Hayri Baba'nın Gül Bahçesi

 / Hayri Baba'nın Gül Bahçesi


Derleyen : Mehmet ALBAYRAK

Dünya’ya mağrur kişi

Tövbeye gel tövbeye

Uçmadan ömrün kuşu

Tövbeye gel tövbeye

 

Ey halk içinde ulu

Olmuş nefsinin kulu

İşit hey yaman havli

Tövbeye gel tövbeye

 

Sakalına baka bak

Kara iken oldu ak

Dünya sana kurdu fak

Tövbeye gel tövbeye

 

Ulu kıyamet kopa

Düz ola dere tepe

Niceler yoldan sapa

Tövbeye gel tövbeye

 

Kaça gide can kuşu

Kuru kala ten dahi

Yunus Emre sen dahi

Tövbeye gel tövbeye

* * *
Hep fesad işlerime,

Estağfirullah tövbe

Yaman teşvişlerime,

Estağfirullah tövbe

 

Gözümün baktığına,

Gönlümün aktığına

Kulağım duyduğuna,

Estağfirullah tövbe

 

Dilimin gıybetine,

Nefsimin lezzetine

Hep azam lezzetine,

Estağfirullah tövbe

 

Bildim suçumu bildim,

Döndüm Çalabım tuttum

Geldim kapına geldim,

Estağfirullah tövbe

 

Benden suçumu sorma,

Ayıbım yüzüme vurma

Mahrum beni döndürme,

Estağfirullah tövbe

 

Settarul Uyup sensin,

Gaffaruz Zunup sensin

Fettahul Gulup sensin,

Estağfirullah tövbe

 

Gerçi kim günahım çok,

Rahmetin dahi artık

Asına kapım açık,

Estağfirullah tövbe

  

Nefs bendine tutuldum,

Şeytana esir oldum

Her hata ki ben kıldım,

Estağfirullah tövbe

 

Eşrefoğlu Rumi’nin,

Şol çok günahlarının

Kefaretidir anın,

Estağfirullah tövbe

 

Tövbeyi Tacil edin,

Gelin cennete gidin

Ey müminler siz idin,

Estağfirullah tövbe

 

Arzu yılanlarının,

Canları soktuğunun

Tiryaki ol avunun,

Estağfirullah tövbe

İlacı ol avunun,

Estağfirullah tövbe

* * *
Ey hevasına tapan,

Tövbeye gel tövbeye

Hak’ka tap Hak’tan utan,

Tövbeye gel tövbeye

    

Nice nefse uyasın,

Nice dünya kovasın

Vakt ola usanasın,

Tövbeye gel tövbeye

 

Nice beslersin teni,

Yılan çiyan yer anı

Ko teni besle canı,

Tövbeye gel tövbeye

 

Sen teni sandın seni,

Bilmedin senden teni

Odlara yaktın canı,

Tövbeye gel tövbeye

 

Sen dünya-perest oldun,

Nefsin ile dost oldun

Sanma dirisin öldün,

Tövbeye gel tövbeye

 

Gör bu müekkilleri,

Yazarlar hayr-u şerri

Günahdan olgıl beri,

Tövbeye gel tövbeye

 

Ey miskin âdemoğlu,

Usan tutma âlemi

Esmeden ölüm yeli,

Tövbeye gel tövbeye

 

 

Ölüm gelecek naçar,

Dilin tanını şaşar

Erken işini başar,

Tövbeye gel tövbeye

 

Göçer bu dünya kalmaz,

Ömür payidar olmaz

Son pişmaz assı kılmaz,

Tövbeye gel tövbeye

 

Tövbe suyuyla arın,

Dimegil bugün yarın

Göresin Hak didarın,

Tövbeye gel tövbeye

 

Eşrefoğlu Rumi sen,

Tövbe kıl erken uyan

Olma yolunda yalan,

Tövbeye gel tövbeye

* * *
Seherde açılan güller hürmetine

Zikrinle dönen diller hürmetine

Rükuya bükülen beller hürmetine

Hacalet narına yakma ya Rabbi!

 

Yolunda kaim kullara bağışla

Rızana giden yollara bağışla

Arşına açılan ellere bağışla

Cahimin içine sokma ya Rabbi!

 

Secdeye kapanan başlar hürmetine

Aşkınla sızlayan döşler hürmetine

Gecelerde dökülen yaşlar hürmetine

Gazabınla bize bakma ya Rabbi!

 

Uhud’da yarılan yüze bağışla

Mirac’da gören göze bağışla

O anda geçen söze bağışla

Sırat’tan aşağı dökme ya Rabbi!

 

Cemi peygamberlerin canı hürmetine

Ciharı yar-ı Güzin’in dini hürmetine

Uhud şehitlerinin kanı hürmetine

Suçlarımızı başa kakma ya Rabbi!

 

Muhammed Mustafa’nın (SAV) özüne bağışla

Fatımatüz Zehra adlı kızına bağışla

Yetim yetemanın yüzüne bağışla

Huzurunda boynumuzu bükme ya Rabbi!

 

Kuranı kerimde geçen kelam hürmetine

Mekke Medine’deki âlem hürmetine

Arş kürs levhü kalem hürmetine

Sualde fazla sıkma ya Rabbi!

 

İsmi isminle bir yazılana bağışla

Din uğrunda kan döken gazilere bağışla

Kerbelada can veren kuzulara bağışla

Dinsizlerle nara sokma ya Rabbi!

* * *
Ey rahmeti bol pâdişâh

Cürmüm ile geldim sana

Ben eyledim hadsiz günah

Cürmüm ile geldim sana

 

Hadden tecâvüz eyledim

Deryâ-yı zenbi boyladım

Ma’lûm sana ben neyledim

Cürmüm ile geldim sana

 

Senden utanmadım hemân

Ettim hatâ gizli a’yân

Vurma yüzüme el-amân

Cürmüm ile geldim sana

 

Aslım çün bir katre meni

Halk eyledin andan beni

Aslım deni, fer’im deni

Cürmüm ile geldim sana

 

Gerçi kesen fıskü fücur

Aybü zelel çok her kusur

Lakin senin adın Gafur

Cürmüm ile geldim sana

 

Zenbim ile doldu cihan

Sana ayan zahir nihan

Ey lütfu bihat müsteban

Cürmüm ile geldim sana

 

Adın senin Gaffâr iken

Ayb örtücü Settâr iken

Kime gidem sen var iken

Cürmüm ile geldim sana

 

Hiç sana kulluk etmedim

Rah-ı rızana gitmedim

Hem buyruğunu tutmadım,

Cürmüm ile geldim sana

 

Bin kere bin ey Padişah

Etsem dahi böyle günah

La taknatu bana Penah

Cürmüm ile geldim sana

 

İsyanda Kuddûsî şedîd

Kullukta bir battal pelîd

Der kesmezem senden ümîd

Cürmüm ile geldim sana

* * *


Salihlerin yoldaşı,

La ilahe illallah

Âşıkların haldaşı,

La ilahe illallah

 

Mü’mine veren iman,

İmanda sabit kılan

Günahlarını yuyan,

La ilahe illallah

 

Belaları def eden,

Masivadan kad eden

Hicapları ref eden,

La ilahe illallah

 

Cehennemden kurtaran,

Cennette sefa süren

Hak cemalini gören,

La ilahe illallah

 

Endişesi Hak ola,

Gönlü nur ile dola

Mahşerde diye gele,

La ilahe illallah

 

Şol demki göçe canı,

Lagaf durur nişanı

Çürümeye hiç teni,

La ilahe illallah

 

Abdulkadir sultana,

Yapış inan Kur-an’a

Yetiştirir yezdana,

La ilahe illallah

 

Ey Fuadı fikreyle,

Bu niğmete şükreyle

Daim Hak’kı zikreyle,

La ilahe illallah

* * *


Taştı rahmet deryası

Gark oldu cümle ası

Dört kitabın manası

La ilahe illallah

 

Kitaplarda yazılıdır

Gönüllerde gizlidir

Söylenecek söz budur

La ilahe illallah

 

Cennet’ten çıktı Adem

Dünyaya bastı kadem

Bunu der idi her dem

La ilahe illallah

 

Erenlerin kılıcı

Arşa çıkar bir ucu

Her dertlerin ilacı

La ilahe illallah

 

Budur esmanın hası

Siler kalplerden pası

İsmi azam duası

La ilahe illallah

 

Gönüllere yol eder

Dağı taşı kül eder

Sultanları kul eder

La ilahe illallah

 

Güneş burcundan doğar

Aleme rahmet yağar

Hak’kın birliğin över

La ilahe illallah

 

Yunus da bunu dedi

Yanar yürek aşk odu

Mevlanın güzel adı

La ilahe illallah

* * *
Ey derde derman isteyen

Gel halkayı tevhide gir

Sıdkıyle canan isteyen

Gel halkayı tevhide gir

 

Bu halkada hazır olan

Mağfir oliser bi güman

Hak dostlarıdır zakiran

Gel halkayı tevhide gir

 

Zikir ile sen hemdem ol

Dahletme bize matesem ol

Esrarı Zikre mahrem ol

Gel halkayı tevhide gir

 

Yâd eyle dostun adını

Bulasın aşkın tadını

Kesbeyle gel bul tadını

Gel halkayı tevhide gir

 

Dahletme bize vaiza

Çün ederiz Zikri Hüda

Maksut ise ancak rıza

Gel halkayı tevhide gir

 

Ko gafleti Kuddusiya

Zikri Hüda et daima

İster isen vaslı lika

Gel halkayı tevhide gir

 

Hak’kın Habibi Mustafa

Der Ravzayı Cennet Ana

İblise uyma ey hüma

Gel halkayı tevhide gir

  

İnkârı ko ikrara gel

Ağyarı terket yâre gel

Bülbül gibi gülzara gel

Gel halkayı tevhide gir

 

Aşıkta ar olmaz şaha

Zahit eder kibri riya

Talibi Hak isen beya

Gel halkayı tevhide gir

 

Bu halkada iş tez biter

Giren murada tez yeter

Bu pendimi tut ey püser

Gel halkayı tevhide gir

 

Dur olmagıl bu halkadan

Dersem bulayım dostu ben

Guş eyle bu sözüme sen

Gel halkayı tevhide gir

 

Bulur alil bunda şifa

Bunda celis olur Hüda

Zakirlere eyler ata

Gel halkayı tevhide gir

 

Mümin olan tevhid eder

İmanını tecdit eder

Gönüldeki teşviş gider

Gel halkayı tevhide gir

* * *
Semadan sırrı tevhidi

Duyan gelsin bu meydane

Derun içre bu gün Allah

Diyen gelsin bu meydane

 

Görenler Nûr-u Gaffârı

Duyanlar sırrı Settarı

Cihanda şişeyi arı

Kıran gelsin bu meydane

Seladır ehli irfana

Getirsin canı kurbana

Başı canı Hak yoluna

Koyan gelsin bu meydane

 

Cümlenin Halıkı birdir

Niçin bazısı gafildir

Bu ne hikmet bu ne sırdır

Bilen gelsin bu meydane


Geçip bu ab ile gülden

Dahi cümle kal-u kıldan

Bu dünya nakşini dilden

Yuyan (silen) gelsin bu meydane

 

Gönül maksudunu buldu

Cihan envar ile doldu

Bugün Nuri imam oldu

Uyan gelsin bu meydane

Bu gün şeyhim imam oldu

Uyan gelsin bu meydane

* * *
Her kim der ise daim

La ilahe illallah

Gönlünde dura kaim

La ilahe illallah

 

Endişesi Hak ola

Gönlü Nur ile dola

Mahşerde diye gele

La ilahe illallah

 

Şol demki göçe canı

La Havfun ola şanı

Çürümeye hiç teni

La ilahe illallah

 

Aldatmaya şeytan

Mınisi ola Rahman

Hem kurtariser iman

La ilahe illallah

 

Ol gün ki kara yüzler

Hem söylemeye sözler

Hoş hüccet olup söyler

La ilahe illallah

 

Var Eşrefoğlu Rumi

Tarh edegör gönülden

Tevhide canu dilden

La ilahe illallah

 

Cehd eyle masivayı

Tarh edegör gönülden

Tevhide canu dilden

La ilahe illallah

* * *
Her imkânda bu kelam

Devam et sabah akşam

Eder sana da selam

La ilahe illallah

 

Elbet lütfeder Çalap

Günahlar olur sevap

Durma ihvan tevhid yap

La ilahe illallah

 

Gönülleri pak eden

Her müşkili halleden

Kulu Hak’ka er gören

La ilahe illallah

 

Hz. Muhammed’in

Cümle Nebi Mürselin

Ettiler bunu telkin

La ilahe illallah

 

Bütün Ashab-ı Resul

Bununla etti vüsul

Rahman’a en yakın yol

La ilahe illallah

 

İster isen halasın

Dâhil ol kurtar canın

Kalasıdır Hüda’nın

La ilahe illallah

 

Her aşıkın Matlubu

Her sadıkın arzusu

Hak dostlarının yolu

La ilahe illallah

  

Abdulkadir sultanım

Hayri Baba’dır Şahım

Affet beni Allah’ım

La ilahe illallah

 

Mehmet Albayrak söyler

Halikını zikreyler

Aşk ile bunu derler

La ilahe illallah

* * *
Hak’ka aşık olanların

Daim işi tevhid olur

Terki siva kılanların

Daim işi tevhid olur

 

Mevlasına eyler firar

Zikrin eder leylü nehar

Hep kari edip ihtiyar

Daim işi tevhid olur

 

Cismi olur insan ile

Kalbi olur yezdan ile

Kah gizli kah ihvan ile

Daim işi tevhid olur

 

Aşkı eder ruha gıda

Zikir eder kalbi cila

Tevhide buluben safa

Daim işi tevhid olur

 

Vahşi olup uzlet eden

Halktan hemen nefret eden

Mevlası ile sohpet eden

Daim işi tevhid olur

 

Fakriyle eder iftihar

Aşk oduna daim yanar

Bilmez nedir namusu ar

Daim işi tevhid olur

 

Kuddusinin getti sana

Zikri Hüda dır daima

Âşıkların subhu mesa

Daim işi tevhid olur

* * *


Görerek dost cemalini,

Göçer illallah diyenler

Kalbine tevhid nuru

Saçar illallah diyenler

 

Hak kulların hepisini

Fazl ile yapmış yapısını

Sekiz cennetin kapısını

Açar illallah diyenler

 

Günahı çirkinden yuyup

Yüzü bedir aya dönüp

Kanatlı burağa binip

Uçar illallah diyenler

 

Gündüzü döndürür şebi

Ümmetim der ona nebi

Sıratı yıldırım gibi

Geçer illallah diyenler

 

Düzelt gönül harabını

Ko bu dünyanın şarabını

Dosttan aşkın şarabını

İçer illallah diyenler

 

Yunus cihan değil baki

Mağrur olup olma şaki

Batılın içinden Hak’kı

Seçer illallah diyenler

* * *
Allah’ımın adıdır illallah

Sancağında asılıdır illallah

O Rab’bimin adıdır illallah

Mühüründe basılıdır illallah

 

Okuyalım kuranı illallah

Bir olan adını illallah

Kıymetini bilelim illallah

Yüce Resulullahı HAY

 

Alim olsun haberim illallah

Kur’an olsun rehberim illallah

Ne büyük bir mucize illallah

Bu Kur’an peygamberim HAY

 

Daim durma zikreyle illallah

Kuran ile gir kabre illallah

Herkes cevap verecek illallah

Münkir ile Nekir’e HAY

 

Her an düşünüyorum illallah

Sırat’ın korkusunu illallah

Kur-an’dan alıyorum illallah

Cennet’in kokusunu HAY

* * *
Aşkınla çak olsa bu ten

Yine ben illallah direm

Yansa kül olsa bu beden

Yine ben illallah direm

 

Eğer beni yandırsalar

Külüm göğe savursalar

Her azamı ayırsalar

Yine ben illallah direm

 

Bağrımda bitse başlarım

Çeşmimde aksa yaşlarım

Ahü zar olsa işlerim

Yine ben illallah direm

 

Seyyid Nizam oğlu bile

Ceddiyle haşrolsa bile

Mümin muvahhidler ile

Yine ben illallah direm

* * *
Allah diye diye deryaya daldım

Aradım deryayı kalbimde buldum

Çok günah işledim ben pişman oldum

Gel Allah’a yürü yol kapanmadan

Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan

Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan

 

Allah diye diye kalbini coştur

Allah demek kardeş ne güzel, hoştur

Aldanma dünyaya hepsi de boştur

Gel Allah’a yürü yol kapanmadan

Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan

Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan

 

Allah diye diye yanıyor içim

Gençlik elden gitti ağardı saçım

Çok günah işledim bağışla suçum

Gel Allah’a yürü yol kapanmadan

Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan

Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan

 

Neyi aldın neye güvendin?

Şeytana uydun geride kaldın

Güzel Allah’tan ne tez usandın?

Gel Allah’a yürü yol kapanmadan

Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan

Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan

 

Yüce Hak’ka karşı olur mu böyle?

Geride kalmışsın doğruyu söyle

Gel mü’min kardeşim tövbeler eyle

Gel Allah’a yürü yol kapanmadan

Gel Allah’a yalvar göz kapanmadan

Zikreyle Mevla’yı dilin durmadan

 * * *
Mevlam bana ver aşkını

Hayranın olayım senin

Bülbül gibi gülşeninde

Nalanın olayım senin

 

Yandır beni yandır beni

Aşk meyinden kandır beni

Sarhoş edip döndür beni

Mestanın olayım senin

 

Yar eyle beni yarına

Koyma bugünü yarına

Yak beni aşkın narına

Pervanen olayım senin

(Suzanın olayım senin)

 

Gönül kuşun sana uçur

Aşk meyinden daim içir

Bu tacı hırkadan geçir

Üryanın olayım senin

 

Seyyid Nizamoğlu Hoca

Ayırma kendinden yüce

Gerek gündüz gerek gece

Mihmanın olayım senin

* * *
Aşkınla yak kül et beni

Tek bulayım Mevlam seni

Çiğnet yüzüm yol et beni

Tek bulayım Mevlam seni

 

Nuh gibi dövdür ellere

Emreyle sövdür dillere

Düşürüp uzak yollara

Tek bulayım Mevlam seni

 

İbrahim’im nar et yerim

Musa gibi Tur et yerim

İsa gibi dar et yerim

Tek bulayım Mevlam seni

 

Yusuf gibi caha düşür

Yakup gibi ağlat taşır

Aşkını başımdan aşır

Tek bulayım Mevlam seni

 

Biçtir beni Çerciş gibi

Yutsun balık Yunus gibi

Ahınla yak Koknus gibi

Tek bulayım Mevlam seni

 

İki cihanın güneşi

Bağladı bağrına taşı

Akıtıp gözünden yaşı

Tek bulayım Mevlam seni

 

Seyyid Nizamoğlu medet

Lütfuna hiç yoktur adet

Dile şifa ver dile dert

Tek bulayım mevlam seni

* * *
Affet isyanım benim,

Halim yaman Allah’ım

Ref et nisyanım benim

Medet aman Allah’ım

Halim yaman Sultanım

 

Defterim dolu siyah

Amelim tekmil günah

Sensin kuluna penah

Medet aman Allah’ım

Halim yaman Sultanım

 

Affına güvenirim

Kapında dilenirim

Kovsan yine gitmezem

Medet aman Allah’ım

Halim yaman Sultanım

 

Ben bir yüzü karayım

Sana nasıl varayım

Ya kime yalvarayım

Medet aman Allah’ım

Halim yaman Sultanım

 

Ömrümü ettim heder

Mücrimim halim beter

Bana kulum de yeter

Medet aman Allah’ım

Halim yaman Sultanım

 

Ümmet et Habibine

Gönüller tabibine

Rehmeyle garibine

Medet aman Allah’ım

Halim yaman Sultanım

 

LA TAKNATU buyurdun

Rahmetinle doyurdun

Kullarına duyurdun

Medet aman Allah’ım

Halim yaman Sultanım

 

Aşki’yi azad eyle

Cemalinle şad eyle

Kulum diye yad eyle

Medet aman Allah’ım

Halim yaman Sultanım

* * *
Aşıkı yezdan, der Allah Allah

Talibi irfan der Allah Allah

İnsi Cin daim, kullukta kaim

Vahşi behayim, der Allah Allah

 

Nemlu Tüyur hem, zikreder Hudem

Natıkı ebsem, der Allah Allah

Yerler felekler, cümle melekler

Suda samekler, der Allah Allah

 

Ziruh cemadat, eyler ibadat

Cümle mahlukat, der Allah Allah

Allah di ey yar, her zaman her yar

Müştaki didar, der Allah Allah

 

Her derde derman, zikri hak ey can

İsteyen Rıdvan, der Allah Allah

İt hemen tekrar, bu ismi ey yar

Saliki Cabbar, der Allah Allah

 

Zikreyle Aşık, ol vasla layık

Talibi sadık, der Allah Allah

Gel yan bu nara, git gir digare

Arayan çare, der Allah Allah

Olma Kuddusi, bu ismi nasi

Hak aşinası der Allah Allah.

* * *
Aşıkı didar,

Allah Allah de

Dağılsın keder,

Allah Allah de

 

Dünyaya dalma,

Ölmüyom sanma

Gece uyuma,

Allah Allah de

 

Dağ ile taşta,

Kuru ile yaşta

Çağır her işte,

Hemen Allah de

 

Artır vermeni,

Söyle derdini

Terket yurdunu,

Güven Allah de

 

Haksızlık etme,

Kem yola gitme

Allah’ı unutma,

Güven Allah de

 

Dilin durmadan,

Rab’bin sormadan

Kabre girmeden,

İnan, Allah de.

* * *
Bihamdilillah derim Allah

Alup aklımı fikrullah

Hamdilillah derem Allah

Alup aklımı fikrullah

Salâtullah, selâmullah

Aleyke ya Resulullah

 

Dilimde zatın esması

Bana üns oldu zikrullah

Salâtullah, selâmullah

Aleyke ya Resulullah

 

Ben ol pervaneyim

Cemalin şemine yandım

Yanuben küllü kül oldum

Beni mahvetti aşkullah

Salâtullah, selâmullah

Aleyke ya Resulullah

 

Bu tevhidden murad ancak

Cemali zata ermektir

Görünen kendi  zatıdır

Değildir sanmaki gayrullah

Salâtullah, selâmullah

Aleyke ya Resulullah

 

Gönül ayinesin sofi

Eğer kılar isen safi

Açılır sana bir kapı

Ayan olur cemalullah

Salâtullah, selâmullah

Aleyke ya Resulullah

 

Şemsi Tebriz bunu bilir

Ehad kalmaz fena bulur

Bu alem küllü mahvolur

Hemen baki kalır Allah

Salâtullah, selâmullah

Aleyke ya Resulullah

* * *
Şol Cennetin ırmakları

Akar Allah deyu deyu

Çıkmış İslam bülbülleri

Öter Allah deyu deyu

 

Salınır Tuba dalları

Kuran okur hem dilleri

Cennet bağının gülleri

Kokar Allah deyu deyu

 

Kimler yiyip kimler içer

Hep melekler rahmet saçar

İdris nebi hulle biçer

Subhan Allah deyu deyu

 

Ol Allahın melekleri

Daim tesbihte dilleri

Cennet bağı çiçekleri

Kokar Allah deyu deyu

 

Altındandır direkleri

Gümüştendir yaprakları

Uzandıkça budakları

Biter Allah deyu deyu

 

Aydan aydındır yüzleri

Şekerden tatlı sözleri

Cennet’te huri kızları

Gezer Allah deyu deyu

 

Hakka aşık olan kişi

Akar gözlerinin yaşı

Pür nur olur içi dışı

Söyler Allah deyu deyu

 

 

Ne dilersen Hak’tan dile

Kılavuzla gir bu yola

Bülbül aşık olmuş güle

Öter Allah deyu deyu

 

Açıldı gökler kapısı

Rahmetle dolu hepisi

Sekiz Cennet’in kapısı

Açar Allah deyu deyu

 

Yunus Emre var yarına

Koma bu günü yarına

Yarın Hak’kın divanına

Varam Allah deyu deyu

* * *


Ey Allah’ım beni senden ayırma

Beni senin didarından ayırma

 

Seni sevmek benim dinim imanım

İlahi dini imandan ayırma

 

Sararıben solup döndüm hazana

İlahi hazanımı daldan ayırma

 

Şeyhim güldür ben anın yaprağıyam

İlahi yaprağı gülden ayırma

 

Ben ol dost bahçesinin bülbülüyem

İlahi bülbülü gülden ayırma

 

Balığın canı suda dediler

İlahi balığı gölden ayırma

 

Eşrefoğlu senin kemter kulundur

İlahi kulunu Sen’den ayırma

* * *
Ezelden aşkınla Allah

Ben yane geldim

Cemalin şem’ine Allah

Pervane geldim

 

Koy beni yatayım Allah

Şeyh eşiğinde

Şu tatlı canımı Allah

Kurbane geldim

 

Nefsin kal’asını Allah

Tevhiddir yıkan

Esma kuvveti ile Allah

Meydane geldim

 

Aşıkların didarın Allah

Gördüm düşümde

Kalmadı takadım Allah

Divane geldim

 

Şemsi Tebrizinin Allah

Tablın kurmuşlar

Şeyhim himmetiyle Allah

Meydane geldim

 

* * *

 

Allah diyelim daim

Mevlam görelim neyler

Yolda duralım daim

Mevlam görelim neyler

 

Sen sanmadığın yerde

Şayet açıla perde

Derman erişe derde

Mevlam görelim neyler

 

Gündüz olalım saim

Gece olalım kaim

Allah diyelim daim

Mevlam görelim neyler

 

Netti bu Yunus netti

Bir doğru yola gitti

Bir şeyh eteğin tuttu

Mevlam görelim neyler

 

* * *


Ne zaman anarsam seni

Kararım kalmaz Allah’ım.

Senden gayrı gözüm yaşın

Kimseler silmez Allah’ım.

 

Sen yarattın cismü canı

Sen yarattın bu cihanı

Mülk senindir kerem kânı

Kimsenin olmaz Allah’ım

 

Açılır bağı bostanın

Okunur dilden destanın

Senin baktığın gülistanın

Gülleri solmaz Allah’ım

 

Sensin ismi Bâkî olan

Sensin dillerde okunan

Senin aşkına dokunan

Kendini bilmez Allah’ım.

 

Aşkın bahrına dalmayan

Canını feda kılmayan

Senin cemalin görmeyen

Ebedi gülmez Allah’ım

 

Zar olur aşıkın işi

Durmaz akar gözü yaşı

Senden ayrı düşen kişi

Didarı görmez Allah’ım

 

Âşık Yunus seni ister

Lutfeyle cemalin göster

Cemalin gören âşıklar

Ebedi ölmez Allah’ım.

* * *
Cana cefa kıl ya vefa,

Kahrın da hoş, lutfun da hoş

Ya derd gönder ya deva,

Kahrında hoş, lutfun da hoş.

 

Hoştur bana senden gelen

Ya gonca gül yahut diken

Ya bir hilal yahut kefen

Lutfun da hoş, kahrın da hoş!

 

Gelse cemalinden vefa

Yahut celalinden cefa

İkisi de cana safa

Lutfun da hoş, kahrın da hoş!

 

Ger bağ-u ger bostan ola.

Ger bendü ger zindan ola,

Ger vasl-ü ger hicran ola,

Kahrın da hoş, lutfun da hoş.

 

Gerek ağlat gerek güldür

Gerek yaşat gerek öldür

Aşık Yunus sana kuldur

Lutfun da hoş, kahrın da hoş!

 

Ey padişah-ı lemyezel

Ey kadir ü Hayyü ezel

Ey lutfu çok, kahrı güzel

Lutfun da hoş, kahrın da hoş!

 

Ağlatırsın zarı zarı

Eğer göstermezsen yarı

Layık görür isen narı

Narın da hoş, nurun da hoş!

* * *


Alma tenden canımı

Aman Allah’ım aman

Görmeden cananımı

Aman Allah’ım aman

 

Bir kez yüzün göreyim

Payine yüz süreyim

Canım anda vereyim

Aman Allah’ım aman

 

Ahım göğe çıkmasın

Felekleri yıkmasın

Melekleri yakmasın

Aman Allah’ım aman

 

Zar eyleme işimi

Zehreyleme aşımı

Dökme kanlı yaşımı

Aman Allah’ım aman

 

Aşıkım Muhammed’e

Ol Resüli emcede

Koyma beni hasrete

Aman Allah’ım aman

 

Yunus canın şükrane

Kurban etsin canane

Atma daim hicrane

Aman Allah’ım aman

* * *
Yandım Yakıldım ben nar-ı aşka,

Andelib oldum gülzarı aşka

 

Allah-u Allah Allah-u Allah

Allah-u Allah Allah-u Allah

 

Bezmi elesten mest olup geldim

Ben bende doldum hünkara geldim.

 

Hizmeti şeyhe kulluk ede gör

Mahrem olursun esrarı aşka

 

Evvel aldandım pek kolay sandım

Yandıkça yandım men narı aşka

 

Enel hak sırrın çün bildim ayan

Mansur olursun perdarı aşka

 

Nice Süleyman geldi cihane

Ben Süleymanım serdarı aşka.

* * *
Hannan Allah Mennan Allah,

Her dertlere derman Allah

Salatullah Selamullah

Aleyke Ya Rasulallah

 

Ey Allah’ım sana sundum elimi

Bizi ol dost Muhammed’den ayırma

Gayrı kime arz edeyim halimi

Bizi ol dost Muhammed’den ayırma

 

Evliya Enbiya çıkar köşküne

Mest olurlar amberine miskine

İmam-ı Hüsey’nin demi aşkına

Bizi ol dost Muhammed’den ayırma

 

Hannan Allah Mennan Allah

Her dertlere derman Allah

Salatullah selamullah

Aleyke Ya Rasulallah

* * *
Can-ü gönülden seversen,

Yalvar kul Allah’a yalvar.

Maksuda ermek istersen,

Yalvar kul Allah’a yalvar

 

Yalvara gör hep yalvara,

Varmayasın yüzü kara,

Ümmet isen Peygamber’e,

Yalvar kul Allah’a yalvar.

 

Geceler uykudan uyan,

Gizli sırlar olsun ayan.

Mahrum olmaz Allah diyen,

Yalvar kul Allah’a yalvar.

 

Tanı sen kendini tanı,

Niçün yarattı Hak seni,

Düşünüben hatimeni,

Yalvar kul Allah’a yalvar.

 

Yunus zikredip Hak deyü

Yürü maksudun dileyu,

İnileyu, hem ağlayu,

Yalvar kul Allah’a yalvar

* * *
Bunca yıldır bir hiçliğe

Gittim sana geliyorum

Yeter artık döne döne

Bıktım sana geliyorum

 

Durdum ve düşündüm hemin

Baktım bu yol daha emin

Ayrılmamaya bin yemin

Ettim sana geliyorum

 

Gözüm yaşlı gönlüm garip

Yalvarayım dedim varıp

Benliği benden çıkarıp

Attım sana geliyorum

 

Aşk tokmağı değdi örse

Durmam gayri dünya dursa

Dünden kalma neyim varsa

Sattım sana geliyorum

 

Bıraktım öfkeyi kini

Oldum bir rahmet ekini

Seni sevmenin zevkini

Tattım sana geliyorum

* * *
Mevlam sana ersem diye,

Aşka düşen pervaneyim

Cemalini görsem diye

Aşka düşen pervaneyim

 

Derdinle ağlar inlerim

Aşka düşer hep inlerim

Bülbül şakır ben dinlerim

Aşka düşen pervaneyim

 

Gözyaşlarım durmaz akar

Seller gibi ağlar coşar

Vuslat ümidiyle yaşar

Aşka düşen pervaneyim

 

Kevni temaşa eylerim

Nevayı aşkı söylerim

Sensiz cihanı neylerim

Aşka düşen pervaneyim

* * *
Durmaz yanar vücudum Allah,

Bizleri de mahrum eyleme Allah

Sensin benim maksudum Allah

Bizleri de mahrum eyleme Allah

 

Gül bülbülün ormanı Allah

Ver derdime dermanı Allah

Şükür erdik bugüne Allah

Bizleri de mahrum eyleme Allah

 

Halas eyle narından Allah

Ayırma didarından Allah

Cennet’te cemalinden Allah

Bizleri de mahrum eyleme Allah

 

Kandiller yana yana Allah

Dervişler döne döne Allah

Son nefeste imanından Allah

Bizleri de mahrum eyleme Allah

* * *
Gelin Allah Diyelim,

Kalpten pası  silelim

Alemler seyredelim

Allah Allah dedikçe

 

Nerde tehvid çekilir

Melekler saf saf gelir

Hepsi tekbir getirir

Allah Allah dedikçe

 

Zikr-i Hak’ka başlandı

İsm-i Celal hızlandı

Arş-ı ala sallandı

Allah Allah dedikçe

 

Gönüller şadan olur

Kaygudan azad olur

Can mülke abad olur

Allah Allah dedikçe

 

Bağlı kapı açılır

Hak batıldan seçilir

Gizli sırlar açılır

Allah Allah dedikçe.

 

Gafil olma Naciya

Hak’kı zikret daima,

Seni zikreder Hüda,

Allah Allah dedikçe.

* * *
Bilirim bende sensin Allah’ım,

Can ile tende sensin Allah’ım

Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan

Geç günahımdan aman Allah’ım

 

Bulmuşum Canan, olmuşum şâdan

Ben derim her an, sensin Allah’ım

Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan

Geç günahımdan aman Allah’ım

 

Mahvedip teni, bulmuşum seni

Demezem kani, Ey Gani Sübhan

Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan

Geç günahımdan aman Allah’ım

 

Terk edip varı buldum didarı

Bes budur karı, sensin Allah’ım

Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan

Geç günahımdan aman Allah’ım

 

Sezai’den bak, zahir oldu Hak

Söz budur el Hak, sensin Allah’ım

Ey dertlere derman, Ey Gani Sübhan

Geç günahımdan aman Allah’ım

* * *
Sarıçiçek hazan olur,

Allah! diyen güzel olur

Aşk ile Allah! diyenin

Günahları gazel olur.

 

Aman Hay! demeye geldim

Hu! deyip dönmeye geldim

Meramımda Hu! demek var

Cemalin görmeye geldim.

Meramımda Hu! demek var

Şeyhimi görmeye geldim.

 

Sular Allah! diye akar

Aşık olan ona bakar

Melekler hep yıkar yapar

Sabahın seher vaktinde.

 

Odasında nurdan divan

O divana olsam revan

Üstündeki şeyhim sultan

Allah Hu! demeye geldim

 

Sofraları ıldır ışık

Ellerinde nurdan kaşık

Ben olmuşum Hak’ka aşık

Allah Hu! demeye geldim

 

Akan sular durulur mu?

Allah! diyen yorulur mu?

Yara Muhammed yarası

Buna merhem vurulur mu?

* * *


Dağlar ile taşlar ile

Çağırayım Mevlam seni

Seherlerde kuşlar ile

Çağırayım Mevlam seni

 

Su dibinde mahi ile

Sahralarda ahu ile

Abdal olup Ya Hu! ile

Çağırayım Mevlam seni

 

Gökyüzünde İsa ile

Tur Dağı’nda Musa ile

Elindeki asa ile

Çağırayım Mevlam seni

 

Derdi büyük Eyyüb ile

Gözü yaşlı Yakub ile

Ol Muhammed mahbub ile

Çağırayım Mevlam seni

 

Bilmişim dünya halini

Terk ettim kıylü kalini

Baş açık ayak yalını

Çağırayım Mevlam seni

 

Yunus okur diller ile

Kumrular bülbüller ile

Hak’kı seven kullar ile

Çağırayım Mevlam seni

* * *
Ömrün bitirmiş viranemiyem

Aklın yitirmiş divanemiyem

 

Allahu Allah Allahu Allah

Allahu Allah Allahu Allah

 

Kanat vururum, döner dururum

Yanar kururum, pervanemiyem

 

Yaşlı gözlerim, tutmaz dizlerim

Yolun izlerim, mestanemiyem

 

Aşkınla yanan, kalbi tutuşan

Yoluna koşan Geylanemiyem

 

Fırında pişen, piştikçe coşan

Aşka kavuşan, Mevlanemiyem

 

Aşkî can feda, olsa ne fayda

Aşk oku yayda, kemanemiyem

* * *
Aşık oldum ben Allah’ın adına

Doyamadım lezzetine tadına

Şimdi girdim erenler meydanına

Bana Allah gerek cihan karetmez

Benim gönlüm didar ister, eylenmez

 

Derviş oldum gezdim dağ ile taşı

Irmak oldu aktı gözümün yaşı

Terk eyledim anne, baba, kardaşı,

Bana Allah gerek cihan karetmez

Benim gönlüm didar ister, eylenmez

 

Allah Allah deyup her dem yanarım

Allah’ı andıkça kalmaz kararım

Bir oda düşmüşüm daim yanarım

Bana Allah gerek cihan karetmez

Benim gönlüm didar ister, eylenmez

 

Bilmez misin Yunus Emre halini

Gece gündüz zikreyler cemalini

Görebilsem Allah’ın didarını

Bana Allah gerek cihan karetmez

Benim gönlüm didar ister, eylenmez

* * *
Cümle âlemi yaradan

Kaldır perdeyi aradan

Binbir ismin hürmetine

Göster cemalin yaradan

 

İzin ver biz de uçalım

Fani dünyadan göçelim

Cennet’te cemal görelim

Kaldır perdeyi aradan

Göster cemalin yaradan

 

Estir bizi yeller gibi

Coştur akan seller gibi

Azat olmuş kullar gibi

Göster didarın yaradan

Kaldır perdeyi aradan

 

Sensin evvel sensin ahir

Aşkın bize oldu zahir

Ya lütfeyle ya da öldür

Kaldır perdeyi aradan

Ya lütfeyle ya da öldür

Göster cemalin yaradan

* * *
Ya Rab haberin nerden alayım,

Bir kamil mürşide varayım

Hak’kın yoluna kurban olayım

Bir anda sabah olmaz ebeda

Gözüme uyku girmez ebeda

Gönlüm tesseli bulmaz ebeda

 

Gönül kuşunu eyleyemedim

Dünya’ya mesken bağlayamadım

Yandı yüreğim ağlayamadım

Bir anda sabah olmaz ebeda

Gözüme uyku girnez ebeda

Gönlüm tesseli bulmaz ebeda

 

Tazedir solmaz Hak’kın gülleri

Mestane gezer saadet kulları

Gayet incedir Hak’kın yolları

Bir anda sabah olmaz ebeda

Gözüme uyku girmez ebeda

Gönlüm tesseli bulmaz ebeda

 

Ya Rab Errahim Ey lütfü Kerim

Yoluna kurban canım var benim

Ya Rab sen varken kime gideyim

Bir anda sabah olmaz ebeda

Gözüme uyku girmez ebeda

Gönlüm tesseli bulmaz ebeda

* * *
Tecelli-i cemal ister,

Gönül eğlenmez aldanmaz,

Teselli-yi visal ister,

Gönül eğlenmez aldanmaz.

 

Siva savmunu kim tuttu,

Visalin aydına yetti,

Cemalin vasfını eşitti,

Gönül eğlenmez aldanmaz.

 

Cihanı gezsem sert eser,

Görünmez anda bahr-i ber,

Meğer ya Rab seni özler

Gönül eğlenmez aldanmaz.

 

Ne dünyada, ne ukbada,

Gönül bir özge sevdada,

Dem be dem fikri Mevla’da,

Gönül eğlenmez aldanmaz.

* * *
Sabahtan yüzümü yere,

Sürem Allah Allah deyu

El bağlayıp divanına

Duram Allah Allah deyu

 

Aksın gözlerimin yaşı

Çalayım bağrıma taşı

Postumu kıbleye karşı

Serem Allah Allah deyu

 

Yine dilim bülbül olmuş

Yine dağlar sümbül olmuş

Aşk ile yanıp kül olmuş

Kerem Allah Allah deyu

 

Sakla Ya Rab imanımı

Okusunlar divanımı

Son nefeste bu canımı

Verem Allah Allah deyu

 

Aşıkların yollarını

Severem hep dillerini

Aşk bağının güllerini

Derem Allah Allah deyu

 

Nazarımız Yusuf ola

Ey ruhsati gir bu yola

İnşallah kendini bile

Görem Allah Allah deyu

* * *
Hemen Allah diyor âşık kulların,

Gayet ince gider senin yolların

Kırıldı kanadım kaldı kollarım

İlle cemalini göster ya Rabbi

Aman cemalini göster Allah’ım

 

Bülbüle baktım da dertlice öter

Bu aşkın tütünü tepemde tüter

Coşkun sular gibi çağlattın yeter

 

Günahıma baktım da ben de yoruldum

Coşkun sular gibi aktım duruldum

Rahat döşeğime ben de koyuldum

 

Günahıma baktım da yüceden yüce

Ne gündüzüm belli ne gecem gece

Binbir ayak bir araya gelince

 

Teneşirde yıkanıyor bu tenim

Yakasız gömleği giydi bedenim

Tükendi kuvvetim bu çarelerim

 

Tabutum giderken dostlarım ağlar

Ayrılık hasreti ciğerim dağlar

Sana âşık olan dünyayı neyler

 

Allah Allah diye diye ağlarım

Aşk ateşiyle ciğerim dağlarım

Cennet bir boş evdir anı neylerim

 

Üzerime sapmaları dizerler

Başucuma baş taşımı dikerler

Kabrimin üstüne suyu serperler

İlle cemalini göster Ya Rabbi

Aman cemalini göster Allah’ım

* * *


Güller sünbüller

Yanık gönüller

Divane diller

Mevlayı özler

 

Hu diyen canlar

Canda cananlar

Aşkla yananlar

Mevlayı özler.

 

Pervane nare

Deme ağyare

Mest olan yare

Mevlayı özler

 

Emin ver bana

Niyazım sana

Yüreğim yana

Mevlayı özler

 

Zikreden zakir

Şükreden şakir

Aşkı bu fakir

Mevlayı özler

* * *


Deyyan Allah!, Mennan Allah!

Settar Allah!, Gaffar Allah!

Allah Allah!, Halim Allah!

Affeyle Ya Kerim Allah!

 

El açanlar mahrum kalmaz

Kerem eyle Kerim Allah!

Sığınanlar mahzun olmaz

Rahmeyle Ya Rahim Allah!

 

Anımayan günahkârım

Cürmü hata oldu karım

Bağışlar elbet hünkârım

Affıyla Ya Halim Allah!

 

Kum dayanmaz gazabına

Sabredemez azabına

Dehanet eyler bağıma

Affeyle Ya Halim Allah!

 

Zatındadır bütün kemal

Hüküm senin Ya Zel Celal!

Tüm tecelli göster cemal

Vasfeyle Ya Hâkim Allah!

 

Âşık kulun boynun büker

Huzurunda yaşlar döker

Dergâhına gözün döker

Rahmeyle Ya Kerim Allah!

* * *


Bu aklı fikriyle Mevla bulunmaz

Bu ne yâredir ki merhem bulunmaz

 

Kamunun derdine derman bulunur

Şu benim derdime derman bulunmaz

 

Aşkın pazarında canlar satılır

Satarım canımı alan bulunmaz

 

Deryalar içinde susuz gezerim

Beni kandıracak umman bulunmaz

 

Yusuf’um kayboldu Kenan ilinde

Yusuf’um bulundu Kenan bulunmaz

 

Yunus öldü deyu sala verirler

Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez

* * *


Kulların oda yakma,

Kerem eyle Ya Mevla!

Noksanımıza bakma,

Kerem eyle Ya Mevla!

 

Bizler taksirli kuldur,

İhsanın ile doldur

Senin rahmetin boldur,

Kerem eyle Ya Mevla!

 

Yoluna Tevfik eyle,

Fazlını refik eyle

Rahmete garkeyle,

Kerem eyle Ya Mevla!

 

Çünkü insan eyledin,

Ehli iman eyledin

Bunca ihsan eyledin,

Kerem eyle Ya Mevla!

 

Dertli aşıklar için,

Yolda sadıklar için

Bağrı yanıklar için,

Kerem eyle Ya Mevla!

 

Kutbu evliya için,

Sadrı esfiya için

Fahri enbiya için,

Kerem eyle Ya Mevla!

 

Daim sebatın için,

Bunca sıfatın için

Şol güzel zatın için,

Kerem eyle Ya Mevla!

  

Hâlimize alimsin,

Avf edersin ekremsin

Anamızdan ehramsın,

Kerem eyle yâ Mevlâ

 

Tutalım kul leîmdir

Efendisi kerimdir

Adın rahmân rahimdir

Kerem eyle yâ Mevlâ

 

İhsânını tesnîm et

Gufranını ta’mîm et

Yollarını ta’lim et

Kerem eyle yâ Mevlâ

 

Hüdai’ye ihsan et,

Rahmet ile gufran et

Her işini asan et,

Kerem eyle Ya Mevla!

* * *
İlahi cennet evine

Girenlerden eyle bizi

Yarın anda cemalini

Görenlerden eyle bizi

 

Mahşerde halk ola hayran,

Çok yürekler ola püryan,

Arşın gölgesinde seyran,

Edenlerden eyle bizi.

 

Bu dünyanın bekası yok

Ya aç olmuş, ya da tok;

Terazide sevabı çok,

Gelenlerden eyle bizi.

 

Bakma dünyanın varına,

Sarfet varın Hak yoluna,

Beratını sağ eline

Alanlardan eyle bizi.

 

Ya Vahidü ferd-üs Samed,

İhsanına yoktur aded

Firedevs bahçesinde ebed

Kalanlardan eyle bizi

 

Emanetler aman ile

Kalır gider zaman ile

Ahir demde iman ile

Gidenlerden eyle bizi.

 

Şu dünyanın cefası çok,

Kimi aç gezer, kimi tok

Ol mizanda sevabı çok

Gelenlerde eyle bizi

 

Müminlere rahmet ola,

Münafıklar mahrum kala

Yunus der ki doğru yola

Gidenlerden eyle bizi

* * *


Al bak sana bir dua

Oku soluk soluğa

Doysun kalbin huzura

Daim Allah de Allah

 

Okurken ve yazarken

Sağa sola bakarken

Güzel ömür akarken

Daim Allah de Allah

 

Bu dünyanın sonu yok

Şu kafana iyi sok

Sabah akşam hem de çok

Daim Allah de Allah

 

Ağla hergün zari zar

Sanki başka neyin var

Edeceksin küllü kar

Daim Allah de Allah

 

Gönüllere bir ışık

Gece gündüz karışık

Dilin olsun alışık

Daim Allah de Allah

 

Allah diyen yorulmaz

Çürüyüp toprak olmaz

Bu iş ihmale gelmez

Daim Allah de Allah

 

Ahmetsani Allah de

Gecede ve gündüzde

Kış, bahar, yaz ve güzde

Daim Allah de Allah

* * *


Seher vakti bülbüller

Ne de güzel öterler

Açınca tüm çiçekler

Birlikte zikrederler

 

Aman Allah illallah

Dertlere derman Allah

Gönüle şifa veren

Lâ ilâhe illallah

 

Akşam olur giderler

Boyun büker çiçekler

Kim bilir ne söylerler

Feryat eder bülbüller

 

Onlarda bütün dertler

Yine de şükrederler

Salât selâm söylerler

Hep menzile ererler

 

Sen Allah’ı seversen

Allah seni sevmez mi

Emrince hizmet etsen

Hak ecrini vermez mi

 

Sen rıza kapısında

Aman Allah’ım dersen

O âlemler sultanı

Lebbeyk kulum demez mi

 

Âşık Yûnus ne söyler

Söyler de kim dinler

Bu yollar Hak’ka gider

Gidenler rahat eder

* * *


Ey âşık-ı sadıklar

Gelin Allah diyelim

Bezm-i Hak’ka layıklar

Gelin Allah diyelim.

 

Subhanallah, sultân Allah

Her dertlere derman Allah

 

Varalım doğru râha

Yüz sürelim dergâha

Yalvaralım Allah’a

Gelin Allah diyelim

 

Subhanallah, sultân Allah

Her dertlere derman Allah

 

Yolunda can verelim

Lutfu Hak’ka erelim

Cemâlini görelim

Gelin Allah diyelim

 

Subhanallah, sultân Allah

Her dertlere derman Allah

 

Bu gözlere nur verir

Gönüle sürür verir

Ne dilersen er görür

Gelin Allah diyelim

 

Subhanallah, sultân Allah

Her dertlere derman Allah

 

Dinle derviş hikmeti

Tutun farzı sünneti

Ey Muhammed ümmeti

Gelin Allah diyelim.

* * *


Ey aşıkı dildade

Gel nuş edelim bade

Bir bade gerek amma

Kim içile me’ vade

 

Can Allah Canan Allah

Canlar sana kurban Allah

Hay kalbim zikrullah

La ilahe illallah

Muhammedur-Resulullah

 

Sakisi ola Mevla

Ak dahi anın esma

Bir kez nüş eden kat-a

Gam görmeye dünyada

 

Bir kez içen aşıktır

Aşkında ol sadıktır

Aşk ona hem layıktır

Mecnun ile Ferhad’a

 

Ol came olan talip

Can ile ola ragıp

Nefsine ola galip

Dil bağlaya üstade

 

Nuş eyleyen ol camdan

Subhu ne bile şamdan

Talimi cünün eyler

Mecnun ile Ferhad’a

 

İşit bu Sezai’den

Ne gördü fenaiden

Dost vechini gösterdi

Mir’at-ı mücellada

* * *


Maksut cihana gelmekten

Kişi rabbin bilmek imiş

Rabbini bilmekten murat

Evliyasın bulmak imiş

 

Onun ile olur devlet

Onu beyan kılar ayet

Hak’ka yalvarmaktan murat

Gerçeğe yol varmak imiş

 

Bulmak değil imiş bilmek,

Bilmek değil imiş, bulmak

Evliyaya gönül vermek

Rengine boyanmak imiş

 

Bunlardır Hak’kı bilen

Gayrısı yalandır yalan

Dervişlikten murat olan

Külliyen yok olmak imiş

 

Kaygusuz aşk pervanesi

Oldu Hak’kın divanesi

Ehl’i aşkın sermayesi

Aşk od-una yanmak imiş

 

* * *

Neyleyeyim dünyayı,

Bana Allah’ım gerek,

Gerekmez masivayı,

Bana Allah’ım gerek,

 

Ehli dünya dünyada,

Ehl-i ukba ukbada,

Her biri bir sevdada,

Bana Allah’ım gerek,

 

Dertli dermanın ister,

Kullar, sultanın ister,

Aşık cananın ister,

Bana Allah’ım gerek,

 

Fani devlet gerekmez

Dürr ü ziynet gerekmez

Haksız cennet gerekmez

Bana Allah’ım gerek,

 

Mecnun ister Leyla’yı

Vamık özler Azra’yı

Nidem gayrı sevdayı

Bana Allah’ım gerek,

 

Bülbül güle karşı zar,

Pervaneyi yakmış nar,

Her kulun bir derdi var,

Bana Allah’ım gerek,

 

Beyhude hevayı ko,

Hak’kı bulagör Ya Hu!

Hudai’nin sözü bu,

Bana Allah’ım gerek.

* * *


Gönül birden karar etmez,

Mevlamı arar gezerim

Ona teselli kar etmez

Mevlamı arar gezerim

 

Yeni düştüm ben bu derde

Sevda yeli eser serde

Gezip oturduğum yerde

Mevlamı arar gezerim

 

Seherlerde esen yelde

Hem sahrada hem çölde

İhvanda şeyhimde pirimde

Mevlamı arar gezerim

 

Seherlerde esen yelde

Zar eden şol bülbüllerde

Elvan çeşit açan gülde

Mevlamı arar gezerim

 

Hem yazlarda hem kışlarda

Hem dağlarda hem taşlarda

Zikredip öten kuşlarda

Mevlamı arar gezerim

 

Poyrazoğlu acı esme

Hüsrandasın bu gidişte

Rahmetinden ümit kesme

Mevlamı arar gezerim

* * *

 

Allah emrin tutalım

Rahmetine batalım

Bülbül gibi ötelim

Allah Allah Kerim Allah

Rahim Allah Aman Allah

Diyelim Ya Hu

 

Allah adın uludur

Emrin tutan kuludur

Müminlerin yoludur

Allah Allah Kerim Allah

Rahim Allah Aman Allah

Diyelim Ya Hu

 

Allah adı dillerde

Sevgisi gönüllerde

Şol korkulu yerlerde

Allah Allah Kerim Allah

Rahim Allah Aman Allah

Diyelim Ya Hu

 

Ölüp kabre varınca

Münkir Nekir gelince

Rabbin kimdir diyince

Allah Allah Kerim Allah

Rahim Allah Aman Allah

Diyelim Ya Hu

 

Yunus söyler sözünü

Hak’ka bağlar özünü

Görmek ister yüzünü

Allah Allah Kerim Allah

Rahim Allah Aman Allah

Diyelim Ya Hu

* * *


Hu diye Hu diye içtim şerbeti,

Hiç bir tatda bilmem böyle lezzeti

Hu diyen kullara verir cenneti

Ne güzel makamdır HU’nun makamı

Ne güzel safadır HU’nun safası.

 

Hu diye Hu diye döner dervişler

Varalım bakalım neye ermişler

Cenneti alaya bir köşk yapmışlar

Ne güzel makamdır HU’nun makamı

Ne güzel safadır HU’nun safası.

 

Hu diye Hu diye dönesim geldi

Hu’nun yollarında ölesim geldi

Cenneti alaya giresim geldi

Ne güzel makamdır HU’nun makamı

Ne güzel safadır HU’nun safası.

 

Hu diye Hu diye şeyhim geliyor

Şeyhimin yolları nura batıyor

Cenneti alâ’da bir gül kokuyor

Ne güzel makamdır HU’nun makamı

Ne güzel safadır HU’nun safası.

 

Hu diye Hu diye şeyhim bakıyor

Şeyhim dervişlere nazar ediyor

Alemi Lahuttan rahmet yağıyor

Ne güzel makamdır HU’nun makamı

Ne güzel safadır HU’nun safası.

* * *


Mesti hayranım,

Zâri giryanım

Her dem lisanım,

Hu demek ister

 

Gözümden yaşlar,

Akmaya başlar

Cümle kurt kuşlar,

Hu demek ister

 

Pendimi tut gel,

Bir ere ver el

Ölmezden evvel,

Hu demek ister

 

Gece ol kaim,

Gündüz ol saim

Ehli Hak daim,

Hu demek ister

 

Gezme yabanda,

Böyle zamanda

Olmaya ben de,

Hu demek ister

 

İrfan isteyen,

İhsan isteyen

Canan isteyen,

Hu demek ister

 

İnsu melekler,

Yerler felekler

Suda samekler,

Hu demek ister

  

Gayriyi koyan,

Kalbini yuyan

Aşıkım diyen,

Hu demek ister

 

Terket sivayı,

Olma mürayi

Seven Hüda’yı,

Hu demek ister

 

Ol nefse malik,

Olma gıl halık

Sıdkıyla salik,

Hu demek ister.

 

Hu ismi azam,

Hu Hu de hocam

Kuddusî her dem,

Hu demek ister

* * *
Gelin ey âşıklar gelin, Hu Mevlam Hu!

Bu menzil bir uzağa benzer, Hu Mevlam Hu!

 

Nazar kıldım şu dünyaya, Hu Mevlam Hu!

Sanki bir tuzağa benzer, Hu Mevlam Hu!

 

Bir Pirin eteğin tuttum, Hu Mevlam Hu!

Ana beli deyu gittim, Hu Mevlam Hu!

 

Nice yüzbin günah ettim, Hu Mevlam Hu!

Her biri bir dağa benzer, Hu Mevlam Hu!

 

Pirim diyemedim hele, Hu Mevlam Hu!

Varamadım doğru yola, Hu Mevlam Hu!

 

Günahım çok yüzüm kara, Hu Mevlam Hu!

Eller yüzü ağa benzer, Hu Mevlam Hu!

 

Günahım çok başum kaygu, Hu Mevlam Hu!

Terkedemem fena huyu, Hu Mevlam Hu!

 

Cümle âlem benden eyu, Hu Mevlam Hu!

Benden kemter yoğa benzer, Hu Mevlam Hu!

 

Ağlarsan kendine ağla, Hu Mevlam Hu!

Elden fayda yoğa benzer, Hu Mevlam Hu!

 

Çağla derviş Yunus çağla, Hu Mevlam Hu!

Sen özünü Hak’ka bağla, Hu Mevlam Hu!

* * *


Gir sema’a zikrile gel

Yana yane Hu deyu

Er safaya aşka Hak’la

Yana yane Hu deyu

 

Hep erenler öyle

Kaldırdılar can perdesin

Açtılar gözlerin andan

Yana yane Hu deyu

 

Gördüler Hu kaplamış

Hep onsekiz bin âlemi

Feyz alırlar cümle Hu’dan

Yana yane Hu deyu

 

Zatı Hak’kı buldular

Buluştular Hu ile

Dost göründü her tarafta

Yana yane Hu deyu

 

Ey Niyazı gönlüne

Aşıkların hikmet dolar

Küntü Kenzin haznesinden

Yana yane Hu deyu

* * *


Göster cemalin şem-ini

Yansın oda pervaneler

Devlet değil mi aşığa

Şem-ine karşı yaneler

(Hu Can Allah, Hu Can Allah

Canlar sana kurban Allah)

 

Mescid ile medreseyi

Ismarladık zahidlere

Hak’ka ibadet etmeye

Yeter bize viraneler

 

Ey hali pek Rana güzel

Yağmaladın dil mülkini

Pek bağla aşk zincirini

Boşalmasın divaneler

 

Biz meye tövbe etmişiz

Ağyar elinden içmeye

Kudret yedinle sun bize

Dolu dolu peymaneler

 

Cevri cefa etmeğile

Şemsi seni terkeylemez

Seni seven aşıkların

Haşa senden usaneler

 

Derviş olan neyler silah

Hemen daim der zikrullah

Nerde akşam orda sabah

Ya Hay! Ya Hu! der gezerim

 

Daldı gönül bahri gamım

Dembe dem artar kederim

Elde teber başta külah

Nefsim ile cenk ederim

* * *


Ben bu meclislerde hayretler gördüm,

Uyudum uyandım hep ayan gördüm

Habib’in nurunu yanarken gördüm

Ben Hu! demeyince, eylenemem Hu Hu

Allah! demeyince, sabredemem Hu

 

Semada melekler Hu diye döner

El ele vermişler Hak’ka giderler

Habibin nurunu tavaf ederler

Ben Hu! demeyince, eylenemem Hu Hu

Allah! demeyince, sabredemem Hu

 

Bir çeşme yaptırdım mermer taşından

Suyunu akıttım gözüm yaşından

Hiç fayda görmedim dünya işinden

Ben Hu! demeyince, eylenemem Hu Hu

Allah! demeyince, sabredemem Hu

 

Erenlerin piri Veysel Karani

Ebubekir Ömer Osman Hazreti Ali

Onlar peygamberin sevgilileri

Ben Hu demeyince, eylenemem Hu Hu

Allah! demeyince, sabredemem Hu

* * *


Bağı cemale çün erem

Vuslat gülün anda derem

Hak’kın tecellisin görem

Ben Hu derim Ya Hu derim

 

Gecede de gündüzde de

Kasrette de vahdette de

Mahşerde de cennette de

Ben Hu derim Ya Hu derim

 

Cümle vücudun bu mu

Hu ile dolmuştur kamu

Mülk oldu bize çünkü Hu

Ben Hu derim Ya Hu derim

 

Ayrılsa bu cismimden can

Yıkılsa bu kevni mekan

Münkir olursa cihan

Ben Hu derim Ya Hu derim

 

Aşıklar içre olsa sûr

Bu Nuri’ye olsa sürur

Hak’tan tecelli etse nur

Ben Hu derim Ya Hu derim

* * *


Tende canım Canda cananımdır, Allah Hu diyen

Dilde sırrım serde subhanımdır, Allah Hu diyen

 

Desti kudretle yazılmış yüzüne, Ayatı hak

Gönlümün tahtında sultanımdır, Allah Hu diyen

 

Cümle azadan gelir zikri, Enel Hak narası

Cismiçinde zari efkanımdır, Allah Hu diyen

 

Geceler ta subh olunca inletir, Bu dert beni

Derdimin içinde dermanımdır, Allah Hu diyen

 

Yere göğe sığmayan bir mü’minin, Kalbindedir

Katremin içinde ummanımdır, Allah Hu diyen

 

Kisveyi tenden muarra seyreder, Bu gökleri

Çark uran abdalı üryanımdır, Allah Hu diyen

 

Her kişeye kendinden akrep, Olan dost zatıdır

Ey niyazi dilde mihmanımdır, Allah Hu diyen

* * *


Gece gündüz döne döne

İstediğim Hak’tır benim

Allah deyup yane yane

İstediğim Hak’tır benim

 

Yoluna terk edip canı

Akıtıp gözümden kanı

Ah eyleyip dünü günü

İstediğim Hak’tır benim

 

Münkirler aşk halin bilmez

Münafıklar yola gelmez

Ağlar bu gözlerim gülmez

İstediğim Hak’tır benim

 

Ko yanayım kül olayım

Taşkın akan sel olayım

Çiğneneyim yol olayım

İstediğim Hak’tır benim

 

Seyyid Nizamoğlu yürü

Bulagör kendinde yari

İnleyi ben zari zari

İstediğim Hak’tır benim

* * *


Be hey kardaş Hak’kı bulam mı dersin,

Hak’ka yarar amel işlemeyince

Tarikat sırrına erem mi dersin,

Kamil mürşid sana söylemeyince.

 

Özenirsen gardaş, tevhide özen.

Tevhiddir nefsinin kal’asın bozan

Hiç kendi kendine kaynar mı kazan

Çevre yanın ateş eylemeyince.

 

Değme kişi gönül evin düzemez

Hak’kın takdirini kimse bozamaz.

Tarikat ummandır dalıp yüzemez,

Aşkın deryasını boylamayınca.

 

Gönül kuşun uçar gider dolunmaz

Başlı suların ayağı bulunmaz

Elekten eleğe konup elenmez

Değirmene varıp un olmayınca

 

Aşkım galip geldi yüreğim harlar

Aşık olan arı namusu neyler

Behey Yunus sana söyleme derler

Ya ben öleyim mi söylemeyince

* * *


Bilmem nideyim, Allah! Allah!

Aşkın elinden, Hay! Hay!

Kande gideyim, aşkın elinden.

Sallallahu alâ Muhammed!

Sallallahu aleyke Ahmed!

 

Dinle zarımı, Allah! Allah!

Koydum arımı, Hay! Hay!

Verdim serimi, aşkın elinden

Sallallahu alâ Muhammed!

Sallallahu aleyke Ahmed!

 

Meskenim dağlar, Allah! Allah!

Gözyaşım çağlar, Hay! Hay!

Durmaz kan ağlar, aşkın-elinden.

Sallallahu alâ Muhammed!

Sallallahu aleyke Ahmed!

 

Varım vereyim, Allah! Allah!

Kadre ereyim, Hay! Hay!

Üryan olayım, aşkın elinden.

Sallallahu alâ Muhammed!

Sallallahu aleyke Ahmed!

 

Kaddim yay oldu, Allah! Allah!

Bağrım nay oldu, Hay! Hay!

İşim zar oldu, aşkın elinden

Sallallahu alâ Muhammed!

Sallallahu aleyke Ahmed!

 

Yunus’un sözü, Allah! Allah!

Kül olmuş özü, Hay! Hay!

Kan ağlar gözü, aşkın elinden.

Sallallahu alâ Muhammed!

Sallallahu aleyke Ahmed!

* * *


Bağrımdaki biten başlar

Muhammed’in aşkındandır

Bu gözümden akan yaşlar

Muhammed’in aşkındandır

 

Her şamu seher yandığım

Alemlerden usandığım

Çark orup sema döndüğüm

Muhammed’in aşkındandır

 

Ciğerim dağladıklarım

Su gibi çağladıklarım

Her seher ağladıklarım

Muhammed’in aşkındandır

 

Dahledenler devranıma

Ermediler seyranıma

Kıydığım kendi canıma

Muhammed’in aşkındandır

 

Çün oldum ol şahin kulu

Neylerim bu mülkü malı

Halk bana dedi deli

Muhammed’in aşkındandır

 

Aşkın narıyla piştiğim

Deryalar gibi coştuğum                    

Bir şeyh elin yapıştığım

Muhammed’in aşkındandır

 

Görün Seyfullah’ın kastın

Sever ol Allah’ın dostun

Sorarlarsa niçin mestsin

Muhammed’in aşkındandır

* * *


Ey benim fahri cihanım

Kıblegahım Mustafa

Alem içre pek güzelsin

Padişahım Mustafa

 

Ol yüzü kara rakipler

Sana neler dediler

Vallahi yoktu haberim

İftiradır Mustafa

 

Vardım Halil’in köyüne

Hacılar tavaf eder

Kabeye kurban dediler

İşte canım Mustafa

 

Vardım Lokman hekime

O da derman vermedi

Ben bu derdi senden aldım

Hani derman Mustafa

 

O biçare Aşık Ömer

Gülmeyü hep ağladı

Senden şefaat bekleriz

Huzurdayız Mustafa.

* * *


Ey enbiyalar serveri

Ey evliyalar rehberi

Ey insucan peygamberi

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Ya Mustafa! Ya Mücteba!

Ehlen ve Sehlen merhaba

Ahmet Muhammed Mustafa

Ehlen ve Sehlen Merhaba

 

Sen canların cananısın

Dertlilerin dermanısın

Alemlerin sultanısın

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Allahü Ekber şanehu

Sultanehu Subhanehu

Kad caena burhanehu

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Sensin ol mahbubu Hüda

Kılma şefaatten cüda

Ahmet Muhammed Mustafa

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Cümle nebiler geldiler

Payine yüzler sürdüler

Yoluna canlar verdiler

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Derviş Yunus söyler sözü

Dergâhına tutar özü

Severler mahşerde bizi

Ehlen ve sehlen merhaba

* * *


Gül yüzünü rüyamızda

Görelim Ya Resulallah

Gül bahçene dünyamızda

Girelim Ya Resulallah

 

Sensin gönüller sultanı

Getirdin yüce Kur’anı

Uğruna tendeki canı

Verelim Ya Resulallah

 

Aşkınla yaşarır gözler

Hasretinle yanar özler

Mübarek ravzana yüzler

Sürelim Ya Resulallah

 

Veda edip masivaya

Yalvarıp yüce Mevlaya

Şefaat ı Mustafa’ya

Erelim Ya Resulallah

 

Levleke dedi sana Hak

Bağışla yüzümüze bak

Huzurullaha yüzü ak

Varalım Ya Resulallah

 

Hacı derki kardeşlere

Çok selavat ver Resule

Gül yüzünü göre göre

Ölelim Ya Resulallah

* * *


Ey Hüda’dan lûtfu ihsan isteyen

Mevlidi paki Resulullah’a gel

Cennet içre Huri Gılman isteyen

Mevlidi paki Resulullah’a gel

 

Ol Resulun doğduğu Şebbi-güman

Leyleyi kadre müşabihtir heman

Bulmak istersen Cehennem’den aman

Mevlidi paki Resulullah’a gel

 

Zatı paki canı dilden dinlesen

Mahzı nuri Hak’tır ol zatı hasen

Olduğunca dünya sağu esen

Mevlidi paki Resulullah’a gel

 

Meclisi mevlidde ey vali müdan

Ol resule kıl salât ile selam

Cenneti alada istersen makam

Mevlidi paki Resulullah’a gel

 

Fikredip dünyadan elbet göçmeği

Cennete ahir sırattan geçmeği

Havzı kevserden dilersen içmeği

Mevlidi paki Resulullah’a gel

* * *


Ezelden aşkına canım

Yanıp büryana gelmiştir

Nebiler şahı sultanım

Sana kurbana gelmiştir

 

Cemalin arzular her can

Bu canım yoluna kurban

Cemalin şemine pervan

Edip cevlana gelmiştir

 

Nazirin var mı alemde

Kamu alem sana bende

Senin zatın bu alemde

Hemen bir tana gelmiştir

 

Bi Hak’kı Sureyi TaHa

Erişti ulu dergaha

Nebiler şahı ol şaha

Ulu sultana gelmiştir

 

Senin vasfında bütün insan

Oldular cümle sergerdan

Meğer senden ola derman

Bu gün lokmana gelmiştir

 

Davet etti seni Allah

Ayan oldu cemalullah

Şefaat Ya Resulallah

Sana dermana gelmiştir

* * *


Babu Selam’dan gireyim

Ravzana yüzüm süreyim

İste canımı vereyim

Ben Muhammed’i arıyom

 

Ebubekir var sağ yanında

Bülbüller öter bağında

Güzel Arafat dağında

Ben Muhammed’i arıyom

 

Ebubekir aslan Ali

Hep gittiler dünya fani

Şanı yüce Sevir dağı

Ben Muhammed’i arıyom

 

Çariyari Ömer Osman

Gönül ayrılmıyor dosttan

Ne güzeldir Arabistan

Ben Muhammed’i arıyom

 

Aciz kulun düştü derde

Kalksın ara yerden perde

Kur-an’ın indiği yerde

Ben Muhammed’i arıyom

 

Her dağlarda vardır izi

Anadan sürmeli gözü

Baldan tatlı anın sözü

Ben Muhammed’i arıyom

 

Ne yorganım ne hasırım

Nefs elinde ben esirim

Sekiz on gün misafirim

Ben Muhammed’i arıyom

 

Doğduğu evine vardım

Eşiğine yüzüm sürdüm

Çok şükür nurunu gördüm

Sonsuz selam Hazretine

* * *


Varıp dergâhına selam vereyim

Kabul eder ise ben de gireyim

Manevi murada anda ereyim

 

Varıp dergâhına olayım direk

Aşk-ı peyman edip ikrarın verek

Şu benim derdime sultanım gerek

 

Varıp dergâhına olayım maşa

Dilerim mevladan uzunca yaşa

Himmetini kesme ihvan kardaşa

 

Varıp dergâhına edeyim hizmet

Sohbeti himmettir, himmeti izzet

Cümle alemlere ola kim rahmet

 

Varıp dergâhına yüzler süreyim

Perdesin kaldırsa nurun göreyim

Şehadet şerbetin anda içeyim

 

Varıp dergâhına dönsem pervane

Pervane gibi ben de yansam yare

Ya Rab koma bizi dareynde nare

 

Varıp dergâhına olayım türab

Ayrı düşenlerin halleri harab

Ayırma bizleri o dosttan Ya Rab

 

Varıp dergâhına olsam bülbülü

Gönüller bağının gülüsün gülü

Mevlam uzun etsin senin ömrünü

 

Varıp dergâhına eyleyin ahid

Halimize cümle melekler şahid

Şu benim derdimin dermanı Zahid

 

Dergâhın uludur Mevla katında

Âlemlere rahmet yazar tacında

Bu fakir dervişler cümle yanında

Sultanlar sultanı benim efendim

Gidemem gayriye bağlandı bendim

* * *


Esti yine dost yelleri

İhya etti gönülleri

Taze açılmış gülleri

Canım Muhammed Mustafa (S.A.V.)

(Olsun sana canlar feda)

 

Ta ezellerden berisin

Resullerin serverisin

Dehşet günün seyyidisin

Ruhum Muhammed Mustafa (S.A.V.)

(Olsun sana canlar feda)

 

Kerem kıl iltifat eyle

Ümmetliğe kabul eyle

Günahkarım affım dile

Ahmet Muhammed Mustafa (S.A.V.)

(Olsun sana canlar feda)

 

Sonsuz selam hazretine

Hem evladı ashabına

Bağışla bizi bunlara

Aman Muhammed Mustafa (S.A.V.)

(Olsun sana canlar feda)

 

Allah’ın habibi Ahmed

Yolundur elbet selamet

Şefaatini bekler Mehmet

Mahmud Muhammed Mustafa (S.A.V.)

(Şefaatin bekler bizler

Mahmud Muhammed Mustafa (S.A.V.)

Olsun sana canlar feda)

* * *


Muhammed’in sağ yanında yarenler

El kavuşup huzurunda duranlar

Muhammed’i ravzasında görenler

Muhammed’in o gözleri sürmeli

Aşık olan rüyasında görmeli

 

Ebu Bekir sağ yanında oturur,

Aslan Ali sancağını götürür,

Ümmet olanların işin bitirir,

Muhammed’in o gözleri sürmeli

Aşık olan rüyasında görmeli.

 

Muhammed’in kaşları var yay gibi.

Ağzındaki sözleri var bal gibi.

İki yanda iki yanak nur gibi,

Muhammed’in o gözleri sürmeli

Aşık olan rüyasında görmeli

 

Örümcekler ağlarını ördüler,

Güvercinler yuvasını kurdular,

Mağarada onlar lütfa erdiler,

Muhammed’in o gözleri sürmeli

Aşık olan rüyasında görmeli

 

Ravzasında beyaz beyaz direkler

Saçağında sıra sıra melekler,

Kabul olur orda olan dilekler

Muhammed’in o gözleri sürmeli

Aşık olan rüyasında görmeli.

* * *


Canı dilden aşık oldum,

Muhammed’e Muhammed’e

Mevlam ümmet eyle bizi

Muhammed’e Muhammed’e

 

Hak dergahına girelim

Biz de murada erelim

Her dem salavat verelim

Muhammed’e Muhammed’e

 

Murada eriştir bizi

Rüyada görüştür bizi

Mevlam sen kavuştur bizi

Muhammed’e Muhammed’e

 

Aklı olan irfan olsun

Ciğer yansın püryan olsun

Bir canım var kurban olsun

Muhammed’e Muhammed’e

 

Gökten burak inmedi mi

Taç başına konmadı mı

Mevlam dostum demedi mi

Muhammed’e Muhammed’e

 

Ebu Bekir sağ yanında

Hazreti Ömer sol yanında

Osman Ali divanında

Muhammed’in Muhammed’in

 

Hak’kın emrin tutmadı mı?

Muradına yetmedi mi?

Kabe secde etmedi mi

Muhammed’e Muhammed’e

 

Kırka sancak gelmedi mi

Hak’ka vasıl olmadı mı

Hak habibim demedi mi

Muhammed’e Muhammed’e

* * *


Canım kurban olsun senin yoluna

Adı güzel kendi güzel Muhammed

Gel şefaat eyle kemter kuluna

Adı güzel kendi güzel Muhammed

 

Mümin olanların çoktur cefası

Ahiret’te olur zevki sefası

On sekiz bin alemin Mustafa’sı

Adı güzel kendi güzel Muhammed

 

Yedi kat gökleri seyran eyleyen

Kürsünün üstünde cevlan eyleyen

Miraçta ümmetin Hak’tan dileyen

Adı güzel kendi güzel Muhammed

 

Ol çâriyâr anın gökler yâridir,

Anı seven günahlardan beridir,

On sekiz bin âlemin serveridir,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed

 

Yunus neyler iki cihanı sensiz

Sen hak peygambersin şeksiz gümansız

Sana uymayanlar gider imansız

Adı güzel kendi güzel Muhammed

* * *


Halimiz nola mahşerde,

Cümle alem düşer derde,

O dar günde seni nerde

Bulayım Ya Resulallah

(Bulayım Ya Habiballah)

 

Sana geldim ey Ya Sultan

Lütfeyle gönlüme derman

Uğruna canımı kurban

Vereyim Ya Resulallah

(Vereyim Ya Habiballah)

 

Sana geldim yas içinde

Bu gönlüm kir pas içinde

Bu ömrüm iflas içinde

Ne olayım Ya Resulallah

(Ne olayım Ya Habiballah)

 

Rahmeyle gel şefaat kıl

Ümmetliğe eyle kabul

Efendimden uzak nasıl

Kalayım ya Resulallah

(Kalayım Ya Habiballah)

 

Miskin Ahmed boynun eğer

Seni görmek ister meğer

Uğruna ölmeğe değer

Öleyim ya Resulallah

(Öleyim Ya Habiballah)

 

Salatullah Selamullah

Aleyka Ya Resulallah

Salatullah Selamullah

Aleyka Ya Habiballah

* * *


Yüzdört kitapta zikretmiş,

Hay! Muhammed Mustafa’yı

Tüm peygamberler fikretmiş,

Hay Muhammed Mustafa’yı

 

Bak şu mualla taşına

Miraçta düşmüş peşine

Sevgilerin üst başına

Koy Muhammed Mustafa’yı

 

Ahmed’dir Mahmud’dur adı

Şekerden şirindir tadı

Girdi koynuna okşadı

Ay Muhammed Mustafa’yı

 

Nurundan yarattı Ezel

Habibim dedi Lem Yezel

Cümle kainata bedel

Say Muhammed Mustafa’yı

 

Alnı şerifin yardılar

Mübarek dişin kırdılar

Uhud cenginde yordular

Can Muhammed Mustafa’yı

 

Kul Hamid’im vara idim

Yüzüm gözüm süre idim

Mahşer günü göre idim

Can Muhammed Mustafa’yı

* * *


Seyrettim Muhammed’i

Doğmuş nurlar içinde

Yerle gök ruşen olmuş

Söyler kundak içinde

 

Doğuran ana hayran

Melekler eder bayram

Hak’kın didarın seyran

Eder kundak içinde

 

Bağlamışlar elini

Kimse bilmez halini

Zikre vermiş dilini

Söyler kundak içinde

 

Adın koymuşlar Ahmed

Ezeldendir Muhammed

Ümmeti için minnet

Eyler kundak içinde

 

Sürmelemiş gözünü

Hak’ka vermiş özünü

Muhammed’in yüzünü

Göster mahşer yerinde

 

Yunus söyler Kureyşi

Akar durmaz gözyaşı

Peygamberlerin başı

Bakar kundak içinde

* * *


İlham ile dün gece

Seyrettim Muhammed’i

Aineyi kalbimde

Seyrettim Muhammed’i

 

Amamesi başında

Yeşil hulle eğninde

Dört yanında yariyle

Seyrettim Muhammed’i

 

Pervaneyim şemine

Şeyhim azizim bile

Cümle aşıklar ile

Seyrettim Muhammed’i

 

Katreyim umman buldum

Derdime derman buldum

Dün gece kadre erdim

Seyrettim Muhammed’i

 

Cür’a sundu Muhammed

Mest etti beni gayet

Hak’tan erdi inayet

Seyrettim Muhammed’i

 

Yunus murada erdi

Zevk ile sefa sürdü

Aşık maşukun buldu

Seyrettim Muhammed’i

* * *


Kudümün Rahmeti zevki

Safadır Ya Resulallah

Zuhurun derdi Uşşaka

Devadır ya Resulallah

 

Seninle erdiler zate

Dahi envai lezzate

İşin erbabı hacate

Atadır Ya Resulallah

 

Kemali zümreyi kümmel

Senin nurunla bulmuştur

Vücudun mazharı tammı

Hüda’dır Ya Resulallah

 

Nebi idin dahi adem

Mâ u  tıyn icre

İmamul enbiya olsan

Revadır Ya Resulallah

 

Hüdai’ye şefat kıl

Eğer zahir eğer batın

Kapına intisap etmiş

Gedadır Ya Resulallah

* * *


Arayı arayı bulsam izini

İzinin tozuna sürsem yüzümü

Hak nasib eylese görsem yüzünü

Ya Muhammed canım arzular seni

 

Bir mübarek sefer olsa da gitsem

Kabe yollarında kumlara batsam

Hub cemalin birkez düşte seyretsem

Ya Muhammed canım arzular seni

 

Zerrece kalmadı kalbimde hile

Sıdk ile girmişem ben bu Hak yola

Ebu Bekir, Ömer, Osman’da bile

Ya Muhammed canım arzular seni

 

Ali ile Hasan, Hüseyin anda

Sevdası gönüllerde muhabbet canda

Yarın mahşer günü Hak divanda

Ya Muhammed canım arzular seni

 

Arafat dağıdır bizim dağımız

Onda kabul olur bizim duamız

Medine’de yatar peygamberimiz

Ya Muhammed canım arzular seni

 

Yunus metheyledi seni dillerde

Dillerde dillerde hem gönüllerde

Ağlayı ağlayı gurbet illerde

Ya Muhammed canım arzular seni

* * *


Talea’l-Bedru Aleyna

Min seniyyat’il-veda

Vecebeş şükrü aleyna

Ma dea lillahi de’a

 

Ente şemsün ente bedrun

Ente nurun ala nur

Ente burhanus Süreyya

Ente misbahus Süreyya

Merhaban ya hayra da

 

Kad lebisne sevbe izzin

Ba’de esvabir rika

Ve rada’na sedye mecdin

Ba de eyyamid daya

 

Eyyühel mebusü fiyna

Ci’te bil emril muta

Ci’te şerraftel Medine

Merhaban ya hayra da

 

Kalet ehmarüd deyaci

Kul li erbabil islam

Küllü men yetba Muhammed

Yenbeğiy ella yüdam

 

Ve teahedna cemian

Yevme aksemmel yemin

Len nehunel abde yevmen

Vet tehazna sıdka din

 

Lestü vallahi neziyyen

Ma yükasihil ibad

Meşheden ya necme emnin

Zü ve bain ve vidad

Sallalahu ala Muhammed

Sallalahu aleyhi vesselem

* * *


Hey arifler hey sadıklar

Gel Muhammed’i bulalım

Ey dost yolunda sadıklar

Gel Muhammed’i bulalım

 

Doludur aleme nuru

İki cihanın serveri

Kanda ise anın nuru

Gel Muhammed’i bulalım

 

Muhammed diridir ölmez

Taze güldür herkiz solmaz

Anı seven gafil olmaz

Gel Muhammed’i bulalım

 

Gel kalma dünya elinde

Cihanın mülkü malında

Muhammed’in evladında

Gel Muhammed’i bulalım

 

Muhammed alemden gitmez

Bir güneştir herkiz batmaz

İsteyenler gafil yatmaz

Gel Muhammed’i bulalım

 

Seyid Nizamoğlu yürü

İnleyu ben zari zari

Hangi kandildeyse nuru

Gel Muhammed’i bulalım.

* * *


Aç gözünü gafil insan

Muhammed meclise geldi

O sultan devrana geldi

O sultan devrana geldi

 

Selam verdi sağa sola

Kıyam etti güle güle

Cümle ashabı ile bile

Muhammed meclise geldi

 

Siyah nurdandır saçları

Kabi Kavseyndir kaşları

Görmek ister aşıkları

Muhammed meclise geldi

O sultan devrana geldi

* * *


Senin aşkın kamu derde

Devadır Ya Resulallah

Senin yanında hacetler

Revadır Ya Resulallah

 

Yüzünden şad olur kullar

Terinden açılır güler

Seninle dertli gönüller

Şifadır Ya Resulallah

 

Senin yüzün gören gözler

Ne ay görür ne yıldızlar

Seninle gece gündüzler

Ziyadır Ya Resulallah

 

Sultansın cümle şahlara

Muzaffersin sabahlara

Şefaatin günahlara

Şifadır Ya Resulallah

 

Ezeldendir sana izzet

Mevladan hem devlet

Sana bu fethiyle nusret

Atadır Ya Resulallah

 

Magazal basar çeşmisin 

Yüzün vedduhadır

Cemalin ay güneşten

Ziyadır Ya Resulallah

 

Kabilendir Beni Haşim

Neslin Hazreti İbrahim

Seni sevmez ise her kim

Hatadır Ya Resulallah

 

Sana aşık olup eflak

Okundu şanına levlak

Fedadır yoluna emlak

Hebadır Ya Resulallah

* * *


Gafil uyan aç gözünü,

Muhammed geldi meclise

Allah’ın nuruna dalan

Can Ahmed geldi meclise

 

Sancağı şerif elinde

Hak’kın ismi var dilinde

Cümle ashabı yanında

Muhammed geldi meclise

 

Beyti şerif karşımızda

Yeşil nur var başında

Altından taç var başında

Muhammed geldi meclise

 

Güzeldir hilal kaşları

Nurdan örülmüş saçları

Görmek ister devişleri

Muhammed geldi meclise

 

Hilal kaşın nameleri

Nurdan çekilmiş sürmeleri

Yoluna kurban olmalı

Muhammed geldi meclise

 

Geldi girdi evimize

Hayat verdi cümlemize

Müjdeler olsun sizlere

Muhammed geldi meclise

* * *


Ay ve güneş kıskanır

Nurunu Muhammed’in

Hiç bir şeker andırmaz

Tadını Muhammed’in

 

Doğdu ‘ümmetim’ dedi

Ümmetin kaydın yedi

Çalap ziyaret kodu

Sinini Muhammed’in

 

Çulhalar dokumadı

Terziler biçemedi

Kimseler dikemedi

Donunu Muhammed’in

 

Evliyalar geldiler

Saf saf olup durdular

Canlar feda kıldılar

Yoluna Muhammed’in

 

Muhammed bir denizdir

Cümle yerleri tutmuş

Evliyalar ördeği

Gölünde muhammed’in

 

Yetmiş bin hacı gider

Malı mülkü terk eder

Varır ziyaret eder

Kabrini Muhammed’in

* * *


Ne derviş, ne de pirim,

Ne vezir, ne emirim

Kapısında kıtmirim,

Billahi Muhammed’in

Nur-i çeşmi Ahmed’in

 

Onun kıtmiri oldum,

Devleti O’nda buldum

Hak didarını gördüm,

Yüzünde Muhammed’in

Nur-i çeşmi Ahmed’in

 

Kıtmiri olmak bence,

Şahlıktan daha yüce

Beklerim gündüz gece,

Yolunu Muhammed’in

Nur-i çeşmi Ahmed’in

 

Bassın geçsin üstüme,

Can fedadır dostuna

Berat verdi destime,

Kuluyum Muhmmed’in

Nur-i çeşmi Ahmed’in

 

Bir kez baksa yüzüme,

Nur dolardı özüme

Sürme çektim gözüme,

Tozunu Muhammed’in

Nur-i çeşmi Ahmed’in

 

Layık mı böyle demek,

Kıtmir olup beklemek

Cebrail gibi melek,

Emrinde Muhammedin

Nur-i çeşmi Ahmed’in

 

Cebrail kanat serdi,

Bassın diye yol verdi

Gök ehli selam durdu,

Önünde Muhammed’in

Nur-i çeşmi Ahmed’in

 

Arş-ı Rahman müştehir,

Kademiyle müftehir

Aşki lütfa muntazır,

Ümmeti Muhammedin

Nur-i çeşmi Ahmed’in

* * *


Aşkın ile aşıklar

Yansın ya Rasûlallah

İçip aşkın şerabın

Kansın ya Rasûlallah

 

Şol seni seven kişi

Verir yoluna başı

İki cihan güneşi

Sensin ya Rasûlallah

 

Şol seni sevenlere

Kıl şefaat onlara

Mümin olan tenlere

Cansın Ya Resulallah

 

Aşık oldum dildare

Bülbülüm şol gülzare

Seni sevmeyen nare

Yansın Ya Resulallah

 

Şol seni seven Sübhan

Oldu kamuya sultan

Canım yoluna kurban

Olsun Ya Resulallah

 

Aşık Yunus’un canı

İlm ü şefaat kânı

Alemlerin sultanı

Sensin ya Rasûlallah!

* * *


Alemler nura gark oldu

Muhammed doğduğu gece

Mü’min münafık fark oldu

Muhammed doğduğu gece

 

Ananın rahmine düştü

Kafirlerin aklı şaştı

Bin kilise yere geçti

Muhammed doğduğu gece

 

Arşın nuru yere indi

Suyun rengi nura döndü

Hep susuzlar suya kandı

Muhammed doğduğu gece

 

Doğuran ana sevindi

Ağlayan oğul avundu

Hiç sönmeyen ateş söndü

Muhammed doğduğu gece

 

Huri kızlar geldiler

Kundağın bile sardılar

Muhammed’e yüz sürdüler

Muhammed doğduğu gece

 

Gökten yere nur atıldı

Yediler kırka katıldı

Keşişler dili tutuldu

Muhammed doğduğu gece

 

Yunus derki, ey kardeşler

Şad olsun cümle dervişler

Secde etti dağlar taşlar

Muhammed doğduğu gece

* * *


Ali almış sancağını eline,

Çekilip giderler mahşer yerine

Hasan’la Hüseyin’i almış yanına

Ah ümmetim deyü ağlar Muhammed

 

Kıyâmet kopacak cânlar uyanır

Kâmil derviş mürşide dayanır

Yüzün yere koymuş Hak’ka yalvarır

Ah ümmetim deyü ağlar Muhammed

 

Üryân olmuş yatar ol zaîf tenler

Sararmış benizler söylemez diller

Mahşer yerine cem olmuş erenler

Ah ümmetim deyü ağlar Muhammed

 

Yunûs eydür gelin kadrin bilelim

Fırsat elde iken tevhîd edelim

Rûhu için çok salâvât verelim

Ah ümmetim deyü ağlar Muhammed

* * *


Cebrail’im selam söyle dostuma

Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

Söyle gelsin çıksın arşım üstüne

Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

 

Arşımı donattım gelsin göreyim

Kullarım halinden haber sorayım

O gelsin ben ona cevap vereyim

Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

 

Oncileyin hiç bir kul yaratmadım

Onun bir sözünü iki etmedim

Ümmetini cehennemde yakmadım

Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

 

O benimdir Ben onunum Cebrail

Aramızda nesne yoktur böyle bil

Onun hürmetine durur cümle kul

Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

 

Arşımın üstünde seyran eyleyen

Kürsüm üzerinde cevlan eyleyen

Mirac’da ümmetin Hak’tan dileyen

Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

 

Yunus dedi severim Muhammed’i

Bizler deriz severiz Muhammed’i

Her andıkça verelim salavatı

Kerim Allah ona Mahbubum dedi

Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

* * *


Muhammed dünyaya geldi,

Melekler tebliğe indi,

Cihan muradına erdi,

Can Muhammed nurdan Ahmet

 

Muhammed anneden doğdu,

Yeryüzü nura garkoldu,

Gönüller şaduman oldu,

Can Muhammed nurdan Ahmet

 

Gördüm göbeği kesilmis,

Sünnet olmuş tuz ekilmis,

Nurdan kundağa sarılmış,

Can Muhammed nurdan Ahmet

 

Abdülmüttalip dedesi,

Hem Abdullah’tır babası,

Amine hatun annesi,

Can Muhammed nurdan Ahmet

 

Anneden doğdu Muhammed,

Yerüzüne indi rahmet,

İki cihanda selamet,

Can Muhammed nurdan Ahmet

 

Kırk yaşına girdi Ahmet,

Peygamber oldu Muhammed,

Umarız senden şefaat,

Can Muhammed nurdan Ahmet

* * *


Ruhum sana aşık, sana hayrandır Efendim,

Bir ben değil alem sana kurbandır Efendim

 

Ecramü felek,Levhü Kalem,mest-i nigahım

Didarına aşık Ulu Yezdân’dır Efendim.

 

Mahşerde nebiler bile senden meded ister.

Rahmet diyen alemlere Rahman’dır Efendim

 

Kıtmiriniz Ey Şah-ı Resül kovma kapından

Asilere lütfun yüce fermandır Efendim.

 

Tâ Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,

Medheyleyen ahlakını Kur-an’dır Efendim

 

Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim,

Sensiz bana cennet bile hicrandır Efendim.

 

Doğ kalbime bir lahzacık, Ey Nur-i dilara,

Nurun ki gönül derdime dermandır Efendim

 

Ulvi de senin bağrı yanık aşık-ı zarın,

Feryadı bütün, ateş-i süzandır Efendim.

* * *


Sevdim seni Mabuduma, canan diye sevdim

Bir ben değil alem sana, hayran diye sevdim

 

Evlad-u iyalden geçerek ben Ravza’na geldim,

Ahlakını meth etmede Kuran diye sevdim

 

Kurbanın olam şah-ı Resul, Kovma kapından,

Didarına muştak olan Yezdan diye geldim

 

Mahşerde nebiler bile, Senden medet ister,

Gülyüzlü melekler sana, hayran diye sevdim.

 

Ya Rasulallah! Sevdim seni hep canlara canan diye sevdim,

Bir ben değil, alem sana hayran, sana kurban diye sevdim.

* * *


Sadrı cem-i mürseliyn,

Sensin Ya Resulullah,

Bedri eflaki yakiyn

Sensin Ya Resulullah,

 

Nurun siracı vehhac

Alemler sana muhtaç

Sahibi tacü mirac

Sensin Ya Rasulallah,

 

Ayinei Rahmani

Nuri paki sübhani,

Sırrı seb ül mesani

Sensin Ya Resulullah,

 

Açan rahi tevhidi

Bulan sırrı tevhidi

Hüdai’nin ümidi

Sensin Ya Resulullah,

* * *


Medine yoluna vardım,

Can Muhammed’i aradım

Ona varmakmış muradım

Medine’nin yollarında

 

Yollarında yollarında

Güller açmış ravzasında

Medine bakar Mekke’ye

Gönül onun sevdasında

 

Bu yol Medine’ye gider

Gönülleri bir hoş eder

Ne dert kalır ne de keder

Can Ahmed’in huzurunda

 

Resulullah çağırıyor

Gönül sanki çıldırıyor

Bastığım toprak yanıyor

Medine’nin yollarında

 

Gelir resulün kokusu

Kaybolur ölüm korkusu

Gelmiyor gaflet uykusu

Medine’nin yollarında

 

Yeşil kubbe görünüyor

Kervan nura bürünüyor

İçimde hasret bitiyor

Can Ahmed’in huzurunda

* * *


Ey ihvanlar ey kardeşler,

Yol Muhammed’in yoludur.

On parmağı pınar olan

El Muhammed’in elidir.

 

Kuru çeşme suyun akmaz

Günahlara kimse bakmaz

Her bahçenin gülü kokmaz

Gül Muhammed’in gülüdür

 

Hani annen hani baban

Aynı yere sen de varan

Gece gündüz zikreden

Dil Muhammed’in dilidir.

 

El üstüme toprak yığar

Başım sapıtmağa değer

Sarılmak istersen eğer

Dal Muhammed’in dalıdır.

 

Var mıdır bu dünyada kalan

Malın mülkün olur talan

Çekip Cehennem’den alan

El Muhammed’in elidir

 

Seller gibi çağlıyorum

Dosta meyil bağlıyorum

Seherlerde ağlıyorum

Aşk Muhammed’in aşkıdır. (S.A.V.)

* * *


Muhammed’im hoş geldin

Can Ahmed’im hoş geldin

Aşık idim yüzüne

Muhammed’im hoş geldin

Can Ahmed’im hoş geldin

 

Yükseldikçe yükseldin

Gabi kavseyne kadar

Bu yüceye ermedi

Senden evvel gelenler

 

Muhammed’im hoş geldin

Can Ahmed’im hoş geldin

Aşık idim yüzüne

Muhammed’im hoş geldin

Can Ahmed’im hoş geldin

 

Yoluma önderimsin,

Hasta kalbime şifa,

Huzursuz gönle deva,

Kur’an ile hoş geldin.

Muhammed’im hoş geldin,

* * *


Bütün emraz bulur şifa

Onu seven görmez cefa

Sen de Muhammed Mustafa

Düştü arzum Medine’ye

 

Görürsen gam yeme heman

Senin vasfın durur beyan

Sendedir sahib-i Kur’an

Düştü arzum Medine’ye

 

Gözüm bir görse de ölsem

Resulullah’ı hep görsem

Ravza’da canımı versem

Düştü arzum Medine’ye

* * *


Seyreyleyip yandım mah cemaline

Nur kundak içinde yatar Muhammed

Mis kokusu benzer Cennet gülüne

Nur kundak içinde yatar Muhammed

Canımın cananısın Ya Muhammed

 

Kevser dudakların bilmem ne söyler

Hulusi kalbiyle Hak’kı zikreyler

Daha tıfıl iken ümmetin diler

Nur kundak içinde yatar Muhammed

Canımın cananısın Ya Muhammed

 

Bildim O’dur iki cihan serveri

Allah’ın Habibi, son peygamberi

O’dur yerin göğün şemsi kameri

Nur kundak içinde yatar Muhammed

Canımın cananısın Ya Muhammed

 

Fehmi der ki candan cananımız var

Peygamberi ahir zamanımız var

Yürekler derdine dermanımız var

Nur kundak içinde yatar Muhammed

Canımın cananısın Ya Muhammed

* * *


Yalvarırız Muhammed

Bir gün kopar kıyamet

Kabul et bizi ümmet

Şefaat Ya Muhammed

 

Enbiyalar cümlesi

Diyecek nefsi nefsi

Enbiyalar reisi

Şefaat Ya Muhammed

 

Mahşer yeri çok sıcak

Herşeyden sorulacak

Müminler kurtulacak

Şefaat Ya Muhammed

 

Cehennem kaynayacak

Yerinden oynayacak

Halimiz ne olacak

Şefaat Ya Muhammed

* * *


Hak yarattı alemi

Aşkına Muhammed’in

Ay ve günü yarattı

Şevkine Muhammed’in

 

Ol dedi oldu alem

Yazıldı levh ü kalem

Okundu hatm-ı kelam

Şanına Muhammed’in

 

Hep erenler geldiler

Dergaha yüz sürdüler

Zikir tevhid ettiler

Nurunu Muhammed’in

 

Havada uçan kuşlar

Yeşerip dağ ve taşlar

Yemiş verip ağaçlar

Aşkına Muhammed’in

 

İmansızlar geldiler

Ondan iman aldılar

Beş vakit namaz kıldılar

Aşkına Muhammed’in

 

Yunus kime ede methi

Över Kur’an ayeti

An, vergil salatı

Aşkına Muhammed’in

* * *


Ya Resulallah seni çok özledim

Bunca yıldır senden haber bekledim

Gelir diye günü güne ekledim

Gelmek istiyorum medet Ya Nebi

 

Seni her an her nefeste anarım

Ya Nebi hasretin ile yanarım

Gelmek istiyorum medet Ya Nebi

 

Senin için dağı taşı delerim

Bu canımı sana feda ederim

Sana ereceğim günü beklerim

Gelmek istiyorum medet Ya Nebi

 

Medine denince sızlar yüreğim

İnşaallah bir gün sana geleceğim

Gelip toprağına yüz süreceğim

Gelmek istiyorum medet Ya Nebi

 

Sana gelen şifa bulur Rab’binden

Gönül aşık olmuş sana ezelden

Bizi mahrum etme şefaatinden

Gelmek istiyorum medet Ya Nebi

* * *


Uçun kuşlar Medine’ye,

Ya Muhammed diye diye

Selam götürün hediye

Ya Muhammed diye diye

 

Yürü gönlüm güle güle

Sen orda şeyda bülbüle

Getir aşkını sen dile

Ya Muhammed diye diye

 

Bulut geçer katar katar

İçerinde gözyaşım var

Varıp Medine’ye ağlar

Ya Muhammed diye diye

 

Kanadını açmış rüzgâr

Içinde hasret ahım var

Varıp Medine’ye yalvar

Ya Muhammed diye diye

 

Gönlüm Medine’ye gider

Gözüm buradan seyreder

Kandil mumum erir biter

Ya Muhammed diye diye

* * *


Peygamberim uludur,

Abdullah’ın oğludur,

Güzel adı, Muhammed,

Yolu, Allah yoludur.

 

Annesidir Âmine,

Nur yağdı çok evine,

Gördü tatlı rüyalar,

İmrendi gök zemine,

 

Doğdu Hak’kın güneşi,

Doğmadı hiçbir eşi,

Beş yüz yetmiş bir yılı,

Söndü şirkin ateşi.

 

Bastı altı yaşına,

Kaldı bir tek başına,

İnci gibi, annesi,

Üzüntüler, boşuna.

 

Hak dindirir her yaşı,

Dedesiyle amcası,

Hemen kanat gerdiler,

Büyüdü gül goncası.

 

Kırk yaşına gelince,

Peygamberlik verildi,

Allah birdir, deyince,

Putlar yere serildi.

 

Herkes kördü sağırdı,

Gelin, diye bağırdı,

Hak’kın doğru yoluna,

İnsanları çağırdı.

 

 Sürü sürü günaha,

Karşı duran O oldu,

İnsanları felaha,

Kavuşturan O oldu.

 

Yirmi üç yıl didindi,

Taşı, yastık edindi,

Aydınlattı cihanı,

Getirdiği Hak dindi.

 

Altmış üç yıl yaşadı,

Alnı açık, yüzü ak,

Anıldıkça pak adı,

Selamlanıp duracak.

* * *


Dün gece kardeşler bana düşümde,

Bir yeşil sancaklı sultan göründü.

Gözümün gördüğünü söylerim size,

Bir yeşil sancaklı sultan göründü.

 

Sancağını açtı şöyle yürüdü,

Yüreğimin yağı içimde eridi,

Muhammed’in nuru arşı bürüdü,

Bir yeşil sancaklı sultan göründü.

 

Sancağı ak idi döndü yeşile,

Uyandım kendimi dövdüm taş ile,

Ey Allah’ım bir daha göster düş ile,

Bir yeşil sancaklı sultan göründü.

 

Sancağını açtı düzüldü yola,

Nice bin hüccacı yanında bile,

Gel günahkar kul sen affını dile,

Bir yeşil sancaklı sultan göründü.

 

Âşık Yunus sana sıdk ile tapar,

Tapmayanlar doğru yoldan sapar,

Ey Allah’ım bizi onlardan kopar,

Bir yeşil sancaklı sultan göründü.

* * *


Ravzanın önünde bir yeşil türbe

Otursam önüne eylesem tövbe

Allah tövbemizi sen kabul eyle

 

Aç Muhammed ravzanı

Ben sana geldim

Boynumu büküp de

Niyaza geldim

 

Ravzanın üstünde kandiller yanar

Kandilin şavgına güvercin konar

Ümmetin gelmiş etrafında döner

 

Kapında bekleyen Halil’in kızı

Şeyhim himmet eyler söylerim sözü

Allah’ın aşkına yaktık bu özü

 

Bitmeyen işimi bu gün bitirdim

Saya saya günlerimi yitirdim

Ümmetinden sana selam getirdim

 

Senin için düştüm uzak yollara

Geceli gündüzlü ıssız çöllerde

Allah’ın adını aldık dillere

* * *


Muhammed’im Muhammed’im

Sana layık ümmet miyim?

İçtim aşkın şarabını

Ne gecem var ne gündüzüm

 

Hasretim ben Muhammed’e

Doyamadım efendime

Alın beni de götürün

O Muhammed’in iline

 

Gözlerim uykuya hasret

Hacılar ediyor hicret

Kalbimde yatar Muhammed

Allah’ım bize nasip et

 

Kaşlarının karasına

Gözlerinin sürmesine

O Muhammed’in sözüne

Doyamadım cemaline

* * *


Senin bir ismin de Ta Ha

Yalvarıyorum Allah’a

Çağır bizi Beytullah’a

Çağır ya Muhammed çağır

 

Sen çağır biz de varalım

El pençe divan duralım

Mübarek ravzan görelim

Çağır ya Muhammed çağır

 

Ne goncayım ne de gülüm

Çile çeken bir bülbülüm

Sen peygamber bense kulum

Çağır ya Muhammed çağır

 

Hasretin haddi aştı

Kervanı görenler şaştı

Muhammed gönlüme düştü

Çağır ya Muhammed çağır

 

Hacının bayrağı aldır

Senden ayrılması zordur

Hacı zemzem suyu doldur

Çağır ya Muhammed çağır

* * *


Ya Muhammed ben seni

Seni göresim geldi

Bir canım var yoluna

Hemen veresim geldi

 

Ya Muhammed tut elimi

Sana aç benim yolumu

Sensin kanadım kolum

Seni göresim geldi

 

Aşkın ateşten beter

Sevgin gönlümde tüter

Rüyamda görsem yeter

Seni göresim geldi

 

Medine iline varsam

Varıp ravzasını görsem

Orada canımı versem

Seni göresim geldi

Bir canım var yoluna

Hemen veresim geldi

* * *


Kadir mevlam gel eyledi

Geliyoruz ya Muhammed

Aşkın beni kül eyledi

Geliyoruz ya Muhammed

 

Hak’kı söyler kelam ile

Ay yıldızlı kalem ile

Kucak dolu selam ile

Geliyoruz ya Muhammed

 

Burada koydum dünya malı

Mevlam bağışlasın kulu

Baş açık ayak yalını

Geliyoruz ya Muhammed

           

Bu dünyaya geldim boşa

Ben yoruldum koşa koşa

Vücut yandı baştanbaşa

Geliyoruz ya Muhammed

* * *


Kâh ağlarım acı acı

Var mı derdimin ilacı

Söyle bana canım bacı

Muhammed’i arar gezerim

 

Ay’a sordum suya sordum

Dağa sordum taşa sordum

Meleyen kuzuya sordum

Muhammed’i arar gezerim

 

Bir ateş düştü özüme

Uyku girmiyor gözüme

Bülbül ağlıyor gülüne

Muhammed’i arar gezerim

 

Kâh ağlarım Leyla gibi

Kay söylerim Veysel gibi

Geziyorum Yunus gibi

Muhammed’i arar gezerim

Resulümü arar gezerim (S.A.V.)

* * *


Aşkın sardı ben neyleyim,

Bu sırrı kime söyleyim

İçimdeki bu yarayı

Muhammed’e arzedeyim

 

Muhammed’e Muhammed’e

Canlar kurban can Ahmed’e

 

Bırak kardeş bu illeri

Ötüşmüyor bülbülleri

Muhammed’e gitmek için

Öğrendim arap dilleri

 

Nideceğim nideceğim

Bu illerden gideceğim

Kalbimdeki bu yarayı

Muhammed’e diyeceğim

 

Taktım boynuma fermanı

Basmam ben hakkı dermanı

Haber verin Muhammed’e

Oldum ben onun hayranı

* * *


Ağlayalım hep kardeşler,

Muhammed gitti Dünya’dan

Akıtalım kanlı yaşlar

Muhammed gitti Dünya’dan

 

Ayşe anne saçın çözer

Mecnun gibi olmuş gezer

Bu acılar bağrım ezer

Muhammed gitti Dünya’dan

 

İmam oldu Ebu Bekir

Kuran okur eder zikir

Allah Baki edip fikir

Muhammed gitti Dünya’dan

 

Ömer bir aba buldu

Mübarek eynine aldı

Gülmek bize haram oldu

Muhammed gitti Dünya’dan

 

Osman der ki olmayaydık

Bu ölümü görmeyeydik

Ne ola yerine biz öleydik

Muhammed gitti Dünya’dan

 

Ali der ki emir haktır

Cümle mahlûk ölecektir

Ya Fatıma çare yoktur

Muhammed gitti Dünya’dan

 

Bilal çıktı sala verdi

Medineye gamlar geldi

Cümle mümin mahsun oldu

Muhammed gitti Dünya’dan

* * *


Yaklaştıkça yeşil kubbe görünür,

Kubbeyi görenler yere sürünür

Çağrışarak salât selam verilir

Merhem sürülmedi kardeş yaram sızılar

Hasta gönlüm Muhammed’i arzular

 

Bu gün hüccac Medine’ye derilir

Hacı beratları ele verilir

Ravzayı Muhammed şimdi görünür

 

Serbaniy karuban çek yar eline

Bülbül veş kondurmuş gonca gülüne

Yar Muhammed’e giden nice yorula

 

Âşıklara Bağdat uzak olur mu?

Hayır kervanına tuzak olur mu?

Duyulur da gayrı durmak olur mu?

 

Neyim, nerden geldim, neyi ararım?

Nere gideceğimi, kime sorarım?

Bu aşkın yolunda ben bir kararım

 

Ey saruban yeter yolları bitir

Şeyda gönülleri ravzaya götür

Yanan bu ruhları mahbuba yetir

* * *


Medine’ye varamadım

Gül kokusun alamadım

Ben Resul’e doyamadım

Yaralıyam yaralıyam yaralı

 

Kâbe’nin örtüsü kara

Açtı yüreğimde yara

Bulunmaz derdime çare

Yaralıyam yaralıyam yaralı

 

Hacerül Esvedin taşı

Akıttı gözümden yaşı

Bulunmaz Resul’ün eşi

Yaralıyam yaralıyam yaralı

 

Elimden tut kaldır beni

Ya vuslata erdir beni

Çok ağlattın güldür beni

Yaralıyam yaralıyam yaralı

 

Şeyhim giyer allar beyaz

Hak’ka karşı eyler niyaz

Şeyhim beni deftere yaz

Yaralıyam yaralıyam yaralı

 

Seviyorum Rab’bim seni

Beytullah’a çağır beni

Zemzemine daldır beni

Yaralıyam yaralıyam yaralı

 

Nurdandır şeyhimin dili

Sevdim seni oldum deli

Kabe diye deli gibi

Yanıyorum yanıyorum yaralı

 

Medine’nin yollarına

Aşık oldum Ravzasına

Muhammed’in makamına

Doyamadım doyamadım yaralı

* * *


Ben Resulden çok memnunum

O da benden memnun mu ki

Tekrar nasip eyle Ya Rab

Ben Resule doyamadım ki.

 

Doyulur mu Muhammed’e, (Nakarat 1)

Doyulur mu O Mahmud’a

Dünya bile doymamış ki

Nasıl doyam Muhammed’e

 

Camisi sıra direkler

Mü’minler şefaat bekler

Nöbet tutuyor melekler

Ben Resule doyamadım ki.

 

Doyulur mu ravzasına, (Nakarat 2)

Doyulur mu türbesine

Doyulurmu can Ahmed’e

Bir daha gösterir mi ki

 

Müslüman Mekke’ye koşar

Muhammed aşkıyla coşar

Bilmeyenler boşa yaşar

Ben Resule doyamadım ki.

 

Doyamadım Beytullah’a, (Nakarat 3)

Doyamadım Resulullah’a

Yalvarırım ben Allah’a

Bir daha çağırır mı ki

 

Bütün alem tesbih eder

Aşık olan hemen gider

Malın mülkün gitme kal der

Ben Habib’e doyamadım ki

(Nakarat 1)

 

Gözyaşımla Safa’ya düştüm

Yalınayak Merve’ye koştum

Zemzeminden aşkla içtim

İçtim ama doyamadım ki

(Nakarat 2)

 

Arafat’tan Vakfeye çıktım

Tövbeyle günahım yıktım

Nur denizinde aktım

Aktım ama doyamadım ki

(Nakarat 3)

 

Hacerül evsedi öptüm

Makamı İbrahim’e gittim

Beytullah’ı tavaf ettim

Ettim ama doyamadım ki

(Nakarat 1)

 

Biraz Nur Dağı’nda kaldık

Mahşeri bir kalabalık

Pırıl pırıl altın oluk

Gördüm ama doyamadım ki

(Nakarat 2)

 

Ümmetin son sözü size

Ya Muhammed acı bize

Şefaat et cümlemize

Ah ben sana doyamadım ki

(Nakarat 3)

* * *


Açan çiçeklere meyva,

Verilmiyor Muhammed’siz

Hak’tan gelen derde deva

Bulunmuyor Muhammed’siz

 

Uzak Cennetin yolları

Girer muttaki kulları

Cennet’te tuğba dalları

Sallanmıyor Muhammed’siz

 

Çok meşgul ol Kuran ile

Seherlerde figan ile

Son nefeste iman ile

Ölünmüyor Muhammed’siz

 

Fakir kulun sana asi

Silinmez gönlünden pası

Gönüllere Allah aşkı

Verilmiyor Muhammed’siz

 

Son ikramdır Cemalullah

Ağlayanlar görür vallah

Çünkü böyle diyor Allah

Görülmüyor Muhammed’siz

* * *


Topladın gülleri düştün yollara

Yolun yine uzar patikalara

Bizi de yanında götür Sultanım

O yüce Resul’e sen gidiyorsun

 

Açılsın da yollar sana geleyim

Öyle özledim seni Ey Resul

 

Yoruldu bedenim dert çeke çeke

Kurudu gözlerim yaş döke döke

Yollarına güller eke eke

O yüce Resule sen gidiyorsun

 

Bu yolun sonunda Medine vardır

Hasreti gönlümde yanar yıllardır

Her mevsimi güldür, yeşil bahardır

O yüce Resule sen gidiyorsun

* * *


Ona âşık olan yanar kül olur

Deryasına dalan erir kaybolur

Muhammed’e giden Mevla’yı bulur

Özledim Rasulü gönül yanıyor

 

Nur cemali benzer Güneş’e Ay’a

Gidip varamadım Yeşil Ravza’ya

Doyulur mu Muhammed Mustafa’ya

Özledim Rasulü gönül yanıyor

 

Medine’de dolu gül bahçeleri

Nasıl da cezbediyor bülbülleri

Aşkı kar ediyor bu gönülleri

Özledim Rasulü gönül yanıyor

 

Şefaat istiyor günahkâr ümmet

Nerede canların canı can Ahmet

Allah’ın Habibi Nebi Muhammed

Özledim Rasulü gönül yanıyor

 

Yalın ayak düştüm çöl yallarına

Elimi uzattım gül dallarına

Ya Rabbi merhamet et Sen kullarına

Özledim Rasulü gönül yanıyor

* * *


Muhammed’dir canlar canı,

İki cihanın sultanı

Hem âşıkların lokmanı

 

Benim arzum Muhammed’dir

Benim arzum can Ahmed’dir

 

Muhammed’im can Ahmed’im

Peygamberim tek rehberim

Peygamberim tek önderim

 

Muhammed’dir özüm sözüm

Kan ağlıyor iki gözüm

Görse cemâlini gözüm

 

Ağlar sana ağlar dağlar

Ağlar sana Mekke diyar

Her kulun bir arzusu var

 

Yücedir kadrin yüce

Kuran’ın tefsiri ince

Manasını verir hoca

 

Mekke dağlarını aştım

Sandım ki Cennet’e düştüm

Rab’bimle tenha buluştum

 

Âşık der ki günahım çok

Hak’ka yarar amelim yok

Senden başka tutarım yok

* * *


Dün gece seyrim içinde

Ben dedem Ali’yi gördüm

Eğildim niyaz eyledim

Düldül’ün nalını gördüm

 

Kanber’i durur sağında

Salınır Cennet bağında

Ali, Musa Tur Dağı’nda

Ben dedem Ali’yi gördüm

 

Üç çerağ yanar şişede

Arslanlar gizli meşede

Yedi iklim dört köşede

Ben dedem Ali’yi gördüm

 

Yüce dağlar boran coşkun

Kul Himmet aşkına düşkün

Cümle meleklerden üstün

Ben dedem Ali’yi gördüm

* * *


Bana himmet eyle ya pirim Ali

Sen sultansın beni kul kabul eyle

Ne yalan söylerim ne de mürai

Sen dünyasın beni yer kabul eyle

 

Sen öğrettin bize Hak âdemdedir

Âdem olmayanlar Hak’kı ne bilir

Mümin’in süreği bir doğru yoldur

Sen o yolsun beni kul kabul eyle

 

Ben de bu âleme ne için geldim

Ne aradım bu âlemde ne buldum

Gerçek idin bana bir dolu sundun

Sen dolusun beni al kabul eyle

 

İsterim efendim senden icazet

O lezzete o şekere beni kat

Bütün kötülüğü kalbimden sil at

Türbene de beni çul kabul eyle

 

Adil Ali Hak’kı bilenler ölmez

Hak’kı bilen hakikatten ayrılmaz

Çok küçüğüm bir katreden sayılmaz

Sen deryasın beni göl kabul eyle

* * *


Şehitlerin ser çeşmesi

Enbiyanın bağrı başı

Evliyanın gözü yaşı,

Hasan ile Hüseyin’dir.

 

Hazreti Ali babaları

Muhammed’dir dedeleri

Arşın çifte küpeleri

Hasan ile Hüseyin’dir.

 

Dedesiyle bile varan

Kevser ırmağında duran

Susuz ümmete su veren

Hasan ile Hüseyin’dir.

 

Kerbelanın yazıları

Şehit düşmüş gazileri

Fatma Ana kuzuları

Hasan ile Hüseyin’dir.

 

Kerbelanın ta içinde

Nur parlar siyah saçından

Yatar alkanlar içinde

Hasan ile Hüseyin’dir.

 

Yunus der ki dünya fani

Bizden evvel gelen hani

İki cihanın sultanı

Hasan ile Hüseyin’dir.

* * *


Kerbela çölüne gelip de duran

Toprağı koklayıp çadırın kuran

İnsanlık uğruna serini veren

Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin

 

Yetmiş iki pare er şehit veren

Abbas’ın kolların kalemdir diyen

Ali Ekber’in şehadetin gören

Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin

 

Şehzade Kasım’ı yanında bulan

Kolundaki pazubendi okuyan

Vasiyet üzere kızını veren

Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin

 

İnsanlık uğruna meydana gelen

Hak için serini sertacın veren

Kerbela çölüne mekanın kuran

Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin

 

Adil Ali böyle söyler gezersin

Hak uğruna kalem tutmuş yazarsın

Şah Hüseyin yüreğimi ezersin

Ehli Beyt’in nuru İmam Hüseyin

* * *


Matem ayı geldi canlar

Matem tutalım, tutalım

Kerbela’da aktı kanlar

Matem tutalım, tutalım

 

Muharremin tam onunda

Abbas’la Kasım yanında

Şehit oldu göz önünde

Matem tutalım, tutalım

 

Ümmügülsüm ah, Eyledi

Ali Ekber su, söyledi

Kasım murada ermedi

Matem tutalım, tutalım

 

Hüseyn’imin başın kesti

Çadır yandı duman esti

Bu idi Merva’nın kastı

Matem tutalım, tutalım

 

Adil Ali matem ayı

Hiç unutma Kerbela’yı

Yezit kaldırdı hayâyı

Matem tutalım, tutalım

* * *


Matem ayı geldi çattı

İmam Hüseyin, Hüseyin

Seni seven matem tuttu

İmam Hüseyin, Hüseyin

 

Seni sevmek bize yeter

Sevmeyenler olsun beter

Kerbela çölünde yatar

İmam Hüseyin, Hüseyin

 

Şimir melun ikrar verdi

Çör çöp için geri döndü

Zulmü sana reva gördü

İmam Hüseyin, Hüseyin

 

Su vermediler içesin

Âleme rahmet saçarsın

Cennet kapusun açarsın

İmam Hüseyin, Hüseyin

 

Adil Ali benim adım

Seni sevmektir muradım

Bize yetişe imdadın

İmam Hüseyin, Hüseyin

* * *


Aklımı başımdan alıp götüren

Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt

Gönlümün köşküne varıp oturan

Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt

 

Adem ata ile Cennet’te olan

Fatıma’sız Zehra geldi nurunan

Her Nebi’de her Veli’de bulunan

Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt

 

Sevenlere Kevser suyunu veren

Çağırmadan duyan bakmadan gören

Adil Ali kula bade içiren

Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt’tir, Ehl-i Beyt

* * *

 

Bağdat illerinde bir gül açılmış

Bakın burcu burcu kokar Geylani

Basamak basamak sır yolu açmış

Yürür gider mevlasına Geylani

 

Maşuk isen sevdir gül ağasını

Aşık isen ara bul maşuğunu

Tarikat yolunda din ışığında

Aşıklar gönlünde yatar Geylani

 

Türbesi muhteşem parlıyor nuru

Mevlanın has kulu Habib’in yari

Allah için ağlar hep zari zari

Coşmuş nehir gibi akar Geylani

 

Evliyalar başı tarikat piri

Zahirde ölüdür batında diri

Yarın kurulunca şol mahşer yeri

Yeşil sancağıyla gelir Geylani

 

Şeyhim der ki sağlam dala sarıldım

Bir garip bülbülem güle sarıldım

Beni kurtaracak ele sarıldım

Sarılan müride bakar Geylani

* * *


Kutbullahul ekberdir

Gavsullahul azamdır

 

Sultan Sultan Şeyh Abdulkadir

Medet Himmet Ya Sultan Abdulkadir

Medet Himmet Ya Sultan Hayri Baba

 

Geylan’dan gelir aslı

Ebul Kasım’ın nesli

Allah Muhammed dostu

 

Aşık olan üftade

Durmaz gider Bağdad’a

Ol dem erer murada

 

Devlet istersen devlet

İzzet istersen izzet

Kapısında kıl hizmet

 

Müridinin her biri

İrşad eder münkiri

Daim budur hüneri

 

İnkâr eden ol eri

Mürşid eder Şeytan’ı

Var seyreyle sultanı

 

Bil Muhammed alidir

Cezbe ile doludur

Dervişleri uludur

 

Eşrefoğlu Rumi der

Dervişler mahremidir

Şüphemiz yok velidir

* * *


Mevlamızın has kulu

Tutmuş güzel bir yolu

Ululardan bir ulu

Abdulkadir Geylani

 

Estirir sevgi yeli

Akıtır feyiz seli

Muhammed’in (S.A.V.) has gülü

Abdulkadir Geylani

 

Ona beli diyenler

Tarikına girenler

Ne bahtiyar kişiler

Abdulkadir Geylani

 

Sönmeyen bir güneşsin

Pek hayırlı bir eşsin

Çağıralım yetişsin

Abdulkadir Geylani

 

Hizmetin yüce devlet

Himmetin büyük servet

Sevgili Pirim himmet

Abdulkadir Geylani

 

Hak yolda rehberimiz

Feda olsun serimiz

Dahilek Ya Pirimiz

Abdulkadir Geylani

 

Sağlam dala sarılak

Zikrullaha çağırak

Bu fakirin Albayrak

Abdulkadir Geylani

* * *


Cem olmuş dervişleri

Sultan Abdulkadir’in

Yolunda sadıkları

Sultan Abdulkadir’in

 

Elim verdim eline

Kurban oldum yoluna

Canım feda yoluna

Pirim Abdulkadir’in

 

Kutbu âlem ol veli

Sırrı Mürteza Ali,

Ceddi Hak’kın Habibi

Pirim Abdulkadir’in

 

Evliyalar geldiler,

Payine yüz sürdüler,

Hep semi’na dediler

Pirim Abdulkadir’in

 

Evliyalar rehberi

Hak sırrının mazharı

Ehl-i tarik serveri

Pirim Abdulkadir’in

 

Arısının balıyım

Bahçesinin gülüyüm

Bağının bülbülüyüm

Pirim Abdulkadir’in

 

Sana derim ey kişi

Çıkar kalpten teşvişi

Oda yanmaz dervişi

Pirim Abdulkadir’in

  

İnkar eden ol eri

Mürşid sürer Şeytanı

Aslı durur Geylani

Pirim Abdulkadir’in

 

Hak katında uludur

İki cihan doludur

Eşrefoğlu kuludur

Pirim Abdulkadir’in

* * *


Ali Abadır ceddin

Hem Hasani-Hüseyin

Bazul eşhep Muhyiddin

Abdulkadir Geylani

 

Doğarken veli doğan

Ruhî bedevi döven

Hem annesin kurtaran

Abdulkadir Geylani

 

Ahdimi bozmam diyen

Yalan söz hiç bilmeyen

Eşkiya irşad eden

Abdulkadir Geylani

 

Varıp Bağdat’a yeten

Çok ilim tahsil eden

Dini ihya eyleyen

Abdulkadir Geylani

 

Ümmeti Muhammed’den

Ben de bir ferdim diyen

Ölüleri dirilten

Abdulkadir Geylani

 

Allah’tan vaat alan

Hem Malik’le konuşan

Dervişleri koruyan

Abdulkadir Geylani

 

Benden aciz Mehmed’in

Yükseltiver himmetin

Çok durur kerametin

Abdulkadir Geylani

  

Evlatların çok seven

Çağırana tez yeten

Ağlayanı güldüren

Abdulkadir Geylani

 

Cümle pire baş olan

Hükmünü daim kılan

Evliyalara imam

Abdulkadir Geylani

 

Muinin senin Rahman

Hem tarıkın çok âsân

Himmetin ola heran

Abdulkadir Geylani

* * *


Cemalin seyredip ismin andığım

Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir

Aşkın ile gönlüm pasın sildiğim

Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir

 

Senin sözün hem vücudun mutlaktır

Ol gül yüzün iki cihanda aktır

Yeryüzünde halifelerin çoktur

Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir

 

Müritleri hatalardan saklarsın

Münkirleri sır okuyla oklarsın

Kutbuzzaman dört köşeyi beklersin

Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir

 

Naiplerin sancağını götürür

Nice münkirleri yola getirir

Halifelerin hem yanında oturur

Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir

 

Eşrefoğlu eydür aşkın elinde

Kimse mahrum kalmaz senin yolunda

Gerek burda gerek Bağdat elinde

Bize himmet eyle şeyh Abdulkadir

* * *


Bir güzeldir yatıyor

Bağdat’ın illerinde

Sönmeyen nur yanıyor

Bağdat’ın illerinde

 

Geylani’dir Geylani

Âşıkların seyrani

Evliyalar sultanı

Abdulkadir Geylani

 

Büyüktür akıl ermez

Feyizin sonu gelmez

Bir benzeri görülmez

Bağdat’ın illerinde

 

Mis yayıyor türbesi

Aşk kokuyor yöresi

Duyuluyor nefesi

(Görünüyor himmeti)

Bağdat’ın illerinde

* * *


Hiç bulunmaz akranı

Mahzı lütfi yezdani

Gavsul Azam Geylani

Sultan Abdulkadir’in

 

Kutuplar hep hadimi

Yerde gökte var namı

Pek büyüktür makamı

Sultan Abdulkadir’in

 

Evliya derbanidir

Asfiya hayranıdır

Arşı kürs meydanıdır

Sultan Abdulkadir’in

 

Dergâhında himmet var,

Devranında hikmet var,

Kapısında rahmet var,

Sultan Abdulkadir’in

 

Talibi matlub olur

Matlubu mahbub olur

Dervişi meczub olur

Sultan Abdulkadir’in

 

Bahçesinde gül olsam

Ocağında kül olsam

Kapusunda kul olsam

Sultan Abdulkadir’in

 

Bağdat yolun gözlerim

Geylani’yi özlerim

Himmetidir sözlerim

Sultan Abdulkadir’in

 

Hüsnü terket teşvişi

Hakka bırak her işi

Dervişi ol dervişi

Sultan Abdulkadir’in

* * *


Seyyah olup şol alemi ararsan

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz

Ceddi Muhammeddir eğer sorarsan

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz

(Benim şeyhim gibi kamil bulunmaz

Hayri Baba gibi Sultan bulunmaz)

 

Cuşa gelir dervişleri dirilir

Ayet ile ihyaları görülür

Kudretinden kısmetleri verilir

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz

 

Hak Teala yeri göğü düzeli

Hoş nazar eylemiş ona ezeli

Evliyalar serçeşmesi güzeli

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz

 

Benim şeyhim beni Hakka götürür

Nice müşküllerim anda bitirir

Muhammedin sancağını götürür

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz

 

Giderler gazaya çalarlar satır

Daima yaparlar hoş gönül hatır

Bağdat’ta türbesi nur olmuş yatır

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz

 

Cümle evladına yeşil yaraşır

Aşkı gelir bu canlara dolaşır

Ana derviş olan Hak’ka ulaşır

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz

 

Aşığın yüreği yanar tutuşur

Çiğlerin var ise var anda pişir

Nerede çağırsam anda yetişir

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz

 

Derviş Yunus biz çekelim zahmeti

Üstümüzde hazır durur himmeti

Oğlum demiş ana Resul Hazreti

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz

* * *


Düştüm aşkın seline

Vardım Bağdat iline

Meftun oldum gülüne

Pirim Abdulkadir’in

 

Beli dedim sözüne

Bel bağladım özüne

Aşık oldum yüzüne

Pirim Abdulkadir’in

 

Kıyamında Hu dedim

Aşk lokmasından yedim

Ezkarını belledim

Pirim Abdulkadir’in

 

Gülünü taç eyledim

Derde ilaç eyledim

Sırrın ihrac eyledim

Pirim Abdulkadir’in

 

Ehlullah durur saf saf

Rükuya varır etraf

Ederler beytin tavaf

Pirim Abdulkadir’in

 

Bülbülü bağı Resul

Eyledi Hak’ka vüsul

Niyazı buldu husül

Pirim Abdulkadir’in

 

Bizlere himmet eyle

Himmetinle şad eyle

Vasfını inşâd eyle

Pirim Abdulkadir’in

 

Muhammed’in torunu

Arşa salmış nurunu

Seyrettim zuhurunu

Pirim Abdulkadir’in

 

Aşki’ye imdad eyle

Himmetinle şad eyle

Vasfını inşâd eyle

Pirim Abdulkadir’in

* * *


Aşk ile oldum kulu

Sultan Abdulkadir’in

Hak’ka doğrudur yolu

Sultan Abdulkadir’in

 

Hak’kın sâdık velisi

Evliyalar ulusu

Bendesidir cümlesi

Sultan Abdulkadir’in

 

Üçler, kırklar, yediler

Cümle saddak dediler

Payine baş eğdiler

Sultan Abdulkadir’in

 

Ve hüvel kahır dedi

Kur-an’da zikreyledi

Methini Hak söyledi

Sultan Abdulkadir’in

 

Başımızda gülüdür

Rahımız Hak yoludur

Arif dahi kuludur

Sultan Abdulkadir’in

* * *


Nigara milki cismim kenzi aşkın için harap ettim

Anı canım yerine kalpden naip menabettim

Deruni sinemi pak eyledim ağyarın nakşinden

Gönül kâşanesin aşkı ruhun için mestetabettim

 

Beyabani talepte pertevi hüsnün şuasından

Tenim baştanbaşa Cevvaleyi mevci serabettim

Beni ol zümreyi mestanede mecbur tut zahit 

Ki ben meyhanede piri mugane intisabettim

 

Cihanın gülşenine gelmemiş hüsnün gibi bir gül

Anın için alem içre aşkı hüsnün intihabettim.

Cenabı sekfi gerdune erişse himmetim nola

Ki ömrüm Sarfı rahi bir şehi Ali cenabettim

 

Medaris içre Halis görmedim ben aşkı sevdasın

Anın için ilmimi meyhane rehni şerabettim.

( Mugane’den kasıt Pirimiz Gavsul Azam

Abdulkadir Geylani Hz.leridir. )

* * *


Şahi iklimi velayettir güruhu kadiri

Rahi aşka Zülkeramettir güruhu kadiri

 

Cümle erbabı tarikatı bülbülü şuradedir

Anlara bağı letafettir güruhu kadiri

 

Damenin tutmuş bunlar Sultan Abdulkadir’in

Mazhari Lütfi Hidayettir güruhu kadiri

 

Gavsi Muhyiddin ihya eylemiş dini Nebi

Revne-i Dini risalettir güruhu kadiri

 

Küntü Kenzim kapısını menarif miftahiyle

Fetheden Şahi Vilayettir güruhu kadiri

 

Dâhil ol varol guruha bitemmül Halisa

Sahibi emrü ve emanettir güruhu kadiri

* * *


Yaktı beni bacım Kadiri kolu,

Değmeyin acize içerim dolu

Yolumu sorarsan Muhammed yolu

Abdulkadir gibi pirim var benim

Mehmet Baba gibi şeyhim var benim

 

Çağırdılar beni şöyle bir baktım

Yaktın Mevlam beni ciğerden yaktın

Darda kalmış idim yoluma çıktın

Abdulkadir gibi pirim var benim

Mehmet Baba gibi şeyhim var benim

 

Resulullah demiş manen evladım

Ayşe anne demiş benim sultanım

Her zaman kurban bu benim canım

Abdulkadir gibi pirim var benim

Mehmet Baba gibi şeyhim var benim

 

Her an darda kalsam tutar elimden

Kimse bilmez bu acizin halinden

Koklamak istersen Cennet gülünden

Abdulkadir gibi pirim var benim

Mehmet Baba gibi şeyhim var benim

 

Her nereye gitsem seni ararım

Her aşık kulundan seni sorarım

Tutmazsan elimden nara yanarım

Abdulkadir gibi pirim var benim

Mehmet Baba gibi şeyhim var benim

 

Ben acizim böyle söylüyor dilim

Tutmazsan elimden ne olur halim

Bağdat’ta yatıyor ol yüce pirim

Abdulkadir gibi pirim var benim

Hayri Baba gibi şeyhim var benim

Mehmet Baba gibi şeyhim var benim

* * *


Abdulkadir cezbelendi

Arşı ala titredi

Hep müminler dinledi

Ya sakinel Bağdadi

 

Abdulkadir yürüdü,

Nur alemi bürüdü

Benim şeyhim Pir idi

Ya sakinel Bağdadi

 

Halkayı dolandırır

Cezbeyi bollandırır

Benim bir mürşidim

Kalpleri uyandırır

 

Tekkemiz ziynetlidir

Pirimiz kuvvetlidir

Çalışalım kardeşler

Şeyhimiz himmetlidir

 

Bağdat yolunu gözlerim

Geylani’yi özlerim

Himmetidir sözlerim

Ya sakinel Bağdadi

 

Halkaları pek güzel

İçinde melekler gezer

Şeytanın bağrın ezer

Ya sakinel Bağdadi

 

Hey Geylani Geylani

Cümle canların canı

Evliyalar sultanı

Abdulkadir Geylani

* * *


Meded Ya Gavsul azam

Pir sultan Abdulkadir

Mevhibei muazzam

Pir sultan Abdulkadir

 

Nesli paki Mustafa

Hanedanı ba safa

Dürrü yektai vefa

Pir sultan Abdulkadir

 

Ol sultanül evliya

Nüktedanül asfiya

Hem bürhanül etkiya

Pir sultan Abdulkadir

 

Mazharı sırrı Hüda

Meşheri feyzi ata

Meşarı puşi hata

Pir sultan Abdulkadir

 

İnsü cin oldu hayran

Melekler kıldı devran

Arşı eyledi seyran

Pir sultan Abdulkadir

 

Bergüzarı mürteza

Rehgüzarı mücteba

Gülzarı ali aba

Pir sultan Abdulkadir

 

Aşki kurban yoluna

Dergâhında buluna

Himmet eyle kuluna

Pir sultan Abdulkadir

* * *


Sen Bağdat’ın gülüsün

Yarı Geylani Geylani

Gözlerimin nurusun

Şahı Geylani Geylani

 

Nazın geçer Mevlaya

El kaldırıp duaya

Cümle ümmete (ihvana) devaya

Yarı (Şahı) Geylani Geylani

 

Mesteyledin kalpleri

Cümle ihvan erleri

Hak’ka verdin özleri

Yarı (Şahı) Geylani Geylani

 

Daldın ilim irfana

Canlar geldi kurbana

Bizi anda seyrana

Yarı (Şahı) Geylani Geylani

 

Karaları silersin

Nazar ile süzersin

Gönüllerde gezersin

Yarı (Şahı) Geylani Geylani

 

Canımın cananesi

Bitmez feyizin çeşmesi

Evliyalar gözdesi (sultanı)

Yarı (Şahı) Geylani Geylani

 

Gör künahkar Ayazı (bizleri)

Ağlar eyler niyazı

Görünüyor beyazı (himmeti)

Yarı (Şahı) Geylani Geylani

* * *


Yedi iklimde sürülür,

İşit erkanı Geylani

Kamu buldanda kurulur,

Hemin meydani Geylani

 

Ulaşır edene feryad,

Eder muzdarlara himmet

Olur ona uyanlar şad,

Seri dermanı Geylani

 

Tarıkına giren anın,

Düşer aşkına mevlanın

Olanı kul ol sultanın,

Sever yezdanı Geylani

 

Eder irşad müridin ol,

Olalım biz ol şaha kul

Hüda indinde makbul,

Ki dervişanı Geylani

 

Düşenin destini tutar,

Yakın ırak demez yeter

Tarıkına girip ol er,

Yücedir şanı Geylani

 

Müridime cefa eden,

Kefen hazırlasın erken

İnan bu sözlerime sen,

Açık bürhanı Geylani

 

Çağırsan ana sıdk ile,

Yetişir ol silah ile

Muradın ne ise dile,

Ki bol ihsanı Geylani

 

Ki tablım çalınır her an,

Yeri göktedir ol sultan

İşit bu sırrı et izan,

Ki ol cananı Geylani

 

Müridim tablı varsam der,

Kasidesinde hem ol pir

Seni tablım uyandırır,

Budur fermanı Geylani

 

Müridim korkma der asla,

Nasırımdır benim Mevla

Size düşman olan zira,

Olur düşmanı Geylani

 

Demiş hem Hak’ka et ikbal,

Teganni ile çağır al

Tarab et bahri aşka dal,

Kerim hannanı Geylani

 

Anın dervişi Kuddusi,

Olalı arttı sevdası

Deyip teşvik eder nası,

Olun yaranı Geylani

* * *


Mualla gavsi sübhani

Mukaddes kutbi rabbani

Emin-i sırrı yezdani

Abdülkadir-i Geylani

Alelya lel ya seyyide ayni

Alel ya lel ya seyyide ruhi

 

Zehi simai nurani

Zehi ferhunde pişani

Kemal-i hüsnü insani

Abdülkadir-i Geylani

 

Safa bahşı muhibbani

Ata bahşı fakirani

Hata puşi müridani

Abdülkadir-i Geylani

 

Bi-ma’na berkenani

Bi-sureti Yusuf sinani

Bi-behçeti şah merdani

Abdülkadir-i Geylani

 

Cihan sohbet-i bevet-bani

Her an ma’na bi-kurbani

Kerameş feyzi Rabbani

Abdülkadir-i Geylani

 

Medet ya şeyh-i Geylani

Kerem ya kutbu rabbani

Ki mahrumum ne gerdani

Tu muhyiddin-i Geylani

 

Beved birdir ki hendani

Bahaeddindir bani

Ya kutbuddini hakani

Abdülkadir-i Geylani

* * *


Resul "Bizim Hayri" demiş

Şahi merdanda pek sevmiş

Ceddi Ali Aba imiş

Sultan Hayri Baba’nın

 

Geylaninin temsilcisi

Asrının büyük velisi

Zikri cehrinin önderi

Sultan Hayri Baba imiş

 

Tarıkına girmek gerek

Yoluna ser vermek gerek

Hizmetinde olmak gerek

Sultan Hayri Baba’nın

 

Eğer matlubun hak ise

Gelin kulak verin söze

Düşün gidin siz bu ize

Sultan Hayri Baba’nın

 

Hak deyip halka kurarlar

Tevhid demini sürerler

Allah’ını zikrederler

İhvanı Hayri Baba’nın

 

Harıl harıl feyizleri

Gelip mesteder bizleri

Ne alidir himmetleri

Sultan Hayri Baba’nın

 

Uzun söyleme Albayrak

İhlas ile bağlanarak

Sözünde yüzünde Hak

Seyret Hayri Baba’nın

* * *


Sana uyan Hak’ka gider

Hem masivayı terkeder

Budur şeyhi muteber

Esseyyid Hayri Baba

 

Gündüzlere şems olan

Gecelere mah olan

İşi gücü Hak olan

Esseyyid Hayri Baba

 

Sırrı Hak’ka aşina

Söz konuşmaz başuna

Akıl ermez işine

Esseyyid Hayri Baba

 

Bilmek gerek kıymetin

Cana minnet hizmetin

Esti yine himmetin

Esseyyid Hayri Baba

 

Durmaz Hak’kı anarsın

Ateşiyle yanarsın

Yaklaşanı yakarsın

Esseyyid Hayri Baba

 

Hacı Muhammed Baba

Çok rahmet olsun ona

Halini vermiş sana

Esseyyid Hayri Baba

 

Teşrifinde var hikmet

Bu ümmete bir rahmet

Nazarın bize yönelt

Esseyyid Hayri Baba

 

Mehmed’in ister medet

Aman canım himmet et

Ulu bir kişi gayet

Esseyyid Hayri Baba

* * *


Etrafa nurlar saçan

Hak’kı batıldan seçen

Aşk yollarını açan

Mustafa Hayri Baba

 

İhvanı aydınlatan

Aşkı Hak’la yandıran

Derya gibi çağlatan

Mustafa Hayri Baba

 

Ahmed’le sohbet eden

Hak ile ülfet eden

Talipleri kenz eden

Mustafa Hayri Baba

 

Kadiriyi derya eden

Kalpleri gülşen eden

Hak cemalini gören

Mustafa Hayri Baba

 

Seyreden ve ettiren

Hem eren hem erdiren

Sırla gören, gördüren

Mustafa Hayri Baba

 

Mehmed Albayrak uyan

Dostum rengine boyan

Budur sahibüzzaman

Mustafa Hayri Baba

* * *


Usül erkânın döner

Yönelip Allah’a gider

Hak katında sözün geçer

Selam sana Hayri Baba

 

Dervişlerin halka halka

Gönül bağlamışlar Hak’ka

Ağyarın şerrinden sakla

Selam sana Hayri Baba

 

Uzak yakın demez gelir

İhvanlara feyiz verir

Hem gafletimiz giderir

Selam sana Hayri Baba

 

Nazarların nurlar saçar

Neşe denizini açar

Salihlerin hemen coşar

Selam sana Hayri Baba

 

Bağlamış Hak’ka kalbini

Hem ederdi çok zikrini

Analım güzel ismini

Selam sana Hayri Baba

 

Gel girelim bahçesine

Yapışalım pekçesine

Kulak ver güzel sözüne

Selam sana Hayri Baba

 

Ölü değil hay duruyor

Gelen ihvanı görüyor

Tasarrufun sürdürüyor

Selam sana Hayri Baba

 

Bu fakir Mehmed’in neyler

Durmayıp aczini söyler

Daima yardımın gözler

Selam sana Hayri Baba

* * *


Sultan şeyhim Hayri Baba

Çok rahmetler olsun sana

Kavuşmak için Allah’a

Uçup gittin aramızdan

 

İnan çok severim seni

Sevdiğine sevdir beni

Bu hasretin ne merhemi

Uçup gittin aramızdan

 

Sohbetinden mahrum kaldık

Ne büyük gaflete daldık

Hizmetinden geri kaldık

Uçup gittin aramızdan

 

Bu aleme gelmiş idin

Hep doğruyu bilmiş idin

Hak’ka gönül vermiş idin

Uçup gittin aramızdan

 

Dönermiydin acep geri

Allah emri dönmez geri

Gel gir gönlümüze bari

Uçup gittin aramızdan

 

Hizmetini göremedik

Esrarına eremedik

Kıymetini bilemedik

Uçup gittin aramızdan

 

Mehmet Albayrak neylesin

Halini kime söylesin

Rabıtaya gönül versin

Uçup gittin aramızdan

* * *


Sen Rab’bine kul olmuşsun

Habibine yar olmuşsun

İçerine kor doldurup

Yana yana kül olmuşsun

 

Yandır bizi yanalım

Ateşine kanalım

Hak cemalin bulalım

Sultan şeyhim geldik sana

Hayri Baba geldik sana

 

Sen canların cananısın

Dertlilerin dermanısın

İhvanların seyre dalsın

Sultan şeyhim geldik sana

Hayri Baba geldik sana

 

Canlar arar canı sende

Nazarınla himmet eyle

Gönül durmaz gayrı bizde

Sultan şeyhim geldik sana

Hayri Baba geldik sana

 

Gel virane gönlümüze

Taht kurmuşsun kalbimize

Sevgin dolmuş içimize

Sultan şeyhim geldik sana

Hayri Baba geldik sana

 

Bizler birer garip kuluz

Ne ararız ne buluruz

Himmetinle var oluruz

Sultan şeyhim geldik sana

Hayri Baba geldik sana

* * *


Ben bu aşkın mecnunuyum

Hay benim baba sultanım

Mah cemaline hayranım

Hay benim baba sultanım

 

Sözlerin hep hakikattir

Tarıkın hak şeriattır

Bilenlere ne devlettir

Hay benim baba sultanım

 

Resulün aşkına yandım

Aşkın şarabına kandım

Şemi pervaneye döndüm

Hay benim baba sultanım

 

Hak’tan oldu bize nimet

Her insana olmaz kısmet

Kadiri’ye candan hizmet

Hay benim baba sultanım

Geylani’ye candan hizmet

Hay benim baba sultanım

 

Hak’kın ismi cemalinden

Feyz dökülür kemalinden

Hak görünür nur yüzünden

Hay benim baba sultanım

 

Âşıklar hiç ziyan etmez

Gözlerinden yaşlar bitmez

Bu yolda yanmayan bilmez

Hay benim baba sultanım

Hay benim pirim sultanım

* * *


Mevlâmızın rahmet eli,

Sözlerinde hikmet seli

Kutb-u cihan Mehmet Veli

Sevenin olmak ne hoş

 

Rasulullâh’ın varisi

Mürşitlerin en halisi

Terk ettik senden gayrisi

Seninle olmak ne hoş

 

Geylâni’den almış destur

Hayri Baba’yla can dosttur

Pirliğine şüphe yoktur

İhvânın olmak ne hoş

 

Dağıtırsın aşkı feyzi

Gözetirsin daim bizi

Hâk’ka verdin gönlümüzü

Evlâdın olmak ne hoş

 

Dertlilerin ilacısın

Dervişler başın tacısın

Bu ümmetin muhtacısın

Bendesi olmak ne hoş

 

Zikrullâhdır her bir sözün

Ateş ile yanar özün

Kabul görür senin nazın

Gedâyin olmak ne hoş

 

Sevmekten başka kârım yok

Affeyle kusurum pek çok

Şanın yüce reddin hiç yok

Turâbın olmak ne hoş

* * *


Babaların babası

Evliyaların hası

Tarikatın ustası

Sevgili Mehmet Baba

İlmi Ledün ustası

Sevgili Mehmet Baba

 

Bu dünyanın kutbudur

Resul’den de muştudur

Hak’kın bize lütfudur

Sevgili Mehmet Baba

 

Tarıkına girenler

Seni birden sevenler

Ne bahtiyar kişiler

Sevgili Mehmet Baba

 

Sevenler beri gelsin

Hemen murada ersin

Hep himmetin varolsun

Sevgili Mehmet Baba

 

Senin peşinden koşan

Ervahla doldu cihan

Bu ne şeref bu ne şan

Sevgili Mehmet Baba

 

Senin ile coşarız

Dağı taşı aşarız

Hep Allah’a koşarız

Sevgili Mehmet Baba

 

Ahmetsani uyan

Seni adama koyan

Uyan ey gönül uyan

Seni adama koyan

Merhametkânı Sultan

Sevgili Mehmet Baba

* * *


Bazen Hayri Baba’yı

Bazen Ali Aba’yı

Görmek istersen eğer

Seyret Mehmet Baba’yı

 

O yüce Halisa’yı

Hem güneşi hem ayı

Muhammed Mustafa’yı

Seyret Mehmet Baba’yı

 

Ona verip özünü

Kaçırmadan sözünü

Ayırmadan gözünü

Seyret Mehmet Baba’yı

 

Hele gönülden bir bak

Göreceksin sen mutlak

İşte Mugan işte Hak

Seyret Mehmet Baba’yı

 

Bakın bakın Silsile

Oturmuş Resul ile

Gülümsüyor bizlere

Seyret Mehmet Baba’yı

 

Cemalinde Cemali

Yüce Hak’kın her hali

Görünür O’nda hemen

Seyret Mehmet Baba’yı

 

Ahmetsani ayyaşsın

Farkına da varmazsın

Gönül sen ne ayyaşsın

Farkına da varmazsın

 

Seyret seyret doymazsın

Canım Mehmet Baba’yı

Seyret seyret doymazsın

Canım Mehmet Baba’yı

* * *


Arayıp da zor bulduğum

Aşkından feyiz aldığım

Himmetiyle var olduğum

Benim şeyhim gülüm var ya

Gezer gönül deryasında

 

Elinden tesbih aldığım

Gönlümü ona saldığım

Aşk deryasına daldığım

Benim şeyhim gülüm var ya

Gezer gönül deryasında

 

Canıma canan bildiğim

Aşkı ile eridiğim

Nefsimden fazla sevdiğim

Benim şeyhim gülüm var ya

Gezer gönül deryasında

 

Aşkıyla serden geçtiğim

Gönlüme sultan seçtiğim

Has çorbasından içtiğim

Benim şeyhim gülüm var ya

Gezer gönül deryasında

* * *


Evliyaya eğri bakma

Kevni mekân elindedir

Mülke hüküm süren odur

İki cihan elindedir

 

Hak anı bunda gönderdi

Kullarını irşad için

Kime diler iman verir

Kahrü ihsan elindedir

 

Sen anı şöyle sanırsın

Sencileyin bir âdemdir

Evliyanın sırrı vardır

Gizli ayan elindedir

 

Hak zatıyla sıfatıyla

Tecelli eyledi anda

Varlığı Hak varlığıdır

Emri Sübhan elindedir

 

Kaygusuz eder bu ilmi

Okudum öğrendim bildim

Bütün alemlerin hükmü

Kamil insan elindedir

* * *


Şeyhimin illeri,

Uzaktır yolları

Açılmış gülleri

Dermeye kim gelir Ya Hu!

 

Ahd ile vefalar

Zevk ile sefalar

Bu yolda cefalar

Çekmeğe kim gelir! Ya Hu!

 

Şeyhimin özünü

Severim sözünü

Mübarek yüzünü

Görmeye kim gelir! Ya Hu!

 

Şeyhimin ilinde

Asası elinde

Şeyhimin yolunda

Ölmeğe kim gelir! Ya Hu!

 

Şeyhimin ilini

Sorarım yolunu

Mübarek elini

Öpmeğe kim gelir Ya Hu!

 

Şeyhimin şemine

Bu canım pervane

Saladır âşıklar

Yanmağa kim gelir Ya Hu!

 

Ah ile gözyaşı,

Yunus’un haldaşı

Zehr ile şol aşı

Yemeğe kim gelir! Ya Hu!

* * *


Yanında kalmaya geldim

Eylenip durmaya geldim

Sen doktorsun bense hasta

Tedavi olmaya geldim

 

Gele gele yollar aştım

Bu nefsin elinden şaştım

Bir iyi olmaz derde düştüm

Dert için dermana geldim

 

Bunca gönüller yapmışsın

Şimdi menzile ermişsin

Muhammed’e yar olmuşsun

Bir haber sormaya geldim

 

Mürşid olup seçilmişsin

Bade olup içilmişsin

Tomurcukken açılmışsın

Seni koklamaya geldim

 

Sen habibsin bense garip

Her derdime derman verip

Aşkın ile zikir edip

Bir haber sormaya geldim

 

Abdulkadir olmuş veli

Boşa sarfeylemez dili

Hak’ka giden doğru yolu

Arayıp bulmaya geldim

* * *


Seherlerde çıktım yola

Hem rabıta ala ala

Cemali boyanmış nura

Şeyhim Mehmet Babamın da

 

Boyu Resulullaha benzer

Daim Allah diye gezer

İsmi Beytullah’ta yazar

Şeyhim Mehmet Babamın da

 

Cümle velilerin başı

Hak’kı zikretmektir işi

Düşünmeden ol dervişi

Şeyhim Mehmet Babamın da

 

Kolu Mürteza Ali’dir

Piri Gavsul Geylani’dir

Mürşidi Hayri Baba’dır

Şeyhim Mehmet Babamın da

 

Ne güzel bir makamı var

Dillerinden feyiz akar

Muhammed’e olmuştur yar

Şeyhim Mehmet Babamın da

 

Bağlum’da gülleri açmış

Etrafına nurlar saçmış

Mevlam bizi evlat etmiş

Şeyhim Mehmet Babama da

Sultan Mehmet Babama da

* * *


Edelim cevlan

Kılalım seyran

Mest olup hayran

Şeyh eşiğinde

 

Aldım himmeti

Geçtim zulmatı

Buldum hayatı

Şeyh eşiğinde

 

Bıraktım arı

İstemem yari

Kestim zünnarı

Şeyh eşiğinde

 

Aşıkım Allah

Müştakım billah

Olmuşum vallah

Şeyh eşiğinde

 

Nice bir ülfet

Edelim uzlet

Çekelim halvet

Şeyh eşiğinde

 

Yunusum Elhak

Didarı müştak

Aşığım Uşşak

Şeyh eşiğinde

* * *


Erenlerin sohbeti

Ele giresi değil

İkrar ile gelenler

Mahrum kalası değil

 

İkrar gerek bir ere

Göz açıp didar göre

Sarraf gerek gevhere

Nadan bilesi değil

 

Bir pınarın başına

Bir testiyi koysalar

Kırk yıl anda durursa

Kendi dolası değil

 

Ümmi Sinan yol ayan

Oluptur belli beyan

Dervişlik yolu heman

Tacı hırkası değil

* * *


Geçtiğiniz yollara

Bizden selam götürün

Hak dost diyen dillere

Bizden selam götürün

 

Kutlu Hicaz çölüne

Hak’kın solmaz gülüne

O Müminler seline

Bizden selam götürün

 

Girenler dostun bağına

Düşmez küfrün ağına

Mübarek Nur dağına

Bizden selam götürün

 

Yağan nuru Hüda’ya

Merve ile Safa’ya

Muhammed Mustafa’ya

Bizden selam götürün

 

Yalvarıp Rab’bimize

Dualar edin bize

Muazzam Kabe’mize

Bizden Selam götürün

 

Her yönelen Allah’a

Çıkar nurlu sabaha

Âl-i Rasülullah’a

Bizden selam götürün

 

Girersiniz ihrama

El sürmeden harama

Sahabe-i Kiram’a

Bizden selam götürün

 

Lebbeyk deyip boyuna

Koşun zemzem suyuna

Beni Haşim soyuna

Bizden selam götürün

 

Mekke ile Medine

İki eşsiz hazine

Cihar yari güzine

Bizden selam götürün

 

Kavrulan açık başa

Öpülen siyah taşa

Gözlerden akan yaşa

Bizden selam götürün

 

Yetişir Cemal gayri

Çok sözün yoktur hayrı

Hüccaca ayrı ayrı

Bizden selam götürün

* * *


Kâbe’nin yolları bölük bölüktür

Benim ciğerlerim delik deliktir

Dünya dedikleri bir gölgeliktir

 

Aman Kâbem varsam sana

Yüzüm gözüm sürsem sana

 

Eşim dostum yüklesinler yükümü

Komşularım helâl etsin hakkını

Görmez oldum ırak ile yakını

 

Aman Kâbem varsam sana

Yüzüm gözüm sürsem sana

 

Altından oluklar yaptırmışlar

Gümüşten kemerlerin kuşatmışlar

Ak mermerlerden anı döşetmişler

 

Aman Kâbem varsam sana

Yüzüm gözüm sürsem sana

 

Kâbe’nin dibinde dört ırmak akar

Zeyn olmuş hûriler seyrana çıkar

Ah bu Kâbe derler misk anber kokar

 

Aman Kâbem varsam sana

Yüzüm gözüm sürsem sana

* * *


Ağlayı ağlayı yollara düştüm

Şükür olsun sevdiğime kavuştum

Medine göründü yandım tutuştum

Ölüm ver Allah’ım verme ayrılık

 

Yeşil kubbe görününce gözüme

Boynum büküp elim koydum dizime

Uyandım ki su serperler yüzüme

Aklımı başımdan aldı ayrılık

 

Yana yana ciğerleri kavrulan

Bir can ile sevdiğine sarılan

Hiç güler mi Medine’den ayrılan

Merhametin yok mu zalim ayrılık

 

Ferhat gibi canım yandı kavruldu

Şirin gibi ciğerimden vuruldum

Ölmedim de Medine’den ayrıldım

Bir derdimi yüz bin ettin ayrılık

* * *

 


Yurdumdan çıktım yürüdüm

Mum oldum sanki eridim

Beytullah’a yüzüm sürdüm

 

Iraktır Kabe yolları

Ne güzel Mekke illeri

 

Develer katar katarlar

Kum deryasına batarlar

Şeytanı taşa tutarlar

 

Medine’de üç gün Pazar

Hacılar armağan düzer

Melekler sevabın yazar

 

Emiri hac kafile başı

Uzun olsun ömür yaşı

Gitmesin akçesiz kişi

* * *


Arafat dağı da bir yüce dağdır

İnanın Muhammed ölmedi sağdır

Ravzasına vardım gülistan bağdır

Seni ziyarete geldim efendim

Bir feyiz almaya geldim efendim

 

Sana gelir iken beni görmüşler

Yolumun üstüne pusu kurmuşlar

Hain nefsim can evimden vurmuşlar

Bu nefsin elinden bıktım efendim

Seni ziyarete geldim efendim

Bir feyiz almaya geldim efendim

 

Sana gelirken yolum kuruldu

Çok ağladım gözüm yaşı sel oldu

Hain nefsim Şeytan ile bir oldu

Vurdu can evimden medet efendim

Seni ziyarete geldim efendim

Bir feyiz almaya geldim efendim

 

Çok nasihat ettin sözün tutmadık

Bize gösterilen yoldan gitmedik

Bülbül olup dost bağında ötmedik

Seni ziyarete geldim efendim

Bir feyiz almaya geldim efendim

* * *


Gani Mevlâm nasip etse

Varsam ağlayı ağlayı

Medine de Muhammed’i

Görsem ağlayı ağlayı

 

Delil yapışsa elime

Lebbeyk öğretse dilime

İhram bezini belime

Sarsam ağlayı ağlayı

 

Sana altın oluk sana

Varan canlar kılar tana

Kara donlu Kâbe sana

Varsam ağlayı ağlayı

 

Çevre yanı kesme kaya

El kaldırıp âmin diye

Arafat’taki vakfeye

Dursam ağlayı ağlayı

 

Hüccac döner yana yana

Ciğerim döndü büryana

Şol zemzemden kana kana

İçsem ağlayı ağlayı

 

Akıtırlar hayvan kanı

Esirgemez kimse canı

Şol meydanda koç kurbanı

Kessem ağlayı ağlayı

 

Derviş Yunus der can ile

Kul olmuşum iman ile

Dilim zikri Kur’an ile

Varsam ağlayı ağlayı.

* * *


Başım açık yalın ayak

Düştüm Kabe yollarına

Günahıma ağlayarak

Düştüm Kabe yollarına.

Dost ahbapla vedalaşıp

Nice sarp dağları aşıp

Halilullaha ulaşıp

Düştüm Kabe yollarına.

Musul, Bağdat ve Kerbela

Nurlar yağar her gün hâlâ

Hoştur deyip kaza bela

Düştüm Kabe yollarına.

Bazen açık bazen susuz

Bazen yorgun, ve uykusuz

Sabır isteyerek sonsuz

Düştüm Kabe yollarına.

Beytullah’ı görem diye

Taşına yüz sürem diye

Yoluna can verem diye

Düştüm Kabe yollarına.

* * *


Çıkıp hüccac ile gitmek,

Ne güzeldir, ne güzeldir

Yolunda canı terk etmek

Ne güzeldir, ne güzeldir

 

O yolların riyâzâtı

Eritir hep hatiatı

Visâlin haccı lezzâtı

Ne güzeldir ne güzeldir

 

O yolların muğeylânı

Âşıkların gülistânı

Hicazın yolu kârbânı

Ne güzeldir ne güzeldir

 

Medine şehrine varsam

Habibin Ravzasın görsem

Eşiğine yüzüm sürsem

Ne güzeldir ne güzeldir

 

Geçip ol yüce yerleri

Çıkarsak başa yolları

Görünse kabe illeri

Ne güzeldir ne güzeldir

 

Nebilerin nazargahı

Velilerin karargahı

Görürsem Kabetullah’ı

Ne güzeldir ne güzeldir

 

Niyazi’ye nasip olsa

Varıp maksudunu bulsa

Safa ve zevk ile dolsa

Ne güzeldir ne güzeldir

* * *


Ravzanın önünde büküldü belim

Sordular suali tutuldu dilim

Evvel böyle değildim doğruldu yolum

Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor

Bizi böyle görenler deli sanıyor

 

Ravza’nın önünde büyük çeşme

Çevirin önünü münkir içmesin

Rab’bim bizi bu sürüden seçmesin

Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor

Bizi böyle görenler deli sanıyor

 

Ravza’nın içinde nurdan direkler

Direklere müştak olmuş melekler

O esnada kabul olur dilekler

Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor

Bizi böyle görenler deli sanıyor

 

Akar gözüm yaşı döner bir sele

Bülbülün hasreti sadece güle

Aşktan anlamayan bizi ne bile

Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor

Bizi böyle görenler deli sanıyor

 

Açılıyor bu ravzanın kapısı

Nurlarla bezenmiş sanki yapısı

Aşktan anlar ihvanların hepsi

Yanıyor Allah’ım içimiz yanıyor

Bizi böyle görenler deli sanıyor.

* * *


Ravzaya bakmaya gözler mi doyar

Aşkın şarabını içen böyle mi yanar

Ebubekir Ömer Osman Ali de var

 

Açın şu ravzayı Habibim de var

Benim dertlerimin tabibi de var

Aç Muhammed ravzanı biz de varalım

Mübarek ravzana yüzler sürelim

 

Kimler yapmış bu ravzanın yapısın

Melekler açmış tavaf kapısını

Hacerül evsedin güzel kokusu

 

Ravzaya indim de ettim kıyamı

Ortaya saçmışlar gülü reyhanı

Günahtan kurtarır cümle alemi

 

Çıkardım dağlara Habib’im derdim

Ben Allah’a arzuhalimi verdim

Çok şükür Mevlaya murada erdim

 

İçerim yanıyor gözlerim ağlar

Yüreğim tutuşur ciğerim yanar

Gözden nihan oldu o güzel yerler

 

Osman’a verdiler zinnureyn adı

Melekler eyledi gökte feryadı

Ben senin aşkından olmuşam şadı

 

Ravzanın içinde arifler durur

Günahım sorarsan defterler dolu

Mevlam göndermiş bu kadar kulu

* * *


Zikrullah gökleri geçer

Lahun tellerine göçer

Vuslat kapıların açar

Yanalım zikrullah ile

Ölelim zikrullah ile.

 

Zikrullah canlara candır

Hem dertlilere dermandır

Allah’tan bize ihsandır

Yanalım zikrullah ile

Ölelim zikrullah ile

 

Zikrullah elde sermaye

Hem yareli kalplere şifa

Ulaştırır ol Mevla’ya

Yanalım zikrullah ile

Ölelim zikrullah ile

 

Zikrullah Kur-an’ın sırrı

Sen sanma Kur-an’dan ayrı

Yok hidayet ondan gayri

Yanalım zikrullah ile

Ölelim zikrullah ile

 

Bilişelim görüşelim

Söyleşelim Allah ile

Allah ile Mevla ile

* * *


Dil beytini pak eden

Dervişi anka eden

Âlemi Lâhuta giden

Mevla zikridir zikri

 

Zikirden halet olan

Aşinayı ruh olmaz

Ukbada devlet bulan

Mevla zikridir zikri

 

Terk ehline karışan

Hem zevkine erişen

Bahri Ledünle görüşen

Mevla zikridir zikri

 

Aşıkların zikri Hu

Zikri Hu’dur fikri Hu

Vecde gelip diye Hu

Mevla zikridir zikri

 

Nureddini diri kılan

Tevhidle çerağı yanan

Bi hamdilillah tevfik olan

Mevla zikridir zikri

* * *


Canu dili pak eden

Mevla zikridir zikri

Aşk ile Pazar eden

Mevla zikridir zikri

 

Şeriattır kapısı

Tarikattır yapısı

Hakikattır binası

Mevla zikridir zikri

 

Düşmüşleri kaldıran

Aşk bahrine daldıran

Maksuduna erdiren

Mevla zikridir zikri

 

Erenlerin yolunu

Sürerler hep demini

Dervişlerin muini

Mevla zikridir zikri

 

Şeyh yedini kim tutar

Ref’i hicap ol eder

Canan iline gider

Mevla zikridir zikri

 

Veliyüddin sen sözün

Zikrile pak et özün

Dostuna tutar yüzün

Mevla zikridir zikri

* * *


Hak’ka aşık olanlar

Zikrullah’tan kaçar mı?

Arif olan, cevherin

Boş yerlere saçar mı?

 

Gelsin marifet olan

Yoktur sözümde yalan

Emmareye kul olan

Hayrü şerri seçer mi?

 

Gerçek bu söz yarenler

Gördüm demez görenler

Keramete erenler

Gizli sırrın açar mı?

 

Sen bir koğuk selvisin

Hemen şöyle durursun

Sen bir palaz yavrusun

Kuş kanatsız uçar mı

 

Üftade yanıp tüter

Bülbüller gibi öter,

Dervişlere taş atan

Îmân ile göçer mi?

* * *


Daldım derin fikire,

Hamdeyledim şüküre

Aşk ile feyiz ile

Başlayalım zikire

 

Vur kalbe Allah desin

İnim inim inlesin

Kalbimin şu sesini

Cümle alem dinlesin

 

Kabenin örtüsü kara

Bülbülüm düştüm zara

Doktor tabib gerekmez

Bendeki başka yara

 

Kâbe’de yeşil yazı

Allah Muhammed sözü

Pirim aklıma düştü

İçimde ince sızı

 

Yürü Hak’kın yolundan

Tut mürşidin elinden

Aşık olan anlasın

Bizim şeyhin dilinden

 

Kalbimin içi cami

Pirim kaptan ben gemi

Bu dergah aşk dergahı

Semai dön Geylani

* * *


Dilhanesi pür nur olur,

Envarı zikrullah ile

İklimi dil mamur olur

Mimarı zikrullah ile

 

Her müşkil iş âsân olur

Derdi dile dermân olur

Canım içinde cân olur

Esrarı zikrullah ile

 

Gamgin gönüller şad olur

Dembesteler azad olur

Gümgeşteler irşad olur

Asar-ı zikrullah ile

 

Zikreyle Hak’kı her nefes

Allah bes, Bâki heves

Bes gayriden ümidi kes

Tekrarı zikrullah ile

 

Gör ehli halin fırkasın

Çaketti Ceybi hırkasın

Devreyle zikrin halkasın

Pergari zikrullah ile

 

Terket cihan arayışın

Nefsin gider alayışın

Bul canı dil asayışın

Efkarı zikrullah ile

 

Ahmet seni ikrar eder

Hem zikrin tekrar eder

İhlasını iş ar eder.

Eş’arı zikrullah ile

* * *


Bu dünyaya verme gönül

Dünya sana kalır değil

Dünya seven dost katına

Yüz akıyla varır değil

 

Bu dünyanın muhabbeti

Şol ağulu bal gibidir

Ağusun bilen ol bala

Parmağını banar değil

 

Bu dünyanın zehri katı

Cana ere mazarratı

Zehrini bilmeyen bunun

Kendüyü sakınır değil

 

Bu dünyayı derip yığma

Ahir koyup gitsen gerek

Koyup gideceğin sanan

Dünyayı devşirir değil

 

Âşıkların gönül kuşu

Düşmez dünya tuzağına

Gerçek eren bu dünyayı

Hiç muhale alır değil

 

Eşrefoğlu Rumi sen de

Eğer şaha mahrem isen

Himmetin gözüne kevneyn

Zerre denlü gelir değil

* * *


Bu dünyaya gelen canlar

Gedai bayı Sultanlar

Turab oldu bütün onlar          

Gelin zikredelim Ya Hu

 

Bu dünyaya gelen gitmiş

Kamu varını terketmiş

Bu gün nöbet bize yetmiş

Gelin zikredelim Ya Hu

 

Bu dünya bir tımarhane

Gidenleri düşünsene

Gönül verme bu külhane

Gelin zikredelim Ya Hu

 

Meyil verme bu dünyaya

Ayal evlat ahibbaya

Düşersin sonra cezaya

Gelin zikredelim Ya Hu

 

Etme sivaya iltifat

Dilersen gamdan necat

Ver Muhammed’e salavat

Gelin zikredelim Ya Hu

 

Olma zahidi guşk ile

Koma masivayı dile

Mücadele et nefsinle

Gelin zikredelim Ya Hu

 

Bu simü zeri derme gel

İnkârı koy ikrara gel

Bülbül gibi gülzara gel

Gelin zikredelim Ya Hu

 

Elinde var iken fırsat

Zikri Hüda’ya et dikkat

Tutup durmaz seni sıhhat

Gelin zikredelim Ya Hu

 

Zikre meşgul ol sen heman

Kalbe dolâ nuru iman

Zikri Hüda et her zaman

Gelin zikredelim Ya Hu

 

(Hüdai) Eyledi pendi

Çözüle kalplerin bendi

Huzuru kalble efendi

Gelin zikredelim Ya Hu

* * *


Bu dünya dari gaflettir

Rahatı hep yalandır ha

Bilir misin ahir fani

Vefasız bir cihandır ha.

 

Sivânın rengine hiç bakma

Mevti daima zikret

Elinde var iken fırsat

Gönlünü gel uyandır ha

 

Büyük söz söylemekten kıl ictinap

Yıkma gönül birden

Uyup nefse gönül yıkma

Âşıklara ziyandır ha

 

Görülür türlü ziynette

Gözüne gerçi bu dünya

Bakıp nakşına aldanma

Bakisi yok yalandır ha

 

Devam et zikri yezdane

Sakın divane boş gezme

Haberdar ol ki erişti

Vakit ahir zamandır ha

 

Bilir misin duhul eden

Hüdai Cennet’e kimdir

Tutup emri ilahiyi

Kulağına koyandır ha

* * *
Biz dünyadan gider olduk

Kalanlara selam olsun

Bizim için hayır dua

Kılanlara selam olsun

           

Ecel büke belimizi

Söyletmeye dilimizi

Hasta iken halimizi

Soranlara selam olsun

 

Tenim ortaya açıla

Yakasız gömlek biçile

Bizi bir asan veçhile

Yuyanlara selam olsun

 

Dünya’ya gelenler gider

Hergiz gelmez yola gider

Bizim halimizden haber

Soranlara selam olsun

 

Selâ verin kastımıza

Gider olduk dostumuza

Namaz için üstümüze

Duranlara selâm olsun

 

Eceli gelenler gider

Hepsi gelmez yola gider

Bizim halimizden haber

Soranlara selâm olsun

 

Miskin Yunus söyler sözü

Yaş doludur iki gözü

Bilmeyen ne bilsin bizi

Bilenlere selam olsun

* * *


Geldi geçti ömrüm benim

Şol yel esip geçmiş gibi

Hele bana şöyle gelir

Bir göz açıp yummuş gibi

 

İş bu söze Hak tanıktır

Bu can gövdeye konuktur

Bir gün ola çıka gide

Kafesten kuş uçmuş gibi

 

Miskin ademoğulları

Ekinlere benzer gider

Kimi biter kimi yiter

Yere tohum saçmış gibi

 

Bu Dünya’da bir nesneye

Yanar içim göynür özüm

Yiğit iken ölenlere

Gök ekini biçmiş gibi

 

Bir hastaya vardın ise

Bir içim su verdin ise

Yarın orda karşı gele

Hak şarabın içmiş gibi

 

Yunus Emre bu Dünya’da

İki kişi kalır derler

Meğer Hızır, İlyas ola

Abı hayat içmiş gibi

* * *


Yalancı Dünya’ya konup göçenler

Ne söylerler, ne bir haber verirler

Üzerinde türlü otlar bitenler

Ne söylerler, ne bir haber verirler

 

Kimisinin biter üstünde otlar

Kiminin başında sıra serviler

Kimi masum, kimi güzel yiğitler

Ne söylerler, ne bir haber verirler

 

Toprağa karışmış nazik tenleri

Söylemeden kalmış tatlı dilleri

Gelin duadan unutman bunları

Ne söylerler, ne bir haber verirler

 

Yunus der ki gör takdirin işleri

Dökülmüştür kirpikleri kaşları

Başları ucunda hece taşları

Ne söylerler, ne bir haber verirler

* * *


Narı uşşağı hoş gör,

Atma taş ey zahida

Bir tecelli olsa kalbe,

İhtiyar elden gider

 

Parladıysa zikri Hak,

Aşıkların dilhanesin

Ah çeker seyha vurur,

Namusu ar elden gider

 

Cezbeyi Rahman gelir de,

Gaşyederse aklını

Sanki bir mecnun olur,

Namı vekar elden gider

 

Nigübet hakkında alem,

Ne söyler söylesin

Eylemez asla muhabbet,

İhtiyar elden gider

 

Cezbeyi Hak insi cin,

Amalinin hep efdalı

Ah ile terennüm ,

Bülbüle gülden gider

 

Maksadı leylü Nehar,

Almak rızasın Halık’ın

Haktan özge kalp evinde,

Her ne var elden gider

 

Zikri çok etse de eshabı,

Gulubi gasiye

Uğramaz aşk şehrine,

Ol başka bir yoldan gider

  

Varisi peygamberi,

Bir mürşide el vermeyen

Lalü zari görmeden,

O bir susuz çölden gider

 

Bu tarikat yolunu,

Baştan başa inkâr eden

Sağ cenahı terk eder,

Şeytanla soldan gider

 

Ey Rızayi feyzi nuri,

Ahmedi bu kalplere

Mürşidi kâmil mükemmel,

Piri makbulden gider.

* * *


Şem’a yanan pervaneler

Gelsün beraber yanalım

Aşka düşen divaneler

Gelsün beraber yanalım

Gelsin bir hoşça yanalım

 

Varın sorun şol bülbüle

Neden âşık olmuş güle

Anın için düşmüş dile

Gelsin beraber yanalım

Gelsin bir hoşça yanalım

 

Koca Zahit bizi taşlar

Akıtalım kanlı yaşlar

Hak tariktir diyin kardeşler

Gelsin beraber yanalım

Gelsin bir hoşça yanalım

 

Yanmaktır bizim kârımız

Terkedelim hep varımız

Pervaneler yaranımız

Gelsin beraber yanalım

Gelsin bir hoşça yanalım

 

Gel şehzadem gel sen de yan

Yaş yerine dökelim kan

Hak cemalin isteyen can

Gelsün beraber yanalım

Gelsin bir hoşça yanalım

* * *


Hak yoluna gidenlerin

Asa olsam ellerine

Her pir vasfın edenlerin

Kurban olsam dillerine

 

Torunuyuz bir dedenin

Tohumuyuz bir bedenin

Münkir ile cenk edenin

Silah olsam ellerine

 

Bir üstada olsam çırak

Bir olur da yakın ırak

Kemiklerim yapsam tarak

Dost zülfünün tellerine

 

Vücudumu kavursalar

Yönüm Hak’ka çevirseler

Harman edip savursalar

Muhabbetin yellerine

 

Yar yüzünde olsam zülfün

Dağlarında olsam sünbül

Dost bağında olsam bülbül

Şakiyi versem güllerine

 

Seyranı kaldır parmağın

Vaktidir Hak’ka durmağın

Deryaya akan ırmağın

Kadre olsam sellerine

* * *


Bakıp cemali yâre,

Çağırırım dost dost

Dil oldu pare pare,

Çağırırım dost dost

 

Aşkın ile dolmuşum,

Zühdümü yanılmışım

Mestü müdam olmuşum,

Çağırırım dost dost

 

Mescüdü meyhanede,

Hanede viranede

Kabe’de puthanede,

Çağırırım dost dost

 

Sular gibi çağ çağ,

Dolaşırım dağ dağ

Hayran bana sıru sağ,

Çağırırım dost dost

 

Dünya gamından geçip,

Yokluğa kanat açıp

Aşk ile daim uçup,

Çağırırım dost dost

 

Aradığım candadır,

Canda ve hem tendedir

Bilir iken bendedir,

Çağırırım dost dost

 

Gâh düşerim mutlaka,

Gah asıl ki mülhaka

Bakıp kamudan Hak’ka,

Çağırırım dost dost

 

Dolunmaz ol halü hat,

Minel ezel ta ebed

Unulmaz asla bu dert,

Çağırırım dost dost

 

Hep görünen dost yüzü,

Andan ayırmam gözü

Gitmez dilimden sözü,

Çağırırım dost dost

 

Derya olunca nefes,

Paralanınca kafes

Ta kesilince bu ses,

Çağırırım dost dost

 

Gökler gibi dönerim,

Gün gibi dolanırım

Devr ile elenirim,

Çağırırım dost dost

 

Ne yerdeyim ne gökte,

Ne mürdeyim ne zinde

Her zaman ve her yerde,

Çağırırım dost dost

 

Geldim ol dost ilinden,

Koka koka gülünden

Niyazi’nin dilinden,

Çağırırım dost dost

* * *


Bu aşk bir bahri ummandır

Buna haddi kenar olmaz

Delilim sırrı Kuran’dır

Bunu bilende ar olmaz

 

Süre geldi ezeliden

Pirim Muhammed âliden

Şarabı lem yezaliden

İçenlere kanar olmaz

 

Eğer aşık isen yare

Sakın aldanma ağyare

Düş İbrahim gibi nare

Bu gülşende yanar olmaz

 

Kıyamazsan başa cana

Irak dur girme meydana

Bu meydanda nice başlar

Kesilir, hiç soran olmaz

 

Hak ile Hak olanlara

Kendi özün bilenlere

Dost yolunda ölenlere

Kan pahası dinar olmaz

 

Biz aşığız biz ölmeyiz

Çürüyüp toprak olmayız

Karanlıklarda kalmayız

Bize leylü nehâr olmaz

 

Bak şu Mansur’un işine

Halkı üşürmüş başına

Enel Hak’kın firaşına

Düşenlere tımar olmaz

  

İşte bu sırrı Kuran’dır

Küllü Men Aleyha Fan’dır

İki kapılı bir handır

Konan göçer karar olmaz

 

Seyfullah sözünde mesttir

Şeyhinden aldığı desttir

Divanara kalem pestir

Ne söylerse inan olmaz

* * *


Seni seven âşıkların

Gözü yaşı dinmez imiş

Seni maksud edinenler

Dünya ahret anmaz imiş

 

Gönlün sana verenlerin

Eli sana erenlerin

Gözü seni görenlerin

Devranları dönmez imiş

 

Ölmez imiş âşık canı

Hiç çürümez imiş teni

Aşk her kimi kıldı fani

Ana zeval ermez imiş

 

Aşkına düşen canların

Yoluna baş verenlerin

Aşka bülbül olanların

Kimse dilin bilmez imiş

 

Aşkın ile bilişenler

Senin ile buluşanlar

Sen maşuka erişenler

Ezel ebed ölmez imiş

 

Eşrefoğlu Rumi senin

Yansın aşk oduna canın

Aşk oduna yanmıyanın

Kalbi safi olmaz imiş

* * *


Aşkın odu ciğerimi

Yaka geldi yaka gider

Garip başım bu sevdayı

Çeke geldi çeke gider

 

Firkat kar etti canıma

Gelsin âşıklar yanıma

Aşk zencirin dost boynuna

Taka geldi taka gider

 

Bülbül eder zarü figan

Aşk oduna yandı bu can

Benim gönülcüğüm hemen

Hak’tan geldi Hak’ka gider

 

Arifler durur sözüne

Gayri görünmez gözüne

Eşrefoğlu yar yüzüne

Baka geldi baka gider

* * *


Ben yürürüm yane yane

Aşk boyadı beni kane

Ne âkılem ne divâne

Gel gör beni aşk neyledi

 

Gâh eserim yeller gibi

Gâh tozarım yollar gibi

Gâh akarım seller gibi

Gel gör beni aşk neyledi

 

Akar sulayın çağlarım

Dertli ciğerim dağlarım

Şeyhim anıben ağlarım

Gel gör beni aşk neyledi

 

Ya elim al kaldır beni

Ya vaslına erdir beni

Çok ağladım güldür beni

Gel gör beni aşk neyledi

 

Ben yürürüm ilden ile

Şeyh sorarım dilden dile

Gurbette hâlim kim bile

Gel gör beni aşk neyledi

 

Aşkın beni mest eyledi

Aldı gönlüm hast’eyledi

Öldürmeğe kast eyledi

Gel gör beni aşk neyledi

 

Benzim sarı, gözlerim yaş

Bağrım yara çiğerim taş

Halim bilen dertli kardaş

Gel gör beni aşk neyledi

 

Mecnun oluben yürürüm

Ol yâri düşte görürüm

Uyanır melul olurum

Gel gör beni aşk neyledi

 

Ben Yunus’u biçâreyim

Baştan aşağı yareyim

Dost elinden avareyim

Gel gör beni aşk neyledi

* * *


Aşkın aldı benden beni

Bana seni gerek seni

Ben yanarım dün-ü günü

Bana seni gerek seni

 

Ne varlığa sevinirim

Ne yokluğa yerinirim

Aşkın ile avunurum

Bana seni gerek seni

 

Aşkın âşıklar öldürür

Aşk denizine daldırır

Tecelli ile doldurur

Bana seni gerek seni

 

Aşkın şarabından içem

Mecnun olup yola düşem

Sensin dünü gün endişem,

Bana seni gerek seni

 

Sufilere sohbet gerek

Ahilere ahret gerek

Mecnunlara Leyla gerek

Bana seni gerek seni

 

Eğer beni öldüreler

Külüm göğe savuralar

Toprağım anda çağırır

Bana seni gerek seni

 

Cennet dedikleri ne ki

Bir kaç köşkle birkaç huri

İsteyene ver onları

Bana seni gerek seni

 

Yunus durur benim adım

Gün geçtikce artar ödüm

İki cihanda maksudum

Bana seni gerek seni

* * *


Canı dilden hane kıldın akibet

Gönlümü virene kıldın akibet

Ol cünün zincirini tahrik edip

Sen beni divane kıldın akibet

 

Aşkı bi pervaya mahrem eyledin

Akıldan bigane kıldın akibet

Daneyi naciz idim ben ziri hak

Daneyi yüz dane kıldın akibet

 

Dane iken bağı bostan eyledin

Haki pür kaşane kıldın akibet

Hamri vahdetten içirdin tabime

Ruhumu pervane kıldın akibet

 

Sakiyi gülzarı cansın dembedem

Gönlümü meyhane kıldın akibet

Ey Fakirullah hakkı bendeni

Aşıkı ferzane kıldın akibet

* * *


Güzel âşık cevrimizi,

Çekemezsin demedim mi?

Bu bir rıza lokmasıdır

Yiyemezsin demedim mi?

 

Demedim mi, demedim mi?

Gönül sana söylemedim mi?

Bu bir rıza lokmasıdır

Yiyemezsin demedim mi?

 

Yemeyenler kalır naçar

Gözlerinden kanlar saçar

Bu bir demdir gelir geçer

Göremezsin demedim mi?

 

Bu dervişlik bir dilektir

Bilene büyük devlettir

Yensiz yakasız gömlektir

Giyemezsin demedim mi?

 

Çıkalım meydan yerine

Erelim Ali sırrına

Can-u başı Hak yoluna

Koyamazsın demedim mi?

 

Aşıklar harabât olur

Hak yanında kıymetl’olur

Muhabbet baldan tatl’olur

Doyamazsın demedim mi?

 

Pirsultan abdal şâhımız

Hak’ka ulaşır râhımız

Onik’imam katarımız

Uyamazsın demedim mi?

* * *


Gel gel yanalım,

Ateşi aşka

Şule verelim,

Ateşi aşka

 

Ey padişahım,

Affet günahım

Yanmaktır karım,

Ateşi aşka

 

Evvel aldandım,

Pek kolay sandım

Kat be kat yandım,

Ateşi aşka

 

Narım yitirdim,

Dosta getirdim

Geçtim oturdum,

Ateşi aşka

 

Varın verenler,

Dosta gidenler

Yandım erenler,

Ateşi aşka

 

Aşk ehli ölmez,

Yerde çürümez

Yanmayan bilmez,

Ateşi aşka

 

Seyyid Nesimi,

Terkeyle resmi

Yandır bu cismi,

Ateşi aşka

* * *


Yanmaktan usanmazam,

Pervanemiyim bilmem

Hiç sonunu sormazam

Divanemiyim bilmem

 

Kalbimde ocağım var,

Bu sinede dağım var;

Ateşte durağım var

Hep yanemiyim bilmem

 

Her şamu seher zarım

Guş eylemez ol yârim

Bakmaz bana hünkârım,

Biganemiyim bilmem

 

Dil hane harab oldu,

Yıkıldı türab oldu

Her canibi bab oldu,

Virane miyim bilmem

 

Nuri demi dehşette

Bahri gamı firkatte

Fakir miyim hasrette

Dürdane miyim bilmem.

* * *


Ağla gözüm ağla gülmezem gayrı

Gönül dosta gider gelmezem gayrı

 

Ne gam bunda bana bin kere ölsem

Orda ölüm olmaz ölmezem gayrı

 

Yansın canım yansın aşkın oduna

Aksın kanlı yaşım silmezem gayrı

 

Göyündüm aşk ile ta kül olunca

Boyandım derdine, solmazam gayrı

 

Beni irşad eden mürşid-i kamil

Yeter bir el daha almazam gayrı

 

Varlığım yokluğa değişmişim ben

Bu gün cana başa kalmazam gayrı

 

Fenadan bakiye göç eder olduk

Yöneldim şol yola dönmezem gayrı

 

Muhabbet bahrinin gavvası oldum

Gerekmez Ceyhun’a dalmazam gayrı

 

Dilerim fazlından ayrılmıyasın

Tanrı’m senden özge sevmezem gayrı

 

Söyle aşık dilinden bunu YUNUS

Eğer aşık isem ölmezem gayrı

* * *


Ben bu yolu bilmez idim

Aşk gönlüme düştü gider

Aşk elinden dertli yürek

Kaynaya ben taştı gider

 

Hani bizden önde olan

Kalmadı dünyaya gelen

Dünü gün ari taat kılan

Ol sıratı geçti gider

 

Nefsi doyunca yiyenler

Kana kana uyuyanlar

Dili gıybet söyleyenler

Cehenneme düştü gider

 

Aşk oduna yanmayanlar

Öleceğin sanmayanlar

Göz açıp uyanmayanlar

Şöyle gaflet bastı gider

 

Bu aşk bize bir düş idi

Hak müyesser kılmış idi

Derviş Yunus bir kuş idi

Halk içinde uçtu gider

* * *


Dinle sözümü sana derim özge edâdır

Derviş olana lâzım olan aşk-ı Hüdâ’dır

Aşıkın nesi var ise maşûka fedâdır

Semâ’ safâ câna şifa rûha gıdâdır

 

Aşk ile gelin eyleyelim zevk ü safayı

Zevk ile safalar sürelim Hu ile Hay’ı

Çalalım kudümü, edelim mazharü nayı

Semâ’ safâ câna şifa rûha gıdâdır

 

Ey sofu bizim sohbetimiz câna safâdır

Bir cur’amızı nûş ede gör derde devâdır

Hak ile ezeli ettiğimiz ahdü vefâdır

Semâ’ safâ câna şifa rûha gıdâdır

 

Aşk ile gelin talib-i cûyende olalım

Zevk ile safalar sürelim zinda olalım

Hazret-i Mevlânâ’ya gelin bende olalım

Semâ’ safâ câna şifa rûha gıdâdır

* * *


Severim ben seni candan içeri,

Yolum vardır bu erkândan içeru

 

Şeriat tarikat yoldur varana

Hakikat marifet andan içeru

 

Beni bende demen ben bende değilim

Bir ben vardır bende benden içeru

 

Süleyman kuşdilin bilir dediler

Süleyman var Süleyman’dan içeru

 

Tecelliden nasib erdi kimine

Kiminin maksudu andan içeru

 

Senin aşkın beni benden alıptır

Ne şirin derd bu dermandan içeru

 

Derviş Yunus gözü tuş oldu sana,

Kapında kuldur sultandan içeru.

* * *


Gururlanma insanoğlu

Ölmemeye çaren mi var

Hazan görmüş bir gül gibi

Solmamaya çaren mi var

 

Hayat denen dolap döner

Bütün mahlûk olan biner

Yağı biten kandil söner

Sönmemeye çaren mi var

 

Hiç aldanma mala mülke

Gitmez isen doğru yola

Tatlı canın Azrail’e

Vermemeye çaren mi var

 

Hiç güvenme can dostuna

Uçuşurlar mal kastına

Çıkıp teneşir üstüne

Yatmamaya çaren mi var

 

Düşünmezsin hiç ölmeyi

Terk etmezsin hiç gülmeyi

Yakası yok ak gömleği

Giymemeye çaren mi var

 

Nerde ecdad nerde ata

Hak’ka karşı yapma hata

Tabut denen ağaç ata

Binmemeye çaren mi var

 

Daim yürür Hak izinde

Hak’kı söyler her sözünde

Dört kişinin omuzunda

Gitmemeye çaren mi var

 

Kalkacaktır gözden perde

Göreceksin yarın, nerde

Ev kazılmış kara yerde

Yatmamaya çaren mi var

 

Münker Nekir gelecektir

Rab’bin kimdir diyecektir

Mümin cevap verecektir

Vermemeye çaren mi var

* * *


Ey kardeş yolcuyuz hazırlansana,

Bu fani Dünya’dan göçeriz bir gün

Ölümden kurtuluş yoktur insana

Omuzlar üstünde geçeriz birgün

 

Duydun mu ecele çare bulana

Bu Dünya üstünde baki kalana

Hazırla kendine lazım olana

Elveda bayrağını açarız birgün

 

Azrail vadesi dolanı bilir

Davetsiz konuktur her eve gelir

Dostum ağlar düşmanım sevinir

İyiyi kötüyü seçeriz bir gün

 

Kazanla teneşir haberci olur

Ölümün etrafta çabuk duyulur

İpekler sırmalar hepsi soyulur

Beş arşın kefeni biçeriz bir gün.

 

Musalla dediğin bir mihenk taşı

Şahittir insana eşi yoldaşı

Akılsen kefeni başında taşı

Evladu iyalden kaçarız bir gün.

 

Bineğin tabuttur unutma sakın

Kapının önüne gelmesi yakın

Rızası olmazsa Cenabı Hak’kın

Âleme dehşetler saçarız bir gün.

 

Mezardır faninin en son durağı

İmanın nurudur onun çerağı

Melekler getirir bize burağı

Cenneti Ala’ya uçarız bir gün

 

Müminin makamı Cennetünna’im

Münkirin makamı Berzahul Cahim

Son nefes bizlere lütfeder Rahim

Eceli bal gibi içeriz bir gün

 

Bu kara toprağa insandır maye

Ameli salihtir kabre sermaye

Varınca huzuru ferman fermaye

Hayırla şerleri ölçeriz bir gün

 

Ey Aşkı ölüme hazır ol her an

Rehberin Hak olsun düsturun Kuran

Nasılsa senin de gelecek sıran

Aklından çıkarma naçarız bir gün.

* * *


Ömür bahçesinin gülü solmadan,

Uyan gel gözlerim gafletten uyan

Ecel bize bir gün devran dönmeden

Uyan gel gözlerim gafletten uyan

 

Niçin gaflet ile mağrur olursun

Kervan göçer gider yolda kalırsın

Be vallahi sonra pişman olursun

Uyan gel gözlerim gafletten uyan

 

Kaba döşekte yatma döne döne

Mağrur olup uyuma kana kana

İletirler seni karanlık yere

Uyan gel gözlerim gafletten uyan

 

Derviş Yunus söyler sözü tutulmaz

Senin kumaşın bu yerde satılmaz

Böyle yatmak ile dosta gidilmez

Uyan gel gözlerim gafletten uyan

* * *


Bak şu Dünya’nın türlü türlü haline,

Hiç kimseler çare bulmaz ölüme

Ne gelir kuluna Allah’tan gelir

Sabredelim gönül elden ne gelir

Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir

 

Anne dedikleri yürek yaresi

Evlat dedikleri ciğer paresi

Kardeş dedikleri gönül yaresi

Hiç bulunmaz bu ölümün çaresi

Sabredelim gönül elden ne gelir

Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir

 

Ben dertliyim bana derman bulunmaz

Yüreğimden yarelerim onulmaz

Hak’tan gelene hiç çare bulunmaz

Sabredelim gönül elden ne gelir

Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir

 

Benim işim ancak Hak’ka kalmıştır

Ciğerim kara kan ile dolmuştur

Eyüp Peygamberden miras kalmıştır

Sabredelim gönül elden ne gelir

Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir

 

Derviş Yunus bunu böyle demiştir

Allah’tan gelene razı olmuştur

Mevla bir ismim Sabır’dır demiştir

Sabredelim gönül elden ne gelir

Ne gelirse kuluna Allah’tan gelir

* * *


Hor görmeyin toprağı, toprakta kimler yatar

Kani bunca evliya, yüzbin peygamber yatar

 

Cennet’te buğday yiyen, gaflet gömleğin giyen

Kabe’yi bünyad eden, Adem peygamber yatar.

 

Ol Tur Dağına çıkan, Mevla ile söyleşen

Binbir kelimat kılan, Musa Peygamber yatar

 

Ol şahin gibi duran, devlere hüküm kılan

Tahtını sel götüren, Süleyman Peygamber yatar

 

Ol bezirgana satılan, kuyuda tutsak olan

Yakup Peygamber oğlu, Yusuf’u Kenan yatar.

 

Arkasıyla kum çeken, Gözyaşıyla yoğuran

Kabe’ye bünyad kuran, Halil İbrahim yatar

 

Kurban için emrolan, emre itaat eden

İbrahim peygamber oğlu, İsmail kurban yatar.

 

Burak’a binip giden, yedi göğü seyreden

Varuben yari gören, Resul Muhammed yatar

 

Gündüz taam yemeyen, gece uykusu görmeyen

Ümmetini kayıran, Hazreti Muhammed yatar.

 

Dört kitabı okuyan, şeytanı hemen kovan

Sineleri dolu Kuran, Ebubekr, Ömer,Osman yatar

 

Sellasil şeyhini yıkan, kafiri od’a yakan

Zülfikarını çalan, Hazreti Ali yatar

 

Ali’nin nesilleri, Kuran okur hem dilleri

Fatma ana oğulları, Hasan’la Hüseyin yatar

 

İğnesin denize atan, balıklara getirten

Tacı tahtı terk eden, İbrahim Ethem yatar

 

Çoktur Hak’kın has kulları, fikreylesen bunları

Zikreyleyen erenleri, bilsen ne sultanlar yatar

 

Gündüzleri saim olan, geceleri kaim olan

Evliyalar arifi, Beyazid Bestam yatar

 

Hakikat erenleri, göçtü dünyadan her biri

Konya’da Mevlana Hüdavendigar yatar

 

Yunus sen de ölürsün, kara yere girersin

Mürşitlerin ulusu, Emrem sultan yatar

* * *


Bir garibsin şu dünyada,

Gülme gülme ağla gönül

Derdin dahi çoktur senin

Gülme gülme ağla gönül

 

Birgün ola ecel gele

Kullar kulluğunda kala

Cümle mahluk toprak ola

Gülme gülme ağla gönül

 

İşi gücü cevru cefa

Dünya kime kıldı vefa

Hani Muhammed Mustafa

Gülme gülme ağla gönül

 

Ebubekir sıddık veli

O’dur peygamberin yari

Hani Ömer, Osman, Ali

Gülme gülme ağla gönül

 

Onlar cihane geldiler

Hep gittiler kalmadılar

Gülmediler ağladılar

Gülme gülme ağla gönül

 

Aşık Yunus söyler sözü

Kanlı yaşlar döker gözü

Eğer yazın eğer gözün

Gülme gülme ağla gönül

* * *


Makamımız kuş misali

Daldan dala konabilir

İnsanoğlu yok misali

Birgün olur ölebilir

 

Dağlar taşlar kül misali

Birgün olur tozabilir

İnsanoğlu gül misali

Birgün olur solabilir

 

Hakikata eren erler

Mevlasını bulabilir

Kendini hakir görenler

Birgün yüce olabilir

 

Bu can sana emanettir

Birgün olur çıkabilir

Dünya malı bir ziynettir

Ancak amel kalabilir

 

Mağrur olma insanoğlu

Ölmemeye çaren mi var

Soğuk vurmuş bir gül gibi

Solmamaya çaren mi var

 

Hani ecdat hani ata

Hak’ka karşı etme hata

Tabut denen cansız ata

Binmemeye çaren mi var

* * *


Bu dünya bir kuru dava

Medine şehri bir ova

Büyük validemiz Havva

Gelin oldu dua ile

 

Yatıyorsun yüzü kara

Kalk derdine derman ara

İbrahim zevcesi Sara

Gelin oldu dua ile

 

Bu Dünya’ya geldin niye

Ömrün geçirme boş yere

Peygamber kızı Rukiye

Gelin oldu dua ile

 

Kâbe’nin örtüsü kara

Arafat bir yüce dağa

Peygamber kızı Fatıma

Gelin oldu dua ile

 

Çalış boş yere yatma

Düğününe haram katma

Ali’nin zevcesi Fatma

Gelin oldu dua ile

 

Çalgı haram dedi Ahmet

Çalanlara olsun hidayet

Peygambere ver salavat

Düğün olsun dua ile

* * *


Elveda ey mah-i taban elveda

Elveda ey mihr-i Yezdan elveda

Elveda ey afitab-ı şer’i din

Elveda ey mah-i taban elveda

 

Gündüzün bayram idi saimlere

Her geçen bir Kadr idi kaimlere

Nurdan bir tac idin alemlere

Elveda ey mah-i taban elveda

 

Leylet ül Kadr ü berat idin bize

Hem dahi savm ü salat idin bize

Nar-ı duzehten necat idin bize

Elveda ey mah-i taban elveda

 

Yılda bir kez şehri seyran eyledin

Kendüzin bu halka mihman eyledin

Sonra tavus gibi cevlan eyledin

Elveda ey mah-i taban elveda

 

Hazrete bizden şikayet eyleme

Aybımız çoktur hakaret eyleme

Eşrefoğlu’na melamet eyleme

Elveda ey mah-i taban elveda

* * *


Bu dervişlik yoluna

Sıdk ile gelen gelsin

Hak’tan özge ne ki var

Gönlünden silen gelsin

 

Dervişlik dedikleri

Nihayetsiz denizdir

Bu payansız denizin

Mevcini duyan gelsin

 

Dervişlik dedikleri

Bir tükenmez kan olur

Hasuam kulu sultan

Bu kandan alan gelsin

 

Derviş dolu nur doğar

Her lahza göğe ağar

Ben diyem doğru haber

Canına kıyan gelsin

 

Dervişin gözü açık

Dün ü günü uyanık

Bu söze Tanrım tanık

Bakmadan gören gelsin

 

Dervişin kulağı sak

Hak’tan alır ol sebak

Deprenmeden dil dudak

Sözü işiten gelsin

 

Dervişin kolu uzun

Çıkarır münkir gözün

Şarktan garba düpdüzün

Sonmadık iren gelsin

  

Dervişler Hak’kın dostu

Canları ezel mesti

Aşk şem’ini yaktılar

Pervane olan gelsin

 

Bu Eşrefoğlu Rumi

Dervişliğe geleli

Nefsindendir çektiği

Nefsin öldüren gelsin

* * *


Ben dervişim diyene,

Bir ün edesim gelir

Tanıyuben şimdiden

Varup yetesim gelir

 

Sırat kıldan incedir

Kılıçtan keskincedir

Varıp anın üstüne

Evler yapasım gelir

 

Altında gayya vardır

İçi nâr ile pürdür

Varıp ol gölgelikte

Biraz yatasım gelir

 

Ta’n eylemen hocalar

Hatırınız hoş olsun

Varuben ol tamu’da

Biraz yanasım gelir

 

Ben günahımca yanam

Rahmet suyunda yunam

İki kanat takınam

Biraz uçasım gelir

 

Andan Cennet’e varam

Hak’kı Cennet’te görem

Hûri ile gılmanı

Bir bir koçasım gelir

 

Derviş Yunus bu sözü

Eğri büğrü söyleme

Seni sıygaya çeker

Bir Molla Kasım gelir

* * *


Ey gönül bir derde düşkim

Anda derman gizlidir

Gel karış bir Kadreye kim

Anda umman gizlidir.

 

Terkedip canı cihanı

Gey feraget cübbesin

Bu feraget cübbesinde

Sırrı sultan gizlidir

 

Deyme bir derviş hakire

Hor görüp hor bakma kim

Gönlünün her köşesinde

Arşı Rahman gizlidir

 

Nutka gelse canı dil

Bulur hayatı cavidan

Dervişin her bir sözünde

Abı hayat gizlidir

 

Gör bu Eşrefoğlu Rumi

Bahri aşkta neyledi

Canı başı terk edip

Canı cihanda gizlidir

* * *


Derviş olan aşık gerek

Yolunda hem sadık gerek

Bağrı anın yanık gerek

Can gözleri açık gerek

 

Alçaktan alçak yürüye

Toprak içinde çürüye

Aşk ateşinde eriye

Altın gibi sızmak gerek

 

Zikri Hak’ka meşgul ola

Yana yana ta kül ola

Her kim diler makbul ola

Tevhide boyanmak gerek

 

Eyvan kişi yol alamaz

Maksudunu tez bulamaz

Yok olmayan var olamaz

Varını dağıtmak gerek

 

Dervişlerin en alçağı

Buğday içinde burçağı

Bu Mısri gibi balçığı

Her bir ayak basmak gerek

* * *


İster idim Allah’ı,

Buldum ise ne oldu?

Ağlar idim dünü gün,

Güldüm ise ne oldu?

 

Erenler meclisinde,

Ben bir pare gül idim,

Açıldım, ele geldim,

Soldum ise ne oldu?

 

Danışmentle âlimin,

Medresede bulduğun,

Ben harabat içinde

Buldum ise ne oldu?

 

Erenler meydanında

Yuvarlanır top idim,

Padişah çevganında

Kaldım ise ne oldu?

 

İşit Yunus’u işit,

Yine derviş oldu o,

Erenler manasına

Daldım ise ne oldu?

* * *


Derman aradım derdime,

Derdim bana derman imiş,

Bürhan (tanık) aradım aslıma,

Aslım bana bürhan imiş!

 

Sağı solu gözler idim,

Dost yüzün görsem deyu,

Ben taşrada arar idim,

Ol can içinde Can imiş!

 

Öyle sanırdım, ayrıyem;

Dost ayrıdır, ben gayriyem

Benden görüp işiteni,

Bildim ol canan imiş!

 

Savm-u salat hac ile

Sanma biter zahid işin,

İnsan-ı Kamil olmaya,

Lazım olan İrfan imiş.

 

Kanden gelir yolun senin

Ya kande varır menzilin

Nerden gelip gittiğini

Anlamayan hayvan imiş

 

Mürşid gerektir bildire,

Hak’kı sana hakkel yakin

Mürşidi olmayanların

Bildikleri güman imiş

 

Her mürşide dil verme

Kim yolunu sarpa uğratır

Mürşidi, kâmil olanın

Yolu gayet âsân imiş.

 

İşit Niyazi’nin sözün,

Bir nesne örtmez Hak yüzün

Hak’tan açık bir nesne yok,

Gözsüzlere pinhan imiş.

* * *


Şu benim divane gönlüm,

Gene hubdan huba düştü,

Mah cemalin şulesinden,

Çalkalanıp göle düştü.

 

Ah ben nidem şeyhim nidem,

Yaralıyım kime gidem,

Ya halim kime arzedem.

 

Kiminin meskeni külhan,

Kimi derviş kimi sultan,

Kimi yar ile mihman,

Yine bana caba düştü.

 

Felek bir gün cana kıyar,

Bizi kabdan kaba koyar,

Kimi atlas libas giyer,

Şükür bize âbâ düştü.

 

İntizarım Hak kelama

Kâmilden gelen selama

Rüzgâr doldu Âleme

Bize bad-ı saba düştü

 

Kul Yusuf’um der bu demler,

Didemden akıttım nemler,

Benim çektiğim sitemler,

Dost’dan bize caba düştü.

* * *


Ey dervişler ey kardeşler,

Ne acep derdim var benim

Mecnun olmuş der görenler

Ne acep derdim var benim

 

Derviş olan ar eylemez

Âşık olan zar eylemez

Hekimler tımar eylemez

Ne acep derdim var benim

 

Deryanın mevci çağladı

Hasret yüreğim dağladı

Halimi görenler ağladı

Ne acep derdim var benim

 

Derdine düştüm Mevlâ’nın

Avaresiyim sevdânın

Mevci yanmaz deryanın

Ne acep derdim var benim

 

Derviş Yunus düştüm yine

Aşk derdine düştüm yine

Yardan ayrı düştüm yine

Ne acep derdim var benim

* * *


Taştın yine deli gönül

Sular gibi çağlar mısın?

Aktın yine kanlı yaşım

Yollarını bağlar mısın?

 

Nidem elim ermez yâre

Bulunmaz derdime çare

Oldum ilimden avare

Beni bunda eyler misin?

 

Yavı kıldım ben yoldaşı

Onulmaz bağrımın başı

Gözlerimin kanlı yaşı

Irmak olup çağlar mısın?

 

Ben toprak oldum yoluna

Sen aşırı gözetirsin

Şu karşıma göğüs geren

Taş bağırlı dağlar mısın?

 

Karlı dağların başında

Salkım salkım olan bulut

Saçın çözüp benim için

Yaşın yaşın ağlar mısın?

* * *


Noldu bu gönlüm, noldu bu gönlüm

Derdi gamınla doldu bu gönlüm

Yandı bu gönlüm, Yandı bu gönlüm

Yanmada derman buldu bu gönlüm

 

Yan ey gönül yan, Yan ey gönül yan

Yanma da oldu derdime derman

Pervane gibi, Pervane gibi

Şemine aşkın yandı bu gönlüm

 

Gerçi ki yandı, gerçeğe yandı

Rengine aşkın cümle boyandı

Kendi de buldu, Kendi de buldu

Matlabını hoş buldu bu gönlüm

 

Sevadı Azam, Sevadı Azam

Belki oluptur arşı muazzam

Meskeni canan, Meskeni canan

Olsa acep mi şimdi bu gönlüm

 

Seyribillahtır, seyribillahtır

Lemiallahtır fena fillahtır

Ainesinde, ainesinde

Gerdi sivayı buldu bu gönlüm

 

El fakru fahri, El fakru fahri

Demedi mi ol alemler fahri

Fahri zikret, fahrimi zikret

Mahfi finada buldu bu gönlüm

 

Bayram’ım imdi, Bayram’ım imdi

Bayram ederler yar ile şimdi

Hamdu senalar, hamdu senalar

Yar ile bayram kıldı bu gönlüm

* * *


Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Azrail’in kastı canadır inan

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 

Seherde uyanırlar cümle kuşlar

Dil’ü dillerince tesbihe başlar

Tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 

Semavatın kapuların açarlar

Müminlere rahmet suyun saçarlar

Seherde kalkana hülle biçerler

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 

Bu dünya fanidir sakın aldanma

Mağrur olup tac-u tahta dayanma

Yedi iklim benim deyu güvenme

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 

Benim, Murad kulun, suçumu affet

Suçum bağışlayub günahım ref’et

Resul’un sancağı dibinde haşret

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

* * *


Varını yağma eden

Talibi yezdan olur

Canı cihandan geçen

Vasılı canan olur

 

Dermeye bu simuzeri

Cifeden olgıl beri

Rahi Huda leşkeri

Dünyada üryan olur

 

Ardına ağyarı at

Eyleme hiç iltifat

Geceyi gündüze kat

Sayı eden insan olur

 

Ko keseli gafleti

Eyleme fevt fırsatı

Zikre eden gayreti

Sahibi irfan olur

 

Zakiri Mevla sever

Zikre çalış ey puser

Gafil olan bi hüner

Sonra çok pişman olur

 

Gaflet ile bitmez iş

Durma birader çalış

Ehli suluke karış

Yol sana âsân olur

 

Aç gözünü uykudan

Rengine aşkın boyan

Gafilan oluben yatan

Yolda kalagan olur

 

Tut sözü Kuddusiya

Etme sözü ömrü heba

Zakiri sanma geda

Çünkü o sultan olur

* * *


Seher yeli erken eser,

Çok uyuma gaflet basar,

Seni ibadetten keser,

Uyan ağla seherlerde.

 

Seherde uyan da Hak seni sevsin,

Cenneti âlâdan hulleler gelsin,

Allah uyumaz da sen uyursun

Uyan ağla seherlerde.

 

Seherde silinir kalbin pası,

Sana da verilir sevabın hası,

Uyansana be hey asi,

Uyan ağla seherlerde.

 

Birgün olur şemin yanar,

Yanar şemin geri söner,

Horoz kadar yokmu hüner,

Uyan ağla seherlerde.

 

Doğru söyle sözüm hak mı?

Yoksa her sözden alçak mı?

Koyun kadar dilin yok mu?

Uyan ağla seherlerde.

* * *


Ah nice bir uyursun, uyanmaz mısın?

Göçtü kervan kaldık dağlar başında

 

Tellallar çağırır, inanmaz mısın?

Göçtü kervan kaldık dağlar başında

 

Emr-i Hak’ka göçeli hayli zamandır

Muhammed cümleye dindir imandır

 

Delilsiz gidilmez yollar yamandır

Göçtü kervan kaldık dağlar başında

 

Yunus sen bu dünyaya niye geldin?

Gece gündüz Hak’kı zikretsin diye.

 

Evliyaya uğramaz ise yolun

Göçtü kervan kaldık dağlar başında

* * *


Hak’tan inen şerbeti

İçtik Elhamdulillah

Şol kudret denizini

Geçtik Elhamdulillah

 

Şol karşıki dağları

Meşeleri bağları

Sağlık safalık ile

Geçtik Elhamdulillah

 

Kuru idik yaş olduk

Ayak idik baş olduk

Havalandık kuş olduk

Uçtuk Elhamdulillah

 

Vardığımız illere

Şol safa gönüllere

Halka Taptuk manisin

Saçtık Elhamdulillah

 

Beri gel barışalım

Yad isen bilişelim

Atımız eğerlendi

Eştik Elhamdulillah

 

Derildik pınar olduk

İrkildik ırmak olduk

Aktık denize daldık

Taştık Elhamdulillah

 

Taptuk’un tapusunda

Kul olduk kapusunda

Yunus miskin çiğ idik

Piştik Elhamdulillah

* * *


Işk ile Hak’ka giden suatı merdana bak

Yok iken bu alemi halkı icad eylemiş

Her birinde görünen esrarı mennana bak

Tut (Hüdai)’nin sözün Hak’tır anı söyleten

 

Hak’kın verdiği aklile nutkunu edene bak

Sana aşık olan salik daim kapında saildir

Olursa her neye malik fedai Hak’ka gaildir

Bu dünyaya gelip gitmek acep sırrı ilahidir

 

Bu sırra mazhar olanlar tamamı mürşidi kamildir

(Vema halaktül cinne) ayetinde eyledi irsal

Bu ilme fehmeden zaten hakikat ehli akıldır

Ne kadar dersi hikmet aklı ola maaş ile okusa

 

Eflatun olsa hatta yine bir şahsi cahildir

Muhakkak alemin ilmi eder cehlini izale

Hûda rızasını tahsil eden ilmi amildir

Hevai nefsi gönülden silip daima zikreyle

* * *


(Hüdai) Zakir olanlar visali Hak’ka naildir

Hüda’yı sıdkı ile zikret

Kalbinde tutma bir garaz

Huzuru Hak’ka böyle git

Kalbinde tutma bir garaz

 

Böyle çalışırsan sana tecelli eder Hak

Basirdir bil Rabbi felak

Kalbinde tutma bir garaz

 

Hacca niyetle gidersin

Hindistan yolunu tutarsın

Nereye bilmem gidersin

Kalbinde tutma bir garaz

 

Doğru yola gider isen

Dünyayı terk eder isen

Hak’kı bulayım der isen

Kalbinde tutma bir garaz

 

Madem ki Hak’kı dilersin

Gayriyi dilden silersin

Daha gayrıyı neylersin

Kalbinde tutma bir garaz

 

Eğer Hak’ka âşık isen

Saliki muvafık isen

Sözünde ger sadık isen

Kalbinde tutma bir garaz

 

Doğru sana der (Hüdai)

Eğer seversen Hüda’yı

Bırakıp gel masivayı

Kalbinde tutma bir garaz

* * *


Rumda acemde söylenir adı

Yemen ellerinde Veysel Karani

Allah’ın, Habib’in, dostum dediği

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Anasından doğdu Dünya’ya geldi

Melekler altında kanadın yaydı

Resulün hırkasın tacını giydi

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Veys dedikleri sen misin ulu

Anadan doğar mı hiç böyle Veli

Dili kuran okur tac urur eli

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Erenler ününde kemer belinde

Ak nurdan beni var sağ elinde

Veys sultan derler Hak divanında

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Seher vakitlerde kalkar giderdi

Daima Allah’ı Tevhid ederdi

Adeti bu idi deve güderdi

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Asası var idi hurma dalından

Hırkası var idi deve yününden

Gözünü ayırmaz kabe yolundan

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Enbiyayı görmemiş idi

Gizli sırlarını anlamış idi

Ümmetine ol şefi’ demiş idi

Yemen ellerinde Veysel Karani

  

Yastığı taş idi döşeği postu

Cennetlik eylemek ümmeti kastı

Hak’kın sevgilisi Habib’in dostu

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Anasından destur aldı durmadı

Kabe yollarından gözün ayırmadı

Geldi Resulü evde bulmadı

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Enbiya mescitten evine geldi

Veys’in nurunu kapıda gördü

Sordu Fatımaya “Eve kim geldi?”

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Ömer Osman, Ali bir araya geldiler

Arayı arayı bir dağda buldular

El kaldırıp duasını aldılar

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Yunus bunda idi kendisi anda

Arzum kaldı benim yine ol yerde

Aslını sorarsan Karan köyünde

Yemen ellerinde Veysel Karani

 

Yunus eydür "gelin biz de varalım"

Ayağı tozuna yüzler sürelim

Hak nasib eylesin komşu olalım

Yemen ellerinde Veysel Karani

* * *


Seyrimde bir şehre vardım

Gördüm sarayı güldür gül

Sultanımın tacı tahtı

Bağı, duvarı güldür gül

 

Gül alırlar gül satarlar

Gülden terazi tutarlar

Gülü gül ile tartarlar

Çarşı pazarı güldür gül

 

Toprağı güldür, taşı gül

Kurusu güldür, yaşı gül

Has bahçesinin içinde

Servi çınarı güldür gül

 

Gülden değirmeni döner

Anı ile gül öğünür

Akar suyu döner çarkı

Bendi pınarı güldür gül

 

Ak gül ile kırmızı gül

Çift yetişmiş bir bahçede

Bakışırlar hâra karşı

Hârı, ezkâr-ı güldür gül

 

Gülden kurulmuş bir çadır

İçinde nimeti hazır

Kapıcısı İlyas Hızır

Nân-ı şarâb-ı güldür gül

 

Ümmü Sinan gel vasfeyle

Gül ile bülbül derdini

Yine bu garip bülbülün

Ahü figanı güldür gül.

* * *


Evvel benem ahir benem,

Canlara can olan benem

Azıp yolda kalmışlara

Hazır medet eden benem

 

Bir karara tuttum karar

Benim sırrıma kim erer

Gözsüz beni nerde görer

Gönüllere giren benem

 

Kün deminde nazar eden

Bir nazarda Dünya düzen

Kudretinden han döşeyip

Aşka bünyad olan benem

 

Düz döşedim bu yerleri

Baskı kodum bu dağları

Sayvan gerdim bu gökleri

Yeri sonra düren benem

 

Halk içinde dirlik düzen

Dört kitabı doğru yazan

Ak üstüne kara dizen

Ol yazdığı Kur’an benem

 

Dost ile birliğe yeten

Buyruğu neyise tutan

Mülk eyleyip Dünya düzen

O bahçıvan hemen benem

 

Ben bu yere buyuracak

Yeryüzüne gün vuracak

Ulu deniz mevc urucak

Gemiye yol bulan benem

  

Diller damaklar şaşıran

Aşk kazanın taşıran

Hamza’yı Kaf’tan aşıran

O ağulu yılan benem

 

Yunus değil bunu diyen,

Kudret dilidir söyleyen

Kâfir olur inanmayan,

Evvel-âhir-heman benem

 

Bir niceye verdim emir

Devlet ile sürdü ömür

Yanan kömür kızan demir

Örse çekiç salan benem

 

Dahi acep âşıklara

İkraru din, iman oldum

Halkın gönlünde küfrile,

İslâm ile iman benem.

 

Hem bâtınem hem zâhirem,

Hem evvelem hem âhirem

Hem ben olum hem ol benem,

Hem ol kerim-i han benem.

 

Yoktur arada tercüman,

Andaki iş bana âyân

Oldur bana veren lisan,

Ol denize umman benem.

 

Geç tutarım illa kati

Ne er derim ne avreti

Çoktur azaplarım illa kati

Rüşvet almaz Sultan benem

 

Bu yeri-göğü yaratan,

Bu arş u kürsi durduran

Binbir adı vardı Yunus,

Ol sâhib-i Kur’ân benem.

* * *


Yan yüreğim yan,

Gör ki neler var

Bu halk içinde

Bize gülen var

 

Koy gülen gülsün

Hak bizi bilsin

Gafil ne bilsin

Bizi bilen var

 

Bu yol uzundur

Menzili çoktur

Geçidi yoktur

Derin sular var

 

Her kim merdane

Gelsin meydane

Kalmasın yane

Kimde hüner var

 

Yunus sen burda

Meydan isteme

Meydanlar içinde canım

Merdaneler var.

* * *


Sordum sarıçiçeğe,

Annen baban var mıdır?

Çiçek der derviş baba,

Annem babam topraktır.

(Hak Lâ İlahe İllallah.

Allah Lâ İlahe İllallah.)

 

Sordum sarıçiçeğe,

Evlat kardeş var mıdır?

Çiçek der derviş baba,

Evlat kardeş yapraktır.

 

Sordum sarıçiçeğe,

Niçin boynun eğridir?

Çiçek der derviş baba,

Özüm Hak’kâ doğrudur.

 

Sordum sarıçiçeğe,

Niçin benzin sarıdır?

Çiçek der derviş baba,

Ölüm bize yakındır.

 

Sordum sarıçiçeğe,

Size ölüm var mıdır?

Çiçek der derviş baba,

Ölümsüz yer var mıdır?

 

Sordum sarıçiçeğe,

Sen kimin ümmetisin?

Çiçek der derviş baba,

Muhammed ümmetiyim.

 

Sordum sarıçiçeğe,

Sen beni bilir misin?

Çiçek der derviş baba,

Sen Yunus değil misin?

* * *


Canını terk etmeden, Cananı arzularsın

Zünnarını kesmeden, İmanı arzularsın

 

Şol uşacıklar gibi, Binersin ağaç ata

Çevkan ile topun yok, Meydanı arzularsın

 

Yetmiş yedi perde var, Dostunu arzularsın

Yedisinden geçmeden, Yakin arzularsın.

 

Otuzu gözdedürür, Otuzu gönüldedir

Onu dahi bilmeden, Görmek arzu kılarsın

 

Bilmedin sen seni, Sadefte ne gevhersin

Mısır’a sultan iken, Kenan arzu kılarsın

 

Men arefe nefse, dersin, İlla değil dersin

Melaikten yukarı, Seyran arzu kılarsın

 

Topuğuna çıkmadan, Suyu deniz sanırsın

Sen katreyi geçmeden, Ummanı arzularsın

 

Karıncalar gibi sen, Ufak ufak yürürsün

Meleklerden ileri, Seyranı arzularsın

 

Var Niyazi yürü, Atma okun ileri

Derdiyle kul olmadan, Sultanı arzularsın.

 

Yunus düştün bu derde, Eyyüb’leyin sabreyle

Derde katlanmadan, Derman arzu kılarsın.

* * *


Nâdânı terk etmeden, yârânı arzularsın,

Hayvanı sen geçmeden insanı arzularsın.

 

Men arefe nefse dersin, illa değil dersin

Nefsini sen bilmeden Sübhan’ı arzularsın.

 

Sen bu evin kapusun henüz bulup açmadan

İçindeki kenz-i bî-pâyânı arzularsın.

 

Taşra üfürmek ile yalınlanır mı ocak

Yönün Hak’ka dönmeden ihsanı arzularsın.

 

Dağlar gibi kuşatmış benlik günahı seni

Günahını bilmeden Gufranı arzularsın.

 

Sen şarabı içmeden serhoş-u mest olmadan

Nicesi Hak emrine fermanı arzularsın.

 

Cevzin yeşil kabını yemekle tad bulunmaz

Zâhir ile ey fakih Kur’an’ı arzularsın.

 

Gurbetliğe düşmeden mihnete satışmadan

Kebap olup pişmeden püryanı arzularsın.

 

Yabandasın evin yok, bir yanmış ocağın yok

Issız dağın başında mihmanı arzularsın.

 

Ben bağ ile bostanı gezdim hıyar bulmadım

Sen söğüt ağacından rummanı arzularsın.

 

Başsız kabak gibi bir tekerleme söz ile

Yunusleyin Niyazi irfanı arzularsın.

* * *


Tâc marifet tacıdır

Sanma gayri tâc ola,

Taklîd ile tok olan,

Hakikatte aç ola

 

Düşe düş olma sakın

Düşe aldanıp kalma

Hak’tan gayri ne vardır,

Tabire muhtaç ola

 

Sana âlem görünen

Hakikatte Allah’dır

Allah birdir vallahi

Sanma ki bir kaç ola

 

Bir ağactır bu âlem

Meyvesi olmuş âdem

Maksud olan meyvedir,

Sanma ki ağaç ola

 

Bu âdem meyvesinin

Çekirdeği özündür

Sonsuz bu âlem, âdem,

Bir anda târâc ola.

 

Bu sözlerin me’âli

Kişi kendin bilmekdir

Kendi kendin bilene

Hakikat miraç ola

 

Hak denilen özündür,

Özündeki sözündür

Gaybî özün bilene,

Rubûbiyet taç ola.

* * *


Gaflet ile Hak’kı buldum diyenler,

Er yarın Hak divanında bellolur.

Ahret tedarikin gördüm diyenler,

Er yarın Hak divanında bellolur.

 

Kiminin adı sofu, kiminin derviş;

Derviş isen kardeş, takvaya çalış

Gizlice yollardan sen Hak’ka eriş,

Er yarın Hak divanında bellolur.

 

Devletliyim deyü fakire gülme,

Gülüp gülüp kardeş, kem nazar kılma;

Ölüm vardır yahu, sen gafil olma;

Er yarın Hak divanında bellolur.

 

Âşık Yunus söyle, Gâlû beladan

Mucizatı Nebi’den mürüvveti Ali’den

Biz de böyle işitmişiz uludan

Er yarın Hak divanında bellolur

* * *


Aşık isen hak didarına

Yanma Cehennem narına

Yarın Hak’kın divanına

Elleri boş varılır mı?

 

Gelin Hak’kı zikredelim

Ölü kalbi diriltelim

Halkalara girmeyince

Baba hazret bulunur mu?

 

Akıt gözünden yaşı

Cuşa gelsin gönül kuşu

Tevhid ile varan kişi

Dergâhından kovulur mu?

 

Derviş oldum sana ne ettim?

Kapından mı uzak gittim

Sanma ki seni terk ettim

Pirimiz ol Abdulkadir

Şeyhimiz ol Hayri Baba

 

Elde sermayen hani ya?

Sıtkı seni kim tanıya

Mürit oldum Geylaniye

Acep künyem verildi mi?

 

İsmine deli takmazsan

Ciğerin aşka yakmazsan

Kötü ahlakı bırakmazsan

Yolda menzil alınır mı?

 

Halkada benzin solmazsa

Mürşidin Hayri olmazsa

Seherde gözler solmazsa

Kula cezbe verilir mi?

* * *


Allah Ey der ya kullarım,

Gelin beri Mabud benim

Kamu alem benim kulum

Alemlere sultan benim

 

Hem Adil’em hem Mabud’am

Kamu yerlerde hazıram

Zalimlerden öc alıcı

Miskinlere arka benim

 

Geç tutarım illa kati

Ne er direm ne avradı

Çoktur azaplarım kati

Rüşvet almaz sultan benim

 

Yusuf ile Mısra varan

Teraziye altın koyan

Terazinin keffasına

Basa duran sultan benim

 

Bilmez miydin öleceğin

Ya katıma geleceğin

Çok günahlar kazanuben

Şöyle odlu olan benim

 

Yunus değil bunu diyen

Kudret dilidir söyleyen

Kafir olur inanmayan

Evvel ahir hemen benim.

* * *


Bizi kınamayın dostlar yarenler

Rüzgar esmeyince dal sallanır mı?

Küllü boş değildir aşka düşenler

Damla düşmeyince göl bulanır mı?

 

Öyle bir mecnunum Leylaya Billah

Okunur isminden evvel Bismillah

Tutuştu her yanım hasleten lillah

Allah’ı zikreden kul kınanır mı?

 

Celaliyi buldu kırklar yediler

Yol erkân gösterip hizmet verdiler

Haşre dek bu çarkı döndür dediler

Sormadım ki buna can dayanır mı?

* * *


Canan ilinin güllerinin

Bağı göründü aman aman

Dost iklimin lalesinin

Dağı göründü

 

Envarı Muhammed doğuben

Tuttu cihana aman aman

Şekkül kameri mucize

Parmağı göründü

 

Yakub’a bugün Yusuf’unun

Kokusu geldi aman aman

Eyyüb’e dahi sıhhatinin

Sağı göründü

 

Dil hastaların zahmine

Miha erişti aman aman

Varise hayat abının

Irmağı göründü

 

Kaygu gecesi geçti kamu

Kalmadı korku aman aman

Vuslat günü gündüzünün

Ağı göründü

 

Aşk ile bugün Şemsi dahi

Vecde erişti aman aman

Varise ana sevdiğinin

Çağı göründü

* * *


Mülki bekadan gelmişem

Fani cihanı neylerem

Ben dost cemalin görmüşem

Huri cihanı neylerem

 

Vahdet meyin cürasını

Maşuk elinden içmişem

Ben dost kokusunu almışam

Miski tatarı neylerem

 

İbrahim’in Cebrail’e

Hiç ihtiyacı kalmadı

Muhammed’im dosta giden

Ben tercümanı neylerim

 

İsa gibi Dünya koyup

Gökleri seyran eylerem

Musa’yı didar olmuşam

Ben len terani neylerem

 

İsmail’im Hak yoluna

Canımı kurban eylerem

Çünkü bu can kurban imiş

Koçu kurbanı neylerem

 

Eyyüp gibi maşukunun

Cevrin tahammül eylerem

Cerciş’leyin Hak yoluna

Çıkmayan canı neylerem

 

Derviş Yunus maşukuna

Vuslat bulunca mest olur

Ben şişeyi çaldım taşa

Arı namusu neylerem

* * *


Al eline kalemi,

Yaz Allah’ın adını

Şekerde bulamadım

Zikrullahın tadını

 

Hu Allah hemen Allah

Sende aşkım çok Allah

La ilahe illallah

 

Yeşil örtü başında

Hile yoktur işinde

Aşk ile Allah diyenler

Muhammed’i görür düşünde

 

Yeşil örtü bağlarım

Ben günahıma ağlarım

Muhammed Mustafa’nın

Şefaatini umarım

 

Devemin yükü üzüm

Mekke’nin yolu uzun

Muhammed Mustafa’nın

Sancağının altı bizim

 

Yüreğimde var sızı

Şeyhimin tatlı sözü

Arşı ala altında

Arasın bulsun bizi

* * *


Mevlam bize Cuma’yı ihsan eylemiş

Allah bize bu günü bayram eylemiş

Nurdan taçlarını giysinler demiş

 

Daima ararım rabbim nerdesin

Allah diyen kulların kalbindesin

Yandım yandım kül oldum Allah aşkından

Yandım yandım kül oldum Resul aşkından

 

Her Cuma günü müminler günü

Gafil olan kullar unutur bunu

Mümin olanlara ibadet günü

 

Beni benim nefsime bırakma Allah’ım

Günah defterime bakma Allah’ım

Nar-ı Cehennem’inde yakma Allah’ım

 

Aşk ile doldum bilmiyorum ne oldum

Yandım yandım kül oldum Allah aşkından

Yandım yandım kül oldum Resul aşkından

 

Gelin kardeşlerim namaz kılalım

Hak’kın huzuruna borçsuz varalım

Meleklerle beraber sohbet edelim

* * *


Adım adım ileri,

Beş alemden içeri,

On sekiz bin hicabı,

Geçtim bir dağ içinde.

 

Gözler gibi görmedim,

Söz gibi söyleşmedim.

Musi’leyin münacaat,

Ettim bir dağ içinde.

 

Bir döşek döşemişler,

Nur ile  bezemişler.

Dedim bu kimin ola,

Sordum bir dağ içinde.

 

Vardım ileri vardım,

Levh-i elime aldım,  

Ayetlerin okudum.    

Yazdım bir dağ içinde. 

 

Açtım Mek’ke kapısın,  

Duydum ol dost kokusun,  

Erenlerin  hepisin,

Gördüm bir dağ içinde  

 

Yetmiş bin hicab geçtim,

Gizli perdeler açtım,

Ol dost ile buluştum,

Gördüm bir dağ içinde.

 

Gökler gibi gürledim,

Yeller gibi inledim,

Sular gibi çağladım,

Aktım bir dağ içinde.

 

Ayrılmadım  pirimden,

Ayrılmadım şeyhimden,

Aşktan bir kadeh aldım,

İçtim bir dağ içinde.  

 

Kalpten büyük dağ olmaz,

Ol Allah’a doyulmaz,

Sohbetine kanılmaz,

Erdim bir dağ içinde,

 

Yunus eyder gezerim,

Dost iledir pazarım,

Ol Allah’ın didarın,

Gördüm bir dağ içinde. 

* * *


Be yarenler be kardeşler,

Ben neyleyim ben nideyim

Hak benim kulum değilsin

Der olursa ben nideyim

 

Zelil maktur ola başım

Güzümden döküle yaşım

Mahşer günü içim dışım

Od olursa ben nideyim

 

Gıybet dolu benim sözüm

Her dem zina eder gözüm

Yarın Hak katında yüzüm

Kara olursa ben nideyim

 

Fesat ile doldu içim

Sen bağışla mevlam suçum

Cehennem’de benim için

Yer olursa ben nideyim

 

Yunus söyler büyük derdim

Fesat içinde ben kaldım

Andan varacağım kabrim

Dar olursa ben nideyim

* * *


Namaz kılan mü’minlere

Cennet’in kokusu gelir

Zikreyleyen o dillere

Cennet’in kokusu gelir

 

Ariflere velilere,

Dervişlere ululara

Cihad eden müminlere

Cennet’in kokusu gelir

 

Hasret kaldım ehli dine

Onun için düştüm yola

Allah’ı arayan kula

Cennet’in kokusu gelir

 

Aksın gözlerimin yaşı

Derdi bile mermer taşı

İman ile ölse kişi

Cennet’in kokusu gelir

 

Talibi beni arama

Çare değilsin yarama

Allah’ı seven kuluna

Cennet’in kokusu gelir

 

Ey kardeşim bilirisen

Doğru yola gelirisen

Sen şeyhini bulurisen

Cennet’in kokusu gelir

* * *


Ben melamet hırkasını  

Kendim giydim eğnime

Aru namus şişesini  

Taşa çaldım kime ne  

Haydar Haydar taşa çaldım kime ne  

 

Sofular haram demişler  

Bu aşkın badesine

Ben doldurur ben içerim  

Günah benim kime ne  

Haydar Haydar günah benim kime ne  

 

Gâh çıkarım gökyüzüne  

Seyrederim âlemi  

Gâh inerim yeryüzüne  

Seyreder âlem beni  

Haydar Haydar seyreder âlem beni  

 

Gâh giderim medreseye  

Ders okurum Hak için  

Gâh giderim meygedeye  

Dem çekerim aşk için  

Haydar Haydar dem çekerim aşk için  

 

Nesimi’yi sorsalar kim  

Yar ile mutlu musun?

Mutlu olup olmayayım  

Yarim benim kime ne?

Haydar Haydar o yar benim kime ne

* * *

 

Girdim kırklar meclisine

Gel beri Ya Hu dediler

Yanlarından yer verdiler

İşte şeyhin gör dediler

Yanlarından yer verdiler

İşte meydan dön dediler

 

Odasında nurdan lamba

Duvarları damga damga

Benim şeyhim Mehmet Baba

Allah Hu demeye geldim

 

Coşkun ırmak durulur mu?

Allah diyen yorulur mu?

Yaram Muhammed yarası

Buna çare bulunur mu?

 

Bahcede körpe kuzuyum

Kesilmeye ben razıyım

Göster Allah cemalini

Her cefaya ben razıyım.

* * *


Beni kundaklara sardın

Geceni gündüz eyledin

Ne tatlı ninni söylerdin

Benim güzel canım annem

 

Helal eyle helal eyle, Annem hakkını helal eyle

Ana başta tac imiş, Her derde ilaç imiş

Bir evlat pir olsa da, Anaya muhtaç imiş

 

Beni büyütmekti derdin

İşte muradına erdin

Ne tatlı ninni söylerdin

Benim güzel canım annem

 

Başucuma gelenim sen

Gözyaşımı silenim sen

Dertlerime devasın sen

Benim güzel canım annem

 

Bana baktın nazlı nazlı

Hep okuttun hazlı hazlı

Allah senden olsun razı

Cennet hatunu ol anam

 

Kur-an’ı sen öğrettin bana

Minnettarım anam sana

Kevser şarabını melekler

İçirsinler kana kana

 

Allah’tan isterim elbet

Sana gelsin huri melek

Bana verdin bunca emek

Duacıyım anam sana

  

Hergün halimi sorardın

Duanı her an yapardın

Nur yüzüne hiç doymadım

Hasret kaldım anam sana

 

Hergün katlandın zahmete

Duanla erem rahmete

Böyle varılır Cennet’e

Kalbim nuru sultan anam

 

Anam ayrı kaldık candan

Yüreğimiz dolu gamdan

O nur yüzlü yanağından

Öpsem de doyamam anam

 

Allah’ım senden razı olsun

Kalbin sonsuz nurla dolsun

Mahşerde yüzün ak olsun

Duacıyım sana anam

* * *

 


Hak, şerleri hayr eyler,

Zannetme ki gayr eyler,

Ârif ânı seyr eyler,

Mevlâ görelim n’eyler,

N’eylerse, güzel eyler

 

Sen Hak’ka tevekkül kıl,

Tefvîz et ve râhat bul,

Sabreyle ve râzı ol,

 

Kalbin ana bend eyle,

Tedbîrini terk eyle,

Takdîrini derk eyle,

 

Hallâk u Rahîm oldur,

Rezzâk u Kerîm oldur,

Fa’âl ü Hakîm oldur,

 

Bir iş üstüne düşme,

Olduysa inâd etme,

Hak’tandır o, red etme,

 

Nâçâr kalacak yerde,

Nagâh açar, ol perde,

Derman eder ol derde,

 

Bil kâdî-yi’l hâcâtı,

Kıl ana münâcâtı,

Terk eyle mürâdâtı,

 

Hak’tandır bütün işler,

Boştur gam u teşvişler,

Ol, hikmetini işler,

 

Hep işleri fâyıktır,

Birbirine lâyıktır,

N’eylerse, muvâfıktır,

 

Her kuluna her ânda,

Geh kahr u geh ihsânda,

Her anda, o bir şânda,

Dilden gamı dûr eyle,

Rabbinle huzûr eyle,

Tefvîz-i umûr eyle,

 

Sen adli zulüm sanma,

Teslim ol nâra yanma,

Sabr et, sakın usanma,

 

Deme şu niçin şöyle,

Bir nicedir ol öyle,

Bak sonuna, sabr eyle,

 

Hiç kimseye hor bakma,

İncitme, gönül yıkma,

Sen nefsine yan çıkma,

 

Mü’min işi, reng olmaz,

Âkıl huyu ceng olmaz,

Ârif dili teng olmaz,

 

Hoş sabr-ı cemîlimdir,

Takdîri kefîlimdir,

Allah ki vekîlimdir,

 

Her dilde O’nun adı,

Her canda O’nun yâdı,

Her kuladır imdâdı,

 

Geh mu’tî ü geh mânî’,

Geh darr ü gehi nâfî’,

Geh hâfid ü geh râfî’

 

Geh abdin eder ârif,

Geh emîn ü geh hâif,

Her kalbi odur sârif,

 

Geh kalbini boş eyler,

Geh hulkunu hoş eyler,

Geh aşkına tûş eyler,

 

Az ye, az uyu, az iç,

Ten mezbelesinden geç,

Dil gülşenine gel göç,

 

Bu nâs ile yorulma,

Nefsinle dahı kalma,

Kalbinden ırak olma,

 

Geçmişle geri kalma,

Müstakbele hem dalma,

Hâl ile dahî olma,

 

Her dem onu zikreyle,

Zeyrekliği koy şöyle,

Hayrân-ı Hak ol, söyle,

 

Gel hayrete dal bir yol,

Kendin unut O’nu bul,

Koy gafleti hâzır ol,

 

Her sözde nasîhat var,

Her nesnede zîynet var,

Her işte ganîmet var,

 

Bil elsine-i halkı,

Aklâm-ı Hak ey Hakkî

Öğren edeb ü hulku

 

Vallahi güzel etmiş,

Billahi güzel etmiş,

Tallahi güzel etmiş,

Allah görelim n’etmiş,

Netmişse güzel etmiş

* * *


Varsam bir âlime sorsam halimi

Acep Allah bize kulum diye mi?

Nefs elinden yanılmışım yolumu

Acep Allah bize kulum diye mi?

 

Yüzümü yerlere sürsem ağlasam

Günahlarıma da tövbe eylesem

Doğru yol kandedir diyerek sorsam

Acep Allah bize kulum diye mi?

 

Eyvah kendi özüme ben kıymışam

Günahım çok amellerim bilmişem

Kendi elimle cehenneme girmişem

Acep Allah bize kulum diye mi?

 

Yunus eder hele sen de varasın

Başa neler gelir onda göresin

Orada bilirim yüzün karasın

Acep Allah bize kulum diye mi?

* * *


Erler demine destur alalım

Parvaneye bak ibret alalım

Aşkın ateşine gel bir yanalım

Pervaneye bak ibret alalım

Dost dost dost dost

 

Devrane girip seyran edelim

Eyvah demeden Allah diyelim

La ilahe illellah, La ilahe illellah,

La ilahe illelahu, Hu

 

Günler geceler durmaz geçiyor

Sermayen olan ömrün bitiyor

Bülbüllere bak efgan ediyor

Ey gonca açıl mevsim geçiyor

Dost dost dost dost

 

Ey yolcu biraz sen dinle beni

Kervan geçiyor sen kalma geri

Yusuf denilen Dünya güzeli

Fethetti bu gün kalbi seferi

Dost dost dost dost

 

Aşıksan eğer gel birleşelim.

Şeyhin izine yüzler sürelim.

Ta fecre kadar zikreyleyelim.

Feryad edelim efgan edelim.

Dost dost dost dost

 

Devrane girip seyran edelim

Eyvah demeden Allah diyelim

La ilahe illellah, La ilahe illellah,

La ilahe illelahu, Hu

* * *


Süluk ahvalini salik,

Yola gidip gelenden sor,

Eğer dalgıç olam dersen,

Bu deryaya dalandan sor!

 

Tarikat sırrını sorma

Muhendisten, müderristen;

Hakikat ilmi dersini

Huda’sından alandan sor!

 

Bilmez ehli zahir zinhar

Ehli batının bildiğin

Sorar isen ayn-el yakin

Anı Hak’kı bilenden sor!..

 

Bu bir ilmi ledunni kim,

Bilen dimez, diyen bilmez,

Bilur arif bu ilmi kim,

Yürü anı menenden sor!

 

Bu Kuddusi’leyin cahil

Müdai çokturur zira,

Visalin tarzını, mürşid

Olup, vasıl olandan sor

* * *


Dolap niçin inilersin

Derdim vardır inilerim

Ben Mevlaya âşık oldum

Onun için inilerim

 

Benim adım dertli dolap

Suyum akar yalap yalap

Böyle emreylemiş Çalap

Derdim vardır inilerim

 

Beni bir dağda buldular

Kolum kanadım kırdılar

Dolaba layık gördüler

Derdim vardır inilerim

 

Dağdan kestiler hezenim

Bozuldu türlü düzenim

Ben bir usanmaz ozanım

Derdim vardır inilerim

 

Suyu alçaktan çekerim

Çıkar yüksekten dökerim

Görün ben neler çekerim

Derdim vardır inilerim

 

Yunus bunda gelen gülmez

Kişi muradına ermez

Bu fanide kimse kalmaz

Derdim vardır inilerim

* * *

 

Mevlam Ali canı cananım Ali kurban Ali Ali hayran Ali

Ağam Ali canı cananım Ali kurban Ali hayran Ali

Ten Ali cana cananım Ali kurban Ali Hayran Ali

 

Ateş-i aşkınla yandım nûr-ı îmânım Alî 

Kevser-i lutfundur ancak, derde dermanım Alî


Aç nikâbın, merhamet kıl, tende cananım Alî 
Her dü âlemde penâhım, mâh-ı tabanım Alî

 

Çıktım melvan gül dalına, seyrettim cennet bağına

İmam Ali’nin uğruna gideydim, andan alaydım

 

Çıktım melvan gündüzüne seyrettim Ali’nin özüne

İmam Rezanın sözüne varaydım andan alaydım.

 

Hak ile Hak oldun elhak şîr-i Yezdan’ım Alî

Her taraf nurunla doldu, şems-i rahşânım Alî

Hak tecellî etti senden, zahir oldu kâinat

Sırr-ı Isâ ibn-i Meryem, Yûsuf-i canım Alî

Mescid-i kalbde demâdem nûr-i Sübhânım Alî

Çün Resûllullah ibâdettir dedi zikr-i Alî

Ken’an’ı aşk etti aşkın sırr-ı Kur’ân’ım Alî

Hiç cemâlinden ayırma şâh-ı merdânım Alî

 

La Fetha illa Ali, La seyfe illa zülfikar, Ali, Ali.

Teşme ey can e mesalem şol şehidi kerbela.

La Fetha illa Ali Ali, La seyfe illa zülfikar, Ali, Ali.

Medet ya Ehlibeyt medet ya güli gülizarı bağı risalet

Medet Ya Ehlibeyti resulullahi, Medet Ya Ali

* * *

 

İmam Hüseyin’i vurdular

Kolun kanadın kırdılar

Al kanlara boyadılar

Kerbelada Kerbelada

 

İmam Hüseyin susamıştı

Bir yudum su aramıştı

Ana yüreği yanmıştı

Kerbelada Kerbelada

 

İmam Hüseyin şehit oldu

Gül bahçemde güller soldu

Topraklar kan ile doldu

Kerbelada Kerbelada

 

Kerbelanın dağı taşı

Yerde Hüseyin yoktur başı

Fatimanın gözün yaşı

Kerbelada Kerbelada

 

İmam Ali babaları

Muhammeddir dedeleri

Fatimadır anaları

Kerbelada Kerbelada

 * * * 

 

 

Ey başımın tacı Hüseyin ey canımın canı Hüseyin

Kalbimin dermanı göğsümün imanı Hüseyin

Aşkına devreyler alem cümle eflak sana hayran

Resulu Ehli Beyti şahı dü cihanın sultanı Hüseyin

Ben şehidi kerbelanın bendeyi üftadesiyem

Pençeyi Ali Abanın bir garip kurbanesiyem

Hem münkir hem müşrik mertliğine oldu hayran

Görmediler senin gibi dahi böyle bir nevü civan

İftihar etti seninle cemali cenneti niran

Erlik meydanının merdi aşkının kurbanı Hüseyin..

Ben şehidi kerbelanın bendeyi üftadesiyem

Pençeyi Ali Abanın bir garip kurbanesiyem

Gurretül ayn habibi kibriyasın ya Hüseyin

Nuri çeşmi şahı merdanın ……. Ya Hüseyin

Hem ciğerperei Zehra fatıma hayrunnisa kurban

Ehlibeyti mücteba Ali Abasın Ya Hüseyin

Safayı cevheri kutsi ali Mustafa Zeynep

Çırağı şuleyi husmetin sarayı murtazadır Zeynep..

Ziyayı Gurretil aynı Hüseyni kerbela Zeynep

İşit hattı nidayı esiri kerbela Zeynep

* * * 

  

 

Kadiriyim Kadiri

Cümle Tarık ilk eri

Hepsinin serveri

Kadiriyim Kadiri

 

Kademe hâzâ demiş

Ne de güzel söylemiş

Gerçeği telkin etmiş

Kadiriyim Kadiri

 

Sevgiyle yaklaş demiş

Başarı sırrı imiş

Pirimiz böyle demiş

Kadiriyim Kadiri

 

Hemen çağır birliğe

Tez ulaşırsın iyiliğe

Elbet sonu dirliğe

Kadiriyim Kadiri

 

Nazarıyla hep diri

Râh-ı rıza askeri

Gayret et kalma geri

Kadiriyim Kadiri

 

Zikrullahın efdalı

Yad-ı cemildir adı

Devam et de bul tadı

Kadiriyim Kadiri

 

Sadrın bulur salâhı

Gel analım Allah’ı

Sözüm doğru vallahı

Kadiriyim Kadiri

* * *

 

Hakk’tan inen şerbeti

İçtik elhamdülillah

Şol kudret denizini

Geçtik elhamdülillah

 

Şu karşıki dağları

0 yemyeşil bağları

Sağlık sefalık ile

Aştık elhamdülillah

 

Beri gel barışalım

Yar isen bilişelim

Atımız eğerlendi

Koştuk elhamdülilah

 

Kuru iken yaş olduk

Ayak iken baş olduk

Kanatlandık kuş olduk

Uçtuk elhamdülillah 

Vardığımız illere

Şol sefa gönüllere

Halka Taptuk manisini

Saçtık Elhamdulillah

 

Dirildik pınar olduk

İrkildik ırmak olduk

Aktık denize daldık

Taştık Elhamdulillah

 

Taptuğun tapusunda

Kul olduk kapusunda

YUNUS miskin çiğidik

Piştik elhamdüllllah