözüle kalplerin bendi Huzuru kalble efendi Gelin zikredelim Ya Hu * * * Bu dünya dari gaflettir Rahatı hep yalandır ha Bilir misin ahir fani Vefasız bir cihandır ha. Sivânın rengine hiç bakma Mevti daima zikret Elinde var iken fırsat Gönlünü gel uyandır ha Büyük söz söylemekten kıl ictinap Yıkma gönül birden Uyup nefse gönül yıkma Âşıklara ziyandır ha Görülür türlü ziynette Gözüne gerçi bu dünya Bakıp nakşına aldanma Bakisi yok yalandır ha Devam et zikri yezdane Sakın divane boş gezme Haberdar ol ki erişti Vakit ahir zamandır ha Bilir misin duhul eden Hüdai Cennet’e kimdir Tutup emri ilahiyi Kulağına koyandır ha * * * Biz dünyadan gider olduk Kalanlara selam olsun Bizim için hayır dua Kılanlara selam olsun Ecel büke belimizi Söyletmeye dilimizi Hasta iken halimizi Soranlara selam olsun Tenim ortaya açıla Yakasız gömlek biçile Bizi bir asan veçhile Yuyanlara selam olsun Dünya’ya gelenler gider Hergiz gelmez yola gider Bizim halimizden haber Soranlara selam olsun Selâ verin kastımıza Gider olduk dostumuza Namaz için üstümüze Duranlara selâm olsun Eceli gelenler gider Hepsi gelmez yola gider Bizim halimizden haber Soranlara selâm olsun Miskin Yunus söyler sözü Yaş doludur iki gözü Bilmeyen ne bilsin bizi Bilenlere selam olsun * * * Geldi geçti ömrüm benim Şol yel esip geçmiş gibi Hele bana şöyle gelir Bir göz açıp yummuş gibi İş bu söze Hak tanıktır Bu can gövdeye konuktur Bir gün ola çıka gide Kafesten kuş uçmuş gibi Miskin ademoğulları Ekinlere benzer gider Kimi biter kimi yiter Yere tohum saçmış gibi Bu Dünya’da bir nesneye Yanar içim göynür özüm Yiğit iken ölenlere Gök ekini biçmiş gibi Bir hastaya vardın ise Bir içim su verdin ise Yarın orda karşı gele Hak şarabın içmiş gibi Yunus Emre bu Dünya’da İki kişi kalır derler Meğer Hızır, İlyas ola Abı hayat içmiş gibi * * * Yalancı Dünya’ya konup göçenler Ne söylerler, ne bir haber verirler Üzerinde türlü otlar bitenler Ne söylerler, ne bir haber verirler Kimisinin biter üstünde otlar Kiminin başında sıra serviler Kimi masum, kimi güzel yiğitler Ne söylerler, ne bir haber verirler Toprağa karışmış nazik tenleri Söylemeden kalmış tatlı dilleri Gelin duadan unutman bunları Ne söylerler, ne bir haber verirler Yunus der ki gör takdirin işleri Dökülmüştür kirpikleri kaşları Başları ucunda hece taşları Ne söylerler, ne bir haber verirler * * * Narı uşşağı hoş gör, Atma taş ey zahida Bir tecelli olsa kalbe, İhtiyar elden gider Parladıysa zikri Hak, Aşıkların dilhanesin Ah çeker seyha vurur, Namusu ar elden gider Cezbeyi Rahman gelir de, Gaşyederse aklını Sanki bir mecnun olur, Namı vekar elden gider Nigübet hakkında alem, Ne söyler söylesin Eylemez asla muhabbet, İhtiyar elden gider Cezbeyi Hak insi cin, Amalinin hep efdalı Ah ile terennüm , Bülbüle gülden gider Maksadı leylü Nehar, Almak rızasın Halık’ın Haktan özge kalp evinde, Her ne var elden gider Zikri çok etse de eshabı, Gulubi gasiye Uğramaz aşk şehrine, Ol başka bir yoldan gider Varisi peygamberi, Bir mürşide el vermeyen Lalü zari görmeden, O bir susuz çölden gider Bu tarikat yolunu, Baştan başa inkâr eden Sağ cenahı terk eder, Şeytanla soldan gider Ey Rızayi feyzi nuri, Ahmedi bu kalplere Mürşidi kâmil mükemmel, Piri makbulden gider. * * * Şem’a yanan pervaneler Gelsün beraber yanalım Aşka düşen divaneler Gelsün beraber yanalım Gelsin bir hoşça yanalım Varın sorun şol bülbüle Neden âşık olmuş güle Anın için düşmüş dile Gelsin beraber yanalım Gelsin bir hoşça yanalım Koca Zahit bizi taşlar Akıtalım kanlı yaşlar Hak tariktir diyin kardeşler Gelsin beraber yanalım Gelsin bir hoşça yanalım Yanmaktır bizim kârımız Terkedelim hep varımız Pervaneler yaranımız Gelsin beraber yanalım Gelsin bir hoşça yanalım Gel şehzadem gel sen de yan Yaş yerine dökelim kan Hak cemalin isteyen can Gelsün beraber yanalım Gelsin bir hoşça yanalım * * * Hak yoluna gidenlerin Asa olsam ellerine Her pir vasfın edenlerin Kurban olsam dillerine Torunuyuz bir dedenin Tohumuyuz bir bedenin Münkir ile cenk edenin Silah olsam ellerine Bir üstada olsam çırak Bir olur da yakın ırak Kemiklerim yapsam tarak Dost zülfünün tellerine Vücudumu kavursalar Yönüm Hak’ka çevirseler Harman edip savursalar Muhabbetin yellerine Yar yüzünde olsam zülfün Dağlarında olsam sünbül Dost bağında olsam bülbül Şakiyi versem güllerine Seyranı kaldır parmağın Vaktidir Hak’ka durmağın Deryaya akan ırmağın Kadre olsam sellerine * * * Bakıp cemali yâre, Çağırırım dost dost Dil oldu pare pare, Çağırırım dost dost Aşkın ile dolmuşum, Zühdümü yanılmışım Mestü müdam olmuşum, Çağırırım dost dost Mescüdü meyhanede, Hanede viranede Kabe’de puthanede, Çağırırım dost dost Sular gibi çağ çağ, Dolaşırım dağ dağ Hayran bana sıru sağ, Çağırırım dost dost Dünya gamından geçip, Yokluğa kanat açıp Aşk ile daim uçup, Çağırırım dost dost Aradığım candadır, Canda ve hem tendedir Bilir iken bendedir, Çağırırım dost dost Gâh düşerim mutlaka, Gah asıl ki mülhaka Bakıp kamudan Hak’ka, Çağırırım dost dost Dolunmaz ol halü hat, Minel ezel ta ebed Unulmaz asla bu dert, Çağırırım dost dost Hep görünen dost yüzü, Andan ayırmam gözü Gitmez dilimden sözü, Çağırırım dost dost Derya olunca nefes, Paralanınca kafes Ta kesilince bu ses, Çağırırım dost dost Gökler gibi dönerim, Gün gibi dolanırım Devr ile elenirim, Çağırırım dost dost Ne yerdeyim ne gökte, Ne mürdeyim ne zinde Her zaman ve her yerde, Çağırırım dost dost Geldim ol dost ilinden, Koka koka gülünden Niyazi’nin dilinden, Çağırırım dost dost * * * Bu aşk bir bahri ummandır Buna haddi kenar olmaz Delilim sırrı Kuran’dır Bunu bilende ar olmaz Süre geldi ezeliden Pirim Muhammed âliden Şarabı lem yezaliden İçenlere kanar olmaz Eğer aşık isen yare Sakın aldanma ağyare Düş İbrahim gibi nare Bu gülşende yanar olmaz Kıyamazsan başa cana Irak dur girme meydana Bu meydanda nice başlar Kesilir, hiç soran olmaz Hak ile Hak olanlara Kendi özün bilenlere Dost yolunda ölenlere Kan pahası dinar olmaz Biz aşığız biz ölmeyiz Çürüyüp toprak olmayız Karanlıklarda kalmayız Bize leylü nehâr olmaz Bak şu Mansur’un işine Halkı üşürmüş başına Enel Hak’kın firaşına Düşenlere tımar olmaz İşte bu sırrı Kuran’dır Küllü Men Aleyha Fan’dır İki kapılı bir handır Konan göçer karar olmaz Seyfullah sözünde mesttir Şeyhinden aldığı desttir Divanara kalem pestir Ne söylerse inan olmaz * * * Seni seven âşıkların Gözü yaşı dinmez imiş Seni maksud edinenler Dünya ahret anmaz imiş Gönlün sana verenlerin Eli sana erenlerin Gözü seni görenlerin Devranları dönmez imiş Ölmez imiş âşık canı Hiç çürümez imiş teni Aşk her kimi kıldı fani Ana zeval ermez imiş Aşkına düşen canların Yoluna baş verenlerin Aşka bülbül olanların Kimse dilin bilmez imiş Aşkın ile bilişenler Senin ile buluşanlar Sen maşuka erişenler Ezel ebed ölmez imiş Eşrefoğlu Rumi senin Yansın aşk oduna canın Aşk oduna yanmıyanın Kalbi safi olmaz imiş * * * Aşkın odu ciğerimi Yaka geldi yaka gider Garip başım bu sevdayı Çeke geldi çeke gider Firkat kar etti canıma Gelsin âşıklar yanıma Aşk zencirin dost boynuna Taka geldi taka gider Bülbül eder zarü figan Aşk oduna yandı bu can Benim gönülcüğüm hemen Hak’tan geldi Hak’ka gider Arifler durur sözüne Gayri görünmez gözüne Eşrefoğlu yar yüzüne Baka geldi baka gider * * * Ben yürürüm yane yane Aşk boyadı beni kane Ne âkılem ne divâne Gel gör beni aşk neyledi Gâh eserim yeller gibi Gâh tozarım yollar gibi Gâh akarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi Akar sulayın çağlarım Dertli ciğerim dağlarım Şeyhim anıben ağlarım Gel gör beni aşk neyledi Ya elim al kaldır beni Ya vaslına erdir beni Çok ağladım güldür beni Gel gör beni aşk neyledi Ben yürürüm ilden ile Şeyh sorarım dilden dile Gurbette hâlim kim bile Gel gör beni aşk neyledi Aşkın beni mest eyledi Aldı gönlüm hast’eyledi Öldürmeğe kast eyledi Gel gör beni aşk neyledi Benzim sarı, gözlerim yaş Bağrım yara çiğerim taş Halim bilen dertli kardaş Gel gör beni aşk neyledi Mecnun oluben yürürüm Ol yâri düşte görürüm Uyanır melul olurum Gel gör beni aşk neyledi Ben Yunus’u biçâreyim Baştan aşağı yareyim Dost elinden avareyim Gel gör beni aşk neyledi * * * Aşkın aldı benden beni Bana seni gerek seni Ben yanarım dün-ü günü Bana seni gerek seni Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni Aşkın âşıklar öldürür Aşk denizine daldırır Tecelli ile doldurur Bana seni gerek seni Aşkın şarabından içem Mecnun olup yola düşem Sensin dünü gün endişem, Bana seni gerek seni Sufilere sohbet gerek Ahilere ahret gerek Mecnunlara Leyla gerek Bana seni gerek seni Eğer beni öldüreler Külüm göğe savuralar Toprağım anda çağırır Bana seni gerek seni Cennet dedikleri ne ki Bir kaç köşkle birkaç huri İsteyene ver onları Bana seni gerek seni Yunus durur benim adım Gün geçtikce artar ödüm İki cihanda maksudum Bana seni gerek seni * * * Canı dilden hane kıldın akibet Gönlümü virene kıldın akibet Ol cünün zincirini tahrik edip Sen beni divane kıldın akibet Aşkı bi pervaya mahrem eyledin Akıldan bigane kıldın akibet Daneyi naciz idim ben ziri hak Daneyi yüz dane kıldın akibet Dane iken bağı bostan eyledin Haki pür kaşane kıldın akibet Hamri vahdetten içirdin tabime Ruhumu pervane kıldın akibet Sakiyi gülzarı cansın dembedem Gönlümü meyhane kıldın akibet Ey Fakirullah hakkı bendeni Aşıkı ferzane kıldın akibet * * * Güzel âşık cevrimizi, Çekemezsin demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi? Demedim mi, demedim mi? Gönül sana söylemedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi? Yemeyenler kalır naçar Gözlerinden kanlar saçar Bu bir demdir gelir geçer Göremezsin demedim mi? Bu dervişlik bir dilektir Bilene büyük devlettir Yensiz yakasız gömlektir Giyemezsin demedim mi? Çıkalım meydan yerine Erelim Ali sırrına Can-u başı Hak yoluna Koyamazsın demedim mi? Aşıklar harabât olur Hak yanında kıymetl’olur Muhabbet baldan tatl’olur Doyamazsın demedim mi? Pirsultan abdal şâhımız Hak’ka ulaşır râhımız Onik’imam katarımız Uyamazsın demedim mi? * * * Gel gel yanalım, Ateşi aşka Şule verelim, Ateşi aşka Ey padişahım, Affet günahım Yanmaktır karım, Ateşi aşka Evvel aldandım, Pek kolay sandım Kat be kat yandım, Ateşi aşka Narım yitirdim, Dosta getirdim Geçtim oturdum, Ateşi aşka Varın verenler, Dosta gidenler Yandım erenler, Ateşi aşka Aşk ehli ölmez, Yerde çürümez Yanmayan bilmez, Ateşi aşka Seyyid Nesimi, Terkeyle resmi Yandır bu cismi, Ateşi aşka * * * Yanmaktan usanmazam, Pervanemiyim bilmem Hiç sonunu sormazam Divanemiyim bilmem Kalbimde ocağım var, Bu sinede dağım var; Ateşte durağım var Hep yanemiyim bilmem Her şamu seher zarım Guş eylemez ol yârim Bakmaz bana hünkârım, Biganemiyim bilmem Dil hane harab oldu, Yıkıldı türab oldu Her canibi bab oldu, Virane miyim bilmem Nuri demi dehşette Bahri gamı firkatte Fakir miyim hasrette Dürdane miyim bilmem. * * * Ağla gözüm ağla gülmezem gayrı Gönül dosta gider gelmezem gayrı Ne gam bunda bana bin kere ölsem Orda ölüm olmaz ölmezem gayrı Yansın canım yansın aşkın oduna Aksın kanlı yaşım silmezem gayrı Göyündüm aşk ile ta kül olunca Boyandım derdine, solmazam gayrı Beni irşad eden mürşid-i kamil Yeter bir el daha almazam gayrı Varlığım yokluğa değişmişim ben Bu gün cana başa kalmazam gayrı Fenadan bakiye göç eder olduk Yöneldim şol yola dönmezem gayrı Muhabbet bahrinin gavvası oldum Gerekmez Ceyhun’a dalmazam gayrı Dilerim fazlından ayrılmıyasın Tanrı’m senden özge sevmezem gayrı Söyle aşık dilinden bunu YUNUS Eğer aşık isem ölmezem gayrı * * * Ben bu yolu bilmez idim Aşk gönlüme düştü gider Aşk elinden dertli yürek Kaynaya ben taştı gider Hani bizden önde olan Kalmadı dünyaya gelen Dünü gün ari taat kılan Ol sıratı geçti gider Nefsi doyunca yiyenler Kana kana uyuyanlar Dili gıybet söyleyenler Cehenneme düştü gider Aşk oduna yanmayanlar Öleceğin sanmayanlar Göz açıp uyanmayanlar Şöyle gaflet bastı gider Bu aşk bize bir düş idi Hak müyesser kılmış idi Derviş Yunus bir kuş idi Halk içinde uçtu gider * * * Dinle sözümü sana derim özge edâdır Derviş olana lâzım olan aşk-ı Hüdâ’dır Aşıkın nesi var ise maşûka fedâdır Semâ’ safâ câna şifa rûha gıdâdır Aşk ile gelin eyleyelim zevk ü safayı Zevk ile safalar sürelim Hu ile Hay’ı Çalalım kudümü, edelim mazharü nayı Semâ’ safâ câna şifa rûha gıdâdır Ey sofu bizim sohbetimiz câna safâdır Bir cur’amızı nûş ede gör derde devâdır Hak ile ezeli ettiğimiz ahdü vefâdır Semâ’ safâ câna şifa rûha gıdâdır Aşk ile gelin talib-i cûyende olalım Zevk ile safalar sürelim zinda olalım Hazret-i Mevlânâ’ya gelin bende olalım Semâ’ safâ câna şifa rûha gıdâdır * * * Severim ben seni candan içeri, Yolum vardır bu erkândan içeru Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat marifet andan içeru Beni bende demen ben bende değilim Bir ben vardır bende benden içeru Süleyman kuşdilin bilir dediler Süleyman var Süleyman’dan içeru Tecelliden nasib erdi kimine Kiminin maksudu andan içeru Senin aşkın beni benden alıptır Ne şirin derd bu dermandan içeru Derviş Yunus gözü tuş oldu sana, Kapında kuldur sultandan içeru. * * * Gururlanma insanoğlu Ölmemeye çaren mi var Hazan görmüş bir gül gibi Solmamaya çaren mi var Hayat denen dolap döner Bütün mahlûk olan biner Yağı biten kandil söner Sönmemeye çaren mi var Hiç aldanma mala mülke Gitmez isen doğru yola Tatlı canın Azrail’e Vermemeye çaren mi var Hiç güvenme can dostuna Uçuşurlar mal kastına Çıkıp teneşir üstüne Yatmamaya çaren mi var Düşünmezsin hiç ölmeyi Terk etmezsin hiç gülmeyi Yakası yok ak gömleği Giymemeye çaren mi var Nerde ecdad nerde ata Hak’ka karşı yapma hata Tabut denen ağaç ata Binmemeye çaren mi var Daim yürür Hak izinde Hak’kı söyler her sözünde Dört kişinin omuzunda Gitmemeye çaren mi var Kalkacaktır gözden perde Göreceksin yarın, nerde Ev kazılmış kara yerde Yatmamaya çaren mi var Münker Nekir gelecektir Rab’bin kimdir diyecektir Mümin cevap verecektir Vermemeye çaren mi var * * * Ey kardeş yolcuyuz hazırlansana, Bu fani Dünya’dan göçeriz bir gün Ölümden kurtuluş yoktur insana Omuzlar üstünde geçeriz birgün Duydun mu ecele çare bulana Bu Dünya üstünde baki kalana Hazırla kendine lazım olana Elveda bayrağını açarız birgün Azrail vadesi dolanı bilir Davetsiz konuktur her eve gelir Dostum ağlar düşmanım sevinir İyiyi kötüyü seçeriz bir gün Kazanla teneşir haberci olur Ölümün etrafta çabuk duyulur İpekler sırmalar hepsi soyulur Beş arşın kefeni biçeriz bir gün. Musalla dediğin bir mihenk taşı Şahittir insana eşi yoldaşı Akılsen kefeni başında taşı Evladu iyalden kaçarız bir gün. Bineğin tabuttur unutma sakın Kapının önüne gelmesi yakın Rızası olmazsa Cenabı Hak’kın Âleme dehşetler saçarız bir gün. Mezardır faninin en son durağı İmanın nurudur onun çerağı Melekler getirir bize burağı Cenneti Ala’ya uçarız bir gün Müminin makamı Cennetünna’im Münkirin makamı Berzahul Cahim Son nefes bizlere lütfeder Rahim Eceli bal gibi içeriz bir gün Bu kara toprağa insandır maye Ameli salihtir kabre sermaye Varınca huzuru ferman fermaye Hayırla şerleri ölçeriz bir gün Ey Aşkı ölüme hazır ol her an Rehberin Hak olsun düsturun Kuran Nasılsa senin de gelecek sıran Aklından çıkarma naçarız bir gün. * * * Ömür bahçesinin gülü solmadan, Uyan gel gözlerim gafletten uyan Ecel bize bir gün devran dönmeden Uyan gel gözlerim gafletten uyan Niçin gaflet ile mağrur olursun Kervan göçer gider yolda kalırsın Be vallahi sonra pişman olursun Uyan gel gözlerim gafletten uyan Kaba döşekte yatma döne döne Mağrur olup uyuma kana kana İletirler seni karanlık yere Uyan gel gözlerim gafletten uyan Derviş Yunus söyler sözü tutulmaz Senin kumaşın bu yerde satılmaz Böyle yatmak ile dosta gidilmez Uyan gel gözlerim gafletten uyan * * * Bak şu Dünya’nın türlü türlü haline, Hiç kimseler çare bulmaz ölüme Ne gelir kuluna Allah’tan gelir Sabredelim gönül elden ne gelir Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir Anne dedikleri yürek yaresi Evlat dedikleri ciğer paresi Kardeş dedikleri gönül yaresi Hiç bulunmaz bu ölümün çaresi Sabredelim gönül elden ne gelir Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir Ben dertliyim bana derman bulunmaz Yüreğimden yarelerim onulmaz Hak’tan gelene hiç çare bulunmaz Sabredelim gönül elden ne gelir Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir Benim işim ancak Hak’ka kalmıştır Ciğerim kara kan ile dolmuştur Eyüp Peygamberden miras kalmıştır Sabredelim gönül elden ne gelir Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir Derviş Yunus bunu böyle demiştir Allah’tan gelene razı olmuştur Mevla bir ismim Sabır’dır demiştir Sabredelim gönül elden ne gelir Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir * * * Hor görmeyin toprağı, toprakta kimler yatar Kani bunca evliya, yüzbin peygamber yatar Cennet’te buğday yiyen, gaflet gömleğin giyen Kabe’yi bünyad eden, Adem peygamber yatar. Ol Tur Dağına çıkan, Mevla ile söyleşen Binbir kelimat kılan, Musa Peygamber yatar Ol şahin gibi duran, devlere hüküm kılan Tahtını sel götüren, Süleyman Peygamber yatar Ol bezirgana satılan, kuyuda tutsak olan Yakup Peygamber oğlu, Yusuf’u Kenan yatar. Arkasıyla kum çeken, Gözyaşıyla yoğuran Kabe’ye bünyad kuran, Halil İbrahim yatar Kurban için emrolan, emre itaat eden İbrahim peygamber oğlu, İsmail kurban yatar. Burak’a binip giden, yedi göğü seyreden Varuben yari gören, Resul Muhammed yatar Gündüz taam yemeyen, gece uykusu görmeyen Ümmetini kayıran, Hazreti Muhammed yatar. Dört kitabı okuyan, şeytanı hemen kovan Sineleri dolu Kuran, Ebubekr, Ömer,Osman yatar Sellasil şeyhini yıkan, kafiri od’a yakan Zülfikarını çalan, Hazreti Ali yatar Ali’nin nesilleri, Kuran okur hem dilleri Fatma ana oğulları, Hasan’la Hüseyin yatar İğnesin denize atan, balıklara getirten Tacı tahtı terk eden, İbrahim Ethem yatar Çoktur Hak’kın has kulları, fikreylesen bunları Zikreyleyen erenleri, bilsen ne sultanlar yatar Gündüzleri saim olan, geceleri kaim olan Evliyalar arifi, Beyazid Bestam yatar Hakikat erenleri, göçtü dünyadan her biri Konya’da Mevlana Hüdavendigar yatar Yunus sen de ölürsün, kara yere girersin Mürşitlerin ulusu, Emrem sultan yatar * * * Bir garibsin şu dünyada, Gülme gülme ağla gönül Derdin dahi çoktur senin Gülme gülme ağla gönül Birgün ola ecel gele Kullar kulluğunda kala Cümle mahluk toprak ola Gülme gülme ağla gönül İşi gücü cevru cefa Dünya kime kıldı vefa Hani Muhammed Mustafa Gülme gülme ağla gönül Ebubekir sıddık veli O’dur peygamberin yari Hani Ömer, Osman, Ali Gülme gülme ağla gönül Onlar cihane geldiler Hep gittiler kalmadılar Gülmediler ağladılar Gülme gülme ağla gönül Aşık Yunus söyler sözü Kanlı yaşlar döker gözü Eğer yazın eğer gözün Gülme gülme ağla gönül * * * Makamımız kuş misali Daldan dala konabilir İnsanoğlu yok misali Birgün olur ölebilir Dağlar taşlar kül misali Birgün olur tozabilir İnsanoğlu gül misali Birgün olur solabilir Hakikata eren erler Mevlasını bulabilir Kendini hakir görenler Birgün yüce olabilir Bu can sana emanettir Birgün olur çıkabilir Dünya malı bir ziynettir Ancak amel kalabilir Mağrur olma insanoğlu Ölmemeye çaren mi var Soğuk vurmuş bir gül gibi Solmamaya çaren mi var Hani ecdat hani ata Hak’ka karşı etme hata Tabut denen cansız ata Binmemeye çaren mi var * * * Bu dünya bir kuru dava Medine şehri bir ova Büyük validemiz Havva Gelin oldu dua ile Yatıyorsun yüzü kara Kalk derdine derman ara İbrahim zevcesi Sara Gelin oldu dua ile Bu Dünya’ya geldin niye Ömrün geçirme boş yere Peygamber kızı Rukiye Gelin oldu dua ile Kâbe’nin örtüsü kara Arafat bir yüce dağa Peygamber kızı Fatıma Gelin oldu dua ile Çalış boş yere yatma Düğününe haram katma Ali’nin zevcesi Fatma Gelin oldu dua ile Çalgı haram dedi Ahmet Çalanlara olsun hidayet Peygambere ver salavat Düğün olsun dua ile * * * Elveda ey mah-i taban elveda Elveda ey mihr-i Yezdan elveda Elveda ey afitab-ı şer’i din Elveda ey mah-i taban elveda Gündüzün bayram idi saimlere Her geçen bir Kadr idi kaimlere Nurdan bir tac idin alemlere Elveda ey mah-i taban elveda Leylet ül Kadr ü berat idin bize Hem dahi savm ü salat idin bize Nar-ı duzehten necat idin bize Elveda ey mah-i taban elveda Yılda bir kez şehri seyran eyledin Kendüzin bu halka mihman eyledin Sonra tavus gibi cevlan eyledin Elveda ey mah-i taban elveda Hazrete bizden şikayet eyleme Aybımız çoktur hakaret eyleme Eşrefoğlu’na melamet eyleme Elveda ey mah-i taban elveda * * * Bu dervişlik yoluna Sıdk ile gelen gelsin Hak’tan özge ne ki var Gönlünden silen gelsin Dervişlik dedikleri Nihayetsiz denizdir Bu payansız denizin Mevcini duyan gelsin Dervişlik dedikleri Bir tükenmez kan olur Hasuam kulu sultan Bu kandan alan gelsin Derviş dolu nur doğar Her lahza göğe ağar Ben diyem doğru haber Canına kıyan gelsin Dervişin gözü açık Dün ü günü uyanık Bu söze Tanrım tanık Bakmadan gören gelsin Dervişin kulağı sak Hak’tan alır ol sebak Deprenmeden dil dudak Sözü işiten gelsin Dervişin kolu uzun Çıkarır münkir gözün Şarktan garba düpdüzün Sonmadık iren gelsin Dervişler Hak’kın dostu Canları ezel mesti Aşk şem’ini yaktılar Pervane olan gelsin Bu Eşrefoğlu Rumi Dervişliğe geleli Nefsindendir çektiği Nefsin öldüren gelsin * * * Ben dervişim diyene, Bir ün edesim gelir Tanıyuben şimdiden Varup yetesim gelir Sırat kıldan incedir Kılıçtan keskincedir Varıp anın üstüne Evler yapasım gelir Altında gayya vardır İçi nâr ile pürdür Varıp ol gölgelikte Biraz yatasım gelir Ta’n eylemen hocalar Hatırınız hoş olsun Varuben ol tamu’da Biraz yanasım gelir Ben günahımca yanam Rahmet suyunda yunam İki kanat takınam Biraz uçasım gelir Andan Cennet’e varam Hak’kı Cennet’te görem Hûri ile gılmanı Bir bir koçasım gelir Derviş Yunus bu sözü Eğri büğrü söyleme Seni sıygaya çeker Bir Molla Kasım gelir * * * Ey gönül bir derde düşkim Anda derman gizlidir Gel karış bir Kadreye kim Anda umman gizlidir. Terkedip canı cihanı Gey feraget cübbesin Bu feraget cübbesinde Sırrı sultan gizlidir Deyme bir derviş hakire Hor görüp hor bakma kim Gönlünün her köşesinde Arşı Rahman gizlidir Nutka gelse canı dil Bulur hayatı cavidan Dervişin her bir sözünde Abı hayat gizlidir Gör bu Eşrefoğlu Rumi Bahri aşkta neyledi Canı başı terk edip Canı cihanda gizlidir * * * Derviş olan aşık gerek Yolunda hem sadık gerek Bağrı anın yanık gerek Can gözleri açık gerek Alçaktan alçak yürüye Toprak içinde çürüye Aşk ateşinde eriye Altın gibi sızmak gerek Zikri Hak’ka meşgul ola Yana yana ta kül ola Her kim diler makbul ola Tevhide boyanmak gerek Eyvan kişi yol alamaz Maksudunu tez bulamaz Yok olmayan var olamaz Varını dağıtmak gerek Dervişlerin en alçağı Buğday içinde burçağı Bu Mısri gibi balçığı Her bir ayak basmak gerek * * * İster idim Allah’ı, Buldum ise ne oldu? Ağlar idim dünü gün, Güldüm ise ne oldu? Erenler meclisinde, Ben bir pare gül idim, Açıldım, ele geldim, Soldum ise ne oldu? Danışmentle âlimin, Medresede bulduğun, Ben harabat içinde Buldum ise ne oldu? Erenler meydanında Yuvarlanır top idim, Padişah çevganında Kaldım ise ne oldu? İşit Yunus’u işit, Yine derviş oldu o, Erenler manasına Daldım ise ne oldu? * * * Derman aradım derdime, Derdim bana derman imiş, Bürhan (tanık) aradım aslıma, Aslım bana bürhan imiş! Sağı solu gözler idim, Dost yüzün görsem deyu, Ben taşrada arar idim, Ol can içinde Can imiş! Öyle sanırdım, ayrıyem; Dost ayrıdır, ben gayriyem Benden görüp işiteni, Bildim ol canan imiş! Savm-u salat hac ile Sanma biter zahid işin, İnsan-ı Kamil olmaya, Lazım olan İrfan imiş. Kanden gelir yolun senin Ya kande varır menzilin Nerden gelip gittiğini Anlamayan hayvan imiş Mürşid gerektir bildire, Hak’kı sana hakkel yakin Mürşidi olmayanların Bildikleri güman imiş Her mürşide dil verme Kim yolunu sarpa uğratır Mürşidi, kâmil olanın Yolu gayet âsân imiş. İşit Niyazi’nin sözün, Bir nesne örtmez Hak yüzün Hak’tan açık bir nesne yok, Gözsüzlere pinhan imiş. * * * Şu benim divane gönlüm, Gene hubdan huba düştü, Mah cemalin şulesinden, Çalkalanıp göle düştü. Ah ben nidem şeyhim nidem, Yaralıyım kime gidem, Ya halim kime arzedem. Kiminin meskeni külhan, Kimi derviş kimi sultan, Kimi yar ile mihman, Yine bana caba düştü. Felek bir gün cana kıyar, Bizi kabdan kaba koyar, Kimi atlas libas giyer, Şükür bize âbâ düştü. İntizarım Hak kelama Kâmilden gelen selama Rüzgâr doldu Âleme Bize bad-ı saba düştü Kul Yusuf’um der bu demler, Didemden akıttım nemler, Benim çektiğim sitemler, Dost’dan bize caba düştü. * * * Ey dervişler ey kardeşler, Ne acep derdim var benim Mecnun olmuş der görenler Ne acep derdim var benim Derviş olan ar eylemez Âşık olan zar eylemez Hekimler tımar eylemez Ne acep derdim var benim Deryanın mevci çağladı Hasret yüreğim dağladı Halimi görenler ağladı Ne acep derdim var benim Derdine düştüm Mevlâ’nın Avaresiyim sevdânın Mevci yanmaz deryanın Ne acep derdim var benim Derviş Yunus düştüm yine Aşk derdine düştüm yine Yardan ayrı düştüm yine Ne acep derdim var benim * * * Taştın yine deli gönül Sular gibi çağlar mısın? Aktın yine kanlı yaşım Yollarını bağlar mısın? Nidem elim ermez yâre Bulunmaz derdime çare Oldum ilimden avare Beni bunda eyler misin? Yavı kıldım ben yoldaşı Onulmaz bağrımın başı Gözlerimin kanlı yaşı Irmak olup çağlar mısın? Ben toprak oldum yoluna Sen aşırı gözetirsin Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın? Karlı dağların başında Salkım salkım olan bulut Saçın çözüp benim için Yaşın yaşın ağlar mısın? * * * Noldu bu gönlüm, noldu bu gönlüm Derdi gamınla doldu bu gönlüm Yandı bu gönlüm, Yandı bu gönlüm Yanmada derman buldu bu gönlüm Yan ey gönül yan, Yan ey gönül yan Yanma da oldu derdime derman Pervane gibi, Pervane gibi Şemine aşkın yandı bu gönlüm Gerçi ki yandı, gerçeğe yandı Rengine aşkın cümle boyandı Kendi de buldu, Kendi de buldu Matlabını hoş buldu bu gönlüm Sevadı Azam, Sevadı Azam Belki oluptur arşı muazzam Meskeni canan, Meskeni canan Olsa acep mi şimdi bu gönlüm Seyribillahtır, seyribillahtır Lemiallahtır fena fillahtır Ainesinde, ainesinde Gerdi sivayı buldu bu gönlüm El fakru fahri, El fakru fahri Demedi mi ol alemler fahri Fahri zikret, fahrimi zikret Mahfi finada buldu bu gönlüm Bayram’ım imdi, Bayram’ım imdi Bayram ederler yar ile şimdi Hamdu senalar, hamdu senalar Yar ile bayram kıldı bu gönlüm * * * Uyan ey gözlerim gafletten uyan Uyan uykusu çok gözlerim uyan Azrail’in kastı canadır inan Uyan ey gözlerim gafletten uyan Uyan uykusu çok gözlerim uyan Seherde uyanırlar cümle kuşlar Dil’ü dillerince tesbihe başlar Tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar Uyan ey gözlerim gafletten uyan Uyan uykusu çok gözlerim uyan Semavatın kapuların açarlar Müminlere rahmet suyun saçarlar Seherde kalkana hülle biçerler Uyan ey gözlerim gafletten uyan Uyan uykusu çok gözlerim uyan Bu dünya fanidir sakın aldanma Mağrur olup tac-u tahta dayanma Yedi iklim benim deyu güvenme Uyan ey gözlerim gafletten uyan Uyan uykusu çok gözlerim uyan Benim, Murad kulun, suçumu affet Suçum bağışlayub günahım ref’et Resul’un sancağı dibinde haşret Uyan ey gözlerim gafletten uyan Uyan uykusu çok gözlerim uyan * * * Varını yağma eden Talibi yezdan olur Canı cihandan geçen Vasılı canan olur Dermeye bu simuzeri Cifeden olgıl beri Rahi Huda leşkeri Dünyada üryan olur Ardına ağyarı at Eyleme hiç iltifat Geceyi gündüze kat Sayı eden insan olur Ko keseli gafleti Eyleme fevt fırsatı Zikre eden gayreti Sahibi irfan olur Zakiri Mevla sever Zikre çalış ey puser Gafil olan bi hüner Sonra çok pişman olur Gaflet ile bitmez iş Durma birader çalış Ehli suluke karış Yol sana âsân olur Aç gözünü uykudan Rengine aşkın boyan Gafilan oluben yatan Yolda kalagan olur Tut sözü Kuddusiya Etme sözü ömrü heba Zakiri sanma geda Çünkü o sultan olur * * * Seher yeli erken eser, Çok uyuma gaflet basar, Seni ibadetten keser, Uyan ağla seherlerde. Seherde uyan da Hak seni sevsin, Cenneti âlâdan hulleler gelsin, Allah uyumaz da sen uyursun Uyan ağla seherlerde. Seherde silinir kalbin pası, Sana da verilir sevabın hası, Uyansana be hey asi, Uyan ağla seherlerde. Birgün olur şemin yanar, Yanar şemin geri söner, Horoz kadar yokmu hüner, Uyan ağla seherlerde. Doğru söyle sözüm hak mı? Yoksa her sözden alçak mı? Koyun kadar dilin yok mu? Uyan ağla seherlerde. * * * Ah nice bir uyursun, uyanmaz mısın? Göçtü kervan kaldık dağlar başında Tellallar çağırır, inanmaz mısın? Göçtü kervan kaldık dağlar başında Emr-i Hak’ka göçeli hayli zamandır Muhammed cümleye dindir imandır Delilsiz gidilmez yollar yamandır Göçtü kervan kaldık dağlar başında Yunus sen bu dünyaya niye geldin? Gece gündüz Hak’kı zikretsin diye. Evliyaya uğramaz ise yolun Göçtü kervan kaldık dağlar başında * * * Hak’tan inen şerbeti İçtik Elhamdulillah Şol kudret denizini Geçtik Elhamdulillah Şol karşıki dağları Meşeleri bağları Sağlık safalık ile Geçtik Elhamdulillah Kuru idik yaş olduk Ayak idik baş olduk Havalandık kuş olduk Uçtuk Elhamdulillah Vardığımız illere Şol safa gönüllere Halka Taptuk manisin Saçtık Elhamdulillah Beri gel barışalım Yad isen bilişelim Atımız eğerlendi Eştik Elhamdulillah Derildik pınar olduk İrkildik ırmak olduk Aktık denize daldık Taştık Elhamdulillah Taptuk’un tapusunda Kul olduk kapusunda Yunus miskin çiğ idik Piştik Elhamdulillah * * * Işk ile Hak’ka giden suatı merdana bak Yok iken bu alemi halkı icad eylemiş Her birinde görünen esrarı mennana bak Tut (Hüdai)’nin sözün Hak’tır anı söyleten Hak’kın verdiği aklile nutkunu edene bak Sana aşık olan salik daim kapında saildir Olursa her neye malik fedai Hak’ka gaildir Bu dünyaya gelip gitmek acep sırrı ilahidir Bu sırra mazhar olanlar tamamı mürşidi kamildir (Vema halaktül cinne) ayetinde eyledi irsal Bu ilme fehmeden zaten hakikat ehli akıldır Ne kadar dersi hikmet aklı ola maaş ile okusa Eflatun olsa hatta yine bir şahsi cahildir Muhakkak alemin ilmi eder cehlini izale Hûda rızasını tahsil eden ilmi amildir Hevai nefsi gönülden silip daima zikreyle * * * (Hüdai) Zakir olanlar visali Hak’ka naildir Hüda’yı sıdkı ile zikret Kalbinde tutma bir garaz Huzuru Hak’ka böyle git Kalbinde tutma bir garaz Böyle çalışırsan sana tecelli eder Hak Basirdir bil Rabbi felak Kalbinde tutma bir garaz Hacca niyetle gidersin Hindistan yolunu tutarsın Nereye bilmem gidersin Kalbinde tutma bir garaz Doğru yola gider isen Dünyayı terk eder isen Hak’kı bulayım der isen Kalbinde tutma bir garaz Madem ki Hak’kı dilersin Gayriyi dilden silersin Daha gayrıyı neylersin Kalbinde tutma bir garaz Eğer Hak’ka âşık isen Saliki muvafık isen Sözünde ger sadık isen Kalbinde tutma bir garaz Doğru sana der (Hüdai) Eğer seversen Hüda’yı Bırakıp gel masivayı Kalbinde tutma bir garaz * * * Rumda acemde söylenir adı Yemen ellerinde Veysel Karani Allah’ın, Habib’in, dostum dediği Yemen ellerinde Veysel Karani Anasından doğdu Dünya’ya geldi Melekler altında kanadın yaydı Resulün hırkasın tacını giydi Yemen ellerinde Veysel Karani Veys dedikleri sen misin ulu Anadan doğar mı hiç böyle Veli Dili kuran okur tac urur eli Yemen ellerinde Veysel Karani Erenler ününde kemer belinde Ak nurdan beni var sağ elinde Veys sultan derler Hak divanında Yemen ellerinde Veysel Karani Seher vakitlerde kalkar giderdi Daima Allah’ı Tevhid ederdi Adeti bu idi deve güderdi Yemen ellerinde Veysel Karani Asası var idi hurma dalından Hırkası var idi deve yününden Gözünü ayırmaz kabe yolundan Yemen ellerinde Veysel Karani Enbiyayı görmemiş idi Gizli sırlarını anlamış idi Ümmetine ol şefi’ demiş idi Yemen ellerinde Veysel Karani Yastığı taş idi döşeği postu Cennetlik eylemek ümmeti kastı Hak’kın sevgilisi Habib’in dostu Yemen ellerinde Veysel Karani Anasından destur aldı durmadı Kabe yollarından gözün ayırmadı Geldi Resulü evde bulmadı Yemen ellerinde Veysel Karani Enbiya mescitten evine geldi Veys’in nurunu kapıda gördü Sordu Fatımaya “Eve kim geldi?” Yemen ellerinde Veysel Karani Ömer Osman, Ali bir araya geldiler Arayı arayı bir dağda buldular El kaldırıp duasını aldılar Yemen ellerinde Veysel Karani Yunus bunda idi kendisi anda Arzum kaldı benim yine ol yerde Aslını sorarsan Karan köyünde Yemen ellerinde Veysel Karani Yunus eydür "gelin biz de varalım" Ayağı tozuna yüzler sürelim Hak nasib eylesin komşu olalım Yemen ellerinde Veysel Karani * * * Seyrimde bir şehre vardım Gördüm sarayı güldür gül Sultanımın tacı tahtı Bağı, duvarı güldür gül Gül alırlar gül satarlar Gülden terazi tutarlar Gülü gül ile tartarlar Çarşı pazarı güldür gül Toprağı güldür, taşı gül Kurusu güldür, yaşı gül Has bahçesinin içinde Servi çınarı güldür gül Gülden değirmeni döner Anı ile gül öğünür Akar suyu döner çarkı Bendi pınarı güldür gül Ak gül ile kırmızı gül Çift yetişmiş bir bahçede Bakışırlar hâra karşı Hârı, ezkâr-ı güldür gül Gülden kurulmuş bir çadır İçinde nimeti hazır Kapıcısı İlyas Hızır Nân-ı şarâb-ı güldür gül Ümmü Sinan gel vasfeyle Gül ile bülbül derdini Yine bu garip bülbülün Ahü figanı güldür gül. * * * Evvel benem ahir benem, Canlara can olan benem Azıp yolda kalmışlara Hazır medet eden benem Bir karara tuttum karar Benim sırrıma kim erer Gözsüz beni nerde görer Gönüllere giren benem Kün deminde nazar eden Bir nazarda Dünya düzen Kudretinden han döşeyip Aşka bünyad olan benem Düz döşedim bu yerleri Baskı kodum bu dağları Sayvan gerdim bu gökleri Yeri sonra düren benem Halk içinde dirlik düzen Dört kitabı doğru yazan Ak üstüne kara dizen Ol yazdığı Kur’an benem Dost ile birliğe yeten Buyruğu neyise tutan Mülk eyleyip Dünya düzen O bahçıvan hemen benem Ben bu yere buyuracak Yeryüzüne gün vuracak Ulu deniz mevc urucak Gemiye yol bulan benem Diller damaklar şaşıran Aşk kazanın taşıran Hamza’yı Kaf’tan aşıran O ağulu yılan benem Yunus değil bunu diyen, Kudret dilidir söyleyen Kâfir olur inanmayan, Evvel-âhir-heman benem Bir niceye verdim emir Devlet ile sürdü ömür Yanan kömür kızan demir Örse çekiç salan benem Dahi acep âşıklara İkraru din, iman oldum Halkın gönlünde küfrile, İslâm ile iman benem. Hem bâtınem hem zâhirem, Hem evvelem hem âhirem Hem ben olum hem ol benem, Hem ol kerim-i han benem. Yoktur arada tercüman, Andaki iş bana âyân Oldur bana veren lisan, Ol denize umman benem. Geç tutarım illa kati Ne er derim ne avreti Çoktur azaplarım illa kati Rüşvet almaz Sultan benem Bu yeri-göğü yaratan, Bu arş u kürsi durduran Binbir adı vardı Yunus, Ol sâhib-i Kur’ân benem. * * * Yan yüreğim yan, Gör ki neler var Bu halk içinde Bize gülen var Koy gülen gülsün Hak bizi bilsin Gafil ne bilsin Bizi bilen var Bu yol uzundur Menzili çoktur Geçidi yoktur Derin sular var Her kim merdane Gelsin meydane Kalmasın yane Kimde hüner var Yunus sen burda Meydan isteme Meydanlar içinde canım Merdaneler var. * * * Sordum sarıçiçeğe, Annen baban var mıdır? Çiçek der derviş baba, Annem babam topraktır. (Hak Lâ İlahe İllallah. Allah Lâ İlahe İllallah.) Sordum sarıçiçeğe, Evlat kardeş var mıdır? Çiçek der derviş baba, Evlat kardeş yapraktır. Sordum sarıçiçeğe, Niçin boynun eğridir? Çiçek der derviş baba, Özüm Hak’kâ doğrudur. Sordum sarıçiçeğe, Niçin benzin sarıdır? Çiçek der derviş baba, Ölüm bize yakındır. Sordum sarıçiçeğe, Size ölüm var mıdır? Çiçek der derviş baba, Ölümsüz yer var mıdır? Sordum sarıçiçeğe, Sen kimin ümmetisin? Çiçek der derviş baba, Muhammed ümmetiyim. Sordum sarıçiçeğe, Sen beni bilir misin? Çiçek der derviş baba, Sen Yunus değil misin? * * * Canını terk etmeden, Cananı arzularsın Zünnarını kesmeden, İmanı arzularsın Şol uşacıklar gibi, Binersin ağaç ata Çevkan ile topun yok, Meydanı arzularsın Yetmiş yedi perde var, Dostunu arzularsın Yedisinden geçmeden, Yakin arzularsın. Otuzu gözdedürür, Otuzu gönüldedir Onu dahi bilmeden, Görmek arzu kılarsın Bilmedin sen seni, Sadefte ne gevhersin Mısır’a sultan iken, Kenan arzu kılarsın Men arefe nefse, dersin, İlla değil dersin Melaikten yukarı, Seyran arzu kılarsın Topuğuna çıkmadan, Suyu deniz sanırsın Sen katreyi geçmeden, Ummanı arzularsın Karıncalar gibi sen, Ufak ufak yürürsün Meleklerden ileri, Seyranı arzularsın Var Niyazi yürü, Atma okun ileri Derdiyle kul olmadan, Sultanı arzularsın. Yunus düştün bu derde, Eyyüb’leyin sabreyle Derde katlanmadan, Derman arzu kılarsın. * * * Nâdânı terk etmeden, yârânı arzularsın, Hayvanı sen geçmeden insanı arzularsın. Men arefe nefse dersin, illa değil dersin Nefsini sen bilmeden Sübhan’ı arzularsın. Sen bu evin kapusun henüz bulup açmadan İçindeki kenz-i bî-pâyânı arzularsın. Taşra üfürmek ile yalınlanır mı ocak Yönün Hak’ka dönmeden ihsanı arzularsın. Dağlar gibi kuşatmış benlik günahı seni Günahını bilmeden Gufranı arzularsın. Sen şarabı içmeden serhoş-u mest olmadan Nicesi Hak emrine fermanı arzularsın. Cevzin yeşil kabını yemekle tad bulunmaz Zâhir ile ey fakih Kur’an’ı arzularsın. Gurbetliğe düşmeden mihnete satışmadan Kebap olup pişmeden püryanı arzularsın. Yabandasın evin yok, bir yanmış ocağın yok Issız dağın başında mihmanı arzularsın. Ben bağ ile bostanı gezdim hıyar bulmadım Sen söğüt ağacından rummanı arzularsın. Başsız kabak gibi bir tekerleme söz ile Yunusleyin Niyazi irfanı arzularsın. * * * Tâc marifet tacıdır Sanma gayri tâc ola, Taklîd ile tok olan, Hakikatte aç ola Düşe düş olma sakın Düşe aldanıp kalma Hak’tan gayri ne vardır, Tabire muhtaç ola Sana âlem görünen Hakikatte Allah’dır Allah birdir vallahi Sanma ki bir kaç ola Bir ağactır bu âlem Meyvesi olmuş âdem Maksud olan meyvedir, Sanma ki ağaç ola Bu âdem meyvesinin Çekirdeği özündür Sonsuz bu âlem, âdem, Bir anda târâc ola. Bu sözlerin me’âli Kişi kendin bilmekdir Kendi kendin bilene Hakikat miraç ola Hak denilen özündür, Özündeki sözündür Gaybî özün bilene, Rubûbiyet taç ola. * * * Gaflet ile Hak’kı buldum diyenler, Er yarın Hak divanında bellolur. Ahret tedarikin gördüm diyenler, Er yarın Hak divanında bellolur. Kiminin adı sofu, kiminin derviş; Derviş isen kardeş, takvaya çalış Gizlice yollardan sen Hak’ka eriş, Er yarın Hak divanında bellolur. Devletliyim deyü fakire gülme, Gülüp gülüp kardeş, kem nazar kılma; Ölüm vardır yahu, sen gafil olma; Er yarın Hak divanında bellolur. Âşık Yunus söyle, Gâlû beladan Mucizatı Nebi’den mürüvveti Ali’den Biz de böyle işitmişiz uludan Er yarın Hak divanında bellolur * * * Aşık isen hak didarına Yanma Cehennem narına Yarın Hak’kın divanına Elleri boş varılır mı? Gelin Hak’kı zikredelim Ölü kalbi diriltelim Halkalara girmeyince Baba hazret bulunur mu? Akıt gözünden yaşı Cuşa gelsin gönül kuşu Tevhid ile varan kişi Dergâhından kovulur mu? Derviş oldum sana ne ettim? Kapından mı uzak gittim Sanma ki seni terk ettim Pirimiz ol Abdulkadir Şeyhimiz ol Hayri Baba Elde sermayen hani ya? Sıtkı seni kim tanıya Mürit oldum Geylaniye Acep künyem verildi mi? İsmine deli takmazsan Ciğerin aşka yakmazsan Kötü ahlakı bırakmazsan Yolda menzil alınır mı? Halkada benzin solmazsa Mürşidin Hayri olmazsa Seherde gözler solmazsa Kula cezbe verilir mi? * * * Allah Ey der ya kullarım, Gelin beri Mabud benim Kamu alem benim kulum Alemlere sultan benim Hem Adil’em hem Mabud’am Kamu yerlerde hazıram Zalimlerden öc alıcı Miskinlere arka benim Geç tutarım illa kati Ne er direm ne avradı Çoktur azaplarım kati Rüşvet almaz sultan benim Yusuf ile Mısra varan Teraziye altın koyan Terazinin keffasına Basa duran sultan benim Bilmez miydin öleceğin Ya katıma geleceğin Çok günahlar kazanuben Şöyle odlu olan benim Yunus değil bunu diyen Kudret dilidir söyleyen Kafir olur inanmayan Evvel ahir hemen benim. * * * Bizi kınamayın dostlar yarenler Rüzgar esmeyince dal sallanır mı? Küllü boş değildir aşka düşenler Damla düşmeyince göl bulanır mı? Öyle bir mecnunum Leylaya Billah Okunur isminden evvel Bismillah Tutuştu her yanım hasleten lillah Allah’ı zikreden kul kınanır mı? Celaliyi buldu kırklar yediler Yol erkân gösterip hizmet verdiler Haşre dek bu çarkı döndür dediler Sormadım ki buna can dayanır mı? * * * Canan ilinin güllerinin Bağı göründü aman aman Dost iklimin lalesinin Dağı göründü Envarı Muhammed doğuben Tuttu cihana aman aman Şekkül kameri mucize Parmağı göründü Yakub’a bugün Yusuf’unun Kokusu geldi aman aman Eyyüb’e dahi sıhhatinin Sağı göründü Dil hastaların zahmine Miha erişti aman aman Varise hayat abının Irmağı göründü Kaygu gecesi geçti kamu Kalmadı korku aman aman Vuslat günü gündüzünün Ağı göründü Aşk ile bugün Şemsi dahi Vecde erişti aman aman Varise ana sevdiğinin Çağı göründü * * * Mülki bekadan gelmişem Fani cihanı neylerem Ben dost cemalin görmüşem Huri cihanı neylerem Vahdet meyin cürasını Maşuk elinden içmişem Ben dost kokusunu almışam Miski tatarı neylerem İbrahim’in Cebrail’e Hiç ihtiyacı kalmadı Muhammed’im dosta giden Ben tercümanı neylerim İsa gibi Dünya koyup Gökleri seyran eylerem Musa’yı didar olmuşam Ben len terani neylerem İsmail’im Hak yoluna Canımı kurban eylerem Çünkü bu can kurban imiş Koçu kurbanı neylerem Eyyüp gibi maşukunun Cevrin tahammül eylerem Cerciş’leyin Hak yoluna Çıkmayan canı neylerem Derviş Yunus maşukuna Vuslat bulunca mest olur Ben şişeyi çaldım taşa Arı namusu neylerem * * * Al eline kalemi, Yaz Allah’ın adını Şekerde bulamadım Zikrullahın tadını Hu Allah hemen Allah Sende aşkım çok Allah La ilahe illallah Yeşil örtü başında Hile yoktur işinde Aşk ile Allah diyenler Muhammed’i görür düşünde Yeşil örtü bağlarım Ben günahıma ağlarım Muhammed Mustafa’nın Şefaatini umarım Devemin yükü üzüm Mekke’nin yolu uzun Muhammed Mustafa’nın Sancağının altı bizim Yüreğimde var sızı Şeyhimin tatlı sözü Arşı ala altında Arasın bulsun bizi * * * Mevlam bize Cuma’yı ihsan eylemiş Allah bize bu günü bayram eylemiş Nurdan taçlarını giysinler demiş Daima ararım rabbim nerdesin Allah diyen kulların kalbindesin Yandım yandım kül oldum Allah aşkından Yandım yandım kül oldum Resul aşkından Her Cuma günü müminler günü Gafil olan kullar unutur bunu Mümin olanlara ibadet günü Beni benim nefsime bırakma Allah’ım Günah defterime bakma Allah’ım Nar-ı Cehennem’inde yakma Allah’ım Aşk ile doldum bilmiyorum ne oldum Yandım yandım kül oldum Allah aşkından Yandım yandım kül oldum Resul aşkından Gelin kardeşlerim namaz kılalım Hak’kın huzuruna borçsuz varalım Meleklerle beraber sohbet edelim * * * Adım adım ileri, Beş alemden içeri, On sekiz bin hicabı, Geçtim bir dağ içinde. Gözler gibi görmedim, Söz gibi söyleşmedim. Musi’leyin münacaat, Ettim bir dağ içinde. Bir döşek döşemişler, Nur ile bezemişler. Dedim bu kimin ola, Sordum bir dağ içinde. Vardım ileri vardım, Levh-i elime aldım, Ayetlerin okudum. Yazdım bir dağ içinde. Açtım Mek’ke kapısın, Duydum ol dost kokusun, Erenlerin hepisin, Gördüm bir dağ içinde Yetmiş bin hicab geçtim, Gizli perdeler açtım, Ol dost ile buluştum, Gördüm bir dağ içinde. Gökler gibi gürledim, Yeller gibi inledim, Sular gibi çağladım, Aktım bir dağ içinde. Ayrılmadım pirimden, Ayrılmadım şeyhimden, Aşktan bir kadeh aldım, İçtim bir dağ içinde. Kalpten büyük dağ olmaz, Ol Allah’a doyulmaz, Sohbetine kanılmaz, Erdim bir dağ içinde, Yunus eyder gezerim, Dost iledir pazarım, Ol Allah’ın didarın, Gördüm bir dağ içinde. * * * Be yarenler be kardeşler, Ben neyleyim ben nideyim Hak benim kulum değilsin Der olursa ben nideyim Zelil maktur ola başım Güzümden döküle yaşım Mahşer günü içim dışım Od olursa ben nideyim Gıybet dolu benim sözüm Her dem zina eder gözüm Yarın Hak katında yüzüm Kara olursa ben nideyim Fesat ile doldu içim Sen bağışla mevlam suçum Cehennem’de benim için Yer olursa ben nideyim Yunus söyler büyük derdim Fesat içinde ben kaldım Andan varacağım kabrim Dar olursa ben nideyim * * * Namaz kılan mü’minlere Cennet’in kokusu gelir Zikreyleyen o dillere Cennet’in kokusu gelir Ariflere velilere, Dervişlere ululara Cihad eden müminlere Cennet’in kokusu gelir Hasret kaldım ehli dine Onun için düştüm yola Allah’ı arayan kula Cennet’in kokusu gelir Aksın gözlerimin yaşı Derdi bile mermer taşı İman ile ölse kişi Cennet’in kokusu gelir Talibi beni arama Çare değilsin yarama Allah’ı seven kuluna Cennet’in kokusu gelir Ey kardeşim bilirisen Doğru yola gelirisen Sen şeyhini bulurisen Cennet’in kokusu gelir * * * Ben melamet hırkasını Kendim giydim eğnime Aru namus şişesini Taşa çaldım kime ne Haydar Haydar taşa çaldım kime ne Sofular haram demişler Bu aşkın badesine Ben doldurur ben içerim Günah benim kime ne Haydar Haydar günah benim kime ne Gâh çıkarım gökyüzüne Seyrederim âlemi Gâh inerim yeryüzüne Seyreder âlem beni Haydar Haydar seyreder âlem beni Gâh giderim medreseye Ders okurum Hak için Gâh giderim meygedeye Dem çekerim aşk için Haydar Haydar dem çekerim aşk için Nesimi’yi sorsalar kim Yar ile mutlu musun? Mutlu olup olmayayım Yarim benim kime ne? Haydar Haydar o yar benim kime ne * * * Girdim kırklar meclisine Gel beri Ya Hu dediler Yanlarından yer verdiler İşte şeyhin gör dediler Yanlarından yer verdiler İşte meydan dön dediler Odasında nurdan lamba Duvarları damga damga Benim şeyhim Mehmet Baba Allah Hu demeye geldim Coşkun ırmak durulur mu? Allah diyen yorulur mu? Yaram Muhammed yarası Buna çare bulunur mu? Bahcede körpe kuzuyum Kesilmeye ben razıyım Göster Allah cemalini Her cefaya ben razıyım. * * * Beni kundaklara sardın Geceni gündüz eyledin Ne tatlı ninni söylerdin Benim güzel canım annem Helal eyle helal eyle, Annem hakkını helal eyle Ana başta tac imiş, Her derde ilaç imiş Bir evlat pir olsa da, Anaya muhtaç imiş Beni büyütmekti derdin İşte muradına erdin Ne tatlı ninni söylerdin Benim güzel canım annem Başucuma gelenim sen Gözyaşımı silenim sen Dertlerime devasın sen Benim güzel canım annem Bana baktın nazlı nazlı Hep okuttun hazlı hazlı Allah senden olsun razı Cennet hatunu ol anam Kur-an’ı sen öğrettin bana Minnettarım anam sana Kevser şarabını melekler İçirsinler kana kana Allah’tan isterim elbet Sana gelsin huri melek Bana verdin bunca emek Duacıyım anam sana Hergün halimi sorardın Duanı her an yapardın Nur yüzüne hiç doymadım Hasret kaldım anam sana Hergün katlandın zahmete Duanla erem rahmete Böyle varılır Cennet’e Kalbim nuru sultan anam Anam ayrı kaldık candan Yüreğimiz dolu gamdan O nur yüzlü yanağından Öpsem de doyamam anam Allah’ım senden razı olsun Kalbin sonsuz nurla dolsun Mahşerde yüzün ak olsun Duacıyım sana anam * * * Hak, şerleri hayr eyler, Zannetme ki gayr eyler, Ârif ânı seyr eyler, Mevlâ görelim n’eyler, N’eylerse, güzel eyler Sen Hak’ka tevekkül kıl, Tefvîz et ve râhat bul, Sabreyle ve râzı ol, Kalbin ana bend eyle, Tedbîrini terk eyle, Takdîrini derk eyle, Hallâk u Rahîm oldur, Rezzâk u Kerîm oldur, Fa’âl ü Hakîm oldur, Bir iş üstüne düşme, Olduysa inâd etme, Hak’tandır o, red etme, Nâçâr kalacak yerde, Nagâh açar, ol perde, Derman eder ol derde, Bil kâdî-yi’l hâcâtı, Kıl ana münâcâtı, Terk eyle mürâdâtı, Hak’tandır bütün işler, Boştur gam u teşvişler, Ol, hikmetini işler, Hep işleri fâyıktır, Birbirine lâyıktır, N’eylerse, muvâfıktır, Her kuluna her ânda, Geh kahr u geh ihsânda, Her anda, o bir şânda, Dilden gamı dûr eyle, Rabbinle huzûr eyle, Tefvîz-i umûr eyle, Sen adli zulüm sanma, Teslim ol nâra yanma, Sabr et, sakın usanma, Deme şu niçin şöyle, Bir nicedir ol öyle, Bak sonuna, sabr eyle, Hiç kimseye hor bakma, İncitme, gönül yıkma, Sen nefsine yan çıkma, Mü’min işi, reng olmaz, Âkıl huyu ceng olmaz, Ârif dili teng olmaz, Hoş sabr-ı cemîlimdir, Takdîri kefîlimdir, Allah ki vekîlimdir, Her dilde O’nun adı, Her canda O’nun yâdı, Her kuladır imdâdı, Geh mu’tî ü geh mânî’, Geh darr ü gehi nâfî’, Geh hâfid ü geh râfî’ Geh abdin eder ârif, Geh emîn ü geh hâif, Her kalbi odur sârif, Geh kalbini boş eyler, Geh hulkunu hoş eyler, Geh aşkına tûş eyler, Az ye, az uyu, az iç, Ten mezbelesinden geç, Dil gülşenine gel göç, Bu nâs ile yorulma, Nefsinle dahı kalma, Kalbinden ırak olma, Geçmişle geri kalma, Müstakbele hem dalma, Hâl ile dahî olma, Her dem onu zikreyle, Zeyrekliği koy şöyle, Hayrân-ı Hak ol, söyle, Gel hayrete dal bir yol, Kendin unut O’nu bul, Koy gafleti hâzır ol, Her sözde nasîhat var, Her nesnede zîynet var, Her işte ganîmet var, Bil elsine-i halkı, Aklâm-ı Hak ey Hakkî Öğren edeb ü hulku Vallahi güzel etmiş, Billahi güzel etmiş, Tallahi güzel etmiş, Allah görelim n’etmiş, Netmişse güzel etmiş * * * Varsam bir âlime sorsam halimi Acep Allah bize kulum diye mi? Nefs elinden yanılmışım yolumu Acep Allah bize kulum diye mi? Yüzümü yerlere sürsem ağlasam Günahlarıma da tövbe eylesem Doğru yol kandedir diyerek sorsam Acep Allah bize kulum diye mi? Eyvah kendi özüme ben kıymışam Günahım çok amellerim bilmişem Kendi elimle cehenneme girmişem Acep Allah bize kulum diye mi? Yunus eder hele sen de varasın Başa neler gelir onda göresin Orada bilirim yüzün karasın Acep Allah bize kulum diye mi? * * * Erler demine destur alalım Parvaneye bak ibret alalım Aşkın ateşine gel bir yanalım Pervaneye bak ibret alalım Dost dost dost dost Devrane girip seyran edelim Eyvah demeden Allah diyelim La ilahe illellah, La ilahe illellah, La ilahe illelahu, Hu Günler geceler durmaz geçiyor Sermayen olan ömrün bitiyor Bülbüllere bak efgan ediyor Ey gonca açıl mevsim geçiyor Dost dost dost dost Ey yolcu biraz sen dinle beni Kervan geçiyor sen kalma geri Yusuf denilen Dünya güzeli Fethetti bu gün kalbi seferi Dost dost dost dost Aşıksan eğer gel birleşelim. Şeyhin izine yüzler sürelim. Ta fecre kadar zikreyleyelim. Feryad edelim efgan edelim. Dost dost dost dost Devrane girip seyran edelim Eyvah demeden Allah diyelim La ilahe illellah, La ilahe illellah, La ilahe illelahu, Hu * * * Süluk ahvalini salik, Yola gidip gelenden sor, Eğer dalgıç olam dersen, Bu deryaya dalandan sor! Tarikat sırrını sorma Muhendisten, müderristen; Hakikat ilmi dersini Huda’sından alandan sor! Bilmez ehli zahir zinhar Ehli batının bildiğin Sorar isen ayn-el yakin Anı Hak’kı bilenden sor!.. Bu bir ilmi ledunni kim, Bilen dimez, diyen bilmez, Bilur arif bu ilmi kim, Yürü anı menenden sor! Bu Kuddusi’leyin cahil Müdai çokturur zira, Visalin tarzını, mürşid Olup, vasıl olandan sor * * * Dolap niçin inilersin Derdim vardır inilerim Ben Mevlaya âşık oldum Onun için inilerim Benim adım dertli dolap Suyum akar yalap yalap Böyle emreylemiş Çalap Derdim vardır inilerim Beni bir dağda buldular Kolum kanadım kırdılar Dolaba layık gördüler Derdim vardır inilerim Dağdan kestiler hezenim Bozuldu türlü düzenim Ben bir usanmaz ozanım Derdim vardır inilerim Suyu alçaktan çekerim Çıkar yüksekten dökerim Görün ben neler çekerim Derdim vardır inilerim Yunus bunda gelen gülmez Kişi muradına ermez Bu fanide kimse kalmaz Derdim vardır inilerim * * * Mevlam Ali canı cananım Ali kurban Ali Ali hayran Ali Ağam Ali canı cananım Ali kurban Ali hayran Ali Ten Ali cana cananım Ali kurban Ali Hayran Ali Ateş-i aşkınla yandım nûr-ı îmânım Alî Kevser-i lutfundur ancak, derde dermanım Alî Aç nikâbın, merhamet kıl, tende cananım Alî Her dü âlemde penâhım, mâh-ı tabanım Alî Çıktım melvan gül dalına, seyrettim cennet bağına İmam Ali’nin uğruna gideydim, andan alaydım Çıktım melvan gündüzüne seyrettim Ali’nin özüne İmam Rezanın sözüne varaydım andan alaydım. Hak ile Hak oldun elhak şîr-i Yezdan’ım Alî Her taraf nurunla doldu, şems-i rahşânım Alî Hak tecellî etti senden, zahir oldu kâinat Sırr-ı Isâ ibn-i Meryem, Yûsuf-i canım Alî Mescid-i kalbde demâdem nûr-i Sübhânım Alî Çün Resûllullah ibâdettir dedi zikr-i Alî Ken’an’ı aşk etti aşkın sırr-ı Kur’ân’ım Alî Hiç cemâlinden ayırma şâh-ı merdânım Alî La Fetha illa Ali, La seyfe illa zülfikar, Ali, Ali. Teşme ey can e mesalem şol şehidi kerbela. La Fetha illa Ali Ali, La seyfe illa zülfikar, Ali, Ali. Medet ya Ehlibeyt medet ya güli gülizarı bağı risalet Medet Ya Ehlibeyti resulullahi, Medet Ya Ali * * * İmam Hüseyin’i vurdular Kolun kanadın kırdılar Al kanlara boyadılar Kerbelada Kerbelada İmam Hüseyin susamıştı Bir yudum su aramıştı Ana yüreği yanmıştı Kerbelada Kerbelada İmam Hüseyin şehit oldu Gül bahçemde güller soldu Topraklar kan ile doldu Kerbelada Kerbelada Kerbelanın dağı taşı Yerde Hüseyin yoktur başı Fatimanın gözün yaşı Kerbelada Kerbelada İmam Ali babaları Muhammeddir dedeleri Fatimadır anaları Kerbelada Kerbelada * * * Ey başımın tacı Hüseyin ey canımın canı Hüseyin Kalbimin dermanı göğsümün imanı Hüseyin Aşkına devreyler alem cümle eflak sana hayran Resulu Ehli Beyti şahı dü cihanın sultanı Hüseyin Ben şehidi kerbelanın bendeyi üftadesiyem Pençeyi Ali Abanın bir garip kurbanesiyem Hem münkir hem müşrik mertliğine oldu hayran Görmediler senin gibi dahi böyle bir nevü civan İftihar etti seninle cemali cenneti niran Erlik meydanının merdi aşkının kurbanı Hüseyin.. Ben şehidi kerbelanın bendeyi üftadesiyem Pençeyi Ali Abanın bir garip kurbanesiyem Gurretül ayn habibi kibriyasın ya Hüseyin Nuri çeşmi şahı merdanın ……. Ya Hüseyin Hem ciğerperei Zehra fatıma hayrunnisa kurban Ehlibeyti mücteba Ali Abasın Ya Hüseyin Safayı cevheri kutsi ali Mustafa Zeynep Çırağı şuleyi husmetin sarayı murtazadır Zeynep.. Ziyayı Gurretil aynı Hüseyni kerbela Zeynep İşit hattı nidayı esiri kerbela Zeynep * * * Kadiriyim Kadiri Cümle Tarık ilk eri Hepsinin serveri Kadiriyim Kadiri Kademe hâzâ demiş Ne de güzel söylemiş Gerçeği telkin etmiş Kadiriyim Kadiri Sevgiyle yaklaş demiş Başarı sırrı imiş Pirimiz böyle demiş Kadiriyim Kadiri Hemen çağır birliğe Tez ulaşırsın iyiliğe Elbet sonu dirliğe Kadiriyim Kadiri Nazarıyla hep diri Râh-ı rıza askeri Gayret et kalma geri Kadiriyim Kadiri Zikrullahın efdalı Yad-ı cemildir adı Devam et de bul tadı Kadiriyim Kadiri Sadrın bulur salâhı Gel analım Allah’ı Sözüm doğru vallahı Kadiriyim Kadiri * * * Hakk’tan inen şerbeti İçtik elhamdülillah Şol kudret denizini Geçtik elhamdülillah Şu karşıki dağları 0 yemyeşil bağları Sağlık sefalık ile Aştık elhamdülillah Beri gel barışalım Yar isen bilişelim Atımız eğerlendi Koştuk elhamdülilah Kuru iken yaş olduk Ayak iken baş olduk Kanatlandık kuş olduk Uçtuk elhamdülillah Vardığımız illere Şol sefa gönüllere Halka Taptuk manisini Saçtık Elhamdulillah Dirildik pınar olduk İrkildik ırmak olduk Aktık denize daldık Taştık Elhamdulillah Taptuğun tapusunda Kul olduk kapusunda YUNUS miskin çiğidik Piştik elhamdüllllah
Derleyen : Mehmet ALBAYRAK
Dünya’ya mağrur kişi
Tövbeye gel tövbeye
Uçmadan ömrün kuşu
Ey halk içinde ulu
Olmuş nefsinin kulu
İşit hey yaman havli
Sakalına baka bak
Kara iken oldu ak
Dünya sana kurdu fak
Ulu kıyamet kopa
Düz ola dere tepe
Niceler yoldan sapa
Kaça gide can kuşu
Kuru kala ten dahi
Yunus Emre sen dahi
* * * Hep fesad işlerime,
Estağfirullah tövbe
Yaman teşvişlerime,
Gözümün baktığına,
Gönlümün aktığına
Kulağım duyduğuna,
Dilimin gıybetine,
Nefsimin lezzetine
Hep azam lezzetine,
Bildim suçumu bildim,
Döndüm Çalabım tuttum
Geldim kapına geldim,
Benden suçumu sorma,
Ayıbım yüzüme vurma
Mahrum beni döndürme,
Settarul Uyup sensin,
Gaffaruz Zunup sensin
Fettahul Gulup sensin,
Gerçi kim günahım çok,
Rahmetin dahi artık
Asına kapım açık,
Nefs bendine tutuldum,
Şeytana esir oldum
Her hata ki ben kıldım,
Eşrefoğlu Rumi’nin,
Şol çok günahlarının
Kefaretidir anın,
Tövbeyi Tacil edin,
Gelin cennete gidin
Ey müminler siz idin,
Arzu yılanlarının,
Canları soktuğunun
Tiryaki ol avunun,
İlacı ol avunun,
* * * Ey hevasına tapan,
Hak’ka tap Hak’tan utan,
Nice nefse uyasın,
Nice dünya kovasın
Vakt ola usanasın,
Nice beslersin teni,
Yılan çiyan yer anı
Ko teni besle canı,
Sen teni sandın seni,
Bilmedin senden teni
Odlara yaktın canı,
Sen dünya-perest oldun,
Nefsin ile dost oldun
Sanma dirisin öldün,
Gör bu müekkilleri,
Yazarlar hayr-u şerri
Günahdan olgıl beri,
Ey miskin âdemoğlu,
Usan tutma âlemi
Esmeden ölüm yeli,
Ölüm gelecek naçar,
Dilin tanını şaşar
Erken işini başar,
Göçer bu dünya kalmaz,
Ömür payidar olmaz
Son pişmaz assı kılmaz,
Tövbe suyuyla arın,
Dimegil bugün yarın
Göresin Hak didarın,
Eşrefoğlu Rumi sen,
Tövbe kıl erken uyan
Olma yolunda yalan,
* * * Seherde açılan güller hürmetine
Zikrinle dönen diller hürmetine
Rükuya bükülen beller hürmetine
Hacalet narına yakma ya Rabbi!
Yolunda kaim kullara bağışla
Rızana giden yollara bağışla
Arşına açılan ellere bağışla
Cahimin içine sokma ya Rabbi!
Secdeye kapanan başlar hürmetine
Aşkınla sızlayan döşler hürmetine
Gecelerde dökülen yaşlar hürmetine
Gazabınla bize bakma ya Rabbi!
Uhud’da yarılan yüze bağışla
Mirac’da gören göze bağışla
O anda geçen söze bağışla
Sırat’tan aşağı dökme ya Rabbi!
Cemi peygamberlerin canı hürmetine
Ciharı yar-ı Güzin’in dini hürmetine
Uhud şehitlerinin kanı hürmetine
Suçlarımızı başa kakma ya Rabbi!
Muhammed Mustafa’nın (SAV) özüne bağışla
Fatımatüz Zehra adlı kızına bağışla
Yetim yetemanın yüzüne bağışla
Huzurunda boynumuzu bükme ya Rabbi!
Kuranı kerimde geçen kelam hürmetine
Mekke Medine’deki âlem hürmetine
Arş kürs levhü kalem hürmetine
Sualde fazla sıkma ya Rabbi!
İsmi isminle bir yazılana bağışla
Din uğrunda kan döken gazilere bağışla
Kerbelada can veren kuzulara bağışla
Dinsizlerle nara sokma ya Rabbi!
* * * Ey rahmeti bol pâdişâh
Cürmüm ile geldim sana
Ben eyledim hadsiz günah
Hadden tecâvüz eyledim
Deryâ-yı zenbi boyladım
Ma’lûm sana ben neyledim
Senden utanmadım hemân
Ettim hatâ gizli a’yân
Vurma yüzüme el-amân
Aslım çün bir katre meni
Halk eyledin andan beni
Aslım deni, fer’im deni
Gerçi kesen fıskü fücur
Aybü zelel çok her kusur
Lakin senin adın Gafur
Zenbim ile doldu cihan
Sana ayan zahir nihan
Ey lütfu bihat müsteban
Adın senin Gaffâr iken
Ayb örtücü Settâr iken
Kime gidem sen var iken
Hiç sana kulluk etmedim
Rah-ı rızana gitmedim
Hem buyruğunu tutmadım,
Bin kere bin ey Padişah
Etsem dahi böyle günah
La taknatu bana Penah
İsyanda Kuddûsî şedîd
Kullukta bir battal pelîd
Der kesmezem senden ümîd
* * *
Salihlerin yoldaşı,
La ilahe illallah
Âşıkların haldaşı,
Mü’mine veren iman,
İmanda sabit kılan
Günahlarını yuyan,
Belaları def eden,
Masivadan kad eden
Hicapları ref eden,
Cehennemden kurtaran,
Cennette sefa süren
Hak cemalini gören,
Endişesi Hak ola,
Gönlü nur ile dola
Mahşerde diye gele,
Şol demki göçe canı,
Lagaf durur nişanı
Çürümeye hiç teni,
Abdulkadir sultana,
Yapış inan Kur-an’a
Yetiştirir yezdana,
Ey Fuadı fikreyle,
Bu niğmete şükreyle
Daim Hak’kı zikreyle,
Taştı rahmet deryası
Gark oldu cümle ası
Dört kitabın manası
Kitaplarda yazılıdır
Gönüllerde gizlidir
Söylenecek söz budur
Cennet’ten çıktı Adem
Dünyaya bastı kadem
Bunu der idi her dem
Erenlerin kılıcı
Arşa çıkar bir ucu
Her dertlerin ilacı
Budur esmanın hası
Siler kalplerden pası
İsmi azam duası
Gönüllere yol eder
Dağı taşı kül eder
Sultanları kul eder
Güneş burcundan doğar
Aleme rahmet yağar
Hak’kın birliğin över
Yunus da bunu dedi
Yanar yürek aşk odu
Mevlanın güzel adı
* * * Ey derde derman isteyen
Gel halkayı tevhide gir
Sıdkıyle canan isteyen
Bu halkada hazır olan
Mağfir oliser bi güman
Hak dostlarıdır zakiran
Zikir ile sen hemdem ol
Dahletme bize matesem ol
Esrarı Zikre mahrem ol
Yâd eyle dostun adını
Bulasın aşkın tadını
Kesbeyle gel bul tadını
Dahletme bize vaiza
Çün ederiz Zikri Hüda
Maksut ise ancak rıza
Ko gafleti Kuddusiya
Zikri Hüda et daima
İster isen vaslı lika
Hak’kın Habibi Mustafa
Der Ravzayı Cennet Ana
İblise uyma ey hüma
İnkârı ko ikrara gel
Ağyarı terket yâre gel
Bülbül gibi gülzara gel
Aşıkta ar olmaz şaha
Zahit eder kibri riya
Talibi Hak isen beya
Bu halkada iş tez biter
Giren murada tez yeter
Bu pendimi tut ey püser
Dur olmagıl bu halkadan
Dersem bulayım dostu ben
Guş eyle bu sözüme sen
Bulur alil bunda şifa
Bunda celis olur Hüda
Zakirlere eyler ata
Mümin olan tevhid eder
İmanını tecdit eder
Gönüldeki teşviş gider
* * * Semadan sırrı tevhidi
Duyan gelsin bu meydane
Derun içre bu gün Allah
Diyen gelsin bu meydane
Görenler Nûr-u Gaffârı
Duyanlar sırrı Settarı
Cihanda şişeyi arı
Kıran gelsin bu meydane
Seladır ehli irfana
Getirsin canı kurbana
Başı canı Hak yoluna
Koyan gelsin bu meydane
Cümlenin Halıkı birdir
Niçin bazısı gafildir
Bu ne hikmet bu ne sırdır
Bilen gelsin bu meydane
Geçip bu ab ile gülden
Dahi cümle kal-u kıldan
Bu dünya nakşini dilden
Yuyan (silen) gelsin bu meydane
Gönül maksudunu buldu
Cihan envar ile doldu
Bugün Nuri imam oldu
Uyan gelsin bu meydane
Bu gün şeyhim imam oldu
* * * Her kim der ise daim
Gönlünde dura kaim
Endişesi Hak ola
Gönlü Nur ile dola
Mahşerde diye gele
Şol demki göçe canı
La Havfun ola şanı
Çürümeye hiç teni
Aldatmaya şeytan
Mınisi ola Rahman
Hem kurtariser iman
Ol gün ki kara yüzler
Hem söylemeye sözler
Hoş hüccet olup söyler
Var Eşrefoğlu Rumi
Tarh edegör gönülden
Tevhide canu dilden
Cehd eyle masivayı
* * * Her imkânda bu kelam
Devam et sabah akşam
Eder sana da selam
Elbet lütfeder Çalap
Günahlar olur sevap
Durma ihvan tevhid yap
Gönülleri pak eden
Her müşkili halleden
Kulu Hak’ka er gören
Hz. Muhammed’in
Cümle Nebi Mürselin
Ettiler bunu telkin
Bütün Ashab-ı Resul
Bununla etti vüsul
Rahman’a en yakın yol
İster isen halasın
Dâhil ol kurtar canın
Kalasıdır Hüda’nın
Her aşıkın Matlubu
Her sadıkın arzusu
Hak dostlarının yolu
Abdulkadir sultanım
Hayri Baba’dır Şahım
Affet beni Allah’ım
Mehmet Albayrak söyler
Halikını zikreyler
Aşk ile bunu derler
* * * Hak’ka aşık olanların
Daim işi tevhid olur
Terki siva kılanların
Mevlasına eyler firar
Zikrin eder leylü nehar
Hep kari edip ihtiyar
Cismi olur insan ile
Kalbi olur yezdan ile
Kah gizli kah ihvan ile
Aşkı eder ruha gıda
Zikir eder kalbi cila
Tevhide buluben safa
Vahşi olup uzlet eden
Halktan hemen nefret eden
Mevlası ile sohpet eden
Fakriyle eder iftihar
Aşk oduna daim yanar
Bilmez nedir namusu ar
Kuddusinin getti sana
Zikri Hüda dır daima
Âşıkların subhu mesa
Görerek dost cemalini,
Göçer illallah diyenler
Kalbine tevhid nuru
Saçar illallah diyenler
Hak kulların hepisini
Fazl ile yapmış yapısını
Sekiz cennetin kapısını
Açar illallah diyenler
Günahı çirkinden yuyup
Yüzü bedir aya dönüp
Kanatlı burağa binip
Uçar illallah diyenler
Gündüzü döndürür şebi
Ümmetim der ona nebi
Sıratı yıldırım gibi
Geçer illallah diyenler
Düzelt gönül harabını
Ko bu dünyanın şarabını
Dosttan aşkın şarabını
İçer illallah diyenler
Yunus cihan değil baki
Mağrur olup olma şaki
Batılın içinden Hak’kı
Seçer illallah diyenler
* * * Allah’ımın adıdır illallah
Sancağında asılıdır illallah
O Rab’bimin adıdır illallah
Mühüründe basılıdır illallah
Okuyalım kuranı illallah
Bir olan adını illallah
Kıymetini bilelim illallah
Yüce Resulullahı HAY
Alim olsun haberim illallah
Kur’an olsun rehberim illallah
Ne büyük bir mucize illallah
Bu Kur’an peygamberim HAY
Daim durma zikreyle illallah
Kuran ile gir kabre illallah
Herkes cevap verecek illallah
Münkir ile Nekir’e HAY
Her an düşünüyorum illallah
Sırat’ın korkusunu illallah
Kur-an’dan alıyorum illallah
Cennet’in kokusunu HAY
* * * Aşkınla çak olsa bu ten
Yine ben illallah direm
Yansa kül olsa bu beden
Eğer beni yandırsalar
Külüm göğe savursalar
Her azamı ayırsalar
Bağrımda bitse başlarım
Çeşmimde aksa yaşlarım
Ahü zar olsa işlerim
Seyyid Nizam oğlu bile
Ceddiyle haşrolsa bile
Mümin muvahhidler ile
* * * Allah diye diye deryaya daldım
Aradım deryayı kalbimde buldum
Çok günah işledim ben pişman oldum
Gel Allah’a yürü yol kapanmadan
Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan
Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan
Allah diye diye kalbini coştur
Allah demek kardeş ne güzel, hoştur
Aldanma dünyaya hepsi de boştur
Allah diye diye yanıyor içim
Gençlik elden gitti ağardı saçım
Çok günah işledim bağışla suçum
Neyi aldın neye güvendin?
Şeytana uydun geride kaldın
Güzel Allah’tan ne tez usandın?
Yüce Hak’ka karşı olur mu böyle?
Geride kalmışsın doğruyu söyle
Gel mü’min kardeşim tövbeler eyle
* * * Mevlam bana ver aşkını
Hayranın olayım senin
Bülbül gibi gülşeninde
Nalanın olayım senin
Yandır beni yandır beni
Aşk meyinden kandır beni
Sarhoş edip döndür beni
Mestanın olayım senin
Yar eyle beni yarına
Koyma bugünü yarına
Yak beni aşkın narına
Pervanen olayım senin
(Suzanın olayım senin)
Gönül kuşun sana uçur
Aşk meyinden daim içir
Bu tacı hırkadan geçir
Üryanın olayım senin
Seyyid Nizamoğlu Hoca
Ayırma kendinden yüce
Gerek gündüz gerek gece
Mihmanın olayım senin
* * * Aşkınla yak kül et beni
Tek bulayım Mevlam seni
Çiğnet yüzüm yol et beni
Nuh gibi dövdür ellere
Emreyle sövdür dillere
Düşürüp uzak yollara
İbrahim’im nar et yerim
Musa gibi Tur et yerim
İsa gibi dar et yerim
Yusuf gibi caha düşür
Yakup gibi ağlat taşır
Aşkını başımdan aşır
Biçtir beni Çerciş gibi
Yutsun balık Yunus gibi
Ahınla yak Koknus gibi
İki cihanın güneşi
Bağladı bağrına taşı
Akıtıp gözünden yaşı
Seyyid Nizamoğlu medet
Lütfuna hiç yoktur adet
Dile şifa ver dile dert
Tek bulayım mevlam seni
* * * Affet isyanım benim,
Halim yaman Allah’ım
Ref et nisyanım benim
Medet aman Allah’ım
Halim yaman Sultanım
Defterim dolu siyah
Amelim tekmil günah
Sensin kuluna penah
Affına güvenirim
Kapında dilenirim
Kovsan yine gitmezem
Ben bir yüzü karayım
Sana nasıl varayım
Ya kime yalvarayım
Ömrümü ettim heder
Mücrimim halim beter
Bana kulum de yeter
Ümmet et Habibine
Gönüller tabibine
Rehmeyle garibine
LA TAKNATU buyurdun
Rahmetinle doyurdun
Kullarına duyurdun
Aşki’yi azad eyle
Cemalinle şad eyle
Kulum diye yad eyle
* * * Aşıkı yezdan, der Allah Allah
Talibi irfan der Allah Allah
İnsi Cin daim, kullukta kaim
Vahşi behayim, der Allah Allah
Nemlu Tüyur hem, zikreder Hudem
Natıkı ebsem, der Allah Allah
Yerler felekler, cümle melekler
Suda samekler, der Allah Allah
Ziruh cemadat, eyler ibadat
Cümle mahlukat, der Allah Allah
Allah di ey yar, her zaman her yar
Müştaki didar, der Allah Allah
Her derde derman, zikri hak ey can
İsteyen Rıdvan, der Allah Allah
İt hemen tekrar, bu ismi ey yar
Saliki Cabbar, der Allah Allah
Zikreyle Aşık, ol vasla layık
Talibi sadık, der Allah Allah
Gel yan bu nara, git gir digare
Arayan çare, der Allah Allah
Olma Kuddusi, bu ismi nasi
Hak aşinası der Allah Allah.
* * * Aşıkı didar,
Allah Allah de
Dağılsın keder,
Dünyaya dalma,
Ölmüyom sanma
Gece uyuma,
Dağ ile taşta,
Kuru ile yaşta
Çağır her işte,
Hemen Allah de
Artır vermeni,
Söyle derdini
Terket yurdunu,
Güven Allah de
Haksızlık etme,
Kem yola gitme
Allah’ı unutma,
Dilin durmadan,
Rab’bin sormadan
Kabre girmeden,
İnan, Allah de.
* * * Bihamdilillah derim Allah
Alup aklımı fikrullah
Hamdilillah derem Allah
Salâtullah, selâmullah
Aleyke ya Resulullah
Dilimde zatın esması
Bana üns oldu zikrullah
Ben ol pervaneyim
Cemalin şemine yandım
Yanuben küllü kül oldum
Beni mahvetti aşkullah
Bu tevhidden murad ancak
Cemali zata ermektir
Görünen kendi zatıdır
Değildir sanmaki gayrullah
Gönül ayinesin sofi
Eğer kılar isen safi
Açılır sana bir kapı
Ayan olur cemalullah
Şemsi Tebriz bunu bilir
Ehad kalmaz fena bulur
Bu alem küllü mahvolur
Hemen baki kalır Allah
* * * Şol Cennetin ırmakları
Akar Allah deyu deyu
Çıkmış İslam bülbülleri
Öter Allah deyu deyu
Salınır Tuba dalları
Kuran okur hem dilleri
Cennet bağının gülleri
Kokar Allah deyu deyu
Kimler yiyip kimler içer
Hep melekler rahmet saçar
İdris nebi hulle biçer
Subhan Allah deyu deyu
Ol Allahın melekleri
Daim tesbihte dilleri
Cennet bağı çiçekleri
Altındandır direkleri
Gümüştendir yaprakları
Uzandıkça budakları
Biter Allah deyu deyu
Aydan aydındır yüzleri
Şekerden tatlı sözleri
Cennet’te huri kızları
Gezer Allah deyu deyu
Hakka aşık olan kişi
Akar gözlerinin yaşı
Pür nur olur içi dışı
Söyler Allah deyu deyu
Ne dilersen Hak’tan dile
Kılavuzla gir bu yola
Bülbül aşık olmuş güle
Açıldı gökler kapısı
Rahmetle dolu hepisi
Sekiz Cennet’in kapısı
Açar Allah deyu deyu
Yunus Emre var yarına
Koma bu günü yarına
Yarın Hak’kın divanına
Varam Allah deyu deyu
Ey Allah’ım beni senden ayırma
Beni senin didarından ayırma
Seni sevmek benim dinim imanım
İlahi dini imandan ayırma
Sararıben solup döndüm hazana
İlahi hazanımı daldan ayırma
Şeyhim güldür ben anın yaprağıyam
İlahi yaprağı gülden ayırma
Ben ol dost bahçesinin bülbülüyem
İlahi bülbülü gülden ayırma
Balığın canı suda dediler
İlahi balığı gölden ayırma
Eşrefoğlu senin kemter kulundur
İlahi kulunu Sen’den ayırma
* * * Ezelden aşkınla Allah
Ben yane geldim
Cemalin şem’ine Allah
Pervane geldim
Koy beni yatayım Allah
Şeyh eşiğinde
Şu tatlı canımı Allah
Kurbane geldim
Nefsin kal’asını Allah
Tevhiddir yıkan
Esma kuvveti ile Allah
Meydane geldim
Aşıkların didarın Allah
Gördüm düşümde
Kalmadı takadım Allah
Divane geldim
Şemsi Tebrizinin Allah
Tablın kurmuşlar
Şeyhim himmetiyle Allah
Allah diyelim daim
Mevlam görelim neyler
Yolda duralım daim
Sen sanmadığın yerde
Şayet açıla perde
Derman erişe derde
Gündüz olalım saim
Gece olalım kaim
Netti bu Yunus netti
Bir doğru yola gitti
Bir şeyh eteğin tuttu
Ne zaman anarsam seni
Kararım kalmaz Allah’ım.
Senden gayrı gözüm yaşın
Kimseler silmez Allah’ım.
Sen yarattın cismü canı
Sen yarattın bu cihanı
Mülk senindir kerem kânı
Kimsenin olmaz Allah’ım
Açılır bağı bostanın
Okunur dilden destanın
Senin baktığın gülistanın
Gülleri solmaz Allah’ım
Sensin ismi Bâkî olan
Sensin dillerde okunan
Senin aşkına dokunan
Kendini bilmez Allah’ım.
Aşkın bahrına dalmayan
Canını feda kılmayan
Senin cemalin görmeyen
Ebedi gülmez Allah’ım
Zar olur aşıkın işi
Durmaz akar gözü yaşı
Senden ayrı düşen kişi
Didarı görmez Allah’ım
Âşık Yunus seni ister
Lutfeyle cemalin göster
Cemalin gören âşıklar
Ebedi ölmez Allah’ım.
* * * Cana cefa kıl ya vefa,
Kahrın da hoş, lutfun da hoş
Ya derd gönder ya deva,
Kahrında hoş, lutfun da hoş.
Hoştur bana senden gelen
Ya gonca gül yahut diken
Ya bir hilal yahut kefen
Lutfun da hoş, kahrın da hoş!
Gelse cemalinden vefa
Yahut celalinden cefa
İkisi de cana safa
Ger bağ-u ger bostan ola.
Ger bendü ger zindan ola,
Ger vasl-ü ger hicran ola,
Kahrın da hoş, lutfun da hoş.
Gerek ağlat gerek güldür
Gerek yaşat gerek öldür
Aşık Yunus sana kuldur
Ey padişah-ı lemyezel
Ey kadir ü Hayyü ezel
Ey lutfu çok, kahrı güzel
Ağlatırsın zarı zarı
Eğer göstermezsen yarı
Layık görür isen narı
Narın da hoş, nurun da hoş!
Alma tenden canımı
Aman Allah’ım aman
Görmeden cananımı
Bir kez yüzün göreyim
Payine yüz süreyim
Canım anda vereyim
Ahım göğe çıkmasın
Felekleri yıkmasın
Melekleri yakmasın
Zar eyleme işimi
Zehreyleme aşımı
Dökme kanlı yaşımı
Aşıkım Muhammed’e
Ol Resüli emcede
Koyma beni hasrete
Yunus canın şükrane
Kurban etsin canane
Atma daim hicrane
* * * Yandım Yakıldım ben nar-ı aşka,
Andelib oldum gülzarı aşka
Allah-u Allah Allah-u Allah
Bezmi elesten mest olup geldim
Ben bende doldum hünkara geldim.
Hizmeti şeyhe kulluk ede gör
Mahrem olursun esrarı aşka
Evvel aldandım pek kolay sandım
Yandıkça yandım men narı aşka
Enel hak sırrın çün bildim ayan
Mansur olursun perdarı aşka
Nice Süleyman geldi cihane
Ben Süleymanım serdarı aşka.
* * * Hannan Allah Mennan Allah,
Her dertlere derman Allah
Salatullah Selamullah
Aleyke Ya Rasulallah
Ey Allah’ım sana sundum elimi
Bizi ol dost Muhammed’den ayırma
Gayrı kime arz edeyim halimi
Evliya Enbiya çıkar köşküne
Mest olurlar amberine miskine
İmam-ı Hüsey’nin demi aşkına
Hannan Allah Mennan Allah
Salatullah selamullah
* * * Can-ü gönülden seversen,
Yalvar kul Allah’a yalvar.
Maksuda ermek istersen,
Yalvar kul Allah’a yalvar
Yalvara gör hep yalvara,
Varmayasın yüzü kara,
Ümmet isen Peygamber’e,
Geceler uykudan uyan,
Gizli sırlar olsun ayan.
Mahrum olmaz Allah diyen,
Tanı sen kendini tanı,
Niçün yarattı Hak seni,
Düşünüben hatimeni,
Yunus zikredip Hak deyü
Yürü maksudun dileyu,
İnileyu, hem ağlayu,
* * * Bunca yıldır bir hiçliğe
Gittim sana geliyorum
Yeter artık döne döne
Bıktım sana geliyorum
Durdum ve düşündüm hemin
Baktım bu yol daha emin
Ayrılmamaya bin yemin
Ettim sana geliyorum
Gözüm yaşlı gönlüm garip
Yalvarayım dedim varıp
Benliği benden çıkarıp
Attım sana geliyorum
Aşk tokmağı değdi örse
Durmam gayri dünya dursa
Dünden kalma neyim varsa
Sattım sana geliyorum
Bıraktım öfkeyi kini
Oldum bir rahmet ekini
Seni sevmenin zevkini
Tattım sana geliyorum
* * * Mevlam sana ersem diye,
Aşka düşen pervaneyim
Cemalini görsem diye
Derdinle ağlar inlerim
Aşka düşer hep inlerim
Bülbül şakır ben dinlerim
Gözyaşlarım durmaz akar
Seller gibi ağlar coşar
Vuslat ümidiyle yaşar
Kevni temaşa eylerim
Nevayı aşkı söylerim
Sensiz cihanı neylerim
* * * Durmaz yanar vücudum Allah,
Bizleri de mahrum eyleme Allah
Sensin benim maksudum Allah
Gül bülbülün ormanı Allah
Ver derdime dermanı Allah
Şükür erdik bugüne Allah
Halas eyle narından Allah
Ayırma didarından Allah
Cennet’te cemalinden Allah
Kandiller yana yana Allah
Dervişler döne döne Allah
Son nefeste imanından Allah
* * * Gelin Allah Diyelim,
Kalpten pası silelim
Alemler seyredelim
Allah Allah dedikçe
Nerde tehvid çekilir
Melekler saf saf gelir
Hepsi tekbir getirir
Zikr-i Hak’ka başlandı
İsm-i Celal hızlandı
Arş-ı ala sallandı
Gönüller şadan olur
Kaygudan azad olur
Can mülke abad olur
Bağlı kapı açılır
Hak batıldan seçilir
Gizli sırlar açılır
Allah Allah dedikçe.
Gafil olma Naciya
Hak’kı zikret daima,
Seni zikreder Hüda,
* * * Bilirim bende sensin Allah’ım,
Can ile tende sensin Allah’ım
Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan
Geç günahımdan aman Allah’ım
Bulmuşum Canan, olmuşum şâdan
Ben derim her an, sensin Allah’ım
Mahvedip teni, bulmuşum seni
Demezem kani, Ey Gani Sübhan
Terk edip varı buldum didarı
Bes budur karı, sensin Allah’ım
Sezai’den bak, zahir oldu Hak
Söz budur el Hak, sensin Allah’ım
* * * Sarıçiçek hazan olur,
Allah! diyen güzel olur
Aşk ile Allah! diyenin
Günahları gazel olur.
Aman Hay! demeye geldim
Hu! deyip dönmeye geldim
Meramımda Hu! demek var
Cemalin görmeye geldim.
Şeyhimi görmeye geldim.
Sular Allah! diye akar
Aşık olan ona bakar
Melekler hep yıkar yapar
Sabahın seher vaktinde.
Odasında nurdan divan
O divana olsam revan
Üstündeki şeyhim sultan
Allah Hu! demeye geldim
Sofraları ıldır ışık
Ellerinde nurdan kaşık
Ben olmuşum Hak’ka aşık
Akan sular durulur mu?
Allah! diyen yorulur mu?
Yara Muhammed yarası
Buna merhem vurulur mu?
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile
Su dibinde mahi ile
Sahralarda ahu ile
Abdal olup Ya Hu! ile
Gökyüzünde İsa ile
Tur Dağı’nda Musa ile
Elindeki asa ile
Derdi büyük Eyyüb ile
Gözü yaşlı Yakub ile
Ol Muhammed mahbub ile
Bilmişim dünya halini
Terk ettim kıylü kalini
Baş açık ayak yalını
Yunus okur diller ile
Kumrular bülbüller ile
Hak’kı seven kullar ile
* * * Ömrün bitirmiş viranemiyem
Aklın yitirmiş divanemiyem
Allahu Allah Allahu Allah
Kanat vururum, döner dururum
Yanar kururum, pervanemiyem
Yaşlı gözlerim, tutmaz dizlerim
Yolun izlerim, mestanemiyem
Aşkınla yanan, kalbi tutuşan
Yoluna koşan Geylanemiyem
Fırında pişen, piştikçe coşan
Aşka kavuşan, Mevlanemiyem
Aşkî can feda, olsa ne fayda
Aşk oku yayda, kemanemiyem
* * * Aşık oldum ben Allah’ın adına
Doyamadım lezzetine tadına
Şimdi girdim erenler meydanına
Bana Allah gerek cihan karetmez
Benim gönlüm didar ister, eylenmez
Derviş oldum gezdim dağ ile taşı
Irmak oldu aktı gözümün yaşı
Terk eyledim anne, baba, kardaşı,
Allah Allah deyup her dem yanarım
Allah’ı andıkça kalmaz kararım
Bir oda düşmüşüm daim yanarım
Bilmez misin Yunus Emre halini
Gece gündüz zikreyler cemalini
Görebilsem Allah’ın didarını
* * * Cümle âlemi yaradan
Kaldır perdeyi aradan
Binbir ismin hürmetine
Göster cemalin yaradan
İzin ver biz de uçalım
Fani dünyadan göçelim
Cennet’te cemal görelim
Estir bizi yeller gibi
Coştur akan seller gibi
Azat olmuş kullar gibi
Göster didarın yaradan
Sensin evvel sensin ahir
Aşkın bize oldu zahir
Ya lütfeyle ya da öldür
* * * Ya Rab haberin nerden alayım,
Bir kamil mürşide varayım
Hak’kın yoluna kurban olayım
Bir anda sabah olmaz ebeda
Gözüme uyku girmez ebeda
Gönlüm tesseli bulmaz ebeda
Gönül kuşunu eyleyemedim
Dünya’ya mesken bağlayamadım
Yandı yüreğim ağlayamadım
Gözüme uyku girnez ebeda
Tazedir solmaz Hak’kın gülleri
Mestane gezer saadet kulları
Gayet incedir Hak’kın yolları
Ya Rab Errahim Ey lütfü Kerim
Yoluna kurban canım var benim
Ya Rab sen varken kime gideyim
* * * Tecelli-i cemal ister,
Gönül eğlenmez aldanmaz,
Teselli-yi visal ister,
Gönül eğlenmez aldanmaz.
Siva savmunu kim tuttu,
Visalin aydına yetti,
Cemalin vasfını eşitti,
Cihanı gezsem sert eser,
Görünmez anda bahr-i ber,
Meğer ya Rab seni özler
Ne dünyada, ne ukbada,
Gönül bir özge sevdada,
Dem be dem fikri Mevla’da,
* * * Sabahtan yüzümü yere,
Sürem Allah Allah deyu
El bağlayıp divanına
Duram Allah Allah deyu
Aksın gözlerimin yaşı
Çalayım bağrıma taşı
Postumu kıbleye karşı
Serem Allah Allah deyu
Yine dilim bülbül olmuş
Yine dağlar sümbül olmuş
Aşk ile yanıp kül olmuş
Kerem Allah Allah deyu
Sakla Ya Rab imanımı
Okusunlar divanımı
Son nefeste bu canımı
Verem Allah Allah deyu
Aşıkların yollarını
Severem hep dillerini
Aşk bağının güllerini
Derem Allah Allah deyu
Nazarımız Yusuf ola
Ey ruhsati gir bu yola
İnşallah kendini bile
Görem Allah Allah deyu
* * * Hemen Allah diyor âşık kulların,
Gayet ince gider senin yolların
Kırıldı kanadım kaldı kollarım
İlle cemalini göster ya Rabbi
Aman cemalini göster Allah’ım
Bülbüle baktım da dertlice öter
Bu aşkın tütünü tepemde tüter
Coşkun sular gibi çağlattın yeter
Günahıma baktım da ben de yoruldum
Coşkun sular gibi aktım duruldum
Rahat döşeğime ben de koyuldum
Günahıma baktım da yüceden yüce
Ne gündüzüm belli ne gecem gece
Binbir ayak bir araya gelince
Teneşirde yıkanıyor bu tenim
Yakasız gömleği giydi bedenim
Tükendi kuvvetim bu çarelerim
Tabutum giderken dostlarım ağlar
Ayrılık hasreti ciğerim dağlar
Sana âşık olan dünyayı neyler
Allah Allah diye diye ağlarım
Aşk ateşiyle ciğerim dağlarım
Cennet bir boş evdir anı neylerim
Üzerime sapmaları dizerler
Başucuma baş taşımı dikerler
Kabrimin üstüne suyu serperler
İlle cemalini göster Ya Rabbi
Güller sünbüller
Yanık gönüller
Divane diller
Mevlayı özler
Hu diyen canlar
Canda cananlar
Aşkla yananlar
Mevlayı özler.
Pervane nare
Deme ağyare
Mest olan yare
Emin ver bana
Niyazım sana
Yüreğim yana
Zikreden zakir
Şükreden şakir
Aşkı bu fakir
Deyyan Allah!, Mennan Allah!
Settar Allah!, Gaffar Allah!
Allah Allah!, Halim Allah!
Affeyle Ya Kerim Allah!
El açanlar mahrum kalmaz
Kerem eyle Kerim Allah!
Sığınanlar mahzun olmaz
Rahmeyle Ya Rahim Allah!
Anımayan günahkârım
Cürmü hata oldu karım
Bağışlar elbet hünkârım
Affıyla Ya Halim Allah!
Kum dayanmaz gazabına
Sabredemez azabına
Dehanet eyler bağıma
Affeyle Ya Halim Allah!
Zatındadır bütün kemal
Hüküm senin Ya Zel Celal!
Tüm tecelli göster cemal
Vasfeyle Ya Hâkim Allah!
Âşık kulun boynun büker
Huzurunda yaşlar döker
Dergâhına gözün döker
Rahmeyle Ya Kerim Allah!
Bu aklı fikriyle Mevla bulunmaz
Bu ne yâredir ki merhem bulunmaz
Kamunun derdine derman bulunur
Şu benim derdime derman bulunmaz
Aşkın pazarında canlar satılır
Satarım canımı alan bulunmaz
Deryalar içinde susuz gezerim
Beni kandıracak umman bulunmaz
Yusuf’um kayboldu Kenan ilinde
Yusuf’um bulundu Kenan bulunmaz
Yunus öldü deyu sala verirler
Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez
Kulların oda yakma,
Kerem eyle Ya Mevla!
Noksanımıza bakma,
Bizler taksirli kuldur,
İhsanın ile doldur
Senin rahmetin boldur,
Yoluna Tevfik eyle,
Fazlını refik eyle
Rahmete garkeyle,
Çünkü insan eyledin,
Ehli iman eyledin
Bunca ihsan eyledin,
Dertli aşıklar için,
Yolda sadıklar için
Bağrı yanıklar için,
Kutbu evliya için,
Sadrı esfiya için
Fahri enbiya için,
Daim sebatın için,
Bunca sıfatın için
Şol güzel zatın için,
Hâlimize alimsin,
Avf edersin ekremsin
Anamızdan ehramsın,
Kerem eyle yâ Mevlâ
Tutalım kul leîmdir
Efendisi kerimdir
Adın rahmân rahimdir
İhsânını tesnîm et
Gufranını ta’mîm et
Yollarını ta’lim et
Hüdai’ye ihsan et,
Rahmet ile gufran et
Her işini asan et,
* * * İlahi cennet evine
Girenlerden eyle bizi
Yarın anda cemalini
Görenlerden eyle bizi
Mahşerde halk ola hayran,
Çok yürekler ola püryan,
Arşın gölgesinde seyran,
Edenlerden eyle bizi.
Bu dünyanın bekası yok
Ya aç olmuş, ya da tok;
Terazide sevabı çok,
Gelenlerden eyle bizi.
Bakma dünyanın varına,
Sarfet varın Hak yoluna,
Beratını sağ eline
Alanlardan eyle bizi.
Ya Vahidü ferd-üs Samed,
İhsanına yoktur aded
Firedevs bahçesinde ebed
Kalanlardan eyle bizi
Emanetler aman ile
Kalır gider zaman ile
Ahir demde iman ile
Gidenlerden eyle bizi.
Şu dünyanın cefası çok,
Kimi aç gezer, kimi tok
Ol mizanda sevabı çok
Gelenlerde eyle bizi
Müminlere rahmet ola,
Münafıklar mahrum kala
Yunus der ki doğru yola
Gidenlerden eyle bizi
Al bak sana bir dua
Oku soluk soluğa
Doysun kalbin huzura
Daim Allah de Allah
Okurken ve yazarken
Sağa sola bakarken
Güzel ömür akarken
Bu dünyanın sonu yok
Şu kafana iyi sok
Sabah akşam hem de çok
Ağla hergün zari zar
Sanki başka neyin var
Edeceksin küllü kar
Gönüllere bir ışık
Gece gündüz karışık
Dilin olsun alışık
Allah diyen yorulmaz
Çürüyüp toprak olmaz
Bu iş ihmale gelmez
Ahmetsani Allah de
Gecede ve gündüzde
Kış, bahar, yaz ve güzde
Seher vakti bülbüller
Ne de güzel öterler
Açınca tüm çiçekler
Birlikte zikrederler
Aman Allah illallah
Dertlere derman Allah
Gönüle şifa veren
Lâ ilâhe illallah
Akşam olur giderler
Boyun büker çiçekler
Kim bilir ne söylerler
Feryat eder bülbüller
Onlarda bütün dertler
Yine de şükrederler
Salât selâm söylerler
Hep menzile ererler
Sen Allah’ı seversen
Allah seni sevmez mi
Emrince hizmet etsen
Hak ecrini vermez mi
Sen rıza kapısında
Aman Allah’ım dersen
O âlemler sultanı
Lebbeyk kulum demez mi
Âşık Yûnus ne söyler
Söyler de kim dinler
Bu yollar Hak’ka gider
Gidenler rahat eder
Ey âşık-ı sadıklar
Gelin Allah diyelim
Bezm-i Hak’ka layıklar
Gelin Allah diyelim.
Subhanallah, sultân Allah
Varalım doğru râha
Yüz sürelim dergâha
Yalvaralım Allah’a
Yolunda can verelim
Lutfu Hak’ka erelim
Cemâlini görelim
Bu gözlere nur verir
Gönüle sürür verir
Ne dilersen er görür
Dinle derviş hikmeti
Tutun farzı sünneti
Ey Muhammed ümmeti
Ey aşıkı dildade
Gel nuş edelim bade
Bir bade gerek amma
Kim içile me’ vade
Can Allah Canan Allah
Canlar sana kurban Allah
Hay kalbim zikrullah
Muhammedur-Resulullah
Sakisi ola Mevla
Ak dahi anın esma
Bir kez nüş eden kat-a
Gam görmeye dünyada
Bir kez içen aşıktır
Aşkında ol sadıktır
Aşk ona hem layıktır
Mecnun ile Ferhad’a
Ol came olan talip
Can ile ola ragıp
Nefsine ola galip
Dil bağlaya üstade
Nuş eyleyen ol camdan
Subhu ne bile şamdan
Talimi cünün eyler
İşit bu Sezai’den
Ne gördü fenaiden
Dost vechini gösterdi
Mir’at-ı mücellada
Maksut cihana gelmekten
Kişi rabbin bilmek imiş
Rabbini bilmekten murat
Evliyasın bulmak imiş
Onun ile olur devlet
Onu beyan kılar ayet
Hak’ka yalvarmaktan murat
Gerçeğe yol varmak imiş
Bulmak değil imiş bilmek,
Bilmek değil imiş, bulmak
Evliyaya gönül vermek
Rengine boyanmak imiş
Bunlardır Hak’kı bilen
Gayrısı yalandır yalan
Dervişlikten murat olan
Külliyen yok olmak imiş
Kaygusuz aşk pervanesi
Oldu Hak’kın divanesi
Ehl’i aşkın sermayesi
Aşk od-una yanmak imiş
Neyleyeyim dünyayı,
Bana Allah’ım gerek,
Gerekmez masivayı,
Ehli dünya dünyada,
Ehl-i ukba ukbada,
Her biri bir sevdada,
Dertli dermanın ister,
Kullar, sultanın ister,
Aşık cananın ister,
Fani devlet gerekmez
Dürr ü ziynet gerekmez
Haksız cennet gerekmez
Mecnun ister Leyla’yı
Vamık özler Azra’yı
Nidem gayrı sevdayı
Bülbül güle karşı zar,
Pervaneyi yakmış nar,
Her kulun bir derdi var,
Beyhude hevayı ko,
Hak’kı bulagör Ya Hu!
Hudai’nin sözü bu,
Bana Allah’ım gerek.
Gönül birden karar etmez,
Mevlamı arar gezerim
Ona teselli kar etmez
Yeni düştüm ben bu derde
Sevda yeli eser serde
Gezip oturduğum yerde
Seherlerde esen yelde
Hem sahrada hem çölde
İhvanda şeyhimde pirimde
Zar eden şol bülbüllerde
Elvan çeşit açan gülde
Hem yazlarda hem kışlarda
Hem dağlarda hem taşlarda
Zikredip öten kuşlarda
Poyrazoğlu acı esme
Hüsrandasın bu gidişte
Rahmetinden ümit kesme
Allah emrin tutalım
Rahmetine batalım
Bülbül gibi ötelim
Allah Allah Kerim Allah
Rahim Allah Aman Allah
Diyelim Ya Hu
Allah adın uludur
Emrin tutan kuludur
Müminlerin yoludur
Allah adı dillerde
Sevgisi gönüllerde
Şol korkulu yerlerde
Ölüp kabre varınca
Münkir Nekir gelince
Rabbin kimdir diyince
Yunus söyler sözünü
Hak’ka bağlar özünü
Görmek ister yüzünü
Hu diye Hu diye içtim şerbeti,
Hiç bir tatda bilmem böyle lezzeti
Hu diyen kullara verir cenneti
Ne güzel makamdır HU’nun makamı
Ne güzel safadır HU’nun safası.
Hu diye Hu diye döner dervişler
Varalım bakalım neye ermişler
Cenneti alaya bir köşk yapmışlar
Hu diye Hu diye dönesim geldi
Hu’nun yollarında ölesim geldi
Cenneti alaya giresim geldi
Hu diye Hu diye şeyhim geliyor
Şeyhimin yolları nura batıyor
Cenneti alâ’da bir gül kokuyor
Hu diye Hu diye şeyhim bakıyor
Şeyhim dervişlere nazar ediyor
Alemi Lahuttan rahmet yağıyor
Mesti hayranım,
Zâri giryanım
Her dem lisanım,
Hu demek ister
Gözümden yaşlar,
Akmaya başlar
Cümle kurt kuşlar,
Pendimi tut gel,
Bir ere ver el
Ölmezden evvel,
Gece ol kaim,
Gündüz ol saim
Ehli Hak daim,
Gezme yabanda,
Böyle zamanda
Olmaya ben de,
İrfan isteyen,
İhsan isteyen
Canan isteyen,
İnsu melekler,
Yerler felekler
Suda samekler,
Gayriyi koyan,
Kalbini yuyan
Aşıkım diyen,
Terket sivayı,
Olma mürayi
Seven Hüda’yı,
Ol nefse malik,
Olma gıl halık
Sıdkıyla salik,
Hu demek ister.
Hu ismi azam,
Hu Hu de hocam
Kuddusî her dem,
* * * Gelin ey âşıklar gelin, Hu Mevlam Hu!
Bu menzil bir uzağa benzer, Hu Mevlam Hu!
Nazar kıldım şu dünyaya, Hu Mevlam Hu!
Sanki bir tuzağa benzer, Hu Mevlam Hu!
Bir Pirin eteğin tuttum, Hu Mevlam Hu!
Ana beli deyu gittim, Hu Mevlam Hu!
Nice yüzbin günah ettim, Hu Mevlam Hu!
Her biri bir dağa benzer, Hu Mevlam Hu!
Pirim diyemedim hele, Hu Mevlam Hu!
Varamadım doğru yola, Hu Mevlam Hu!
Günahım çok yüzüm kara, Hu Mevlam Hu!
Eller yüzü ağa benzer, Hu Mevlam Hu!
Günahım çok başum kaygu, Hu Mevlam Hu!
Terkedemem fena huyu, Hu Mevlam Hu!
Cümle âlem benden eyu, Hu Mevlam Hu!
Benden kemter yoğa benzer, Hu Mevlam Hu!
Ağlarsan kendine ağla, Hu Mevlam Hu!
Elden fayda yoğa benzer, Hu Mevlam Hu!
Çağla derviş Yunus çağla, Hu Mevlam Hu!
Sen özünü Hak’ka bağla, Hu Mevlam Hu!
Gir sema’a zikrile gel
Yana yane Hu deyu
Er safaya aşka Hak’la
Hep erenler öyle
Kaldırdılar can perdesin
Açtılar gözlerin andan
Gördüler Hu kaplamış
Hep onsekiz bin âlemi
Feyz alırlar cümle Hu’dan
Zatı Hak’kı buldular
Buluştular Hu ile
Dost göründü her tarafta
Ey Niyazı gönlüne
Aşıkların hikmet dolar
Küntü Kenzin haznesinden
Göster cemalin şem-ini
Yansın oda pervaneler
Devlet değil mi aşığa
Şem-ine karşı yaneler
(Hu Can Allah, Hu Can Allah
Canlar sana kurban Allah)
Mescid ile medreseyi
Ismarladık zahidlere
Hak’ka ibadet etmeye
Yeter bize viraneler
Ey hali pek Rana güzel
Yağmaladın dil mülkini
Pek bağla aşk zincirini
Boşalmasın divaneler
Biz meye tövbe etmişiz
Ağyar elinden içmeye
Kudret yedinle sun bize
Dolu dolu peymaneler
Cevri cefa etmeğile
Şemsi seni terkeylemez
Seni seven aşıkların
Haşa senden usaneler
Derviş olan neyler silah
Hemen daim der zikrullah
Nerde akşam orda sabah
Ya Hay! Ya Hu! der gezerim
Daldı gönül bahri gamım
Dembe dem artar kederim
Elde teber başta külah
Nefsim ile cenk ederim
Ben bu meclislerde hayretler gördüm,
Uyudum uyandım hep ayan gördüm
Habib’in nurunu yanarken gördüm
Ben Hu! demeyince, eylenemem Hu Hu
Allah! demeyince, sabredemem Hu
Semada melekler Hu diye döner
El ele vermişler Hak’ka giderler
Habibin nurunu tavaf ederler
Bir çeşme yaptırdım mermer taşından
Suyunu akıttım gözüm yaşından
Hiç fayda görmedim dünya işinden
Erenlerin piri Veysel Karani
Ebubekir Ömer Osman Hazreti Ali
Onlar peygamberin sevgilileri
Ben Hu demeyince, eylenemem Hu Hu
Bağı cemale çün erem
Vuslat gülün anda derem
Hak’kın tecellisin görem
Ben Hu derim Ya Hu derim
Gecede de gündüzde de
Kasrette de vahdette de
Mahşerde de cennette de
Cümle vücudun bu mu
Hu ile dolmuştur kamu
Mülk oldu bize çünkü Hu
Ayrılsa bu cismimden can
Yıkılsa bu kevni mekan
Münkir olursa cihan
Aşıklar içre olsa sûr
Bu Nuri’ye olsa sürur
Hak’tan tecelli etse nur
Tende canım Canda cananımdır, Allah Hu diyen
Dilde sırrım serde subhanımdır, Allah Hu diyen
Desti kudretle yazılmış yüzüne, Ayatı hak
Gönlümün tahtında sultanımdır, Allah Hu diyen
Cümle azadan gelir zikri, Enel Hak narası
Cismiçinde zari efkanımdır, Allah Hu diyen
Geceler ta subh olunca inletir, Bu dert beni
Derdimin içinde dermanımdır, Allah Hu diyen
Yere göğe sığmayan bir mü’minin, Kalbindedir
Katremin içinde ummanımdır, Allah Hu diyen
Kisveyi tenden muarra seyreder, Bu gökleri
Çark uran abdalı üryanımdır, Allah Hu diyen
Her kişeye kendinden akrep, Olan dost zatıdır
Ey niyazi dilde mihmanımdır, Allah Hu diyen
Gece gündüz döne döne
İstediğim Hak’tır benim
Allah deyup yane yane
Yoluna terk edip canı
Akıtıp gözümden kanı
Ah eyleyip dünü günü
Münkirler aşk halin bilmez
Münafıklar yola gelmez
Ağlar bu gözlerim gülmez
Ko yanayım kül olayım
Taşkın akan sel olayım
Çiğneneyim yol olayım
Seyyid Nizamoğlu yürü
Bulagör kendinde yari
İnleyi ben zari zari
Be hey kardaş Hak’kı bulam mı dersin,
Hak’ka yarar amel işlemeyince
Tarikat sırrına erem mi dersin,
Kamil mürşid sana söylemeyince.
Özenirsen gardaş, tevhide özen.
Tevhiddir nefsinin kal’asın bozan
Hiç kendi kendine kaynar mı kazan
Çevre yanın ateş eylemeyince.
Değme kişi gönül evin düzemez
Hak’kın takdirini kimse bozamaz.
Tarikat ummandır dalıp yüzemez,
Aşkın deryasını boylamayınca.
Gönül kuşun uçar gider dolunmaz
Başlı suların ayağı bulunmaz
Elekten eleğe konup elenmez
Değirmene varıp un olmayınca
Aşkım galip geldi yüreğim harlar
Aşık olan arı namusu neyler
Behey Yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince
Bilmem nideyim, Allah! Allah!
Aşkın elinden, Hay! Hay!
Kande gideyim, aşkın elinden.
Sallallahu alâ Muhammed!
Sallallahu aleyke Ahmed!
Dinle zarımı, Allah! Allah!
Koydum arımı, Hay! Hay!
Verdim serimi, aşkın elinden
Meskenim dağlar, Allah! Allah!
Gözyaşım çağlar, Hay! Hay!
Durmaz kan ağlar, aşkın-elinden.
Varım vereyim, Allah! Allah!
Kadre ereyim, Hay! Hay!
Üryan olayım, aşkın elinden.
Kaddim yay oldu, Allah! Allah!
Bağrım nay oldu, Hay! Hay!
İşim zar oldu, aşkın elinden
Yunus’un sözü, Allah! Allah!
Kül olmuş özü, Hay! Hay!
Kan ağlar gözü, aşkın elinden.
Bağrımdaki biten başlar
Muhammed’in aşkındandır
Bu gözümden akan yaşlar
Her şamu seher yandığım
Alemlerden usandığım
Çark orup sema döndüğüm
Ciğerim dağladıklarım
Su gibi çağladıklarım
Her seher ağladıklarım
Dahledenler devranıma
Ermediler seyranıma
Kıydığım kendi canıma
Çün oldum ol şahin kulu
Neylerim bu mülkü malı
Halk bana dedi deli
Aşkın narıyla piştiğim
Deryalar gibi coştuğum
Bir şeyh elin yapıştığım
Görün Seyfullah’ın kastın
Sever ol Allah’ın dostun
Sorarlarsa niçin mestsin
Ey benim fahri cihanım
Kıblegahım Mustafa
Alem içre pek güzelsin
Padişahım Mustafa
Ol yüzü kara rakipler
Sana neler dediler
Vallahi yoktu haberim
İftiradır Mustafa
Vardım Halil’in köyüne
Hacılar tavaf eder
Kabeye kurban dediler
İşte canım Mustafa
Vardım Lokman hekime
O da derman vermedi
Ben bu derdi senden aldım
Hani derman Mustafa
O biçare Aşık Ömer
Gülmeyü hep ağladı
Senden şefaat bekleriz
Huzurdayız Mustafa.
Ey enbiyalar serveri
Ey evliyalar rehberi
Ey insucan peygamberi
Ehlen ve sehlen merhaba
Ya Mustafa! Ya Mücteba!
Ehlen ve Sehlen merhaba
Ahmet Muhammed Mustafa
Ehlen ve Sehlen Merhaba
Sen canların cananısın
Dertlilerin dermanısın
Alemlerin sultanısın
Allahü Ekber şanehu
Sultanehu Subhanehu
Kad caena burhanehu
Sensin ol mahbubu Hüda
Kılma şefaatten cüda
Cümle nebiler geldiler
Payine yüzler sürdüler
Yoluna canlar verdiler
Derviş Yunus söyler sözü
Dergâhına tutar özü
Severler mahşerde bizi
Gül yüzünü rüyamızda
Görelim Ya Resulallah
Gül bahçene dünyamızda
Girelim Ya Resulallah
Sensin gönüller sultanı
Getirdin yüce Kur’anı
Uğruna tendeki canı
Verelim Ya Resulallah
Aşkınla yaşarır gözler
Hasretinle yanar özler
Mübarek ravzana yüzler
Sürelim Ya Resulallah
Veda edip masivaya
Yalvarıp yüce Mevlaya
Şefaat ı Mustafa’ya
Erelim Ya Resulallah
Levleke dedi sana Hak
Bağışla yüzümüze bak
Huzurullaha yüzü ak
Varalım Ya Resulallah
Hacı derki kardeşlere
Çok selavat ver Resule
Gül yüzünü göre göre
Ölelim Ya Resulallah
Ey Hüda’dan lûtfu ihsan isteyen
Mevlidi paki Resulullah’a gel
Cennet içre Huri Gılman isteyen
Ol Resulun doğduğu Şebbi-güman
Leyleyi kadre müşabihtir heman
Bulmak istersen Cehennem’den aman
Zatı paki canı dilden dinlesen
Mahzı nuri Hak’tır ol zatı hasen
Olduğunca dünya sağu esen
Meclisi mevlidde ey vali müdan
Ol resule kıl salât ile selam
Cenneti alada istersen makam
Fikredip dünyadan elbet göçmeği
Cennete ahir sırattan geçmeği
Havzı kevserden dilersen içmeği
Ezelden aşkına canım
Yanıp büryana gelmiştir
Nebiler şahı sultanım
Sana kurbana gelmiştir
Cemalin arzular her can
Bu canım yoluna kurban
Cemalin şemine pervan
Edip cevlana gelmiştir
Nazirin var mı alemde
Kamu alem sana bende
Senin zatın bu alemde
Hemen bir tana gelmiştir
Bi Hak’kı Sureyi TaHa
Erişti ulu dergaha
Nebiler şahı ol şaha
Ulu sultana gelmiştir
Senin vasfında bütün insan
Oldular cümle sergerdan
Meğer senden ola derman
Bu gün lokmana gelmiştir
Davet etti seni Allah
Ayan oldu cemalullah
Şefaat Ya Resulallah
Sana dermana gelmiştir
Babu Selam’dan gireyim
Ravzana yüzüm süreyim
İste canımı vereyim
Ben Muhammed’i arıyom
Ebubekir var sağ yanında
Bülbüller öter bağında
Güzel Arafat dağında
Ebubekir aslan Ali
Hep gittiler dünya fani
Şanı yüce Sevir dağı
Çariyari Ömer Osman
Gönül ayrılmıyor dosttan
Ne güzeldir Arabistan
Aciz kulun düştü derde
Kalksın ara yerden perde
Kur-an’ın indiği yerde
Her dağlarda vardır izi
Anadan sürmeli gözü
Baldan tatlı anın sözü
Ne yorganım ne hasırım
Nefs elinde ben esirim
Sekiz on gün misafirim
Doğduğu evine vardım
Eşiğine yüzüm sürdüm
Çok şükür nurunu gördüm
Sonsuz selam Hazretine
Varıp dergâhına selam vereyim
Kabul eder ise ben de gireyim
Manevi murada anda ereyim
Varıp dergâhına olayım direk
Aşk-ı peyman edip ikrarın verek
Şu benim derdime sultanım gerek
Varıp dergâhına olayım maşa
Dilerim mevladan uzunca yaşa
Himmetini kesme ihvan kardaşa
Varıp dergâhına edeyim hizmet
Sohbeti himmettir, himmeti izzet
Cümle alemlere ola kim rahmet
Varıp dergâhına yüzler süreyim
Perdesin kaldırsa nurun göreyim
Şehadet şerbetin anda içeyim
Varıp dergâhına dönsem pervane
Pervane gibi ben de yansam yare
Ya Rab koma bizi dareynde nare
Varıp dergâhına olayım türab
Ayrı düşenlerin halleri harab
Ayırma bizleri o dosttan Ya Rab
Varıp dergâhına olsam bülbülü
Gönüller bağının gülüsün gülü
Mevlam uzun etsin senin ömrünü
Varıp dergâhına eyleyin ahid
Halimize cümle melekler şahid
Şu benim derdimin dermanı Zahid
Dergâhın uludur Mevla katında
Âlemlere rahmet yazar tacında
Bu fakir dervişler cümle yanında
Sultanlar sultanı benim efendim
Gidemem gayriye bağlandı bendim
Esti yine dost yelleri
İhya etti gönülleri
Taze açılmış gülleri
Canım Muhammed Mustafa (S.A.V.)
(Olsun sana canlar feda)
Ta ezellerden berisin
Resullerin serverisin
Dehşet günün seyyidisin
Ruhum Muhammed Mustafa (S.A.V.)
Kerem kıl iltifat eyle
Ümmetliğe kabul eyle
Günahkarım affım dile
Ahmet Muhammed Mustafa (S.A.V.)
Sonsuz selam hazretine
Hem evladı ashabına
Bağışla bizi bunlara
Aman Muhammed Mustafa (S.A.V.)
Allah’ın habibi Ahmed
Yolundur elbet selamet
Şefaatini bekler Mehmet
Mahmud Muhammed Mustafa (S.A.V.)
(Şefaatin bekler bizler
Olsun sana canlar feda)
Muhammed’in sağ yanında yarenler
El kavuşup huzurunda duranlar
Muhammed’i ravzasında görenler
Muhammed’in o gözleri sürmeli
Aşık olan rüyasında görmeli
Ebu Bekir sağ yanında oturur,
Aslan Ali sancağını götürür,
Ümmet olanların işin bitirir,
Aşık olan rüyasında görmeli.
Muhammed’in kaşları var yay gibi.
Ağzındaki sözleri var bal gibi.
İki yanda iki yanak nur gibi,
Örümcekler ağlarını ördüler,
Güvercinler yuvasını kurdular,
Mağarada onlar lütfa erdiler,
Ravzasında beyaz beyaz direkler
Saçağında sıra sıra melekler,
Kabul olur orda olan dilekler
Canı dilden aşık oldum,
Muhammed’e Muhammed’e
Mevlam ümmet eyle bizi
Hak dergahına girelim
Biz de murada erelim
Her dem salavat verelim
Murada eriştir bizi
Rüyada görüştür bizi
Mevlam sen kavuştur bizi
Aklı olan irfan olsun
Ciğer yansın püryan olsun
Bir canım var kurban olsun
Gökten burak inmedi mi
Taç başına konmadı mı
Mevlam dostum demedi mi
Ebu Bekir sağ yanında
Hazreti Ömer sol yanında
Osman Ali divanında
Muhammed’in Muhammed’in
Hak’kın emrin tutmadı mı?
Muradına yetmedi mi?
Kabe secde etmedi mi
Kırka sancak gelmedi mi
Hak’ka vasıl olmadı mı
Hak habibim demedi mi
Canım kurban olsun senin yoluna
Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna
Mümin olanların çoktur cefası
Ahiret’te olur zevki sefası
On sekiz bin alemin Mustafa’sı
Yedi kat gökleri seyran eyleyen
Kürsünün üstünde cevlan eyleyen
Miraçta ümmetin Hak’tan dileyen
Ol çâriyâr anın gökler yâridir,
Anı seven günahlardan beridir,
On sekiz bin âlemin serveridir,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed
Yunus neyler iki cihanı sensiz
Sen hak peygambersin şeksiz gümansız
Sana uymayanlar gider imansız
Halimiz nola mahşerde,
Cümle alem düşer derde,
O dar günde seni nerde
Bulayım Ya Resulallah
(Bulayım Ya Habiballah)
Sana geldim ey Ya Sultan
Lütfeyle gönlüme derman
Uğruna canımı kurban
Vereyim Ya Resulallah
(Vereyim Ya Habiballah)
Sana geldim yas içinde
Bu gönlüm kir pas içinde
Bu ömrüm iflas içinde
Ne olayım Ya Resulallah
(Ne olayım Ya Habiballah)
Rahmeyle gel şefaat kıl
Ümmetliğe eyle kabul
Efendimden uzak nasıl
Kalayım ya Resulallah
(Kalayım Ya Habiballah)
Miskin Ahmed boynun eğer
Seni görmek ister meğer
Uğruna ölmeğe değer
Öleyim ya Resulallah
(Öleyim Ya Habiballah)
Aleyka Ya Resulallah
Aleyka Ya Habiballah
Yüzdört kitapta zikretmiş,
Hay! Muhammed Mustafa’yı
Tüm peygamberler fikretmiş,
Hay Muhammed Mustafa’yı
Bak şu mualla taşına
Miraçta düşmüş peşine
Sevgilerin üst başına
Koy Muhammed Mustafa’yı
Ahmed’dir Mahmud’dur adı
Şekerden şirindir tadı
Girdi koynuna okşadı
Ay Muhammed Mustafa’yı
Nurundan yarattı Ezel
Habibim dedi Lem Yezel
Cümle kainata bedel
Say Muhammed Mustafa’yı
Alnı şerifin yardılar
Mübarek dişin kırdılar
Uhud cenginde yordular
Can Muhammed Mustafa’yı
Kul Hamid’im vara idim
Yüzüm gözüm süre idim
Mahşer günü göre idim
Seyrettim Muhammed’i
Doğmuş nurlar içinde
Yerle gök ruşen olmuş
Söyler kundak içinde
Doğuran ana hayran
Melekler eder bayram
Hak’kın didarın seyran
Eder kundak içinde
Bağlamışlar elini
Kimse bilmez halini
Zikre vermiş dilini
Adın koymuşlar Ahmed
Ezeldendir Muhammed
Ümmeti için minnet
Eyler kundak içinde
Sürmelemiş gözünü
Hak’ka vermiş özünü
Muhammed’in yüzünü
Göster mahşer yerinde
Yunus söyler Kureyşi
Akar durmaz gözyaşı
Peygamberlerin başı
Bakar kundak içinde
İlham ile dün gece
Aineyi kalbimde
Amamesi başında
Yeşil hulle eğninde
Dört yanında yariyle
Pervaneyim şemine
Şeyhim azizim bile
Cümle aşıklar ile
Katreyim umman buldum
Derdime derman buldum
Dün gece kadre erdim
Cür’a sundu Muhammed
Mest etti beni gayet
Hak’tan erdi inayet
Yunus murada erdi
Zevk ile sefa sürdü
Aşık maşukun buldu
Kudümün Rahmeti zevki
Safadır Ya Resulallah
Zuhurun derdi Uşşaka
Devadır ya Resulallah
Seninle erdiler zate
Dahi envai lezzate
İşin erbabı hacate
Atadır Ya Resulallah
Kemali zümreyi kümmel
Senin nurunla bulmuştur
Vücudun mazharı tammı
Hüda’dır Ya Resulallah
Nebi idin dahi adem
Mâ u tıyn icre
İmamul enbiya olsan
Revadır Ya Resulallah
Hüdai’ye şefat kıl
Eğer zahir eğer batın
Kapına intisap etmiş
Gedadır Ya Resulallah
Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasib eylese görsem yüzünü
Ya Muhammed canım arzular seni
Bir mübarek sefer olsa da gitsem
Kabe yollarında kumlara batsam
Hub cemalin birkez düşte seyretsem
Zerrece kalmadı kalbimde hile
Sıdk ile girmişem ben bu Hak yola
Ebu Bekir, Ömer, Osman’da bile
Ali ile Hasan, Hüseyin anda
Sevdası gönüllerde muhabbet canda
Yarın mahşer günü Hak divanda
Arafat dağıdır bizim dağımız
Onda kabul olur bizim duamız
Medine’de yatar peygamberimiz
Yunus metheyledi seni dillerde
Dillerde dillerde hem gönüllerde
Ağlayı ağlayı gurbet illerde
Talea’l-Bedru Aleyna
Min seniyyat’il-veda
Vecebeş şükrü aleyna
Ma dea lillahi de’a
Ente şemsün ente bedrun
Ente nurun ala nur
Ente burhanus Süreyya
Ente misbahus Süreyya
Merhaban ya hayra da
Kad lebisne sevbe izzin
Ba’de esvabir rika
Ve rada’na sedye mecdin
Ba de eyyamid daya
Eyyühel mebusü fiyna
Ci’te bil emril muta
Ci’te şerraftel Medine
Kalet ehmarüd deyaci
Kul li erbabil islam
Küllü men yetba Muhammed
Yenbeğiy ella yüdam
Ve teahedna cemian
Yevme aksemmel yemin
Len nehunel abde yevmen
Vet tehazna sıdka din
Lestü vallahi neziyyen
Ma yükasihil ibad
Meşheden ya necme emnin
Zü ve bain ve vidad
Sallalahu ala Muhammed
Sallalahu aleyhi vesselem
Hey arifler hey sadıklar
Gel Muhammed’i bulalım
Ey dost yolunda sadıklar
Doludur aleme nuru
İki cihanın serveri
Kanda ise anın nuru
Muhammed diridir ölmez
Taze güldür herkiz solmaz
Anı seven gafil olmaz
Gel kalma dünya elinde
Cihanın mülkü malında
Muhammed’in evladında
Muhammed alemden gitmez
Bir güneştir herkiz batmaz
İsteyenler gafil yatmaz
Seyid Nizamoğlu yürü
İnleyu ben zari zari
Hangi kandildeyse nuru
Gel Muhammed’i bulalım.
Aç gözünü gafil insan
Muhammed meclise geldi
O sultan devrana geldi
Selam verdi sağa sola
Kıyam etti güle güle
Cümle ashabı ile bile
Siyah nurdandır saçları
Kabi Kavseyndir kaşları
Görmek ister aşıkları
Senin aşkın kamu derde
Devadır Ya Resulallah
Senin yanında hacetler
Yüzünden şad olur kullar
Terinden açılır güler
Seninle dertli gönüller
Şifadır Ya Resulallah
Senin yüzün gören gözler
Ne ay görür ne yıldızlar
Seninle gece gündüzler
Ziyadır Ya Resulallah
Sultansın cümle şahlara
Muzaffersin sabahlara
Şefaatin günahlara
Ezeldendir sana izzet
Mevladan hem devlet
Sana bu fethiyle nusret
Magazal basar çeşmisin
Yüzün vedduhadır
Cemalin ay güneşten
Kabilendir Beni Haşim
Neslin Hazreti İbrahim
Seni sevmez ise her kim
Hatadır Ya Resulallah
Sana aşık olup eflak
Okundu şanına levlak
Fedadır yoluna emlak
Hebadır Ya Resulallah
Gafil uyan aç gözünü,
Muhammed geldi meclise
Allah’ın nuruna dalan
Can Ahmed geldi meclise
Sancağı şerif elinde
Hak’kın ismi var dilinde
Cümle ashabı yanında
Beyti şerif karşımızda
Yeşil nur var başında
Altından taç var başında
Güzeldir hilal kaşları
Nurdan örülmüş saçları
Görmek ister devişleri
Hilal kaşın nameleri
Nurdan çekilmiş sürmeleri
Yoluna kurban olmalı
Geldi girdi evimize
Hayat verdi cümlemize
Müjdeler olsun sizlere
Ay ve güneş kıskanır
Nurunu Muhammed’in
Hiç bir şeker andırmaz
Tadını Muhammed’in
Doğdu ‘ümmetim’ dedi
Ümmetin kaydın yedi
Çalap ziyaret kodu
Sinini Muhammed’in
Çulhalar dokumadı
Terziler biçemedi
Kimseler dikemedi
Donunu Muhammed’in
Evliyalar geldiler
Saf saf olup durdular
Canlar feda kıldılar
Yoluna Muhammed’in
Muhammed bir denizdir
Cümle yerleri tutmuş
Evliyalar ördeği
Gölünde muhammed’in
Yetmiş bin hacı gider
Malı mülkü terk eder
Varır ziyaret eder
Kabrini Muhammed’in
Ne derviş, ne de pirim,
Ne vezir, ne emirim
Kapısında kıtmirim,
Billahi Muhammed’in
Nur-i çeşmi Ahmed’in
Onun kıtmiri oldum,
Devleti O’nda buldum
Hak didarını gördüm,
Yüzünde Muhammed’in
Kıtmiri olmak bence,
Şahlıktan daha yüce
Beklerim gündüz gece,
Yolunu Muhammed’in
Bassın geçsin üstüme,
Can fedadır dostuna
Berat verdi destime,
Kuluyum Muhmmed’in
Bir kez baksa yüzüme,
Nur dolardı özüme
Sürme çektim gözüme,
Tozunu Muhammed’in
Layık mı böyle demek,
Kıtmir olup beklemek
Cebrail gibi melek,
Emrinde Muhammedin
Cebrail kanat serdi,
Bassın diye yol verdi
Gök ehli selam durdu,
Önünde Muhammed’in
Arş-ı Rahman müştehir,
Kademiyle müftehir
Aşki lütfa muntazır,
Ümmeti Muhammedin
Aşkın ile aşıklar
Yansın ya Rasûlallah
İçip aşkın şerabın
Kansın ya Rasûlallah
Şol seni seven kişi
Verir yoluna başı
İki cihan güneşi
Sensin ya Rasûlallah
Şol seni sevenlere
Kıl şefaat onlara
Mümin olan tenlere
Cansın Ya Resulallah
Aşık oldum dildare
Bülbülüm şol gülzare
Seni sevmeyen nare
Yansın Ya Resulallah
Şol seni seven Sübhan
Oldu kamuya sultan
Canım yoluna kurban
Olsun Ya Resulallah
Aşık Yunus’un canı
İlm ü şefaat kânı
Alemlerin sultanı
Sensin ya Rasûlallah!
Alemler nura gark oldu
Muhammed doğduğu gece
Mü’min münafık fark oldu
Ananın rahmine düştü
Kafirlerin aklı şaştı
Bin kilise yere geçti
Arşın nuru yere indi
Suyun rengi nura döndü
Hep susuzlar suya kandı
Doğuran ana sevindi
Ağlayan oğul avundu
Hiç sönmeyen ateş söndü
Huri kızlar geldiler
Kundağın bile sardılar
Muhammed’e yüz sürdüler
Gökten yere nur atıldı
Yediler kırka katıldı
Keşişler dili tutuldu
Yunus derki, ey kardeşler
Şad olsun cümle dervişler
Secde etti dağlar taşlar
Ali almış sancağını eline,
Çekilip giderler mahşer yerine
Hasan’la Hüseyin’i almış yanına
Ah ümmetim deyü ağlar Muhammed
Kıyâmet kopacak cânlar uyanır
Kâmil derviş mürşide dayanır
Yüzün yere koymuş Hak’ka yalvarır
Üryân olmuş yatar ol zaîf tenler
Sararmış benizler söylemez diller
Mahşer yerine cem olmuş erenler
Yunûs eydür gelin kadrin bilelim
Fırsat elde iken tevhîd edelim
Rûhu için çok salâvât verelim
Cebrail’im selam söyle dostuma
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im
Söyle gelsin çıksın arşım üstüne
Arşımı donattım gelsin göreyim
Kullarım halinden haber sorayım
O gelsin ben ona cevap vereyim
Oncileyin hiç bir kul yaratmadım
Onun bir sözünü iki etmedim
Ümmetini cehennemde yakmadım
O benimdir Ben onunum Cebrail
Aramızda nesne yoktur böyle bil
Onun hürmetine durur cümle kul
Arşımın üstünde seyran eyleyen
Kürsüm üzerinde cevlan eyleyen
Mirac’da ümmetin Hak’tan dileyen
Yunus dedi severim Muhammed’i
Bizler deriz severiz Muhammed’i
Her andıkça verelim salavatı
Kerim Allah ona Mahbubum dedi
Muhammed dünyaya geldi,
Melekler tebliğe indi,
Cihan muradına erdi,
Can Muhammed nurdan Ahmet
Muhammed anneden doğdu,
Yeryüzü nura garkoldu,
Gönüller şaduman oldu,
Gördüm göbeği kesilmis,
Sünnet olmuş tuz ekilmis,
Nurdan kundağa sarılmış,
Abdülmüttalip dedesi,
Hem Abdullah’tır babası,
Amine hatun annesi,
Anneden doğdu Muhammed,
Yerüzüne indi rahmet,
İki cihanda selamet,
Kırk yaşına girdi Ahmet,
Peygamber oldu Muhammed,
Umarız senden şefaat,
Ruhum sana aşık, sana hayrandır Efendim,
Bir ben değil alem sana kurbandır Efendim
Ecramü felek,Levhü Kalem,mest-i nigahım
Didarına aşık Ulu Yezdân’dır Efendim.
Mahşerde nebiler bile senden meded ister.
Rahmet diyen alemlere Rahman’dır Efendim
Kıtmiriniz Ey Şah-ı Resül kovma kapından
Asilere lütfun yüce fermandır Efendim.
Tâ Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,
Medheyleyen ahlakını Kur-an’dır Efendim
Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim,
Sensiz bana cennet bile hicrandır Efendim.
Doğ kalbime bir lahzacık, Ey Nur-i dilara,
Nurun ki gönül derdime dermandır Efendim
Ulvi de senin bağrı yanık aşık-ı zarın,
Feryadı bütün, ateş-i süzandır Efendim.
Sevdim seni Mabuduma, canan diye sevdim
Bir ben değil alem sana, hayran diye sevdim
Evlad-u iyalden geçerek ben Ravza’na geldim,
Ahlakını meth etmede Kuran diye sevdim
Kurbanın olam şah-ı Resul, Kovma kapından,
Didarına muştak olan Yezdan diye geldim
Mahşerde nebiler bile, Senden medet ister,
Gülyüzlü melekler sana, hayran diye sevdim.
Ya Rasulallah! Sevdim seni hep canlara canan diye sevdim,
Bir ben değil, alem sana hayran, sana kurban diye sevdim.
Sadrı cem-i mürseliyn,
Sensin Ya Resulullah,
Bedri eflaki yakiyn
Nurun siracı vehhac
Alemler sana muhtaç
Sahibi tacü mirac
Sensin Ya Rasulallah,
Ayinei Rahmani
Nuri paki sübhani,
Sırrı seb ül mesani
Açan rahi tevhidi
Bulan sırrı tevhidi
Hüdai’nin ümidi
Medine yoluna vardım,
Can Muhammed’i aradım
Ona varmakmış muradım
Medine’nin yollarında
Yollarında yollarında
Güller açmış ravzasında
Medine bakar Mekke’ye
Gönül onun sevdasında
Bu yol Medine’ye gider
Gönülleri bir hoş eder
Ne dert kalır ne de keder
Can Ahmed’in huzurunda
Resulullah çağırıyor
Gönül sanki çıldırıyor
Bastığım toprak yanıyor
Gelir resulün kokusu
Kaybolur ölüm korkusu
Gelmiyor gaflet uykusu
Yeşil kubbe görünüyor
Kervan nura bürünüyor
İçimde hasret bitiyor
Ey ihvanlar ey kardeşler,
Yol Muhammed’in yoludur.
On parmağı pınar olan
El Muhammed’in elidir.
Kuru çeşme suyun akmaz
Günahlara kimse bakmaz
Her bahçenin gülü kokmaz
Gül Muhammed’in gülüdür
Hani annen hani baban
Aynı yere sen de varan
Gece gündüz zikreden
Dil Muhammed’in dilidir.
El üstüme toprak yığar
Başım sapıtmağa değer
Sarılmak istersen eğer
Dal Muhammed’in dalıdır.
Var mıdır bu dünyada kalan
Malın mülkün olur talan
Çekip Cehennem’den alan
El Muhammed’in elidir
Seller gibi çağlıyorum
Dosta meyil bağlıyorum
Seherlerde ağlıyorum
Aşk Muhammed’in aşkıdır. (S.A.V.)
Muhammed’im hoş geldin
Can Ahmed’im hoş geldin
Aşık idim yüzüne
Yükseldikçe yükseldin
Gabi kavseyne kadar
Bu yüceye ermedi
Senden evvel gelenler
Yoluma önderimsin,
Hasta kalbime şifa,
Huzursuz gönle deva,
Kur’an ile hoş geldin.
Muhammed’im hoş geldin,
Bütün emraz bulur şifa
Onu seven görmez cefa
Sen de Muhammed Mustafa
Düştü arzum Medine’ye
Görürsen gam yeme heman
Senin vasfın durur beyan
Sendedir sahib-i Kur’an
Gözüm bir görse de ölsem
Resulullah’ı hep görsem
Ravza’da canımı versem
Seyreyleyip yandım mah cemaline
Nur kundak içinde yatar Muhammed
Mis kokusu benzer Cennet gülüne
Canımın cananısın Ya Muhammed
Kevser dudakların bilmem ne söyler
Hulusi kalbiyle Hak’kı zikreyler
Daha tıfıl iken ümmetin diler
Bildim O’dur iki cihan serveri
Allah’ın Habibi, son peygamberi
O’dur yerin göğün şemsi kameri
Fehmi der ki candan cananımız var
Peygamberi ahir zamanımız var
Yürekler derdine dermanımız var
Yalvarırız Muhammed
Bir gün kopar kıyamet
Kabul et bizi ümmet
Şefaat Ya Muhammed
Enbiyalar cümlesi
Diyecek nefsi nefsi
Enbiyalar reisi
Mahşer yeri çok sıcak
Herşeyden sorulacak
Müminler kurtulacak
Cehennem kaynayacak
Yerinden oynayacak
Halimiz ne olacak
Hak yarattı alemi
Aşkına Muhammed’in
Ay ve günü yarattı
Şevkine Muhammed’in
Ol dedi oldu alem
Yazıldı levh ü kalem
Okundu hatm-ı kelam
Şanına Muhammed’in
Hep erenler geldiler
Dergaha yüz sürdüler
Zikir tevhid ettiler
Havada uçan kuşlar
Yeşerip dağ ve taşlar
Yemiş verip ağaçlar
İmansızlar geldiler
Ondan iman aldılar
Beş vakit namaz kıldılar
Yunus kime ede methi
Över Kur’an ayeti
An, vergil salatı
Ya Resulallah seni çok özledim
Bunca yıldır senden haber bekledim
Gelir diye günü güne ekledim
Gelmek istiyorum medet Ya Nebi
Seni her an her nefeste anarım
Ya Nebi hasretin ile yanarım
Senin için dağı taşı delerim
Bu canımı sana feda ederim
Sana ereceğim günü beklerim
Medine denince sızlar yüreğim
İnşaallah bir gün sana geleceğim
Gelip toprağına yüz süreceğim
Sana gelen şifa bulur Rab’binden
Gönül aşık olmuş sana ezelden
Bizi mahrum etme şefaatinden
Uçun kuşlar Medine’ye,
Ya Muhammed diye diye
Selam götürün hediye
Yürü gönlüm güle güle
Sen orda şeyda bülbüle
Getir aşkını sen dile
Bulut geçer katar katar
İçerinde gözyaşım var
Varıp Medine’ye ağlar
Kanadını açmış rüzgâr
Içinde hasret ahım var
Varıp Medine’ye yalvar
Gönlüm Medine’ye gider
Gözüm buradan seyreder
Kandil mumum erir biter
Peygamberim uludur,
Abdullah’ın oğludur,
Güzel adı, Muhammed,
Yolu, Allah yoludur.
Annesidir Âmine,
Nur yağdı çok evine,
Gördü tatlı rüyalar,
İmrendi gök zemine,
Doğdu Hak’kın güneşi,
Doğmadı hiçbir eşi,
Beş yüz yetmiş bir yılı,
Söndü şirkin ateşi.
Bastı altı yaşına,
Kaldı bir tek başına,
İnci gibi, annesi,
Üzüntüler, boşuna.
Hak dindirir her yaşı,
Dedesiyle amcası,
Hemen kanat gerdiler,
Büyüdü gül goncası.
Kırk yaşına gelince,
Peygamberlik verildi,
Allah birdir, deyince,
Putlar yere serildi.
Herkes kördü sağırdı,
Gelin, diye bağırdı,
Hak’kın doğru yoluna,
İnsanları çağırdı.
Sürü sürü günaha,
Karşı duran O oldu,
İnsanları felaha,
Kavuşturan O oldu.
Yirmi üç yıl didindi,
Taşı, yastık edindi,
Aydınlattı cihanı,
Getirdiği Hak dindi.
Altmış üç yıl yaşadı,
Alnı açık, yüzü ak,
Anıldıkça pak adı,
Selamlanıp duracak.
Dün gece kardeşler bana düşümde,
Bir yeşil sancaklı sultan göründü.
Gözümün gördüğünü söylerim size,
Sancağını açtı şöyle yürüdü,
Yüreğimin yağı içimde eridi,
Muhammed’in nuru arşı bürüdü,
Sancağı ak idi döndü yeşile,
Uyandım kendimi dövdüm taş ile,
Ey Allah’ım bir daha göster düş ile,
Sancağını açtı düzüldü yola,
Nice bin hüccacı yanında bile,
Gel günahkar kul sen affını dile,
Âşık Yunus sana sıdk ile tapar,
Tapmayanlar doğru yoldan sapar,
Ey Allah’ım bizi onlardan kopar,
Ravzanın önünde bir yeşil türbe
Otursam önüne eylesem tövbe
Allah tövbemizi sen kabul eyle
Aç Muhammed ravzanı
Ben sana geldim
Boynumu büküp de
Niyaza geldim
Ravzanın üstünde kandiller yanar
Kandilin şavgına güvercin konar
Ümmetin gelmiş etrafında döner
Kapında bekleyen Halil’in kızı
Şeyhim himmet eyler söylerim sözü
Allah’ın aşkına yaktık bu özü
Bitmeyen işimi bu gün bitirdim
Saya saya günlerimi yitirdim
Ümmetinden sana selam getirdim
Senin için düştüm uzak yollara
Geceli gündüzlü ıssız çöllerde
Allah’ın adını aldık dillere
Muhammed’im Muhammed’im
Sana layık ümmet miyim?
İçtim aşkın şarabını
Ne gecem var ne gündüzüm
Hasretim ben Muhammed’e
Doyamadım efendime
Alın beni de götürün
O Muhammed’in iline
Gözlerim uykuya hasret
Hacılar ediyor hicret
Kalbimde yatar Muhammed
Allah’ım bize nasip et
Kaşlarının karasına
Gözlerinin sürmesine
O Muhammed’in sözüne
Doyamadım cemaline
Senin bir ismin de Ta Ha
Yalvarıyorum Allah’a
Çağır bizi Beytullah’a
Çağır ya Muhammed çağır
Sen çağır biz de varalım
El pençe divan duralım
Mübarek ravzan görelim
Ne goncayım ne de gülüm
Çile çeken bir bülbülüm
Sen peygamber bense kulum
Hasretin haddi aştı
Kervanı görenler şaştı
Muhammed gönlüme düştü
Hacının bayrağı aldır
Senden ayrılması zordur
Hacı zemzem suyu doldur
Ya Muhammed ben seni
Seni göresim geldi
Bir canım var yoluna
Hemen veresim geldi
Ya Muhammed tut elimi
Sana aç benim yolumu
Sensin kanadım kolum
Aşkın ateşten beter
Sevgin gönlümde tüter
Rüyamda görsem yeter
Medine iline varsam
Varıp ravzasını görsem
Orada canımı versem
Kadir mevlam gel eyledi
Geliyoruz ya Muhammed
Aşkın beni kül eyledi
Hak’kı söyler kelam ile
Ay yıldızlı kalem ile
Kucak dolu selam ile
Burada koydum dünya malı
Mevlam bağışlasın kulu
Bu dünyaya geldim boşa
Ben yoruldum koşa koşa
Vücut yandı baştanbaşa
Kâh ağlarım acı acı
Var mı derdimin ilacı
Söyle bana canım bacı
Muhammed’i arar gezerim
Ay’a sordum suya sordum
Dağa sordum taşa sordum
Meleyen kuzuya sordum
Bir ateş düştü özüme
Uyku girmiyor gözüme
Bülbül ağlıyor gülüne
Kâh ağlarım Leyla gibi
Kay söylerim Veysel gibi
Geziyorum Yunus gibi
Resulümü arar gezerim (S.A.V.)
Aşkın sardı ben neyleyim,
Bu sırrı kime söyleyim
İçimdeki bu yarayı
Muhammed’e arzedeyim
Canlar kurban can Ahmed’e
Bırak kardeş bu illeri
Ötüşmüyor bülbülleri
Muhammed’e gitmek için
Öğrendim arap dilleri
Nideceğim nideceğim
Bu illerden gideceğim
Kalbimdeki bu yarayı
Muhammed’e diyeceğim
Taktım boynuma fermanı
Basmam ben hakkı dermanı
Haber verin Muhammed’e
Oldum ben onun hayranı
Ağlayalım hep kardeşler,
Muhammed gitti Dünya’dan
Akıtalım kanlı yaşlar
Ayşe anne saçın çözer
Mecnun gibi olmuş gezer
Bu acılar bağrım ezer
İmam oldu Ebu Bekir
Kuran okur eder zikir
Allah Baki edip fikir
Ömer bir aba buldu
Mübarek eynine aldı
Gülmek bize haram oldu
Osman der ki olmayaydık
Bu ölümü görmeyeydik
Ne ola yerine biz öleydik
Ali der ki emir haktır
Cümle mahlûk ölecektir
Ya Fatıma çare yoktur
Bilal çıktı sala verdi
Medineye gamlar geldi
Cümle mümin mahsun oldu
Yaklaştıkça yeşil kubbe görünür,
Kubbeyi görenler yere sürünür
Çağrışarak salât selam verilir
Merhem sürülmedi kardeş yaram sızılar
Hasta gönlüm Muhammed’i arzular
Bu gün hüccac Medine’ye derilir
Hacı beratları ele verilir
Ravzayı Muhammed şimdi görünür
Serbaniy karuban çek yar eline
Bülbül veş kondurmuş gonca gülüne
Yar Muhammed’e giden nice yorula
Âşıklara Bağdat uzak olur mu?
Hayır kervanına tuzak olur mu?
Duyulur da gayrı durmak olur mu?
Neyim, nerden geldim, neyi ararım?
Nere gideceğimi, kime sorarım?
Bu aşkın yolunda ben bir kararım
Ey saruban yeter yolları bitir
Şeyda gönülleri ravzaya götür
Yanan bu ruhları mahbuba yetir
Medine’ye varamadım
Gül kokusun alamadım
Ben Resul’e doyamadım
Yaralıyam yaralıyam yaralı
Kâbe’nin örtüsü kara
Açtı yüreğimde yara
Bulunmaz derdime çare
Hacerül Esvedin taşı
Akıttı gözümden yaşı
Bulunmaz Resul’ün eşi
Elimden tut kaldır beni
Ya vuslata erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Şeyhim giyer allar beyaz
Hak’ka karşı eyler niyaz
Şeyhim beni deftere yaz
Seviyorum Rab’bim seni
Beytullah’a çağır beni
Zemzemine daldır beni
Nurdandır şeyhimin dili
Sevdim seni oldum deli
Kabe diye deli gibi
Yanıyorum yanıyorum yaralı
Medine’nin yollarına
Aşık oldum Ravzasına
Muhammed’in makamına
Doyamadım doyamadım yaralı
Ben Resulden çok memnunum
O da benden memnun mu ki
Tekrar nasip eyle Ya Rab
Ben Resule doyamadım ki.
Doyulur mu Muhammed’e, (Nakarat 1)
Doyulur mu O Mahmud’a
Dünya bile doymamış ki
Nasıl doyam Muhammed’e
Camisi sıra direkler
Mü’minler şefaat bekler
Nöbet tutuyor melekler
Doyulur mu ravzasına, (Nakarat 2)
Doyulur mu türbesine
Doyulurmu can Ahmed’e
Bir daha gösterir mi ki
Müslüman Mekke’ye koşar
Muhammed aşkıyla coşar
Bilmeyenler boşa yaşar
Doyamadım Beytullah’a, (Nakarat 3)
Doyamadım Resulullah’a
Yalvarırım ben Allah’a
Bir daha çağırır mı ki
Bütün alem tesbih eder
Aşık olan hemen gider
Malın mülkün gitme kal der
Ben Habib’e doyamadım ki
(Nakarat 1)
Gözyaşımla Safa’ya düştüm
Yalınayak Merve’ye koştum
Zemzeminden aşkla içtim
İçtim ama doyamadım ki
(Nakarat 2)
Arafat’tan Vakfeye çıktım
Tövbeyle günahım yıktım
Nur denizinde aktım
Aktım ama doyamadım ki
(Nakarat 3)
Hacerül evsedi öptüm
Makamı İbrahim’e gittim
Beytullah’ı tavaf ettim
Ettim ama doyamadım ki
Biraz Nur Dağı’nda kaldık
Mahşeri bir kalabalık
Pırıl pırıl altın oluk
Gördüm ama doyamadım ki
Ümmetin son sözü size
Ya Muhammed acı bize
Şefaat et cümlemize
Ah ben sana doyamadım ki
Açan çiçeklere meyva,
Verilmiyor Muhammed’siz
Hak’tan gelen derde deva
Bulunmuyor Muhammed’siz
Uzak Cennetin yolları
Girer muttaki kulları
Cennet’te tuğba dalları
Sallanmıyor Muhammed’siz
Çok meşgul ol Kuran ile
Seherlerde figan ile
Son nefeste iman ile
Ölünmüyor Muhammed’siz
Fakir kulun sana asi
Silinmez gönlünden pası
Gönüllere Allah aşkı
Son ikramdır Cemalullah
Ağlayanlar görür vallah
Çünkü böyle diyor Allah
Görülmüyor Muhammed’siz
Topladın gülleri düştün yollara
Yolun yine uzar patikalara
Bizi de yanında götür Sultanım
O yüce Resul’e sen gidiyorsun
Açılsın da yollar sana geleyim
Öyle özledim seni Ey Resul
Yoruldu bedenim dert çeke çeke
Kurudu gözlerim yaş döke döke
Yollarına güller eke eke
O yüce Resule sen gidiyorsun
Bu yolun sonunda Medine vardır
Hasreti gönlümde yanar yıllardır
Her mevsimi güldür, yeşil bahardır
Ona âşık olan yanar kül olur
Deryasına dalan erir kaybolur
Muhammed’e giden Mevla’yı bulur
Özledim Rasulü gönül yanıyor
Nur cemali benzer Güneş’e Ay’a
Gidip varamadım Yeşil Ravza’ya
Doyulur mu Muhammed Mustafa’ya
Medine’de dolu gül bahçeleri
Nasıl da cezbediyor bülbülleri
Aşkı kar ediyor bu gönülleri
Şefaat istiyor günahkâr ümmet
Nerede canların canı can Ahmet
Allah’ın Habibi Nebi Muhammed
Yalın ayak düştüm çöl yallarına
Elimi uzattım gül dallarına
Ya Rabbi merhamet et Sen kullarına
Muhammed’dir canlar canı,
İki cihanın sultanı
Hem âşıkların lokmanı
Benim arzum Muhammed’dir
Benim arzum can Ahmed’dir
Muhammed’im can Ahmed’im
Peygamberim tek rehberim
Peygamberim tek önderim
Muhammed’dir özüm sözüm
Kan ağlıyor iki gözüm
Görse cemâlini gözüm
Ağlar sana ağlar dağlar
Ağlar sana Mekke diyar
Her kulun bir arzusu var
Yücedir kadrin yüce
Kuran’ın tefsiri ince
Manasını verir hoca
Mekke dağlarını aştım
Sandım ki Cennet’e düştüm
Rab’bimle tenha buluştum
Âşık der ki günahım çok
Hak’ka yarar amelim yok
Senden başka tutarım yok
Dün gece seyrim içinde
Ben dedem Ali’yi gördüm
Eğildim niyaz eyledim
Düldül’ün nalını gördüm
Kanber’i durur sağında
Salınır Cennet bağında
Ali, Musa Tur Dağı’nda
Üç çerağ yanar şişede
Arslanlar gizli meşede
Yedi iklim dört köşede
Yüce dağlar boran coşkun
Kul Himmet aşkına düşkün
Cümle meleklerden üstün
Bana himmet eyle ya pirim Ali
Sen sultansın beni kul kabul eyle
Ne yalan söylerim ne de mürai
Sen dünyasın beni yer kabul eyle
Sen öğrettin bize Hak âdemdedir
Âdem olmayanlar Hak’kı ne bilir
Mümin’in süreği bir doğru yoldur
Sen o yolsun beni kul kabul eyle
Ben de bu âleme ne için geldim
Ne aradım bu âlemde ne buldum
Gerçek idin bana bir dolu sundun
Sen dolusun beni al kabul eyle
İsterim efendim senden icazet
O lezzete o şekere beni kat
Bütün kötülüğü kalbimden sil at
Türbene de beni çul kabul eyle
Adil Ali Hak’kı bilenler ölmez
Hak’kı bilen hakikatten ayrılmaz
Çok küçüğüm bir katreden sayılmaz
Sen deryasın beni göl kabul eyle
Şehitlerin ser çeşmesi
Enbiyanın bağrı başı
Evliyanın gözü yaşı,
Hasan ile Hüseyin’dir.
Hazreti Ali babaları
Muhammed’dir dedeleri
Arşın çifte küpeleri
Dedesiyle bile varan
Kevser ırmağında duran
Susuz ümmete su veren
Kerbelanın yazıları
Şehit düşmüş gazileri
Fatma Ana kuzuları
Kerbelanın ta içinde
Nur parlar siyah saçından
Yatar alkanlar içinde
Yunus der ki dünya fani
Bizden evvel gelen hani
Kerbela çölüne gelip de duran
Toprağı koklayıp çadırın kuran
İnsanlık uğruna serini veren
Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin
Yetmiş iki pare er şehit veren
Abbas’ın kolların kalemdir diyen
Ali Ekber’in şehadetin gören
Şehzade Kasım’ı yanında bulan
Kolundaki pazubendi okuyan
Vasiyet üzere kızını veren
İnsanlık uğruna meydana gelen
Hak için serini sertacın veren
Kerbela çölüne mekanın kuran
Adil Ali böyle söyler gezersin
Hak uğruna kalem tutmuş yazarsın
Şah Hüseyin yüreğimi ezersin
Matem ayı geldi canlar
Matem tutalım, tutalım
Kerbela’da aktı kanlar
Muharremin tam onunda
Abbas’la Kasım yanında
Şehit oldu göz önünde
Ümmügülsüm ah, Eyledi
Ali Ekber su, söyledi
Kasım murada ermedi
Hüseyn’imin başın kesti
Çadır yandı duman esti
Bu idi Merva’nın kastı
Adil Ali matem ayı
Hiç unutma Kerbela’yı
Yezit kaldırdı hayâyı
Matem ayı geldi çattı
İmam Hüseyin, Hüseyin
Seni seven matem tuttu
Seni sevmek bize yeter
Sevmeyenler olsun beter
Kerbela çölünde yatar
Şimir melun ikrar verdi
Çör çöp için geri döndü
Zulmü sana reva gördü
Su vermediler içesin
Âleme rahmet saçarsın
Cennet kapusun açarsın
Adil Ali benim adım
Seni sevmektir muradım
Bize yetişe imdadın
Aklımı başımdan alıp götüren
Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt
Gönlümün köşküne varıp oturan
Adem ata ile Cennet’te olan
Fatıma’sız Zehra geldi nurunan
Her Nebi’de her Veli’de bulunan
Sevenlere Kevser suyunu veren
Çağırmadan duyan bakmadan gören
Adil Ali kula bade içiren
Bağdat illerinde bir gül açılmış
Bakın burcu burcu kokar Geylani
Basamak basamak sır yolu açmış
Yürür gider mevlasına Geylani
Maşuk isen sevdir gül ağasını
Aşık isen ara bul maşuğunu
Tarikat yolunda din ışığında
Aşıklar gönlünde yatar Geylani
Türbesi muhteşem parlıyor nuru
Mevlanın has kulu Habib’in yari
Allah için ağlar hep zari zari
Coşmuş nehir gibi akar Geylani
Evliyalar başı tarikat piri
Zahirde ölüdür batında diri
Yarın kurulunca şol mahşer yeri
Yeşil sancağıyla gelir Geylani
Şeyhim der ki sağlam dala sarıldım
Bir garip bülbülem güle sarıldım
Beni kurtaracak ele sarıldım
Sarılan müride bakar Geylani
Kutbullahul ekberdir
Gavsullahul azamdır
Sultan Sultan Şeyh Abdulkadir
Medet Himmet Ya Sultan Abdulkadir
Medet Himmet Ya Sultan Hayri Baba
Geylan’dan gelir aslı
Ebul Kasım’ın nesli
Allah Muhammed dostu
Aşık olan üftade
Durmaz gider Bağdad’a
Ol dem erer murada
Devlet istersen devlet
İzzet istersen izzet
Kapısında kıl hizmet
Müridinin her biri
İrşad eder münkiri
Daim budur hüneri
İnkâr eden ol eri
Mürşid eder Şeytan’ı
Var seyreyle sultanı
Bil Muhammed alidir
Cezbe ile doludur
Dervişleri uludur
Eşrefoğlu Rumi der
Dervişler mahremidir
Şüphemiz yok velidir
Mevlamızın has kulu
Tutmuş güzel bir yolu
Ululardan bir ulu
Abdulkadir Geylani
Estirir sevgi yeli
Akıtır feyiz seli
Muhammed’in (S.A.V.) has gülü
Ona beli diyenler
Tarikına girenler
Ne bahtiyar kişiler
Sönmeyen bir güneşsin
Pek hayırlı bir eşsin
Çağıralım yetişsin
Hizmetin yüce devlet
Himmetin büyük servet
Sevgili Pirim himmet
Hak yolda rehberimiz
Feda olsun serimiz
Dahilek Ya Pirimiz
Sağlam dala sarılak
Zikrullaha çağırak
Bu fakirin Albayrak
Cem olmuş dervişleri
Sultan Abdulkadir’in
Yolunda sadıkları
Elim verdim eline
Kurban oldum yoluna
Canım feda yoluna
Pirim Abdulkadir’in
Kutbu âlem ol veli
Sırrı Mürteza Ali,
Ceddi Hak’kın Habibi
Evliyalar geldiler,
Payine yüz sürdüler,
Hep semi’na dediler
Evliyalar rehberi
Hak sırrının mazharı
Ehl-i tarik serveri
Arısının balıyım
Bahçesinin gülüyüm
Bağının bülbülüyüm
Sana derim ey kişi
Çıkar kalpten teşvişi
Oda yanmaz dervişi
İnkar eden ol eri
Mürşid sürer Şeytanı
Aslı durur Geylani
Hak katında uludur
İki cihan doludur
Eşrefoğlu kuludur
Ali Abadır ceddin
Hem Hasani-Hüseyin
Bazul eşhep Muhyiddin
Doğarken veli doğan
Ruhî bedevi döven
Hem annesin kurtaran
Ahdimi bozmam diyen
Yalan söz hiç bilmeyen
Eşkiya irşad eden
Varıp Bağdat’a yeten
Çok ilim tahsil eden
Dini ihya eyleyen
Ümmeti Muhammed’den
Ben de bir ferdim diyen
Ölüleri dirilten
Allah’tan vaat alan
Hem Malik’le konuşan
Dervişleri koruyan
Benden aciz Mehmed’in
Yükseltiver himmetin
Çok durur kerametin
Evlatların çok seven
Çağırana tez yeten
Ağlayanı güldüren
Cümle pire baş olan
Hükmünü daim kılan
Evliyalara imam
Muinin senin Rahman
Hem tarıkın çok âsân
Himmetin ola heran
Cemalin seyredip ismin andığım
Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir
Aşkın ile gönlüm pasın sildiğim
Senin sözün hem vücudun mutlaktır
Ol gül yüzün iki cihanda aktır
Yeryüzünde halifelerin çoktur
Müritleri hatalardan saklarsın
Münkirleri sır okuyla oklarsın
Kutbuzzaman dört köşeyi beklersin
Naiplerin sancağını götürür
Nice münkirleri yola getirir
Halifelerin hem yanında oturur
Eşrefoğlu eydür aşkın elinde
Kimse mahrum kalmaz senin yolunda
Gerek burda gerek Bağdat elinde
Bir güzeldir yatıyor
Bağdat’ın illerinde
Sönmeyen nur yanıyor
Geylani’dir Geylani
Âşıkların seyrani
Evliyalar sultanı
Büyüktür akıl ermez
Feyizin sonu gelmez
Bir benzeri görülmez
Mis yayıyor türbesi
Aşk kokuyor yöresi
Duyuluyor nefesi
(Görünüyor himmeti)
Hiç bulunmaz akranı
Mahzı lütfi yezdani
Gavsul Azam Geylani
Kutuplar hep hadimi
Yerde gökte var namı
Pek büyüktür makamı
Evliya derbanidir
Asfiya hayranıdır
Arşı kürs meydanıdır
Dergâhında himmet var,
Devranında hikmet var,
Kapısında rahmet var,
Talibi matlub olur
Matlubu mahbub olur
Dervişi meczub olur
Bahçesinde gül olsam
Ocağında kül olsam
Kapusunda kul olsam
Bağdat yolun gözlerim
Geylani’yi özlerim
Himmetidir sözlerim
Hüsnü terket teşvişi
Hakka bırak her işi
Dervişi ol dervişi
Seyyah olup şol alemi ararsan
Abdulkadir gibi bir er bulunmaz
Ceddi Muhammeddir eğer sorarsan
(Benim şeyhim gibi kamil bulunmaz
Hayri Baba gibi Sultan bulunmaz)
Cuşa gelir dervişleri dirilir
Ayet ile ihyaları görülür
Kudretinden kısmetleri verilir
Hak Teala yeri göğü düzeli
Hoş nazar eylemiş ona ezeli
Evliyalar serçeşmesi güzeli
Benim şeyhim beni Hakka götürür
Nice müşküllerim anda bitirir
Muhammedin sancağını götürür
Giderler gazaya çalarlar satır
Daima yaparlar hoş gönül hatır
Bağdat’ta türbesi nur olmuş yatır
Cümle evladına yeşil yaraşır
Aşkı gelir bu canlara dolaşır
Ana derviş olan Hak’ka ulaşır
Aşığın yüreği yanar tutuşur
Çiğlerin var ise var anda pişir
Nerede çağırsam anda yetişir
Derviş Yunus biz çekelim zahmeti
Üstümüzde hazır durur himmeti
Oğlum demiş ana Resul Hazreti
Düştüm aşkın seline
Vardım Bağdat iline
Meftun oldum gülüne
Beli dedim sözüne
Bel bağladım özüne
Aşık oldum yüzüne
Kıyamında Hu dedim
Aşk lokmasından yedim
Ezkarını belledim
Gülünü taç eyledim
Derde ilaç eyledim
Sırrın ihrac eyledim
Ehlullah durur saf saf
Rükuya varır etraf
Ederler beytin tavaf
Bülbülü bağı Resul
Eyledi Hak’ka vüsul
Niyazı buldu husül
Bizlere himmet eyle
Himmetinle şad eyle
Vasfını inşâd eyle
Muhammed’in torunu
Arşa salmış nurunu
Seyrettim zuhurunu
Aşki’ye imdad eyle
Aşk ile oldum kulu
Hak’ka doğrudur yolu
Hak’kın sâdık velisi
Evliyalar ulusu
Bendesidir cümlesi
Üçler, kırklar, yediler
Cümle saddak dediler
Payine baş eğdiler
Ve hüvel kahır dedi
Kur-an’da zikreyledi
Methini Hak söyledi
Başımızda gülüdür
Rahımız Hak yoludur
Arif dahi kuludur
Nigara milki cismim kenzi aşkın için harap ettim
Anı canım yerine kalpden naip menabettim
Deruni sinemi pak eyledim ağyarın nakşinden
Gönül kâşanesin aşkı ruhun için mestetabettim
Beyabani talepte pertevi hüsnün şuasından
Tenim baştanbaşa Cevvaleyi mevci serabettim
Beni ol zümreyi mestanede mecbur tut zahit
Ki ben meyhanede piri mugane intisabettim
Cihanın gülşenine gelmemiş hüsnün gibi bir gül
Anın için alem içre aşkı hüsnün intihabettim.
Cenabı sekfi gerdune erişse himmetim nola
Ki ömrüm Sarfı rahi bir şehi Ali cenabettim
Medaris içre Halis görmedim ben aşkı sevdasın
Anın için ilmimi meyhane rehni şerabettim.
( Mugane’den kasıt Pirimiz Gavsul Azam
Abdulkadir Geylani Hz.leridir. )
Şahi iklimi velayettir güruhu kadiri
Rahi aşka Zülkeramettir güruhu kadiri
Cümle erbabı tarikatı bülbülü şuradedir
Anlara bağı letafettir güruhu kadiri
Damenin tutmuş bunlar Sultan Abdulkadir’in
Mazhari Lütfi Hidayettir güruhu kadiri
Gavsi Muhyiddin ihya eylemiş dini Nebi
Revne-i Dini risalettir güruhu kadiri
Küntü Kenzim kapısını menarif miftahiyle
Fetheden Şahi Vilayettir güruhu kadiri
Dâhil ol varol guruha bitemmül Halisa
Sahibi emrü ve emanettir güruhu kadiri
Yaktı beni bacım Kadiri kolu,
Değmeyin acize içerim dolu
Yolumu sorarsan Muhammed yolu
Abdulkadir gibi pirim var benim
Mehmet Baba gibi şeyhim var benim
Çağırdılar beni şöyle bir baktım
Yaktın Mevlam beni ciğerden yaktın
Darda kalmış idim yoluma çıktın
Resulullah demiş manen evladım
Ayşe anne demiş benim sultanım
Her zaman kurban bu benim canım
Her an darda kalsam tutar elimden
Kimse bilmez bu acizin halinden
Koklamak istersen Cennet gülünden
Her nereye gitsem seni ararım
Her aşık kulundan seni sorarım
Tutmazsan elimden nara yanarım
Ben acizim böyle söylüyor dilim
Tutmazsan elimden ne olur halim
Bağdat’ta yatıyor ol yüce pirim
Hayri Baba gibi şeyhim var benim
Abdulkadir cezbelendi
Arşı ala titredi
Hep müminler dinledi
Ya sakinel Bağdadi
Abdulkadir yürüdü,
Nur alemi bürüdü
Benim şeyhim Pir idi
Halkayı dolandırır
Cezbeyi bollandırır
Benim bir mürşidim
Kalpleri uyandırır
Tekkemiz ziynetlidir
Pirimiz kuvvetlidir
Çalışalım kardeşler
Şeyhimiz himmetlidir
Bağdat yolunu gözlerim
Halkaları pek güzel
İçinde melekler gezer
Şeytanın bağrın ezer
Hey Geylani Geylani
Cümle canların canı
Meded Ya Gavsul azam
Pir sultan Abdulkadir
Mevhibei muazzam
Nesli paki Mustafa
Hanedanı ba safa
Dürrü yektai vefa
Ol sultanül evliya
Nüktedanül asfiya
Hem bürhanül etkiya
Mazharı sırrı Hüda
Meşheri feyzi ata
Meşarı puşi hata
İnsü cin oldu hayran
Melekler kıldı devran
Arşı eyledi seyran
Bergüzarı mürteza
Rehgüzarı mücteba
Gülzarı ali aba
Aşki kurban yoluna
Dergâhında buluna
Himmet eyle kuluna
Sen Bağdat’ın gülüsün
Yarı Geylani Geylani
Gözlerimin nurusun
Şahı Geylani Geylani
Nazın geçer Mevlaya
El kaldırıp duaya
Cümle ümmete (ihvana) devaya
Yarı (Şahı) Geylani Geylani
Mesteyledin kalpleri
Cümle ihvan erleri
Hak’ka verdin özleri
Daldın ilim irfana
Canlar geldi kurbana
Bizi anda seyrana
Karaları silersin
Nazar ile süzersin
Gönüllerde gezersin
Canımın cananesi
Bitmez feyizin çeşmesi
Evliyalar gözdesi (sultanı)
Gör künahkar Ayazı (bizleri)
Ağlar eyler niyazı
Görünüyor beyazı (himmeti)
Yedi iklimde sürülür,
İşit erkanı Geylani
Kamu buldanda kurulur,
Hemin meydani Geylani
Ulaşır edene feryad,
Eder muzdarlara himmet
Olur ona uyanlar şad,
Seri dermanı Geylani
Tarıkına giren anın,
Düşer aşkına mevlanın
Olanı kul ol sultanın,
Sever yezdanı Geylani
Eder irşad müridin ol,
Olalım biz ol şaha kul
Hüda indinde makbul,
Ki dervişanı Geylani
Düşenin destini tutar,
Yakın ırak demez yeter
Tarıkına girip ol er,
Yücedir şanı Geylani
Müridime cefa eden,
Kefen hazırlasın erken
İnan bu sözlerime sen,
Açık bürhanı Geylani
Çağırsan ana sıdk ile,
Yetişir ol silah ile
Muradın ne ise dile,
Ki bol ihsanı Geylani
Ki tablım çalınır her an,
Yeri göktedir ol sultan
İşit bu sırrı et izan,
Ki ol cananı Geylani
Müridim tablı varsam der,
Kasidesinde hem ol pir
Seni tablım uyandırır,
Budur fermanı Geylani
Müridim korkma der asla,
Nasırımdır benim Mevla
Size düşman olan zira,
Olur düşmanı Geylani
Demiş hem Hak’ka et ikbal,
Teganni ile çağır al
Tarab et bahri aşka dal,
Kerim hannanı Geylani
Anın dervişi Kuddusi,
Olalı arttı sevdası
Deyip teşvik eder nası,
Olun yaranı Geylani
Mualla gavsi sübhani
Mukaddes kutbi rabbani
Emin-i sırrı yezdani
Abdülkadir-i Geylani
Alelya lel ya seyyide ayni
Alel ya lel ya seyyide ruhi
Zehi simai nurani
Zehi ferhunde pişani
Kemal-i hüsnü insani
Safa bahşı muhibbani
Ata bahşı fakirani
Hata puşi müridani
Bi-ma’na berkenani
Bi-sureti Yusuf sinani
Bi-behçeti şah merdani
Cihan sohbet-i bevet-bani
Her an ma’na bi-kurbani
Kerameş feyzi Rabbani
Medet ya şeyh-i Geylani
Kerem ya kutbu rabbani
Ki mahrumum ne gerdani
Tu muhyiddin-i Geylani
Beved birdir ki hendani
Bahaeddindir bani
Ya kutbuddini hakani
Resul "Bizim Hayri" demiş
Şahi merdanda pek sevmiş
Ceddi Ali Aba imiş
Sultan Hayri Baba’nın
Geylaninin temsilcisi
Asrının büyük velisi
Zikri cehrinin önderi
Sultan Hayri Baba imiş
Tarıkına girmek gerek
Yoluna ser vermek gerek
Hizmetinde olmak gerek
Eğer matlubun hak ise
Gelin kulak verin söze
Düşün gidin siz bu ize
Hak deyip halka kurarlar
Tevhid demini sürerler
Allah’ını zikrederler
İhvanı Hayri Baba’nın
Harıl harıl feyizleri
Gelip mesteder bizleri
Ne alidir himmetleri
Uzun söyleme Albayrak
İhlas ile bağlanarak
Sözünde yüzünde Hak
Seyret Hayri Baba’nın
Sana uyan Hak’ka gider
Hem masivayı terkeder
Budur şeyhi muteber
Esseyyid Hayri Baba
Gündüzlere şems olan
Gecelere mah olan
İşi gücü Hak olan
Sırrı Hak’ka aşina
Söz konuşmaz başuna
Akıl ermez işine
Bilmek gerek kıymetin
Cana minnet hizmetin
Esti yine himmetin
Durmaz Hak’kı anarsın
Ateşiyle yanarsın
Yaklaşanı yakarsın
Hacı Muhammed Baba
Çok rahmet olsun ona
Halini vermiş sana
Teşrifinde var hikmet
Bu ümmete bir rahmet
Nazarın bize yönelt
Mehmed’in ister medet
Aman canım himmet et
Ulu bir kişi gayet
Etrafa nurlar saçan
Hak’kı batıldan seçen
Aşk yollarını açan
Mustafa Hayri Baba
İhvanı aydınlatan
Aşkı Hak’la yandıran
Derya gibi çağlatan
Ahmed’le sohbet eden
Hak ile ülfet eden
Talipleri kenz eden
Kadiriyi derya eden
Kalpleri gülşen eden
Hak cemalini gören
Seyreden ve ettiren
Hem eren hem erdiren
Sırla gören, gördüren
Mehmed Albayrak uyan
Dostum rengine boyan
Budur sahibüzzaman
Usül erkânın döner
Yönelip Allah’a gider
Hak katında sözün geçer
Selam sana Hayri Baba
Dervişlerin halka halka
Gönül bağlamışlar Hak’ka
Ağyarın şerrinden sakla
Uzak yakın demez gelir
İhvanlara feyiz verir
Hem gafletimiz giderir
Nazarların nurlar saçar
Neşe denizini açar
Salihlerin hemen coşar
Bağlamış Hak’ka kalbini
Hem ederdi çok zikrini
Analım güzel ismini
Gel girelim bahçesine
Yapışalım pekçesine
Kulak ver güzel sözüne
Ölü değil hay duruyor
Gelen ihvanı görüyor
Tasarrufun sürdürüyor
Bu fakir Mehmed’in neyler
Durmayıp aczini söyler
Daima yardımın gözler
Sultan şeyhim Hayri Baba
Çok rahmetler olsun sana
Kavuşmak için Allah’a
Uçup gittin aramızdan
İnan çok severim seni
Sevdiğine sevdir beni
Bu hasretin ne merhemi
Sohbetinden mahrum kaldık
Ne büyük gaflete daldık
Hizmetinden geri kaldık
Bu aleme gelmiş idin
Hep doğruyu bilmiş idin
Hak’ka gönül vermiş idin
Dönermiydin acep geri
Allah emri dönmez geri
Gel gir gönlümüze bari
Hizmetini göremedik
Esrarına eremedik
Kıymetini bilemedik
Mehmet Albayrak neylesin
Halini kime söylesin
Rabıtaya gönül versin
Sen Rab’bine kul olmuşsun
Habibine yar olmuşsun
İçerine kor doldurup
Yana yana kül olmuşsun
Yandır bizi yanalım
Ateşine kanalım
Hak cemalin bulalım
Sultan şeyhim geldik sana
Hayri Baba geldik sana
İhvanların seyre dalsın
Canlar arar canı sende
Nazarınla himmet eyle
Gönül durmaz gayrı bizde
Gel virane gönlümüze
Taht kurmuşsun kalbimize
Sevgin dolmuş içimize
Bizler birer garip kuluz
Ne ararız ne buluruz
Himmetinle var oluruz
Ben bu aşkın mecnunuyum
Hay benim baba sultanım
Mah cemaline hayranım
Sözlerin hep hakikattir
Tarıkın hak şeriattır
Bilenlere ne devlettir
Resulün aşkına yandım
Aşkın şarabına kandım
Şemi pervaneye döndüm
Hak’tan oldu bize nimet
Her insana olmaz kısmet
Kadiri’ye candan hizmet
Geylani’ye candan hizmet
Hak’kın ismi cemalinden
Feyz dökülür kemalinden
Hak görünür nur yüzünden
Âşıklar hiç ziyan etmez
Gözlerinden yaşlar bitmez
Bu yolda yanmayan bilmez
Hay benim pirim sultanım
Mevlâmızın rahmet eli,
Sözlerinde hikmet seli
Kutb-u cihan Mehmet Veli
Sevenin olmak ne hoş
Rasulullâh’ın varisi
Mürşitlerin en halisi
Terk ettik senden gayrisi
Seninle olmak ne hoş
Geylâni’den almış destur
Hayri Baba’yla can dosttur
Pirliğine şüphe yoktur
İhvânın olmak ne hoş
Dağıtırsın aşkı feyzi
Gözetirsin daim bizi
Hâk’ka verdin gönlümüzü
Evlâdın olmak ne hoş
Dertlilerin ilacısın
Dervişler başın tacısın
Bu ümmetin muhtacısın
Bendesi olmak ne hoş
Zikrullâhdır her bir sözün
Ateş ile yanar özün
Kabul görür senin nazın
Gedâyin olmak ne hoş
Sevmekten başka kârım yok
Affeyle kusurum pek çok
Şanın yüce reddin hiç yok
Turâbın olmak ne hoş
Babaların babası
Evliyaların hası
Tarikatın ustası
Sevgili Mehmet Baba
İlmi Ledün ustası
Bu dünyanın kutbudur
Resul’den de muştudur
Hak’kın bize lütfudur
Tarıkına girenler
Seni birden sevenler
Sevenler beri gelsin
Hemen murada ersin
Hep himmetin varolsun
Senin peşinden koşan
Ervahla doldu cihan
Bu ne şeref bu ne şan
Senin ile coşarız
Dağı taşı aşarız
Hep Allah’a koşarız
Ahmetsani uyan
Seni adama koyan
Uyan ey gönül uyan
Merhametkânı Sultan
Bazen Hayri Baba’yı
Bazen Ali Aba’yı
Görmek istersen eğer
Seyret Mehmet Baba’yı
O yüce Halisa’yı
Hem güneşi hem ayı
Muhammed Mustafa’yı
Ona verip özünü
Kaçırmadan sözünü
Ayırmadan gözünü
Hele gönülden bir bak
Göreceksin sen mutlak
İşte Mugan işte Hak
Bakın bakın Silsile
Oturmuş Resul ile
Gülümsüyor bizlere
Cemalinde Cemali
Yüce Hak’kın her hali
Görünür O’nda hemen
Ahmetsani ayyaşsın
Farkına da varmazsın
Gönül sen ne ayyaşsın
Seyret seyret doymazsın
Canım Mehmet Baba’yı
Arayıp da zor bulduğum
Aşkından feyiz aldığım
Himmetiyle var olduğum
Benim şeyhim gülüm var ya
Gezer gönül deryasında
Elinden tesbih aldığım
Gönlümü ona saldığım
Aşk deryasına daldığım
Canıma canan bildiğim
Aşkı ile eridiğim
Nefsimden fazla sevdiğim
Aşkıyla serden geçtiğim
Gönlüme sultan seçtiğim
Has çorbasından içtiğim
Evliyaya eğri bakma
Kevni mekân elindedir
Mülke hüküm süren odur
İki cihan elindedir
Hak anı bunda gönderdi
Kullarını irşad için
Kime diler iman verir
Kahrü ihsan elindedir
Sen anı şöyle sanırsın
Sencileyin bir âdemdir
Evliyanın sırrı vardır
Gizli ayan elindedir
Hak zatıyla sıfatıyla
Tecelli eyledi anda
Varlığı Hak varlığıdır
Emri Sübhan elindedir
Kaygusuz eder bu ilmi
Okudum öğrendim bildim
Bütün alemlerin hükmü
Kamil insan elindedir
Şeyhimin illeri,
Uzaktır yolları
Açılmış gülleri
Dermeye kim gelir Ya Hu!
Ahd ile vefalar
Zevk ile sefalar
Bu yolda cefalar
Çekmeğe kim gelir! Ya Hu!
Şeyhimin özünü
Severim sözünü
Mübarek yüzünü
Görmeye kim gelir! Ya Hu!
Şeyhimin ilinde
Asası elinde
Şeyhimin yolunda
Ölmeğe kim gelir! Ya Hu!
Şeyhimin ilini
Sorarım yolunu
Mübarek elini
Öpmeğe kim gelir Ya Hu!
Şeyhimin şemine
Bu canım pervane
Saladır âşıklar
Yanmağa kim gelir Ya Hu!
Ah ile gözyaşı,
Yunus’un haldaşı
Zehr ile şol aşı
Yemeğe kim gelir! Ya Hu!
Yanında kalmaya geldim
Eylenip durmaya geldim
Sen doktorsun bense hasta
Tedavi olmaya geldim
Gele gele yollar aştım
Bu nefsin elinden şaştım
Bir iyi olmaz derde düştüm
Dert için dermana geldim
Bunca gönüller yapmışsın
Şimdi menzile ermişsin
Muhammed’e yar olmuşsun
Bir haber sormaya geldim
Mürşid olup seçilmişsin
Bade olup içilmişsin
Tomurcukken açılmışsın
Seni koklamaya geldim
Sen habibsin bense garip
Her derdime derman verip
Aşkın ile zikir edip
Abdulkadir olmuş veli
Boşa sarfeylemez dili
Hak’ka giden doğru yolu
Arayıp bulmaya geldim
Seherlerde çıktım yola
Hem rabıta ala ala
Cemali boyanmış nura
Şeyhim Mehmet Babamın da
Boyu Resulullaha benzer
Daim Allah diye gezer
İsmi Beytullah’ta yazar
Cümle velilerin başı
Hak’kı zikretmektir işi
Düşünmeden ol dervişi
Kolu Mürteza Ali’dir
Piri Gavsul Geylani’dir
Mürşidi Hayri Baba’dır
Ne güzel bir makamı var
Dillerinden feyiz akar
Muhammed’e olmuştur yar
Bağlum’da gülleri açmış
Etrafına nurlar saçmış
Mevlam bizi evlat etmiş
Şeyhim Mehmet Babama da
Sultan Mehmet Babama da
Edelim cevlan
Kılalım seyran
Mest olup hayran
Aldım himmeti
Geçtim zulmatı
Buldum hayatı
Bıraktım arı
İstemem yari
Kestim zünnarı
Aşıkım Allah
Müştakım billah
Olmuşum vallah
Nice bir ülfet
Edelim uzlet
Çekelim halvet
Yunusum Elhak
Didarı müştak
Aşığım Uşşak
Erenlerin sohbeti
Ele giresi değil
İkrar ile gelenler
Mahrum kalası değil
İkrar gerek bir ere
Göz açıp didar göre
Sarraf gerek gevhere
Nadan bilesi değil
Bir pınarın başına
Bir testiyi koysalar
Kırk yıl anda durursa
Kendi dolası değil
Ümmi Sinan yol ayan
Oluptur belli beyan
Dervişlik yolu heman
Tacı hırkası değil
Geçtiğiniz yollara
Bizden selam götürün
Hak dost diyen dillere
Kutlu Hicaz çölüne
Hak’kın solmaz gülüne
O Müminler seline
Girenler dostun bağına
Düşmez küfrün ağına
Mübarek Nur dağına
Yağan nuru Hüda’ya
Merve ile Safa’ya
Muhammed Mustafa’ya
Yalvarıp Rab’bimize
Dualar edin bize
Muazzam Kabe’mize
Bizden Selam götürün
Her yönelen Allah’a
Çıkar nurlu sabaha
Âl-i Rasülullah’a
Girersiniz ihrama
El sürmeden harama
Sahabe-i Kiram’a
Lebbeyk deyip boyuna
Koşun zemzem suyuna
Beni Haşim soyuna
Mekke ile Medine
İki eşsiz hazine
Cihar yari güzine
Kavrulan açık başa
Öpülen siyah taşa
Gözlerden akan yaşa
Yetişir Cemal gayri
Çok sözün yoktur hayrı
Hüccaca ayrı ayrı
Kâbe’nin yolları bölük bölüktür
Benim ciğerlerim delik deliktir
Dünya dedikleri bir gölgeliktir
Aman Kâbem varsam sana
Yüzüm gözüm sürsem sana
Eşim dostum yüklesinler yükümü
Komşularım helâl etsin hakkını
Görmez oldum ırak ile yakını
Altından oluklar yaptırmışlar
Gümüşten kemerlerin kuşatmışlar
Ak mermerlerden anı döşetmişler
Kâbe’nin dibinde dört ırmak akar
Zeyn olmuş hûriler seyrana çıkar
Ah bu Kâbe derler misk anber kokar
Ağlayı ağlayı yollara düştüm
Şükür olsun sevdiğime kavuştum
Medine göründü yandım tutuştum
Ölüm ver Allah’ım verme ayrılık
Yeşil kubbe görününce gözüme
Boynum büküp elim koydum dizime
Uyandım ki su serperler yüzüme
Aklımı başımdan aldı ayrılık
Yana yana ciğerleri kavrulan
Bir can ile sevdiğine sarılan
Hiç güler mi Medine’den ayrılan
Merhametin yok mu zalim ayrılık
Ferhat gibi canım yandı kavruldu
Şirin gibi ciğerimden vuruldum
Ölmedim de Medine’den ayrıldım
Bir derdimi yüz bin ettin ayrılık
Yurdumdan çıktım yürüdüm
Mum oldum sanki eridim
Beytullah’a yüzüm sürdüm
Iraktır Kabe yolları
Ne güzel Mekke illeri
Develer katar katarlar
Kum deryasına batarlar
Şeytanı taşa tutarlar
Medine’de üç gün Pazar
Hacılar armağan düzer
Melekler sevabın yazar
Emiri hac kafile başı
Uzun olsun ömür yaşı
Gitmesin akçesiz kişi
Arafat dağı da bir yüce dağdır
İnanın Muhammed ölmedi sağdır
Ravzasına vardım gülistan bağdır
Seni ziyarete geldim efendim
Bir feyiz almaya geldim efendim
Sana gelir iken beni görmüşler
Yolumun üstüne pusu kurmuşlar
Hain nefsim can evimden vurmuşlar
Bu nefsin elinden bıktım efendim
Sana gelirken yolum kuruldu
Çok ağladım gözüm yaşı sel oldu
Hain nefsim Şeytan ile bir oldu
Vurdu can evimden medet efendim
Çok nasihat ettin sözün tutmadık
Bize gösterilen yoldan gitmedik
Bülbül olup dost bağında ötmedik
Gani Mevlâm nasip etse
Varsam ağlayı ağlayı
Medine de Muhammed’i
Görsem ağlayı ağlayı
Delil yapışsa elime
Lebbeyk öğretse dilime
İhram bezini belime
Sarsam ağlayı ağlayı
Sana altın oluk sana
Varan canlar kılar tana
Kara donlu Kâbe sana
Çevre yanı kesme kaya
El kaldırıp âmin diye
Arafat’taki vakfeye
Dursam ağlayı ağlayı
Hüccac döner yana yana
Ciğerim döndü büryana
Şol zemzemden kana kana
İçsem ağlayı ağlayı
Akıtırlar hayvan kanı
Esirgemez kimse canı
Şol meydanda koç kurbanı
Kessem ağlayı ağlayı
Derviş Yunus der can ile
Kul olmuşum iman ile
Dilim zikri Kur’an ile
Varsam ağlayı ağlayı.
Başım açık yalın ayak
Düştüm Kabe yollarına
Günahıma ağlayarak
Düştüm Kabe yollarına.
Dost ahbapla vedalaşıp
Nice sarp dağları aşıp
Halilullaha ulaşıp
Musul, Bağdat ve Kerbela
Nurlar yağar her gün hâlâ
Hoştur deyip kaza bela
Bazen açık bazen susuz
Bazen yorgun, ve uykusuz
Sabır isteyerek sonsuz
Beytullah’ı görem diye
Taşına yüz sürem diye
Yoluna can verem diye
Çıkıp hüccac ile gitmek,
Ne güzeldir, ne güzeldir
Yolunda canı terk etmek
O yolların riyâzâtı
Eritir hep hatiatı
Visâlin haccı lezzâtı
Ne güzeldir ne güzeldir
O yolların muğeylânı
Âşıkların gülistânı
Hicazın yolu kârbânı
Medine şehrine varsam
Habibin Ravzasın görsem
Eşiğine yüzüm sürsem
Geçip ol yüce yerleri
Çıkarsak başa yolları
Görünse kabe illeri
Nebilerin nazargahı
Velilerin karargahı
Görürsem Kabetullah’ı
Niyazi’ye nasip olsa
Varıp maksudunu bulsa
Safa ve zevk ile dolsa
Ravzanın önünde büküldü belim
Sordular suali tutuldu dilim
Evvel böyle değildim doğruldu yolum
Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor
Bizi böyle görenler deli sanıyor
Ravza’nın önünde büyük çeşme
Çevirin önünü münkir içmesin
Rab’bim bizi bu sürüden seçmesin
Ravza’nın içinde nurdan direkler
Direklere müştak olmuş melekler
O esnada kabul olur dilekler
Akar gözüm yaşı döner bir sele
Bülbülün hasreti sadece güle
Aşktan anlamayan bizi ne bile
Açılıyor bu ravzanın kapısı
Nurlarla bezenmiş sanki yapısı
Aşktan anlar ihvanların hepsi
Bizi böyle görenler deli sanıyor.
Ravzaya bakmaya gözler mi doyar
Aşkın şarabını içen böyle mi yanar
Ebubekir Ömer Osman Ali de var
Açın şu ravzayı Habibim de var
Benim dertlerimin tabibi de var
Aç Muhammed ravzanı biz de varalım
Mübarek ravzana yüzler sürelim
Kimler yapmış bu ravzanın yapısın
Melekler açmış tavaf kapısını
Hacerül evsedin güzel kokusu
Ravzaya indim de ettim kıyamı
Ortaya saçmışlar gülü reyhanı
Günahtan kurtarır cümle alemi
Çıkardım dağlara Habib’im derdim
Ben Allah’a arzuhalimi verdim
Çok şükür Mevlaya murada erdim
İçerim yanıyor gözlerim ağlar
Yüreğim tutuşur ciğerim yanar
Gözden nihan oldu o güzel yerler
Osman’a verdiler zinnureyn adı
Melekler eyledi gökte feryadı
Ben senin aşkından olmuşam şadı
Ravzanın içinde arifler durur
Günahım sorarsan defterler dolu
Mevlam göndermiş bu kadar kulu
Zikrullah gökleri geçer
Lahun tellerine göçer
Vuslat kapıların açar
Yanalım zikrullah ile
Ölelim zikrullah ile.
Zikrullah canlara candır
Hem dertlilere dermandır
Allah’tan bize ihsandır
Ölelim zikrullah ile
Zikrullah elde sermaye
Hem yareli kalplere şifa
Ulaştırır ol Mevla’ya
Zikrullah Kur-an’ın sırrı
Sen sanma Kur-an’dan ayrı
Yok hidayet ondan gayri
Bilişelim görüşelim
Söyleşelim Allah ile
Allah ile Mevla ile
Dil beytini pak eden
Dervişi anka eden
Âlemi Lâhuta giden
Mevla zikridir zikri
Zikirden halet olan
Aşinayı ruh olmaz
Ukbada devlet bulan
Terk ehline karışan
Hem zevkine erişen
Bahri Ledünle görüşen
Aşıkların zikri Hu
Zikri Hu’dur fikri Hu
Vecde gelip diye Hu
Nureddini diri kılan
Tevhidle çerağı yanan
Bi hamdilillah tevfik olan
Canu dili pak eden
Aşk ile Pazar eden
Şeriattır kapısı
Tarikattır yapısı
Hakikattır binası
Düşmüşleri kaldıran
Aşk bahrine daldıran
Maksuduna erdiren
Erenlerin yolunu
Sürerler hep demini
Dervişlerin muini
Şeyh yedini kim tutar
Ref’i hicap ol eder
Canan iline gider
Veliyüddin sen sözün
Zikrile pak et özün
Dostuna tutar yüzün
Hak’ka aşık olanlar
Zikrullah’tan kaçar mı?
Arif olan, cevherin
Boş yerlere saçar mı?
Gelsin marifet olan
Yoktur sözümde yalan
Emmareye kul olan
Hayrü şerri seçer mi?
Gerçek bu söz yarenler
Gördüm demez görenler
Keramete erenler
Gizli sırrın açar mı?
Sen bir koğuk selvisin
Hemen şöyle durursun
Sen bir palaz yavrusun
Kuş kanatsız uçar mı
Üftade yanıp tüter
Bülbüller gibi öter,
Dervişlere taş atan
Îmân ile göçer mi?
Daldım derin fikire,
Hamdeyledim şüküre
Aşk ile feyiz ile
Başlayalım zikire
Vur kalbe Allah desin
İnim inim inlesin
Kalbimin şu sesini
Cümle alem dinlesin
Kabenin örtüsü kara
Bülbülüm düştüm zara
Doktor tabib gerekmez
Bendeki başka yara
Kâbe’de yeşil yazı
Allah Muhammed sözü
Pirim aklıma düştü
İçimde ince sızı
Yürü Hak’kın yolundan
Tut mürşidin elinden
Aşık olan anlasın
Bizim şeyhin dilinden
Kalbimin içi cami
Pirim kaptan ben gemi
Bu dergah aşk dergahı
Semai dön Geylani
Dilhanesi pür nur olur,
Envarı zikrullah ile
İklimi dil mamur olur
Mimarı zikrullah ile
Her müşkil iş âsân olur
Derdi dile dermân olur
Canım içinde cân olur
Esrarı zikrullah ile
Gamgin gönüller şad olur
Dembesteler azad olur
Gümgeşteler irşad olur
Asar-ı zikrullah ile
Zikreyle Hak’kı her nefes
Allah bes, Bâki heves
Bes gayriden ümidi kes
Tekrarı zikrullah ile
Gör ehli halin fırkasın
Çaketti Ceybi hırkasın
Devreyle zikrin halkasın
Pergari zikrullah ile
Terket cihan arayışın
Nefsin gider alayışın
Bul canı dil asayışın
Efkarı zikrullah ile
Ahmet seni ikrar eder
Hem zikrin tekrar eder
İhlasını iş ar eder.
Eş’arı zikrullah ile
Bu dünyaya verme gönül
Dünya sana kalır değil
Dünya seven dost katına
Yüz akıyla varır değil
Bu dünyanın muhabbeti
Şol ağulu bal gibidir
Ağusun bilen ol bala
Parmağını banar değil
Bu dünyanın zehri katı
Cana ere mazarratı
Zehrini bilmeyen bunun
Kendüyü sakınır değil
Bu dünyayı derip yığma
Ahir koyup gitsen gerek
Koyup gideceğin sanan
Dünyayı devşirir değil
Âşıkların gönül kuşu
Düşmez dünya tuzağına
Gerçek eren bu dünyayı
Hiç muhale alır değil
Eşrefoğlu Rumi sen de
Eğer şaha mahrem isen
Himmetin gözüne kevneyn
Zerre denlü gelir değil
Bu dünyaya gelen canlar
Gedai bayı Sultanlar
Turab oldu bütün onlar
Gelin zikredelim Ya Hu
Bu dünyaya gelen gitmiş
Kamu varını terketmiş
Bu gün nöbet bize yetmiş
Bu dünya bir tımarhane
Gidenleri düşünsene
Gönül verme bu külhane
Meyil verme bu dünyaya
Ayal evlat ahibbaya
Düşersin sonra cezaya
Etme sivaya iltifat
Dilersen gamdan necat
Ver Muhammed’e salavat
Olma zahidi guşk ile
Koma masivayı dile
Mücadele et nefsinle
Bu simü zeri derme gel
İnkârı koy ikrara gel
Elinde var iken fırsat
Zikri Hüda’ya et dikkat
Tutup durmaz seni sıhhat
Zikre meşgul ol sen heman
Kalbe dolâ nuru iman
Zikri Hüda et her zaman
(Hüdai) Eyledi pendi
Çözüle kalplerin bendi
Huzuru kalble efendi
Bu dünya dari gaflettir
Rahatı hep yalandır ha
Bilir misin ahir fani
Vefasız bir cihandır ha.
Sivânın rengine hiç bakma
Mevti daima zikret
Gönlünü gel uyandır ha
Büyük söz söylemekten kıl ictinap
Yıkma gönül birden
Uyup nefse gönül yıkma
Âşıklara ziyandır ha
Görülür türlü ziynette
Gözüne gerçi bu dünya
Bakıp nakşına aldanma
Bakisi yok yalandır ha
Devam et zikri yezdane
Sakın divane boş gezme
Haberdar ol ki erişti
Vakit ahir zamandır ha
Bilir misin duhul eden
Hüdai Cennet’e kimdir
Tutup emri ilahiyi
Kulağına koyandır ha
* * * Biz dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua
Kılanlara selam olsun
Ecel büke belimizi
Söyletmeye dilimizi
Hasta iken halimizi
Soranlara selam olsun
Tenim ortaya açıla
Yakasız gömlek biçile
Bizi bir asan veçhile
Yuyanlara selam olsun
Dünya’ya gelenler gider
Hergiz gelmez yola gider
Bizim halimizden haber
Selâ verin kastımıza
Gider olduk dostumuza
Namaz için üstümüze
Duranlara selâm olsun
Eceli gelenler gider
Hepsi gelmez yola gider
Soranlara selâm olsun
Miskin Yunus söyler sözü
Yaş doludur iki gözü
Bilmeyen ne bilsin bizi
Bilenlere selam olsun
Geldi geçti ömrüm benim
Şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir
Bir göz açıp yummuş gibi
İş bu söze Hak tanıktır
Bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide
Kafesten kuş uçmuş gibi
Miskin ademoğulları
Ekinlere benzer gider
Kimi biter kimi yiter
Yere tohum saçmış gibi
Bu Dünya’da bir nesneye
Yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere
Gök ekini biçmiş gibi
Bir hastaya vardın ise
Bir içim su verdin ise
Yarın orda karşı gele
Hak şarabın içmiş gibi
Yunus Emre bu Dünya’da
İki kişi kalır derler
Meğer Hızır, İlyas ola
Abı hayat içmiş gibi
Yalancı Dünya’ya konup göçenler
Ne söylerler, ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Kimisinin biter üstünde otlar
Kiminin başında sıra serviler
Kimi masum, kimi güzel yiğitler
Toprağa karışmış nazik tenleri
Söylemeden kalmış tatlı dilleri
Gelin duadan unutman bunları
Yunus der ki gör takdirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Narı uşşağı hoş gör,
Atma taş ey zahida
Bir tecelli olsa kalbe,
İhtiyar elden gider
Parladıysa zikri Hak,
Aşıkların dilhanesin
Ah çeker seyha vurur,
Namusu ar elden gider
Cezbeyi Rahman gelir de,
Gaşyederse aklını
Sanki bir mecnun olur,
Namı vekar elden gider
Nigübet hakkında alem,
Ne söyler söylesin
Eylemez asla muhabbet,
Cezbeyi Hak insi cin,
Amalinin hep efdalı
Ah ile terennüm ,
Bülbüle gülden gider
Maksadı leylü Nehar,
Almak rızasın Halık’ın
Haktan özge kalp evinde,
Her ne var elden gider
Zikri çok etse de eshabı,
Gulubi gasiye
Uğramaz aşk şehrine,
Ol başka bir yoldan gider
Varisi peygamberi,
Bir mürşide el vermeyen
Lalü zari görmeden,
O bir susuz çölden gider
Bu tarikat yolunu,
Baştan başa inkâr eden
Sağ cenahı terk eder,
Şeytanla soldan gider
Ey Rızayi feyzi nuri,
Ahmedi bu kalplere
Mürşidi kâmil mükemmel,
Piri makbulden gider.
Şem’a yanan pervaneler
Gelsün beraber yanalım
Aşka düşen divaneler
Gelsin bir hoşça yanalım
Varın sorun şol bülbüle
Neden âşık olmuş güle
Anın için düşmüş dile
Gelsin beraber yanalım
Koca Zahit bizi taşlar
Hak tariktir diyin kardeşler
Yanmaktır bizim kârımız
Terkedelim hep varımız
Pervaneler yaranımız
Gel şehzadem gel sen de yan
Yaş yerine dökelim kan
Hak cemalin isteyen can
Hak yoluna gidenlerin
Asa olsam ellerine
Her pir vasfın edenlerin
Kurban olsam dillerine
Torunuyuz bir dedenin
Tohumuyuz bir bedenin
Münkir ile cenk edenin
Silah olsam ellerine
Bir üstada olsam çırak
Bir olur da yakın ırak
Kemiklerim yapsam tarak
Dost zülfünün tellerine
Vücudumu kavursalar
Yönüm Hak’ka çevirseler
Harman edip savursalar
Muhabbetin yellerine
Yar yüzünde olsam zülfün
Dağlarında olsam sünbül
Dost bağında olsam bülbül
Şakiyi versem güllerine
Seyranı kaldır parmağın
Vaktidir Hak’ka durmağın
Deryaya akan ırmağın
Kadre olsam sellerine
Bakıp cemali yâre,
Çağırırım dost dost
Dil oldu pare pare,
Aşkın ile dolmuşum,
Zühdümü yanılmışım
Mestü müdam olmuşum,
Mescüdü meyhanede,
Hanede viranede
Kabe’de puthanede,
Sular gibi çağ çağ,
Dolaşırım dağ dağ
Hayran bana sıru sağ,
Dünya gamından geçip,
Yokluğa kanat açıp
Aşk ile daim uçup,
Aradığım candadır,
Canda ve hem tendedir
Bilir iken bendedir,
Gâh düşerim mutlaka,
Gah asıl ki mülhaka
Bakıp kamudan Hak’ka,
Dolunmaz ol halü hat,
Minel ezel ta ebed
Unulmaz asla bu dert,
Hep görünen dost yüzü,
Andan ayırmam gözü
Gitmez dilimden sözü,
Derya olunca nefes,
Paralanınca kafes
Ta kesilince bu ses,
Gökler gibi dönerim,
Gün gibi dolanırım
Devr ile elenirim,
Ne yerdeyim ne gökte,
Ne mürdeyim ne zinde
Her zaman ve her yerde,
Geldim ol dost ilinden,
Koka koka gülünden
Niyazi’nin dilinden,
Bu aşk bir bahri ummandır
Buna haddi kenar olmaz
Delilim sırrı Kuran’dır
Bunu bilende ar olmaz
Süre geldi ezeliden
Pirim Muhammed âliden
Şarabı lem yezaliden
İçenlere kanar olmaz
Eğer aşık isen yare
Sakın aldanma ağyare
Düş İbrahim gibi nare
Bu gülşende yanar olmaz
Kıyamazsan başa cana
Irak dur girme meydana
Bu meydanda nice başlar
Kesilir, hiç soran olmaz
Hak ile Hak olanlara
Kendi özün bilenlere
Dost yolunda ölenlere
Kan pahası dinar olmaz
Biz aşığız biz ölmeyiz
Çürüyüp toprak olmayız
Karanlıklarda kalmayız
Bize leylü nehâr olmaz
Bak şu Mansur’un işine
Halkı üşürmüş başına
Enel Hak’kın firaşına
Düşenlere tımar olmaz
İşte bu sırrı Kuran’dır
Küllü Men Aleyha Fan’dır
İki kapılı bir handır
Konan göçer karar olmaz
Seyfullah sözünde mesttir
Şeyhinden aldığı desttir
Divanara kalem pestir
Ne söylerse inan olmaz
Seni seven âşıkların
Gözü yaşı dinmez imiş
Seni maksud edinenler
Dünya ahret anmaz imiş
Gönlün sana verenlerin
Eli sana erenlerin
Gözü seni görenlerin
Devranları dönmez imiş
Ölmez imiş âşık canı
Hiç çürümez imiş teni
Aşk her kimi kıldı fani
Ana zeval ermez imiş
Aşkına düşen canların
Yoluna baş verenlerin
Aşka bülbül olanların
Kimse dilin bilmez imiş
Aşkın ile bilişenler
Senin ile buluşanlar
Sen maşuka erişenler
Ezel ebed ölmez imiş
Eşrefoğlu Rumi senin
Yansın aşk oduna canın
Aşk oduna yanmıyanın
Kalbi safi olmaz imiş
Aşkın odu ciğerimi
Yaka geldi yaka gider
Garip başım bu sevdayı
Çeke geldi çeke gider
Firkat kar etti canıma
Gelsin âşıklar yanıma
Aşk zencirin dost boynuna
Taka geldi taka gider
Bülbül eder zarü figan
Aşk oduna yandı bu can
Benim gönülcüğüm hemen
Hak’tan geldi Hak’ka gider
Arifler durur sözüne
Gayri görünmez gözüne
Eşrefoğlu yar yüzüne
Baka geldi baka gider
Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne âkılem ne divâne
Gel gör beni aşk neyledi
Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh akarım seller gibi
Akar sulayın çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anıben ağlarım
Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağladım güldür beni
Ben yürürüm ilden ile
Şeyh sorarım dilden dile
Gurbette hâlim kim bile
Aşkın beni mest eyledi
Aldı gönlüm hast’eyledi
Öldürmeğe kast eyledi
Benzim sarı, gözlerim yaş
Bağrım yara çiğerim taş
Halim bilen dertli kardaş
Mecnun oluben yürürüm
Ol yâri düşte görürüm
Uyanır melul olurum
Ben Yunus’u biçâreyim
Baştan aşağı yareyim
Dost elinden avareyim
Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün-ü günü
Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Aşkın âşıklar öldürür
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Aşkın şarabından içem
Mecnun olup yola düşem
Sensin dünü gün endişem,
Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağırır
Cennet dedikleri ne ki
Bir kaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları
Yunus durur benim adım
Gün geçtikce artar ödüm
İki cihanda maksudum
Canı dilden hane kıldın akibet
Gönlümü virene kıldın akibet
Ol cünün zincirini tahrik edip
Sen beni divane kıldın akibet
Aşkı bi pervaya mahrem eyledin
Akıldan bigane kıldın akibet
Daneyi naciz idim ben ziri hak
Daneyi yüz dane kıldın akibet
Dane iken bağı bostan eyledin
Haki pür kaşane kıldın akibet
Hamri vahdetten içirdin tabime
Ruhumu pervane kıldın akibet
Sakiyi gülzarı cansın dembedem
Gönlümü meyhane kıldın akibet
Ey Fakirullah hakkı bendeni
Aşıkı ferzane kıldın akibet
Güzel âşık cevrimizi,
Çekemezsin demedim mi?
Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi?
Demedim mi, demedim mi?
Gönül sana söylemedim mi?
Yemeyenler kalır naçar
Gözlerinden kanlar saçar
Bu bir demdir gelir geçer
Göremezsin demedim mi?
Bu dervişlik bir dilektir
Bilene büyük devlettir
Yensiz yakasız gömlektir
Giyemezsin demedim mi?
Çıkalım meydan yerine
Erelim Ali sırrına
Can-u başı Hak yoluna
Koyamazsın demedim mi?
Aşıklar harabât olur
Hak yanında kıymetl’olur
Muhabbet baldan tatl’olur
Doyamazsın demedim mi?
Pirsultan abdal şâhımız
Hak’ka ulaşır râhımız
Onik’imam katarımız
Uyamazsın demedim mi?
Gel gel yanalım,
Ateşi aşka
Şule verelim,
Ey padişahım,
Affet günahım
Yanmaktır karım,
Evvel aldandım,
Pek kolay sandım
Kat be kat yandım,
Narım yitirdim,
Dosta getirdim
Geçtim oturdum,
Varın verenler,
Dosta gidenler
Yandım erenler,
Aşk ehli ölmez,
Yerde çürümez
Yanmayan bilmez,
Seyyid Nesimi,
Terkeyle resmi
Yandır bu cismi,
Yanmaktan usanmazam,
Pervanemiyim bilmem
Hiç sonunu sormazam
Divanemiyim bilmem
Kalbimde ocağım var,
Bu sinede dağım var;
Ateşte durağım var
Hep yanemiyim bilmem
Her şamu seher zarım
Guş eylemez ol yârim
Bakmaz bana hünkârım,
Biganemiyim bilmem
Dil hane harab oldu,
Yıkıldı türab oldu
Her canibi bab oldu,
Virane miyim bilmem
Nuri demi dehşette
Bahri gamı firkatte
Fakir miyim hasrette
Dürdane miyim bilmem.
Ağla gözüm ağla gülmezem gayrı
Gönül dosta gider gelmezem gayrı
Ne gam bunda bana bin kere ölsem
Orda ölüm olmaz ölmezem gayrı
Yansın canım yansın aşkın oduna
Aksın kanlı yaşım silmezem gayrı
Göyündüm aşk ile ta kül olunca
Boyandım derdine, solmazam gayrı
Beni irşad eden mürşid-i kamil
Yeter bir el daha almazam gayrı
Varlığım yokluğa değişmişim ben
Bu gün cana başa kalmazam gayrı
Fenadan bakiye göç eder olduk
Yöneldim şol yola dönmezem gayrı
Muhabbet bahrinin gavvası oldum
Gerekmez Ceyhun’a dalmazam gayrı
Dilerim fazlından ayrılmıyasın
Tanrı’m senden özge sevmezem gayrı
Söyle aşık dilinden bunu YUNUS
Eğer aşık isem ölmezem gayrı
Ben bu yolu bilmez idim
Aşk gönlüme düştü gider
Aşk elinden dertli yürek
Kaynaya ben taştı gider
Hani bizden önde olan
Kalmadı dünyaya gelen
Dünü gün ari taat kılan
Ol sıratı geçti gider
Nefsi doyunca yiyenler
Kana kana uyuyanlar
Dili gıybet söyleyenler
Cehenneme düştü gider
Aşk oduna yanmayanlar
Öleceğin sanmayanlar
Göz açıp uyanmayanlar
Şöyle gaflet bastı gider
Bu aşk bize bir düş idi
Hak müyesser kılmış idi
Derviş Yunus bir kuş idi
Halk içinde uçtu gider
Dinle sözümü sana derim özge edâdır
Derviş olana lâzım olan aşk-ı Hüdâ’dır
Aşıkın nesi var ise maşûka fedâdır
Semâ’ safâ câna şifa rûha gıdâdır
Aşk ile gelin eyleyelim zevk ü safayı
Zevk ile safalar sürelim Hu ile Hay’ı
Çalalım kudümü, edelim mazharü nayı
Ey sofu bizim sohbetimiz câna safâdır
Bir cur’amızı nûş ede gör derde devâdır
Hak ile ezeli ettiğimiz ahdü vefâdır
Aşk ile gelin talib-i cûyende olalım
Zevk ile safalar sürelim zinda olalım
Hazret-i Mevlânâ’ya gelin bende olalım
Severim ben seni candan içeri,
Yolum vardır bu erkândan içeru
Şeriat tarikat yoldur varana
Hakikat marifet andan içeru
Beni bende demen ben bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeru
Süleyman kuşdilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman’dan içeru
Tecelliden nasib erdi kimine
Kiminin maksudu andan içeru
Senin aşkın beni benden alıptır
Ne şirin derd bu dermandan içeru
Derviş Yunus gözü tuş oldu sana,
Kapında kuldur sultandan içeru.
Gururlanma insanoğlu
Ölmemeye çaren mi var
Hazan görmüş bir gül gibi
Solmamaya çaren mi var
Hayat denen dolap döner
Bütün mahlûk olan biner
Yağı biten kandil söner
Sönmemeye çaren mi var
Hiç aldanma mala mülke
Gitmez isen doğru yola
Tatlı canın Azrail’e
Vermemeye çaren mi var
Hiç güvenme can dostuna
Uçuşurlar mal kastına
Çıkıp teneşir üstüne
Yatmamaya çaren mi var
Düşünmezsin hiç ölmeyi
Terk etmezsin hiç gülmeyi
Yakası yok ak gömleği
Giymemeye çaren mi var
Nerde ecdad nerde ata
Hak’ka karşı yapma hata
Tabut denen ağaç ata
Binmemeye çaren mi var
Daim yürür Hak izinde
Hak’kı söyler her sözünde
Dört kişinin omuzunda
Gitmemeye çaren mi var
Kalkacaktır gözden perde
Göreceksin yarın, nerde
Ev kazılmış kara yerde
Münker Nekir gelecektir
Rab’bin kimdir diyecektir
Mümin cevap verecektir
Ey kardeş yolcuyuz hazırlansana,
Bu fani Dünya’dan göçeriz bir gün
Ölümden kurtuluş yoktur insana
Omuzlar üstünde geçeriz birgün
Duydun mu ecele çare bulana
Bu Dünya üstünde baki kalana
Hazırla kendine lazım olana
Elveda bayrağını açarız birgün
Azrail vadesi dolanı bilir
Davetsiz konuktur her eve gelir
Dostum ağlar düşmanım sevinir
İyiyi kötüyü seçeriz bir gün
Kazanla teneşir haberci olur
Ölümün etrafta çabuk duyulur
İpekler sırmalar hepsi soyulur
Beş arşın kefeni biçeriz bir gün.
Musalla dediğin bir mihenk taşı
Şahittir insana eşi yoldaşı
Akılsen kefeni başında taşı
Evladu iyalden kaçarız bir gün.
Bineğin tabuttur unutma sakın
Kapının önüne gelmesi yakın
Rızası olmazsa Cenabı Hak’kın
Âleme dehşetler saçarız bir gün.
Mezardır faninin en son durağı
İmanın nurudur onun çerağı
Melekler getirir bize burağı
Cenneti Ala’ya uçarız bir gün
Müminin makamı Cennetünna’im
Münkirin makamı Berzahul Cahim
Son nefes bizlere lütfeder Rahim
Eceli bal gibi içeriz bir gün
Bu kara toprağa insandır maye
Ameli salihtir kabre sermaye
Varınca huzuru ferman fermaye
Hayırla şerleri ölçeriz bir gün
Ey Aşkı ölüme hazır ol her an
Rehberin Hak olsun düsturun Kuran
Nasılsa senin de gelecek sıran
Aklından çıkarma naçarız bir gün.
Ömür bahçesinin gülü solmadan,
Uyan gel gözlerim gafletten uyan
Ecel bize bir gün devran dönmeden
Niçin gaflet ile mağrur olursun
Kervan göçer gider yolda kalırsın
Be vallahi sonra pişman olursun
Kaba döşekte yatma döne döne
Mağrur olup uyuma kana kana
İletirler seni karanlık yere
Derviş Yunus söyler sözü tutulmaz
Senin kumaşın bu yerde satılmaz
Böyle yatmak ile dosta gidilmez
Bak şu Dünya’nın türlü türlü haline,
Hiç kimseler çare bulmaz ölüme
Ne gelir kuluna Allah’tan gelir
Sabredelim gönül elden ne gelir
Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir
Anne dedikleri yürek yaresi
Evlat dedikleri ciğer paresi
Kardeş dedikleri gönül yaresi
Hiç bulunmaz bu ölümün çaresi
Ben dertliyim bana derman bulunmaz
Yüreğimden yarelerim onulmaz
Hak’tan gelene hiç çare bulunmaz
Benim işim ancak Hak’ka kalmıştır
Ciğerim kara kan ile dolmuştur
Eyüp Peygamberden miras kalmıştır
Derviş Yunus bunu böyle demiştir
Allah’tan gelene razı olmuştur
Mevla bir ismim Sabır’dır demiştir
Hor görmeyin toprağı, toprakta kimler yatar
Kani bunca evliya, yüzbin peygamber yatar
Cennet’te buğday yiyen, gaflet gömleğin giyen
Kabe’yi bünyad eden, Adem peygamber yatar.
Ol Tur Dağına çıkan, Mevla ile söyleşen
Binbir kelimat kılan, Musa Peygamber yatar
Ol şahin gibi duran, devlere hüküm kılan
Tahtını sel götüren, Süleyman Peygamber yatar
Ol bezirgana satılan, kuyuda tutsak olan
Yakup Peygamber oğlu, Yusuf’u Kenan yatar.
Arkasıyla kum çeken, Gözyaşıyla yoğuran
Kabe’ye bünyad kuran, Halil İbrahim yatar
Kurban için emrolan, emre itaat eden
İbrahim peygamber oğlu, İsmail kurban yatar.
Burak’a binip giden, yedi göğü seyreden
Varuben yari gören, Resul Muhammed yatar
Gündüz taam yemeyen, gece uykusu görmeyen
Ümmetini kayıran, Hazreti Muhammed yatar.
Dört kitabı okuyan, şeytanı hemen kovan
Sineleri dolu Kuran, Ebubekr, Ömer,Osman yatar
Sellasil şeyhini yıkan, kafiri od’a yakan
Zülfikarını çalan, Hazreti Ali yatar
Ali’nin nesilleri, Kuran okur hem dilleri
Fatma ana oğulları, Hasan’la Hüseyin yatar
İğnesin denize atan, balıklara getirten
Tacı tahtı terk eden, İbrahim Ethem yatar
Çoktur Hak’kın has kulları, fikreylesen bunları
Zikreyleyen erenleri, bilsen ne sultanlar yatar
Gündüzleri saim olan, geceleri kaim olan
Evliyalar arifi, Beyazid Bestam yatar
Hakikat erenleri, göçtü dünyadan her biri
Konya’da Mevlana Hüdavendigar yatar
Yunus sen de ölürsün, kara yere girersin
Mürşitlerin ulusu, Emrem sultan yatar
Bir garibsin şu dünyada,
Gülme gülme ağla gönül
Derdin dahi çoktur senin
Birgün ola ecel gele
Kullar kulluğunda kala
Cümle mahluk toprak ola
İşi gücü cevru cefa
Dünya kime kıldı vefa
Hani Muhammed Mustafa
Ebubekir sıddık veli
O’dur peygamberin yari
Hani Ömer, Osman, Ali
Onlar cihane geldiler
Hep gittiler kalmadılar
Gülmediler ağladılar
Aşık Yunus söyler sözü
Kanlı yaşlar döker gözü
Eğer yazın eğer gözün
Makamımız kuş misali
Daldan dala konabilir
İnsanoğlu yok misali
Birgün olur ölebilir
Dağlar taşlar kül misali
Birgün olur tozabilir
İnsanoğlu gül misali
Birgün olur solabilir
Hakikata eren erler
Mevlasını bulabilir
Kendini hakir görenler
Birgün yüce olabilir
Bu can sana emanettir
Birgün olur çıkabilir
Dünya malı bir ziynettir
Ancak amel kalabilir
Mağrur olma insanoğlu
Soğuk vurmuş bir gül gibi
Hani ecdat hani ata
Hak’ka karşı etme hata
Tabut denen cansız ata
Bu dünya bir kuru dava
Medine şehri bir ova
Büyük validemiz Havva
Gelin oldu dua ile
Yatıyorsun yüzü kara
Kalk derdine derman ara
İbrahim zevcesi Sara
Bu Dünya’ya geldin niye
Ömrün geçirme boş yere
Peygamber kızı Rukiye
Arafat bir yüce dağa
Peygamber kızı Fatıma
Çalış boş yere yatma
Düğününe haram katma
Ali’nin zevcesi Fatma
Çalgı haram dedi Ahmet
Çalanlara olsun hidayet
Peygambere ver salavat
Düğün olsun dua ile
Elveda ey mah-i taban elveda
Elveda ey mihr-i Yezdan elveda
Elveda ey afitab-ı şer’i din
Gündüzün bayram idi saimlere
Her geçen bir Kadr idi kaimlere
Nurdan bir tac idin alemlere
Leylet ül Kadr ü berat idin bize
Hem dahi savm ü salat idin bize
Nar-ı duzehten necat idin bize
Yılda bir kez şehri seyran eyledin
Kendüzin bu halka mihman eyledin
Sonra tavus gibi cevlan eyledin
Hazrete bizden şikayet eyleme
Aybımız çoktur hakaret eyleme
Eşrefoğlu’na melamet eyleme
Bu dervişlik yoluna
Sıdk ile gelen gelsin
Hak’tan özge ne ki var
Gönlünden silen gelsin
Dervişlik dedikleri
Nihayetsiz denizdir
Bu payansız denizin
Mevcini duyan gelsin
Bir tükenmez kan olur
Hasuam kulu sultan
Bu kandan alan gelsin
Derviş dolu nur doğar
Her lahza göğe ağar
Ben diyem doğru haber
Canına kıyan gelsin
Dervişin gözü açık
Dün ü günü uyanık
Bu söze Tanrım tanık
Bakmadan gören gelsin
Dervişin kulağı sak
Hak’tan alır ol sebak
Deprenmeden dil dudak
Sözü işiten gelsin
Dervişin kolu uzun
Çıkarır münkir gözün
Şarktan garba düpdüzün
Sonmadık iren gelsin
Dervişler Hak’kın dostu
Canları ezel mesti
Aşk şem’ini yaktılar
Pervane olan gelsin
Bu Eşrefoğlu Rumi
Dervişliğe geleli
Nefsindendir çektiği
Nefsin öldüren gelsin
Ben dervişim diyene,
Bir ün edesim gelir
Tanıyuben şimdiden
Varup yetesim gelir
Sırat kıldan incedir
Kılıçtan keskincedir
Varıp anın üstüne
Evler yapasım gelir
Altında gayya vardır
İçi nâr ile pürdür
Varıp ol gölgelikte
Biraz yatasım gelir
Ta’n eylemen hocalar
Hatırınız hoş olsun
Varuben ol tamu’da
Biraz yanasım gelir
Ben günahımca yanam
Rahmet suyunda yunam
İki kanat takınam
Biraz uçasım gelir
Andan Cennet’e varam
Hak’kı Cennet’te görem
Hûri ile gılmanı
Bir bir koçasım gelir
Derviş Yunus bu sözü
Eğri büğrü söyleme
Seni sıygaya çeker
Bir Molla Kasım gelir
Ey gönül bir derde düşkim
Anda derman gizlidir
Gel karış bir Kadreye kim
Anda umman gizlidir.
Terkedip canı cihanı
Gey feraget cübbesin
Bu feraget cübbesinde
Sırrı sultan gizlidir
Deyme bir derviş hakire
Hor görüp hor bakma kim
Gönlünün her köşesinde
Arşı Rahman gizlidir
Nutka gelse canı dil
Bulur hayatı cavidan
Dervişin her bir sözünde
Abı hayat gizlidir
Gör bu Eşrefoğlu Rumi
Bahri aşkta neyledi
Canı başı terk edip
Canı cihanda gizlidir
Derviş olan aşık gerek
Yolunda hem sadık gerek
Bağrı anın yanık gerek
Can gözleri açık gerek
Alçaktan alçak yürüye
Toprak içinde çürüye
Aşk ateşinde eriye
Altın gibi sızmak gerek
Zikri Hak’ka meşgul ola
Yana yana ta kül ola
Her kim diler makbul ola
Tevhide boyanmak gerek
Eyvan kişi yol alamaz
Maksudunu tez bulamaz
Yok olmayan var olamaz
Varını dağıtmak gerek
Dervişlerin en alçağı
Buğday içinde burçağı
Bu Mısri gibi balçığı
Her bir ayak basmak gerek
İster idim Allah’ı,
Buldum ise ne oldu?
Ağlar idim dünü gün,
Güldüm ise ne oldu?
Erenler meclisinde,
Ben bir pare gül idim,
Açıldım, ele geldim,
Soldum ise ne oldu?
Danışmentle âlimin,
Medresede bulduğun,
Ben harabat içinde
Erenler meydanında
Yuvarlanır top idim,
Padişah çevganında
Kaldım ise ne oldu?
İşit Yunus’u işit,
Yine derviş oldu o,
Erenler manasına
Daldım ise ne oldu?
Derman aradım derdime,
Derdim bana derman imiş,
Bürhan (tanık) aradım aslıma,
Aslım bana bürhan imiş!
Sağı solu gözler idim,
Dost yüzün görsem deyu,
Ben taşrada arar idim,
Ol can içinde Can imiş!
Öyle sanırdım, ayrıyem;
Dost ayrıdır, ben gayriyem
Benden görüp işiteni,
Bildim ol canan imiş!
Savm-u salat hac ile
Sanma biter zahid işin,
İnsan-ı Kamil olmaya,
Lazım olan İrfan imiş.
Kanden gelir yolun senin
Ya kande varır menzilin
Nerden gelip gittiğini
Anlamayan hayvan imiş
Mürşid gerektir bildire,
Hak’kı sana hakkel yakin
Mürşidi olmayanların
Bildikleri güman imiş
Her mürşide dil verme
Kim yolunu sarpa uğratır
Mürşidi, kâmil olanın
Yolu gayet âsân imiş.
İşit Niyazi’nin sözün,
Bir nesne örtmez Hak yüzün
Hak’tan açık bir nesne yok,
Gözsüzlere pinhan imiş.
Şu benim divane gönlüm,
Gene hubdan huba düştü,
Mah cemalin şulesinden,
Çalkalanıp göle düştü.
Ah ben nidem şeyhim nidem,
Yaralıyım kime gidem,
Ya halim kime arzedem.
Kiminin meskeni külhan,
Kimi derviş kimi sultan,
Kimi yar ile mihman,
Yine bana caba düştü.
Felek bir gün cana kıyar,
Bizi kabdan kaba koyar,
Kimi atlas libas giyer,
Şükür bize âbâ düştü.
İntizarım Hak kelama
Kâmilden gelen selama
Rüzgâr doldu Âleme
Bize bad-ı saba düştü
Kul Yusuf’um der bu demler,
Didemden akıttım nemler,
Benim çektiğim sitemler,
Dost’dan bize caba düştü.
Ey dervişler ey kardeşler,
Ne acep derdim var benim
Mecnun olmuş der görenler
Derviş olan ar eylemez
Âşık olan zar eylemez
Hekimler tımar eylemez
Deryanın mevci çağladı
Hasret yüreğim dağladı
Halimi görenler ağladı
Derdine düştüm Mevlâ’nın
Avaresiyim sevdânın
Mevci yanmaz deryanın
Derviş Yunus düştüm yine
Aşk derdine düştüm yine
Yardan ayrı düştüm yine
Taştın yine deli gönül
Sular gibi çağlar mısın?
Aktın yine kanlı yaşım
Yollarını bağlar mısın?
Nidem elim ermez yâre
Oldum ilimden avare
Beni bunda eyler misin?
Yavı kıldım ben yoldaşı
Onulmaz bağrımın başı
Gözlerimin kanlı yaşı
Irmak olup çağlar mısın?
Ben toprak oldum yoluna
Sen aşırı gözetirsin
Şu karşıma göğüs geren
Taş bağırlı dağlar mısın?
Karlı dağların başında
Salkım salkım olan bulut
Saçın çözüp benim için
Yaşın yaşın ağlar mısın?
Noldu bu gönlüm, noldu bu gönlüm
Derdi gamınla doldu bu gönlüm
Yandı bu gönlüm, Yandı bu gönlüm
Yanmada derman buldu bu gönlüm
Yan ey gönül yan, Yan ey gönül yan
Yanma da oldu derdime derman
Pervane gibi, Pervane gibi
Şemine aşkın yandı bu gönlüm
Gerçi ki yandı, gerçeğe yandı
Rengine aşkın cümle boyandı
Kendi de buldu, Kendi de buldu
Matlabını hoş buldu bu gönlüm
Sevadı Azam, Sevadı Azam
Belki oluptur arşı muazzam
Meskeni canan, Meskeni canan
Olsa acep mi şimdi bu gönlüm
Seyribillahtır, seyribillahtır
Lemiallahtır fena fillahtır
Ainesinde, ainesinde
Gerdi sivayı buldu bu gönlüm
El fakru fahri, El fakru fahri
Demedi mi ol alemler fahri
Fahri zikret, fahrimi zikret
Mahfi finada buldu bu gönlüm
Bayram’ım imdi, Bayram’ım imdi
Bayram ederler yar ile şimdi
Hamdu senalar, hamdu senalar
Yar ile bayram kıldı bu gönlüm
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kastı canadır inan
Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dil’ü dillerince tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar
Semavatın kapuların açarlar
Müminlere rahmet suyun saçarlar
Seherde kalkana hülle biçerler
Bu dünya fanidir sakın aldanma
Mağrur olup tac-u tahta dayanma
Yedi iklim benim deyu güvenme
Benim, Murad kulun, suçumu affet
Suçum bağışlayub günahım ref’et
Resul’un sancağı dibinde haşret
Varını yağma eden
Talibi yezdan olur
Canı cihandan geçen
Vasılı canan olur
Dermeye bu simuzeri
Cifeden olgıl beri
Rahi Huda leşkeri
Dünyada üryan olur
Ardına ağyarı at
Eyleme hiç iltifat
Geceyi gündüze kat
Sayı eden insan olur
Ko keseli gafleti
Eyleme fevt fırsatı
Zikre eden gayreti
Sahibi irfan olur
Zakiri Mevla sever
Zikre çalış ey puser
Gafil olan bi hüner
Sonra çok pişman olur
Gaflet ile bitmez iş
Durma birader çalış
Ehli suluke karış
Yol sana âsân olur
Aç gözünü uykudan
Rengine aşkın boyan
Gafilan oluben yatan
Yolda kalagan olur
Tut sözü Kuddusiya
Etme sözü ömrü heba
Zakiri sanma geda
Çünkü o sultan olur
Seher yeli erken eser,
Çok uyuma gaflet basar,
Seni ibadetten keser,
Uyan ağla seherlerde.
Seherde uyan da Hak seni sevsin,
Cenneti âlâdan hulleler gelsin,
Allah uyumaz da sen uyursun
Seherde silinir kalbin pası,
Sana da verilir sevabın hası,
Uyansana be hey asi,
Birgün olur şemin yanar,
Yanar şemin geri söner,
Horoz kadar yokmu hüner,
Doğru söyle sözüm hak mı?
Yoksa her sözden alçak mı?
Koyun kadar dilin yok mu?
Ah nice bir uyursun, uyanmaz mısın?
Göçtü kervan kaldık dağlar başında
Tellallar çağırır, inanmaz mısın?
Emr-i Hak’ka göçeli hayli zamandır
Muhammed cümleye dindir imandır
Delilsiz gidilmez yollar yamandır
Yunus sen bu dünyaya niye geldin?
Gece gündüz Hak’kı zikretsin diye.
Evliyaya uğramaz ise yolun
Hak’tan inen şerbeti
İçtik Elhamdulillah
Şol kudret denizini
Geçtik Elhamdulillah
Şol karşıki dağları
Meşeleri bağları
Sağlık safalık ile
Kuru idik yaş olduk
Ayak idik baş olduk
Havalandık kuş olduk
Uçtuk Elhamdulillah
Vardığımız illere
Şol safa gönüllere
Halka Taptuk manisin
Saçtık Elhamdulillah
Beri gel barışalım
Yad isen bilişelim
Atımız eğerlendi
Eştik Elhamdulillah
Derildik pınar olduk
İrkildik ırmak olduk
Aktık denize daldık
Taştık Elhamdulillah
Taptuk’un tapusunda
Kul olduk kapusunda
Yunus miskin çiğ idik
Piştik Elhamdulillah
Işk ile Hak’ka giden suatı merdana bak
Yok iken bu alemi halkı icad eylemiş
Her birinde görünen esrarı mennana bak
Tut (Hüdai)’nin sözün Hak’tır anı söyleten
Hak’kın verdiği aklile nutkunu edene bak
Sana aşık olan salik daim kapında saildir
Olursa her neye malik fedai Hak’ka gaildir
Bu dünyaya gelip gitmek acep sırrı ilahidir
Bu sırra mazhar olanlar tamamı mürşidi kamildir
(Vema halaktül cinne) ayetinde eyledi irsal
Bu ilme fehmeden zaten hakikat ehli akıldır
Ne kadar dersi hikmet aklı ola maaş ile okusa
Eflatun olsa hatta yine bir şahsi cahildir
Muhakkak alemin ilmi eder cehlini izale
Hûda rızasını tahsil eden ilmi amildir
Hevai nefsi gönülden silip daima zikreyle
(Hüdai) Zakir olanlar visali Hak’ka naildir
Hüda’yı sıdkı ile zikret
Kalbinde tutma bir garaz
Huzuru Hak’ka böyle git
Böyle çalışırsan sana tecelli eder Hak
Basirdir bil Rabbi felak
Hacca niyetle gidersin
Hindistan yolunu tutarsın
Nereye bilmem gidersin
Doğru yola gider isen
Dünyayı terk eder isen
Hak’kı bulayım der isen
Madem ki Hak’kı dilersin
Gayriyi dilden silersin
Daha gayrıyı neylersin
Eğer Hak’ka âşık isen
Saliki muvafık isen
Sözünde ger sadık isen
Doğru sana der (Hüdai)
Eğer seversen Hüda’yı
Bırakıp gel masivayı
Rumda acemde söylenir adı
Yemen ellerinde Veysel Karani
Allah’ın, Habib’in, dostum dediği
Anasından doğdu Dünya’ya geldi
Melekler altında kanadın yaydı
Resulün hırkasın tacını giydi
Veys dedikleri sen misin ulu
Anadan doğar mı hiç böyle Veli
Dili kuran okur tac urur eli
Erenler ününde kemer belinde
Ak nurdan beni var sağ elinde
Veys sultan derler Hak divanında
Seher vakitlerde kalkar giderdi
Daima Allah’ı Tevhid ederdi
Adeti bu idi deve güderdi
Asası var idi hurma dalından
Hırkası var idi deve yününden
Gözünü ayırmaz kabe yolundan
Enbiyayı görmemiş idi
Gizli sırlarını anlamış idi
Ümmetine ol şefi’ demiş idi
Yastığı taş idi döşeği postu
Cennetlik eylemek ümmeti kastı
Hak’kın sevgilisi Habib’in dostu
Anasından destur aldı durmadı
Kabe yollarından gözün ayırmadı
Geldi Resulü evde bulmadı
Enbiya mescitten evine geldi
Veys’in nurunu kapıda gördü
Sordu Fatımaya “Eve kim geldi?”
Ömer Osman, Ali bir araya geldiler
Arayı arayı bir dağda buldular
El kaldırıp duasını aldılar
Yunus bunda idi kendisi anda
Arzum kaldı benim yine ol yerde
Aslını sorarsan Karan köyünde
Yunus eydür "gelin biz de varalım"
Ayağı tozuna yüzler sürelim
Hak nasib eylesin komşu olalım
Seyrimde bir şehre vardım
Gördüm sarayı güldür gül
Sultanımın tacı tahtı
Bağı, duvarı güldür gül
Gül alırlar gül satarlar
Gülden terazi tutarlar
Gülü gül ile tartarlar
Çarşı pazarı güldür gül
Toprağı güldür, taşı gül
Kurusu güldür, yaşı gül
Has bahçesinin içinde
Servi çınarı güldür gül
Gülden değirmeni döner
Anı ile gül öğünür
Akar suyu döner çarkı
Bendi pınarı güldür gül
Ak gül ile kırmızı gül
Çift yetişmiş bir bahçede
Bakışırlar hâra karşı
Hârı, ezkâr-ı güldür gül
Gülden kurulmuş bir çadır
İçinde nimeti hazır
Kapıcısı İlyas Hızır
Nân-ı şarâb-ı güldür gül
Ümmü Sinan gel vasfeyle
Gül ile bülbül derdini
Yine bu garip bülbülün
Ahü figanı güldür gül.
Evvel benem ahir benem,
Canlara can olan benem
Azıp yolda kalmışlara
Hazır medet eden benem
Bir karara tuttum karar
Benim sırrıma kim erer
Gözsüz beni nerde görer
Gönüllere giren benem
Kün deminde nazar eden
Bir nazarda Dünya düzen
Kudretinden han döşeyip
Aşka bünyad olan benem
Düz döşedim bu yerleri
Baskı kodum bu dağları
Sayvan gerdim bu gökleri
Yeri sonra düren benem
Halk içinde dirlik düzen
Dört kitabı doğru yazan
Ak üstüne kara dizen
Ol yazdığı Kur’an benem
Dost ile birliğe yeten
Buyruğu neyise tutan
Mülk eyleyip Dünya düzen
O bahçıvan hemen benem
Ben bu yere buyuracak
Yeryüzüne gün vuracak
Ulu deniz mevc urucak
Gemiye yol bulan benem
Diller damaklar şaşıran
Aşk kazanın taşıran
Hamza’yı Kaf’tan aşıran
O ağulu yılan benem
Yunus değil bunu diyen,
Kudret dilidir söyleyen
Kâfir olur inanmayan,
Evvel-âhir-heman benem
Bir niceye verdim emir
Devlet ile sürdü ömür
Yanan kömür kızan demir
Örse çekiç salan benem
Dahi acep âşıklara
İkraru din, iman oldum
Halkın gönlünde küfrile,
İslâm ile iman benem.
Hem bâtınem hem zâhirem,
Hem evvelem hem âhirem
Hem ben olum hem ol benem,
Hem ol kerim-i han benem.
Yoktur arada tercüman,
Andaki iş bana âyân
Oldur bana veren lisan,
Ol denize umman benem.
Geç tutarım illa kati
Ne er derim ne avreti
Çoktur azaplarım illa kati
Rüşvet almaz Sultan benem
Bu yeri-göğü yaratan,
Bu arş u kürsi durduran
Binbir adı vardı Yunus,
Ol sâhib-i Kur’ân benem.
Yan yüreğim yan,
Gör ki neler var
Bu halk içinde
Bize gülen var
Koy gülen gülsün
Hak bizi bilsin
Gafil ne bilsin
Bizi bilen var
Bu yol uzundur
Menzili çoktur
Geçidi yoktur
Derin sular var
Her kim merdane
Gelsin meydane
Kalmasın yane
Kimde hüner var
Yunus sen burda
Meydan isteme
Meydanlar içinde canım
Merdaneler var.
Sordum sarıçiçeğe,
Annen baban var mıdır?
Çiçek der derviş baba,
Annem babam topraktır.
(Hak Lâ İlahe İllallah.
Allah Lâ İlahe İllallah.)
Evlat kardeş var mıdır?
Evlat kardeş yapraktır.
Niçin boynun eğridir?
Özüm Hak’kâ doğrudur.
Niçin benzin sarıdır?
Ölüm bize yakındır.
Size ölüm var mıdır?
Ölümsüz yer var mıdır?
Sen kimin ümmetisin?
Muhammed ümmetiyim.
Sen beni bilir misin?
Sen Yunus değil misin?
Canını terk etmeden, Cananı arzularsın
Zünnarını kesmeden, İmanı arzularsın
Şol uşacıklar gibi, Binersin ağaç ata
Çevkan ile topun yok, Meydanı arzularsın
Yetmiş yedi perde var, Dostunu arzularsın
Yedisinden geçmeden, Yakin arzularsın.
Otuzu gözdedürür, Otuzu gönüldedir
Onu dahi bilmeden, Görmek arzu kılarsın
Bilmedin sen seni, Sadefte ne gevhersin
Mısır’a sultan iken, Kenan arzu kılarsın
Men arefe nefse, dersin, İlla değil dersin
Melaikten yukarı, Seyran arzu kılarsın
Topuğuna çıkmadan, Suyu deniz sanırsın
Sen katreyi geçmeden, Ummanı arzularsın
Karıncalar gibi sen, Ufak ufak yürürsün
Meleklerden ileri, Seyranı arzularsın
Var Niyazi yürü, Atma okun ileri
Derdiyle kul olmadan, Sultanı arzularsın.
Yunus düştün bu derde, Eyyüb’leyin sabreyle
Derde katlanmadan, Derman arzu kılarsın.
Nâdânı terk etmeden, yârânı arzularsın,
Hayvanı sen geçmeden insanı arzularsın.
Men arefe nefse dersin, illa değil dersin
Nefsini sen bilmeden Sübhan’ı arzularsın.
Sen bu evin kapusun henüz bulup açmadan
İçindeki kenz-i bî-pâyânı arzularsın.
Taşra üfürmek ile yalınlanır mı ocak
Yönün Hak’ka dönmeden ihsanı arzularsın.
Dağlar gibi kuşatmış benlik günahı seni
Günahını bilmeden Gufranı arzularsın.
Sen şarabı içmeden serhoş-u mest olmadan
Nicesi Hak emrine fermanı arzularsın.
Cevzin yeşil kabını yemekle tad bulunmaz
Zâhir ile ey fakih Kur’an’ı arzularsın.
Gurbetliğe düşmeden mihnete satışmadan
Kebap olup pişmeden püryanı arzularsın.
Yabandasın evin yok, bir yanmış ocağın yok
Issız dağın başında mihmanı arzularsın.
Ben bağ ile bostanı gezdim hıyar bulmadım
Sen söğüt ağacından rummanı arzularsın.
Başsız kabak gibi bir tekerleme söz ile
Yunusleyin Niyazi irfanı arzularsın.
Tâc marifet tacıdır
Sanma gayri tâc ola,
Taklîd ile tok olan,
Hakikatte aç ola
Düşe düş olma sakın
Düşe aldanıp kalma
Hak’tan gayri ne vardır,
Tabire muhtaç ola
Sana âlem görünen
Hakikatte Allah’dır
Allah birdir vallahi
Sanma ki bir kaç ola
Bir ağactır bu âlem
Meyvesi olmuş âdem
Maksud olan meyvedir,
Sanma ki ağaç ola
Bu âdem meyvesinin
Çekirdeği özündür
Sonsuz bu âlem, âdem,
Bir anda târâc ola.
Bu sözlerin me’âli
Kişi kendin bilmekdir
Kendi kendin bilene
Hakikat miraç ola
Hak denilen özündür,
Özündeki sözündür
Gaybî özün bilene,
Rubûbiyet taç ola.
Gaflet ile Hak’kı buldum diyenler,
Er yarın Hak divanında bellolur.
Ahret tedarikin gördüm diyenler,
Kiminin adı sofu, kiminin derviş;
Derviş isen kardeş, takvaya çalış
Gizlice yollardan sen Hak’ka eriş,
Devletliyim deyü fakire gülme,
Gülüp gülüp kardeş, kem nazar kılma;
Ölüm vardır yahu, sen gafil olma;
Âşık Yunus söyle, Gâlû beladan
Mucizatı Nebi’den mürüvveti Ali’den
Biz de böyle işitmişiz uludan
Er yarın Hak divanında bellolur
Aşık isen hak didarına
Yanma Cehennem narına
Elleri boş varılır mı?
Gelin Hak’kı zikredelim
Ölü kalbi diriltelim
Halkalara girmeyince
Baba hazret bulunur mu?
Akıt gözünden yaşı
Cuşa gelsin gönül kuşu
Tevhid ile varan kişi
Dergâhından kovulur mu?
Derviş oldum sana ne ettim?
Kapından mı uzak gittim
Sanma ki seni terk ettim
Pirimiz ol Abdulkadir
Şeyhimiz ol Hayri Baba
Elde sermayen hani ya?
Sıtkı seni kim tanıya
Mürit oldum Geylaniye
Acep künyem verildi mi?
İsmine deli takmazsan
Ciğerin aşka yakmazsan
Kötü ahlakı bırakmazsan
Yolda menzil alınır mı?
Halkada benzin solmazsa
Mürşidin Hayri olmazsa
Seherde gözler solmazsa
Kula cezbe verilir mi?
Allah Ey der ya kullarım,
Gelin beri Mabud benim
Kamu alem benim kulum
Alemlere sultan benim
Hem Adil’em hem Mabud’am
Kamu yerlerde hazıram
Zalimlerden öc alıcı
Miskinlere arka benim
Ne er direm ne avradı
Çoktur azaplarım kati
Rüşvet almaz sultan benim
Yusuf ile Mısra varan
Teraziye altın koyan
Terazinin keffasına
Basa duran sultan benim
Bilmez miydin öleceğin
Ya katıma geleceğin
Çok günahlar kazanuben
Şöyle odlu olan benim
Yunus değil bunu diyen
Kafir olur inanmayan
Evvel ahir hemen benim.
Bizi kınamayın dostlar yarenler
Rüzgar esmeyince dal sallanır mı?
Küllü boş değildir aşka düşenler
Damla düşmeyince göl bulanır mı?
Öyle bir mecnunum Leylaya Billah
Okunur isminden evvel Bismillah
Tutuştu her yanım hasleten lillah
Allah’ı zikreden kul kınanır mı?
Celaliyi buldu kırklar yediler
Yol erkân gösterip hizmet verdiler
Haşre dek bu çarkı döndür dediler
Sormadım ki buna can dayanır mı?
Canan ilinin güllerinin
Bağı göründü aman aman
Dost iklimin lalesinin
Dağı göründü
Envarı Muhammed doğuben
Tuttu cihana aman aman
Şekkül kameri mucize
Parmağı göründü
Yakub’a bugün Yusuf’unun
Kokusu geldi aman aman
Eyyüb’e dahi sıhhatinin
Sağı göründü
Dil hastaların zahmine
Miha erişti aman aman
Varise hayat abının
Irmağı göründü
Kaygu gecesi geçti kamu
Kalmadı korku aman aman
Vuslat günü gündüzünün
Ağı göründü
Aşk ile bugün Şemsi dahi
Vecde erişti aman aman
Varise ana sevdiğinin
Çağı göründü
Mülki bekadan gelmişem
Fani cihanı neylerem
Ben dost cemalin görmüşem
Huri cihanı neylerem
Vahdet meyin cürasını
Maşuk elinden içmişem
Ben dost kokusunu almışam
Miski tatarı neylerem
İbrahim’in Cebrail’e
Hiç ihtiyacı kalmadı
Muhammed’im dosta giden
Ben tercümanı neylerim
İsa gibi Dünya koyup
Gökleri seyran eylerem
Musa’yı didar olmuşam
Ben len terani neylerem
İsmail’im Hak yoluna
Canımı kurban eylerem
Çünkü bu can kurban imiş
Koçu kurbanı neylerem
Eyyüp gibi maşukunun
Cevrin tahammül eylerem
Cerciş’leyin Hak yoluna
Çıkmayan canı neylerem
Derviş Yunus maşukuna
Vuslat bulunca mest olur
Ben şişeyi çaldım taşa
Arı namusu neylerem
Al eline kalemi,
Yaz Allah’ın adını
Şekerde bulamadım
Zikrullahın tadını
Hu Allah hemen Allah
Sende aşkım çok Allah
Yeşil örtü başında
Hile yoktur işinde
Aşk ile Allah diyenler
Muhammed’i görür düşünde
Yeşil örtü bağlarım
Ben günahıma ağlarım
Muhammed Mustafa’nın
Şefaatini umarım
Devemin yükü üzüm
Mekke’nin yolu uzun
Sancağının altı bizim
Yüreğimde var sızı
Şeyhimin tatlı sözü
Arşı ala altında
Arasın bulsun bizi
Mevlam bize Cuma’yı ihsan eylemiş
Allah bize bu günü bayram eylemiş
Nurdan taçlarını giysinler demiş
Daima ararım rabbim nerdesin
Allah diyen kulların kalbindesin
Yandım yandım kül oldum Allah aşkından
Yandım yandım kül oldum Resul aşkından
Her Cuma günü müminler günü
Gafil olan kullar unutur bunu
Mümin olanlara ibadet günü
Beni benim nefsime bırakma Allah’ım
Günah defterime bakma Allah’ım
Nar-ı Cehennem’inde yakma Allah’ım
Aşk ile doldum bilmiyorum ne oldum
Gelin kardeşlerim namaz kılalım
Hak’kın huzuruna borçsuz varalım
Meleklerle beraber sohbet edelim
Adım adım ileri,
Beş alemden içeri,
On sekiz bin hicabı,
Geçtim bir dağ içinde.
Gözler gibi görmedim,
Söz gibi söyleşmedim.
Musi’leyin münacaat,
Ettim bir dağ içinde.
Bir döşek döşemişler,
Nur ile bezemişler.
Dedim bu kimin ola,
Sordum bir dağ içinde.
Vardım ileri vardım,
Levh-i elime aldım,
Ayetlerin okudum.
Yazdım bir dağ içinde.
Açtım Mek’ke kapısın,
Duydum ol dost kokusun,
Erenlerin hepisin,
Gördüm bir dağ içinde
Yetmiş bin hicab geçtim,
Gizli perdeler açtım,
Ol dost ile buluştum,
Gördüm bir dağ içinde.
Gökler gibi gürledim,
Yeller gibi inledim,
Sular gibi çağladım,
Aktım bir dağ içinde.
Ayrılmadım pirimden,
Ayrılmadım şeyhimden,
Aşktan bir kadeh aldım,
İçtim bir dağ içinde.
Kalpten büyük dağ olmaz,
Ol Allah’a doyulmaz,
Sohbetine kanılmaz,
Erdim bir dağ içinde,
Yunus eyder gezerim,
Dost iledir pazarım,
Ol Allah’ın didarın,
Be yarenler be kardeşler,
Ben neyleyim ben nideyim
Hak benim kulum değilsin
Der olursa ben nideyim
Zelil maktur ola başım
Güzümden döküle yaşım
Mahşer günü içim dışım
Od olursa ben nideyim
Gıybet dolu benim sözüm
Her dem zina eder gözüm
Yarın Hak katında yüzüm
Kara olursa ben nideyim
Fesat ile doldu içim
Sen bağışla mevlam suçum
Cehennem’de benim için
Yer olursa ben nideyim
Yunus söyler büyük derdim
Fesat içinde ben kaldım
Andan varacağım kabrim
Dar olursa ben nideyim
Namaz kılan mü’minlere
Cennet’in kokusu gelir
Zikreyleyen o dillere
Ariflere velilere,
Dervişlere ululara
Cihad eden müminlere
Hasret kaldım ehli dine
Onun için düştüm yola
Allah’ı arayan kula
Derdi bile mermer taşı
İman ile ölse kişi
Talibi beni arama
Çare değilsin yarama
Allah’ı seven kuluna
Ey kardeşim bilirisen
Doğru yola gelirisen
Sen şeyhini bulurisen
Ben melamet hırkasını
Kendim giydim eğnime
Aru namus şişesini
Taşa çaldım kime ne
Haydar Haydar taşa çaldım kime ne
Sofular haram demişler
Bu aşkın badesine
Ben doldurur ben içerim
Günah benim kime ne
Haydar Haydar günah benim kime ne
Gâh çıkarım gökyüzüne
Seyrederim âlemi
Gâh inerim yeryüzüne
Seyreder âlem beni
Haydar Haydar seyreder âlem beni
Gâh giderim medreseye
Ders okurum Hak için
Gâh giderim meygedeye
Dem çekerim aşk için
Haydar Haydar dem çekerim aşk için
Nesimi’yi sorsalar kim
Yar ile mutlu musun?
Mutlu olup olmayayım
Yarim benim kime ne?
Haydar Haydar o yar benim kime ne
Girdim kırklar meclisine
Gel beri Ya Hu dediler
Yanlarından yer verdiler
İşte şeyhin gör dediler
İşte meydan dön dediler
Odasında nurdan lamba
Duvarları damga damga
Benim şeyhim Mehmet Baba
Allah Hu demeye geldim
Coşkun ırmak durulur mu?
Allah diyen yorulur mu?
Yaram Muhammed yarası
Buna çare bulunur mu?
Bahcede körpe kuzuyum
Kesilmeye ben razıyım
Göster Allah cemalini
Her cefaya ben razıyım.
Beni kundaklara sardın
Geceni gündüz eyledin
Ne tatlı ninni söylerdin
Benim güzel canım annem
Helal eyle helal eyle, Annem hakkını helal eyle
Ana başta tac imiş, Her derde ilaç imiş
Bir evlat pir olsa da, Anaya muhtaç imiş
Beni büyütmekti derdin
İşte muradına erdin
Başucuma gelenim sen
Gözyaşımı silenim sen
Dertlerime devasın sen
Bana baktın nazlı nazlı
Hep okuttun hazlı hazlı
Allah senden olsun razı
Cennet hatunu ol anam
Kur-an’ı sen öğrettin bana
Minnettarım anam sana
Kevser şarabını melekler
İçirsinler kana kana
Allah’tan isterim elbet
Sana gelsin huri melek
Bana verdin bunca emek
Duacıyım anam sana
Hergün halimi sorardın
Duanı her an yapardın
Nur yüzüne hiç doymadım
Hasret kaldım anam sana
Hergün katlandın zahmete
Duanla erem rahmete
Böyle varılır Cennet’e
Kalbim nuru sultan anam
Anam ayrı kaldık candan
Yüreğimiz dolu gamdan
O nur yüzlü yanağından
Öpsem de doyamam anam
Allah’ım senden razı olsun
Kalbin sonsuz nurla dolsun
Mahşerde yüzün ak olsun
Duacıyım sana anam
Hak, şerleri hayr eyler,
Zannetme ki gayr eyler,
Ârif ânı seyr eyler,
Mevlâ görelim n’eyler,
N’eylerse, güzel eyler
Sen Hak’ka tevekkül kıl,
Tefvîz et ve râhat bul,
Sabreyle ve râzı ol,
Kalbin ana bend eyle,
Tedbîrini terk eyle,
Takdîrini derk eyle,
Hallâk u Rahîm oldur,
Rezzâk u Kerîm oldur,
Fa’âl ü Hakîm oldur,
Bir iş üstüne düşme,
Olduysa inâd etme,
Hak’tandır o, red etme,
Nâçâr kalacak yerde,
Nagâh açar, ol perde,
Derman eder ol derde,
Bil kâdî-yi’l hâcâtı,
Kıl ana münâcâtı,
Terk eyle mürâdâtı,
Hak’tandır bütün işler,
Boştur gam u teşvişler,
Ol, hikmetini işler,
Hep işleri fâyıktır,
Birbirine lâyıktır,
N’eylerse, muvâfıktır,
Her kuluna her ânda,
Geh kahr u geh ihsânda,
Her anda, o bir şânda,
Dilden gamı dûr eyle,
Rabbinle huzûr eyle,
Tefvîz-i umûr eyle,
Sen adli zulüm sanma,
Teslim ol nâra yanma,
Sabr et, sakın usanma,
Deme şu niçin şöyle,
Bir nicedir ol öyle,
Bak sonuna, sabr eyle,
Hiç kimseye hor bakma,
İncitme, gönül yıkma,
Sen nefsine yan çıkma,
Mü’min işi, reng olmaz,
Âkıl huyu ceng olmaz,
Ârif dili teng olmaz,
Hoş sabr-ı cemîlimdir,
Takdîri kefîlimdir,
Allah ki vekîlimdir,
Her dilde O’nun adı,
Her canda O’nun yâdı,
Her kuladır imdâdı,
Geh mu’tî ü geh mânî’,
Geh darr ü gehi nâfî’,
Geh hâfid ü geh râfî’
Geh abdin eder ârif,
Geh emîn ü geh hâif,
Her kalbi odur sârif,
Geh kalbini boş eyler,
Geh hulkunu hoş eyler,
Geh aşkına tûş eyler,
Az ye, az uyu, az iç,
Ten mezbelesinden geç,
Dil gülşenine gel göç,
Bu nâs ile yorulma,
Nefsinle dahı kalma,
Kalbinden ırak olma,
Geçmişle geri kalma,
Müstakbele hem dalma,
Hâl ile dahî olma,
Her dem onu zikreyle,
Zeyrekliği koy şöyle,
Hayrân-ı Hak ol, söyle,
Gel hayrete dal bir yol,
Kendin unut O’nu bul,
Koy gafleti hâzır ol,
Her sözde nasîhat var,
Her nesnede zîynet var,
Her işte ganîmet var,
Bil elsine-i halkı,
Aklâm-ı Hak ey Hakkî
Öğren edeb ü hulku
Vallahi güzel etmiş,
Billahi güzel etmiş,
Tallahi güzel etmiş,
Allah görelim n’etmiş,
Netmişse güzel etmiş
Varsam bir âlime sorsam halimi
Acep Allah bize kulum diye mi?
Nefs elinden yanılmışım yolumu
Yüzümü yerlere sürsem ağlasam
Günahlarıma da tövbe eylesem
Doğru yol kandedir diyerek sorsam
Eyvah kendi özüme ben kıymışam
Günahım çok amellerim bilmişem
Kendi elimle cehenneme girmişem
Yunus eder hele sen de varasın
Başa neler gelir onda göresin
Orada bilirim yüzün karasın
Erler demine destur alalım
Parvaneye bak ibret alalım
Aşkın ateşine gel bir yanalım
Pervaneye bak ibret alalım
Dost dost dost dost
Devrane girip seyran edelim
Eyvah demeden Allah diyelim
La ilahe illellah, La ilahe illellah,
La ilahe illelahu, Hu
Günler geceler durmaz geçiyor
Sermayen olan ömrün bitiyor
Bülbüllere bak efgan ediyor
Ey gonca açıl mevsim geçiyor
Ey yolcu biraz sen dinle beni
Kervan geçiyor sen kalma geri
Yusuf denilen Dünya güzeli
Fethetti bu gün kalbi seferi
Aşıksan eğer gel birleşelim.
Şeyhin izine yüzler sürelim.
Ta fecre kadar zikreyleyelim.
Feryad edelim efgan edelim.
Süluk ahvalini salik,
Yola gidip gelenden sor,
Eğer dalgıç olam dersen,
Bu deryaya dalandan sor!
Tarikat sırrını sorma
Muhendisten, müderristen;
Hakikat ilmi dersini
Huda’sından alandan sor!
Bilmez ehli zahir zinhar
Ehli batının bildiğin
Sorar isen ayn-el yakin
Anı Hak’kı bilenden sor!..
Bu bir ilmi ledunni kim,
Bilen dimez, diyen bilmez,
Bilur arif bu ilmi kim,
Yürü anı menenden sor!
Bu Kuddusi’leyin cahil
Müdai çokturur zira,
Visalin tarzını, mürşid
Olup, vasıl olandan sor
Dolap niçin inilersin
Derdim vardır inilerim
Ben Mevlaya âşık oldum
Onun için inilerim
Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş Çalap
Beni bir dağda buldular
Kolum kanadım kırdılar
Dolaba layık gördüler
Dağdan kestiler hezenim
Bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozanım
Suyu alçaktan çekerim
Çıkar yüksekten dökerim
Görün ben neler çekerim
Yunus bunda gelen gülmez
Kişi muradına ermez
Bu fanide kimse kalmaz
Mevlam Ali canı cananım Ali kurban Ali Ali hayran Ali
Ağam Ali canı cananım Ali kurban Ali hayran Ali
Ten Ali cana cananım Ali kurban Ali Hayran Ali
Ateş-i aşkınla yandım nûr-ı îmânım Alî
Kevser-i lutfundur ancak, derde dermanım Alî
Aç nikâbın, merhamet kıl, tende cananım Alî Her dü âlemde penâhım, mâh-ı tabanım Alî
Çıktım melvan gül dalına, seyrettim cennet bağına
İmam Ali’nin uğruna gideydim, andan alaydım
Çıktım melvan gündüzüne seyrettim Ali’nin özüne
İmam Rezanın sözüne varaydım andan alaydım.
Hak ile Hak oldun elhak şîr-i Yezdan’ım Alî
Her taraf nurunla doldu, şems-i rahşânım Alî
Hak tecellî etti senden, zahir oldu kâinat
Sırr-ı Isâ ibn-i Meryem, Yûsuf-i canım Alî
Mescid-i kalbde demâdem nûr-i Sübhânım Alî
Çün Resûllullah ibâdettir dedi zikr-i Alî
Ken’an’ı aşk etti aşkın sırr-ı Kur’ân’ım Alî
Hiç cemâlinden ayırma şâh-ı merdânım Alî
La Fetha illa Ali, La seyfe illa zülfikar, Ali, Ali.
Teşme ey can e mesalem şol şehidi kerbela.
La Fetha illa Ali Ali, La seyfe illa zülfikar, Ali, Ali.
Medet ya Ehlibeyt medet ya güli gülizarı bağı risalet
Medet Ya Ehlibeyti resulullahi, Medet Ya Ali
İmam Hüseyin’i vurdular
Kolun kanadın kırdılar
Al kanlara boyadılar
Kerbelada Kerbelada
İmam Hüseyin susamıştı
Bir yudum su aramıştı
Ana yüreği yanmıştı
İmam Hüseyin şehit oldu
Gül bahçemde güller soldu
Topraklar kan ile doldu
Kerbelanın dağı taşı
Yerde Hüseyin yoktur başı
Fatimanın gözün yaşı
İmam Ali babaları
Muhammeddir dedeleri
Fatimadır anaları
Ey başımın tacı Hüseyin ey canımın canı Hüseyin
Kalbimin dermanı göğsümün imanı Hüseyin
Aşkına devreyler alem cümle eflak sana hayran
Resulu Ehli Beyti şahı dü cihanın sultanı Hüseyin
Ben şehidi kerbelanın bendeyi üftadesiyem
Pençeyi Ali Abanın bir garip kurbanesiyem
Hem münkir hem müşrik mertliğine oldu hayran
Görmediler senin gibi dahi böyle bir nevü civan
İftihar etti seninle cemali cenneti niran
Erlik meydanının merdi aşkının kurbanı Hüseyin..
Gurretül ayn habibi kibriyasın ya Hüseyin
Nuri çeşmi şahı merdanın ……. Ya Hüseyin
Hem ciğerperei Zehra fatıma hayrunnisa kurban
Ehlibeyti mücteba Ali Abasın Ya Hüseyin
Safayı cevheri kutsi ali Mustafa Zeynep
Çırağı şuleyi husmetin sarayı murtazadır Zeynep..
Ziyayı Gurretil aynı Hüseyni kerbela Zeynep
İşit hattı nidayı esiri kerbela Zeynep
Kadiriyim Kadiri
Cümle Tarık ilk eri
Hepsinin serveri
Kademe hâzâ demiş
Ne de güzel söylemiş
Gerçeği telkin etmiş
Sevgiyle yaklaş demiş
Başarı sırrı imiş
Pirimiz böyle demiş
Hemen çağır birliğe
Tez ulaşırsın iyiliğe
Elbet sonu dirliğe
Nazarıyla hep diri
Râh-ı rıza askeri
Gayret et kalma geri
Zikrullahın efdalı
Yad-ı cemildir adı
Devam et de bul tadı
Sadrın bulur salâhı
Gel analım Allah’ı
Sözüm doğru vallahı
Hakk’tan inen şerbeti
İçtik elhamdülillah
Geçtik elhamdülillah
Şu karşıki dağları
0 yemyeşil bağları
Sağlık sefalık ile
Aştık elhamdülillah
Yar isen bilişelim
Koştuk elhamdülilah
Kuru iken yaş olduk
Ayak iken baş olduk
Kanatlandık kuş olduk
Uçtuk elhamdülillah
Şol sefa gönüllere
Halka Taptuk manisini
Dirildik pınar olduk
Taptuğun tapusunda
YUNUS miskin çiğidik
Piştik elhamdüllllah